T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2017 / 35
KARAR NO : 2017 / 95
KARAR TR : 20.02.2017
ÖZET : Davalı Belediyenin sorumluluk sahasında meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacı :E.Sigorta A.Ş. Vekili :Av. M. S. K. Davalı :Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili :Av. A. Ertaş O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacışirketin sigorta teminatı kapsamındaki 16 JKY 81 plakalıaracın, Acemler köprüsüne 100 metre mesafede orta refüjsulaması nedeniyle taşıt yoluna akan suyun yolukayganlaştırması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek,ayırıcı taşlara çarparak sürüklenip yanyattığını, tek taraflı ve büyük çaptamaddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, TrafikDenetleme Şube Müdürlüğü' nün 31.07.2012tarihli kaza tespit raporu ile davalı kurumun kazanın oluşumunda%100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini,, müvekkilininsigortalısının halefi olarak tazminat talep etme hakkıdoğduğunu belirterek, davanın kabulü ile sigortalıyaödenen 11.500,00 TL zararın ödeme tarihi olan 16.08.2012 denitibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müvekkilineödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. BURSA 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 19.4.2016 gün ve E:2016/120, K:2016/184sayılı kararı ile “Yapılan yargılama sonunda;kazanın meydana geldiği yolun çift şeritlibölünmüş yol olduğu, yolun düz vegörüşü engelleyen bir unsur bulunmadığı,hız sınırının 50 km/h olduğu, kazanınmeydana geldiği 06.55 sularında havanın aydınlıkolduğu, kazanın meydana gelmesinde kaza mahallinin hemenarkasında yol eğiminin bittiği virajlı kısımdaoluşan su birikintisinin yanında sürücü Mustafa Baki'nin hız sınırları üzerinde bir hızla virajagirmesinin de etkisinin olduğu, trafik kazası tespittutanağında yolun bahsedilen kısmında bulunan subirikintisinin kazaya sebep olduğunun belirlenmesine rağmen,sürücünün hızını azaltamadan virajagirmesinin de etkisi bulunduğu, bu şekilde sürücüMustafa Baki' nin aracın hızını yükü, tekniközellikleri, görüş, yol ve trafik durumunungerektirdiği şartlara uydurmadığı, ayrıca trafikişaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ilebelirtilen veya gösterilen hususlara uymadığından %50kusurlu olduğu, davalı belediyenin ise, yolların bakım veonarımından sorumlu idarelerin yolların trafik düzenini vegüvenliğini sağlamak zorunda olma hükmünü ihmalederek yolda sulama suyunun birikmesi nedeni ile yolun kayganlaşmasıve kazaya sebep olmasından dolayı %50 oranında kusurluolduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kararverildiği, Tarafvekillerinin karşılıklı olarak temyiz talepleriüzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23/11/2015 tarihli, 2015/4057 -12598 sayılı "Karayolları Trafik Kanunu 10. maddesinegöre yapım ve bakımından sorumlu olduğu yollarıtrafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakve Belediyeler Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca, kanunlarınbelediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiğibütün işleri yürütmek belediyelerin görevleriarasındadır. Belediyelerin bu mecburi kamu görevidolayısıyla meydana gelen zararlar, hizmet kusuru sonucudoğmuş zararlardan sayılacağından, bu türtazminat davalarının çözümlenme yerinin de idari yargımercii olması gerekir. Bu itibarla, idari yargı görevliolduğundan mahkemece HMK 114/2 maddesi gereğince yargı yolununcaiz olmaması nedeniyle HMK 115/2 maddesi gereğince davanın davaşartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken,işin esasına girilerek yazılı şekilde hükümkurulması doğru olmamış, bozmayıgerektirmiştir." gerekçesi ile hükmünbozulmasına karar verildiği, bozma ilamında belirtildiğigibi belediyelerin hizmet kusuruna dayalı tazminat davalarına bakmagörevinin idari yargıya ait olduğu” gerekçesiyle, davacınındavasına bakma görevinin idari yargının görevalanına girmesi nedeniyle görev yönünden usulden reddinekarar vermiş, temyiz edilmeyen karar 19/10/2016 tarihi itibarıylakesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. BURSA 3. İDAREMAHKEMESİ: 28.12.2016 gün ve E:2016/1541 sayılı kararıile “…2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 14.maddesinin 3.bendinde, dava dilekçeleriningörev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konuolacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olupolmadığı, süre aşımı, husumet ve 3 ve5.maddelere uygun olup olmadıkları yönlerindensırasıyla inceleneceği belirtildiğinden, öncelikleönümüzdeki uyuşmazlığın idari yargıyerinin görev alanına girip girmediğinin irdelenmesi gerekir. Anayasa’nın125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde, idari eylem veişlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafındanaçılan tam yargı davaları, idari dava türleriarasında sayılmıştır. Buna göreidare personelinin dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu oluşankişisel kusura değil de, zararın kamu hizmetinin,yürütülmesi sırasında doğduğu nedeniyleidarenin hizmet kusuruna dayanılmış olmasıkarşısında, kamu hizmeti yürüten davalıidarelerin hizmeti yürüttüğü sırada kişilereverdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, olaydakamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin, hizmetkusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Buhususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göreyapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa’nın 2/1-bmaddesi kapsamında bulunan tam yargı davasınıngörüm ve çözümünde idari yargı yerleriningörevli olduğu açıktır. Bunakarşın, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun 13/1. maddesinde "Karayolunun yapımı,bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütünkuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür."hükmü ile 14. maddesinde " Karayolu yapısı ve trafikişaretleri ile ilgili olarak; a) Karayoluyapısı üzerine, trafiği güçleştirecek,tehlikeye sokacak veya engel yaratacak, trafik işaretleriningörülmelerini engelleyecek veya güçleştirecekşekilde bir şey koymak, atmak, dökmek, bırakmak ve benzerihareketlerde bulunmak, b) Karayoluyapısını, trafik işaretlerini ve karayoluna ait diğeryapı ve güvenlik tesislerini, üzerlerine yazı yazarak,çizerek veya başka şekillerde bozmak, yerlerinideğiştirmek veya ortadan kaldırmak Yasaktır. Meydana gelentehlike ve engeller, ilgili kuruluşlar ve zabıtaca ortadankaldırılır, bozukluk ve eksiklikler yolun yapım vebakımından sorumlu kuruluşça derhal giderilir, zararkarşılıkları ve masrafları sorumlularaödetilir" hükmüne, yine aynı Kanun'un 19.01.2011 tarihve 27820 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiile değişik 110. maddesinde ise "İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, buKanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafık kazalarında da buKanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." hükmüne yerverilmiştir. Bakılandavanın; davacıya ait 16 JKY 81 plakalı aracın, 31.07.2012tarihinde Mustafa BAKİ yönetiminde yakın çevre yoluAcemler Köprüsüne 100 m mesafede orta refüj sulamasınedeniyle taşıt yoluna akan suyun, yolukayganlaştırması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesineticesinde meydana gelen tek taraflı maddi hasarlı trafikkazasından dolayı davacı şirket tarafındansigortalıya ödenen (fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydıyla) 5.750 TL tazminatın, ödeme tarihi olan16.08.2012'den itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birliktedavalı idarece tazminine karar verilmesi istemiyle anlaşılmaktadır. Dolayısıyla,yukarıda açıklanan nedenler ve 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi gözetildiğinde bakılan dava; davalı idareninyapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli vesorumlu ve üzerinde meydana gelen engel ve tehlikeleri ortadankaldırmakla yükümlü olduğu bir karayolunda meydanagelen kazadan doğan zararın tazmini isteminden kaynaklanmakta olup,bu nedenle de 2918 sayılı Kanun'dan doğan bir sorumlulukdavası niteliğindedir. Bubağlamda; uyuşmazlığın görüm veçözümünde anılan Kanun'un yukarıdaaktarılan 110. maddesi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmaktadır”görüşüyle 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanun’un 19.maddesi hükümleri uyarınca görevliyargı merciinin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiş,dosya Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan20.2.2017 günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının, ekinde adli yargı dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargı,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalı idareninsorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen maddi hasarlı kazanedeniyle davacı tarafından evvelce ödenen tazminatındavalı Belediyeden rücuan tahsili istemiyleaçılmıştır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçittemeydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığın çözümündeadli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlakbir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklıdeğildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olmasıgereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğisonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden, Bursa 3. İdareMahkemesinin Başvurusunun Kabulü ile Bursa 1. Asliye HukukMahkemesi’nin 19.04.2016 gün ve E:2016/120, K:2016/184 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Bursa3. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.04.2016 günve E:2016/120, K:2016/184 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 20.02.2017 gününde ÜYE Süleyman HilmiAYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞI OY 03.11.2015tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlananUyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/670,K:2015/671 sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum.20.02.2017 ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy