T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 709
KARAR NO : 2017 / 61
KARAR TR : 20.02.2017
ÖZET : Davalı idarenin sorumluluk alanında meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacı : A.Sigorta A.Ş.
Vekili : Av. H.L.P.
Davalı : Ümraniye BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av. S.B.K.
O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilitarafından kasko sigortası ile teminat altınaalınmış bulunan; 42 ZN 010 plakalı aracın, 03/11/2011tarihinde meydana gelen kaza ile hasarlandığını;sigortalısının 21.062,00 TL zararını 30/12/2011tarihinde ödeyen müvekkilinin onun haklarına halefolduğunu, kazaya yol çalışması esnasında yoladökülen toprak birikintilerinin neden olduğunu; yolun bakımve denetiminin davalı belediyeye ait olduğunu, bu sebeple zarardan dasorumlu bulunduğunu iddia ederek; 21.062,00 TL'nin 30/12/2011 tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle, davalıdan tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
İstanbulAnadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi: 13.12.2013 gün ve E:2012/1074, K:2013/663sayılı kararı ile “davanın kısmen kabulüne,bilirkişi raporuyla % 75 kusurlu olduğu belirlenen davalıbelediyeden 15.752,93 TL tazminatın 30.12.2011 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline” karar vermiş, karardavalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay17. Hukuk Dairesi: 29/04/2014 tarih, E:2014/7670, K:2014/6550 sayılıhükmüyle, “Davacı davalı Ümraniye Belediyesinihizmet kusuru nedeniyle dava etmiştir. Hizmet kusurundan dolayıaçılan davalar 2577 sayılı Yasanın 2. maddesigereği tam yargı davası olarak ikame edilmelidir. Yargıyolu dava şartlarından olup, mahkemece re’ sen incelenmesi vedava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddi gerekirkenyazılı şekilde hüküm tesisi doğrugörülmemiştir” gerekçesiyle kararınbozulmasına hükmetmiştir.
İstanbulAnadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi: 26.12.2014 gün ve E:2014/494,K:2014/562 1213 sayılı kararı ile “UyuşmazlıkMahkemesinin benzer olaylarda adli yargının görevliolduğuna dair verdiği birden fazla karar olduğu” gerekçesiyleönceki kararında direnmiş, karar davalı vekilince temyizedilmiştir.
YargıtayHukuk Genel Kurulu: 04.11.2015 tarih E: 2015/17-86, K:2015/2364sayılı ilamla ; " hizmet kusuruna dayalı olarakaçılan davada idari yargı kolunun görevli olduğuyönündeki Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozmakararma uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasayaaykırı "olduğundan bahisle bozulmasına kararvermiş,
İSTANBUL20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 05.05.2016 gün ve E:2016/77, K:2016/191sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu bozma ilamıdoğrultusunda yapılan yargılama sonucunda; açılandavanın idari yargının görev alanına girmesi nedeniyledavanın usulden reddine…” şeklindeki gerekçesi iledavanın görev nedeniyle usulden reddine karar vermiş, karartaraflarca temyiz edilmeyerek 14.07.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacıvekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
İSTANBUL9. İDARE MAHKEMESİ: 27.07.2016 gün ve E:2016/1249, K:2016/1200sayılı kararı ile 2577 sayılı yasanın 14.cümaddesi yönünden incelenerek işin gereğidüşünüldü:
2576sayılı yasanın 6.cı maddesinde "Vergi Mahkemeleri;
a) Genelbütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait,vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler vebunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,
b) (a)bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının TahsiliUsulü Hakkındaki Kanunun uygulamasına ilişkindavaları,
c) Diğerkanunla verilen işleri, çözümler" hükmüyer almaktadır.
Aynıyasanın 5.nci maddesinin l nci fıkrasında da İdareMahkemelerinin, Vergi Mahkemelerinin görevine giren davalar ileDanıştay da çözümlenecek olanlardışındaki iptal davaları ile tam yargıdavalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinin birininyürütülmesi için yapılan idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar ve kanunlarla verilen diğerişleri çözümleyeceği hükmebağlanmıştır.
Davadilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, dava konusu işlemin VergiMahkemesinin görevine giren vergi, resim, harç ve benzeri maliyükümler ile bunların zam ve cezaları ile tarifelereilişkin bulunmadığı gibi idare mahkemesinin görevinegiren iptal veya tam yargı davasına konu bir işlem ile ilkderecede Danıştay’ca çözümlenecek birişlemde olmadığı, özel hukuk ilişkisindendoğan ve adli yargının konusuna giren bir işlem olduğuanlaşılmaktadır.
Kaldı ki;sigorta şirketleri tarafından sigortalılarınaödedikleri hasar giderinin tazmini amacıyla ilgili idarelerekarşı açılan davalarda, UyuşmazlıkMahkemesi'nin yerleşik içtihatlarında dava konusutazminatların adli yargının görev alanınagirdiğine ilişkin kararları mevcuttur. UyuşmazlıkMahkemesinin 24.12.2012 tarihli, E:2012/628, K:2012/498 sayılı benzerkararında da görevli yargı kolunun adli yargı olduğunakarar vermiştir.
Açıklanannedenlerle davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1 -a. maddesi hükmü görevyönünden reddine” karar vermiş, karar taraflarca temyizedilmeyerek kesinleşmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan20.02.2017 günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli ve idariyargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14.maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli ve idari yargı dosyalarının15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemiüzerine son görevsizlik kararını veren mahkemeceUyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkinişlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davalı idareninsorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğuöne sürülen zararın kusur oranında davalıBelediyeden rücuan tazmin edilmesi istemiyleaçılmıştır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu Kanununkarayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım vebakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlarailişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, seyirhalindeyken yolda bulunan toprak birikintisine çarparak kaza yapanaraçta meydana gelen zararın davacı şirkettarafından sigortalıya ödendiği, ödememiktarının kusurlu idareden rücuan tazmini talebiyledavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemekolanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetiminebağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden, İstanbul Anadolu 20. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 05.05.2016 gün ve E:2016/77, K:2016/191 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbulAnadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05.05.2016 gün ve E:2016/77,K:2016/191 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 20.02.2017 gününde ÜYE Süleyman HilmiAYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞI OY 3.11.2015tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlananUyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.9.2015 gün ve E:2015/670,K:2015/671 sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum.20.02.2017 ÜYE SüleymanHilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy