T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 715
KARAR NO : 2017 / 65
KARAR TR : 20.2.2017
ÖZET : Emekli Sandığı iştirakçisi olan davacıya, ilaçlı stent bedelinin ödenme-yeceğine ilişkin işlemin iptali, tedavi kurumuna ödenmiş olan tutarın ödenmesi istemiyle açılan davanın; davacının 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu görevlisi/ emekli olduğu gözetildiğinde; İDARİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : Dr. S.Z.K.
Vekili : Av. S.D.
Davalı :Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekilleri : Av.S.A., Av.B.S.
O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde; müvekkiline 2000 yılında“aort yetersizliği" teşhisi konularak açıkkalp ameliyatı yöntemiyle “aort kapak replasmanı”uygulandığını; 31.07.2008 de yapılan Eko Kardiografide2 (+)Aort yetmezliği sol karıncık EF (Ejeksiyon Fraksiyonu %49)olarak saptandığını; Ağustos 2008 de yapılanSpect incelemesinde İnfark ve İskemi tespit edildiğini, 4.8.2008tarihinde yapılan BT Angio tetkiklerde özellikle sol ön anadamarda %70’e varan darlık tespit edildiğini; 24.10.2008 deKoroner Angiografi ve Sol ventrikülografi uygulandığını, %70 daralma olan LAD Sol ön ana damar ve P.T.C.A ya Stent uygulanmasıgerektiğinin Heyet Raporu ile önerildiğini ve daha öncegeçirdiği açık kalp ameliyatı ve protezkapağının durumu da göz önünde bulundurularak LADVE PTCA ya direk ilaçlı Stent uygulandığını; müvekkilinin bu tedavi karşılığı olan 11.900,00TL. fatura bedelini davalı kurumdan 13.11.2008 tarihli dilekçetalep ettiğini, ancak talebinin davalı kurum tarafından31.12.2008 tarihli Resmi Gazete de yayınlanan “SağlıkUygulama Tebliği’nin 55 maddesi” gerekçegösterilerek reddedildiğini, ilaçlı stent bedelininödenmediğini ifade ederek; davalı İdarenin, 30.01.2009tarih ve 02189 sayılı “ilaçlı stent bedelininödenmeyeceğine” işleminin iptaline, tedavi kurumunaödenmiş olan 11.900,00 TL’nin 31.10.2008 tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesiistemiyle 6.3.2009 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.
ANKARA 2.İDAREMAHKEMESİ; 23.7.2009 gün ve E:2009/307, K:2009/1071 sayıile, “(…)5434 sayılı Emekli SandığıKanunu'nun Geçici 139. maddesinde Sandıkiştirakçilerinin tedavi giderlerine ilişkin hükümleryer almakta iken, bu Kanunun anılan hükmünün de yeraldığı bir kısım hükümleriniyürürlükten kaldıran ve Emekli Sandığınailişkin getirilen hükümleri 1 Ekim 2008 tarihinden itibarenyürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1. maddesinde; bu Kanununamacının, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasıbakımından kişileri güvence altına almak, busigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, buhaklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanmayöntemlerini belirlemek, sosyal sigortaların ve genelsağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usul veesasları düzenlemek olduğu belirtilmiş, "GenelSağlık Sigortası Geçiş Hükümleri"başlıklı Geçici 12.maddesinin 8.fıkrasında;ilgili kanunları gereği tedavi yardımlarıkarşılanan kişilerin, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, buKanun açısından genel sağlık sigortalısıveya genel sağlık sigortalısının bakmaklayükümlü olduğu kişi sayılacağı kuralabağlanmış, "UyuşmazlıklarınÇözüm Yeri" başlıklı 101.maddesinde ise;Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanununhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğihükmü yer almıştır.
Davadosyasının incelenmesinden; emekli olan davacıya, tedaviedildiği Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde24.10.2008 tarihinde ilaç salınımlı stenttakıldığı ve davacı tarafından, anılanstentin bedeli olan 11.900-TL'nin tarafına ödenmesi istemiyle13.11.2008 tarihinde davalı idareye başvurulduğu,başvurunun 30.01.2009 gün ve 02189 sayılı işlemlereddedilmesi üzerine de söz konusu işlemin iptali ile11.900-TL'nin 31.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiylebakılmakta olan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Bu durumda;5434 sayılı Kanun kapsamındaki tedavi giderlerinden kaynaklananuyuşmazlıklar idari yargı yerlerinde görülüpçözümlenmekte iken, 5510 sayılı Kanun ile, 5434sayılı Kanunun tedavi giderlerine ilişkin hükümlerinin01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüktenkaldırıldığı, aynı Kanunda sağlıksigortasına ilişkin hükümlerin düzenlendiği,davacının, tedavisinde kullanılan stent bedelinin ödenmesiiçin yaptığı başvurusunun reddine ilişkinişlemin tesis edildiği (30.01.2009) ve bakılan davanınaçıldığı (06.03.2009) tarihlerde 5510sayılı Kanunun yürürlükte olduğu, cihaz ve malzemebedelinin ödenip ödenmeyeceği hususunun bu Kanunhükümleri uyarınca değerlendirileceğinden, buuyuşmazlığın yukarıda yer verilen Kanunhükümleri uyarınca adli yargı yerince (İşMahkemelerinde) görülüp çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, davanın 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin l/a bendiuyarınca görev yönünden reddine…” kararvermiş; bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez, aynı istemle, 10.9.2009 tarihinde adli yargı yerindedava açmıştır.
Ankara 2.İşMahkemesi; 21.7.2011 gün ve E:2009/840, K:2011/506 sayı ile,uyuşmazlığın esasını inceleyerek davanınkısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine kararvermiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesi; 28.2.2013gün ve E:2011/14971, K:2013/3528 sayı ile, uyuşmazlığınesası yönünden hükmün bozulmasına kararvermiş; Ankara 2.İş Mahkemesi; 25.3.2015 gün ve E:2013/1204,K:2015/265 sayı ile, Yargıtay Bozma ilamına uymaksuretiyle, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkintaleplerin reddine karar vermiş; bu kararın temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesi; 29.6.2015 gün veE:2015/10685, K:2015/14850 sayı ile “(…) Somut olayda, her nekadar daha önce Dairemizin 28.02.2013 tarihli, 2011/14971 E, 2013/3528Ksayılı ilamı ile yerel mahkemenin davanın kısmenkabulüne dair hükmünün bozulmasına karar verilmişise de, mahkemelerin görevi ve yargı yolunun belirlenmesinin kamudüzenine ilişkin bulunması nedeniyle, yargılamanın hersafhasında, mahkemece, re'sen nazara alınmasıgerektiğinden, 5510 sayılı Yasa'nınyürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden önceEmekli Sandığı iştirakçisi olan davacınıntedavi giderlerinin tahsiline ilişkin isteminçözümünün idari yargının görevalanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın114/1 -b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolununcaiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesigerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde kararverilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
ANKARA2.İŞ MAHKEMESİ; 15.12.2015 gün ve E:2015/848, K:2015/1805sayı ile, “(…)Mahkememiz tarafından yapılanyargılama sonucunda verilen karar Yargıtay 21.HD.nin 29/06/2015tarih, 2015/10685 Esas 2015/14850 Karar sayılı ilamı ilebozularak mahkememize gönderilmiş, Mahkememizce Yargıtay bozma ilamınauyulmuştur. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere,mahkemelerin görev ve yargı yolunun belirlenmesinin kamudüzenine ilişkin bulunması nedeniyle yargılamanın hersafhasında mahkemece resen nazara alınması gerektiğinden5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği01/10/2008 tarihinden önce Emekli Sandığıiştirakçisi olan davacının tedavi giderlerinin tahsilineilişkin istemin çözümünün idariyargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100sayılı HKM’nın 114/1-b maddesine göre davaşartı olan "Yargı yolunun caiz olmaması"nedeniyle davanın usulden reddine,… verilen kararınkesinleşmesi halinde görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin dosyanın uyuşmazlık mahkemesine gönderilmesine” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 21.HukukDairesi; 20.6.2016 gün ve E:2016/9215, K:2016/10221 sayı ile,kararı vekalet ücreti yönünden düzelterekonamıştır.
Davacıvekili 28.11.2016 tarihli dilekçe ile dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesini talep etmiş, bilahare; Ankara2.İş Mahkemesi, bila tarih, E.2015/848 sayı ile görevliyargı yerinin belirlenmesi için dosyayı Mahkememizegöndermiştir.
İNCELEME VEGEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan20.2.2017 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
Olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bununüzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahipolduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
1-2247sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı merciidavada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki, başvuru kararının, görev konusundaUyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilmesine değin işinincelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu,14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda, adliyargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciin belirtilmesiiçin re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmasına da karar verilmiştir.
Bu haliyle, Ankara2.İş Mahkemesi’nce re’sen yapılan başvuru, 2247sayılı Yasa’da öngörülen yöntemeuymamaktadır.
Ancak, adlive idari yargı yerleri arasında olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının, davacı vekilinin görevuyuşmazlığının giderilmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesi istemine ilişkindilekçesi ile birlikte son görevsizlik kararını verenMahkemece, İdari Yargı dosyası ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği, sonuçta usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, EmekliSandığı iştirakçisi olan davacıya, ilaçlı stent bedelinin ödenmeyeceğine ilişkin 30.01.2009tarih ve 02189 sayılı davalı İdare işleminin iptali, tedavikurumuna ödenmiş olan 11.900,00 TL’nin 31.10.2008 tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyleaçılmıştır.
31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılıKanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar(memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul veyetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir.Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğündensonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…”
Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur vediğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, dahaönce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerinetabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmsına devam edileceği;ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlisi olarak çalışmayabaşlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesiuyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalısayılacağı ve haklarında 5434 sayılıKanun’un değil 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceği açıktır.
Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.
Bu durumda,5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dulve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağımuamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem”niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-amaddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davalarıkapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce kamugörevlisi/ emekli olan davacı tarafından açılandavanın, görüm ve çözümünün idariyargı yerinde görüleceği sonucunavarılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Ankara 2.İş Mahkemesinin başvurusunun kabulüile Ankara 2.İdare Mahkemesinin, 23.7.2009 gün ve E:2009/307,K:2009/1071 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara2.İş Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara2.İdare Mahkemesinin, 23.7.2009 gün ve E:2009/307, K:2009/1071sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,20.2.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy