T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 615
KARAR NO : 2017 / 25
KARAR TR : 20.2.2017
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacı : H. Sigorta A.Ş.
Vekilleri :Av. A.T. A., Av. B.B. I., Av. H.Tekdaş
Davalı : Karayolları Genel Müdürlüğü
Vekili :Av. C.S.
O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigortaşirketi tarafından kasko güvencesi altında olan 21 G 8247 plakasayılı aracın 04/06/2012 günü Siirt-Bitlis karayolununZiyaret mevkii kavşağına geldiğinde karayollarıgörevlileri tarafından yanlış yönlendirilerek tersyöne girip çalışma yapan çekici ile kendisineyeşil ışık yandığı andaçarpışarak hasarlandığını, meydana gelen kazaneticesinde oluşan 4.553,00 TL hasar tazminatınınsigortalıya ödendiğini, kazanın ve hasarın meydanagelmesinde yolun bakım ve onarımından sorumlu davalıidarenin kusurlu olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla 4.553,00 TL’nin ödeme tarihi olan27/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdanrücuen tahsili istemi ile adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Ankara 11. AsliyeHukuk Mahkemesi: 28/09/2012 gün ve 2012/511 Esas, 2012/441 Kararsayılı kararı ile özetle davacının kaskosigortası nedeniyle ödediği tazminatın rücuentahsiline ilişkin davanın ticari nitelikte olup Asliye TicaretMahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlikve gönderme kararı vermiştir. Davalı vekilinin kararıtemyiz etmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi: 18/03/2013 günve 2013/3077 Esas, 2013/3610 Karar sayı ile aynen,‘‘…kamu hizmeti görmekle yükümlü olandavalı Karayolları Genel Müdürlüğü, kamuhizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özelhukuk hükümlerine tabi değildir. Hizmet kusurundan kaynaklananzararlar yönünden açılan davaların ise, İdari YargılamaUsulü Hakkındaki Kanunu’nun 2. maddesi hükmüuyarınca, idare aleyhine idari yargı yerinde tam yargıdavası olarak açılması gerekmektedir. Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re'sen dikkatealınması zorunludur. Somut olayda, yol çalışmasıyapılan yerde davalı kurum görevlilerinin yanlışyönlendirmesi sonucu kazanın meydana geldiği iddia edilmektedir.Bu durumda mahkemece, dava dilekçesinin yargı yolu (görev)bakımından reddi gerekirken yazılı şekilde kararverilmesi doğru görülmemiştir.’’şeklindeki gerekçesi ile kararın görev nedeniylebozulmasına hükmetmiştir.
Ankara 11.Asliye Hukuk Mahkemesi: 06/11/2013 gün ve 2013/407 Esas, 2013/588 Kararsayı ile aynen ‘‘…Karayolları Trafik Kanunu, 6099sayılı yasa ile değişik, 110. maddesine göre, sadeceKamu Kuruluşlarına ait araçlar bu kapsamaalınmamış, ayrıca bu kanundan doğan sorumlulukdavalarının Adli Yargıda görüleceğibelirtildiğinden, bu dava da, bu kanundan doğan bir sorumlulukdavası olduğundan, Adli Yargı ve Mahkememiz görevliolduğundan, davalının temyiz dilekçesinde ilerisürdüğü idari yargının görevli olduğunailişkin iddiası yerinde değildir.
UyuşmazlıkMahkemesinin istikrarlı bir şekilde verdiği kararlardan da,idareler aleyhine trafik kazası nedeni ile kusurları ilerisürülerek açılan tazminat davalarında da, KarayollarıTrafik Kanunu’nun 110. maddesi gerekçe gösterilmek sureti ileadli yargının görevli olduğu belirtilmektedir.
Davacıvekili de, 23/10/2013 havale tarihli dilekçesi ile, konuya ilişkin 32adet Uyuşmazlık Mahkemesi kararı ibraz etmiştir.
Adli yargıgörevli olduğundan, 17. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamınakatılınamamıştır.
Bu nedenledirenme kararı verilmesi gerekmiştir,
Davada ikinciçözümlenmesi gereken husus, adli yargıda hangi mahkemeningörevli olduğu noktasındadır.
Yargıtay17. Hukuk Dairesi 21/02/2013 tarih 573/20915 sayılı kararında, 22/3/1944tarih 37/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararınaatıf yaparak, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunubelirtmektedir.
Anılankararda, sigortacının poliçede yazılı olup dasigorta bedeli nispetinde sigortalının yerine geçeği,sigortacılığın mutlak bir ticari dava olduğu,davanın ticaret mahkemesinde ikame edilmesi icap eder denecek olursa,menşei mahiyeti ve illeti aynı olan ve haksız fiil içintecezzisi mümkün bulunmayan bir borç için, iki ayrıkaza merciinde birden dava açılabileceği kabul edilecek olurise, bu durum kanuna ve hukuka uygun düşmez gerekçesi ilerücu davasının, Asliye Hukuk Mahkemesindegörüleceği benimsenmiştir.
Davacıhak sahibi sigortaya karşı dava açtığındataraflar tacir olsun olmasın sigortacılığın Ticaret Kanunu’ndadüzenlendiği, TTK’nın 4. maddesine göre, bu kanundandoğan hukuk davalarının ticari davasayıldığı, aynı kanunun 5/2. maddesine göre biryerde ticaret mahkemesi var ise ticaret mahkemesinde bakılacağıhususunun düzenlendiği, ZMMS Karayolları Trafik Kanunu iledüzenlenmekle birlikte, TTK da 1483 ve devamı maddesinde zorunlusorumluluk sigortalılarının düzenlendiğini,uyuşmazlığın bu nedenle Ticaret Mahkemesindegörülmesi gerektiği benimsenmektedir.
Yargıtay17 Hukuk Dairesi’nin yerleşmiş vaziyetteki kararları budoğrultudadır. (eg:28/03/2013 tarih 3466/4429 sayılıkararı)
Zararauğrayan, sigortaya karşı dava açtığındadava, ticari nitelikte görülmekte ve ticaret mahkemesiningörevli olduğu belirtilmektedir.
Sigortatarafından TTK 6762 sayılı Yasanın 1301. Maddesi, 6102sayılı Yasanın 1472 sayılı maddeleri uyarıncadava açıldığında Asliye Hukuk Mahkemesiningörevli olduğunun belirtilmesi, aynı olayla ilgili olarak, ikiayrı farklı mahkemenin görevli olduğuna karar verilmişolmaktadır.
1944 tarihliİçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesiise, iki ayrı mahkeme olmaması esasına dayanmaktadır. 1944tarihli içtihadı birleştirme kararınınçıktığı tarihteki yasal düzenleme ilebugünkü yasal düzenleme arasında büyük farkvardır. Bugünkü yasal düzenlemede ticaret kanunundadüzenlenen bir hususla ilgili ticaret mahkemesinin görevliolduğu belirtilmektedir. Rücu hususu ticaret kanunundadüzenlenmiştir. Ayrıca rücunun şartlarınınolup olmadığı da, ticaret kanunda sigortaya ilişkinhükümlerin uygulanması sureti ile belirlenecek bir husustur. Budurumda bu davaya bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesigörevlidir...’’ gerekçesiyle direnme kararıvermiştir.
Davalıvekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay Hukuk GenelKurulu: 04/11/2015 gün ve 2014/17-1532 Esas, 2015/2367 Karar sayı ileaynen ‘‘…Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önünegelen uyuşmazlık; kamu kurumu niteliğindeki davalı kurumunyol çalışması hizmetinin kusurlu olarak verilmesi nedeniile oluşan araç hasarının tazmini istemine yönelikolarak açılan davanın idari yargı mı, yoksa adliyargı yerinde mi görüleceği noktasındatoplanmaktadır.
Somut olaydakiuyuşmazlığın çözümübakımından hizmet kusuru kavramı ve uyuşmazlığailişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yararbulunmaktadır.
2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın“Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1.fıkrası İdarenin her turlu eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolu açıktır”hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür” düzenlemesini içermektedir.
İdarehukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biriidarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığısözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu;diğeri ise, idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusundayapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin hertürlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleridoğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluktürüdür. İdarenin kişilere verdiği zararlarıtazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmetkusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuz sorumluluğuna”dayanmaktadır.
İdareninkusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru”kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam vekapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genelolarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğuherhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veyateşkilatında, bünyesinde, personelinde yahutişleyişinde bir takım aksaklık, hukukaaykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlıkveya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır(SARICA Ragıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk FakültesiMecmuası, “Hizmet Kusuru ve Karakterleri, Y. 1949, C. 15, S. 4, s.858; ATAY Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIMTuran, idari Yargı, İstanbul 2008, s. 253 ).
Hizmetkusurunun üç durumda varlığı hem yargıiçtihatları hem de öğreti tarafından kabuledilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi,hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.
Buna göreidare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ilenedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup, İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari YargıYetkisinin Sınırı başlıklı 2. maddesinin 1.fıkrasının “b” bendi gereğince“İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tamyargı davası açabilecektir. Yine İYUK 15/I-a maddesindeise, adli yargının görevli olduğu konulardaaçılan davaların reddine karar verileceği de hükmebağlanmıştır.
Hizmetkusuruna ilişkin bu açıklamalardan sonra somutuyuşmazlığın temelini oluşturan 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 110. maddesindekidüzenlemeye değinmekte yarar bulunmaktadır.
2918sayılı KTK’nın 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılıKanun’un 14. maddesi ile değişik “Görevli ve YetkiliMahkeme” başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrası“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır” hükmünüiçermektedir.
Özelliklemaddede metninde geçen İşleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları” ibaresinin farklıyorumlanmasının yargı yoluna ilişkin ihtilafıdoğurduğu görülmektedir.
Buradanhareketle 2918 sayılı KTK’da sorumluluğa ilişkindüzenlemelerin hangi hallerde, kime/kimlere yönelik olduğununbelirlenmesi gerekmektedir.
2918sayılı KTK’da hukuki sorumluluğa ilişkindüzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta”başlıklı 8. kısımda 85 ve devamı maddelerinde yeralmaktadır. 85. maddenin 1. fıkrası “Bir motorluaracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veyayaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebepolursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veyaişletme adı altında veya bu teşebbüs tarafındankesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni vebağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğanzarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”şeklindedir.
Bununyanında yine Kanunun “Devlete ve Kamu Kuruluşlarına AitAraçlar” başlıklı 106. maddesi Genelbütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, ilözel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerineve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebepoldukları zararlardan dolayı bu Kanunun işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bukuruluşlar, 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olansorumluluklarının karşılanmasını sağlamaküzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigortaşirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmaklayükümlüdürler” hükmünüiçermektedir.
Görüldüğügibi KTK’da sorumluluğa yönelik düzenlemeler 85 vedevamı maddelerinde yer almakta olup sorumlu olarak motorlu araçişleteni (gerçek ya da farazi işleten olabilir) ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibibelirlenmiştir. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken vemüteselsilen sorumlu olacaklardır”. Özellikle 106. maddedebelirtildiği üzere kamu kuruluşlarına aitaraçların neden olduğu zararlara ilişkin sorumluluk da 85ve devamı maddeleri gereğince işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümlere tabikılınmıştır.
Anlaşılmaktadırki, yapılan değişiklik ile 2918 sayılı KTK’dandoğan sorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devletve diğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları’ da dahil olmaküzere adlı yargı yerinde görüleceği, zarargörenin kamu görevlisi olmasının da söz konusu Kanunhükmünün uygulanmasını önlemeyeceğiöngörülmüştür.
Buradavurgulanması gereken husus ister özel hukuk isterse kamu hukukukişisi olsun 2918 sayılı KTK gereğince sorumluluğuancak motorlu araç işleteni ve araç işleticisininbağlı olduğu teşebbüs sahibi sıfatı ilesöz konusu olabilmektedir. İşleten tanımı iseKTK’nın 3. maddesinde “Araç sahibi olan veyamülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcısıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veyaaracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerdekiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafındanbaşka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesikendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerindefiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işletensayılır” şeklinde yapılmıştır.
Bunailaveten’ KTK’nun 110. maddesindeki 6099 sayılıYasanın 14. maddesi ile yapılan değişiklikgerekçesinin değerlendirilmesi de sorununçözümüne katkı sağlayacaktır.Gerçekten 110 maddede yapılan değişikliğin genelgerekçesinde “...Karayolları Trafik Kanunu, kamuya aitaraçların karayolu üzerindeki seyrini (m.85, 86, 90, 106, 109ve diğ.) kendi kapsamına almış ve bu neviaraçların sebebiyet verdikleri zararların tazminidavaları -doğru olarak- adli yargıdagörülmüştür...”; madde gerekçesinde ise...Komisyon; Kanunun kamu araçlarının karayolundaki seyrini vebu sırada oluşan haksız fiilleri özel hukukabağlı kılmış olması karşısında (m.106), bu tür fiillerden kaynaklanan davaların adli yargıdagörülmesini, bu kabulün kaçınılmaz sonucuolarak görmektedir... Sonuç olarak, kamuya ait olanaraçların sebebiyet verdiği trafik kazaları ile hemzemingeçitlerde meydana gelen tren-trafik kazaları KarayollarıTrafik Kanununa bağlı kılınmış, buuyuşmazlıklarda görevin adli yargıda olduğuyönünde düzenleme yoluna gidilmiştir...”şeklinde kanun koyucunun amacı ortaya koyulmuştur.
Görüldüğügibi, anılan değişiklikle “kamuaraçlarının” verdiği zararlar nedeniyleişletenin sorumluluğuna ilişkin olarak 2918 sayılıKanunun amacına uygun biçimde adli yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiş, hizmet kusurundankaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların da bu kapsamdadeğerlendirileceğine yönelik her hangi bir ifadeye yerverilmemiştir.
Ayrıcadeğinilmesi gereken diğer bir husus KTK’da kuruluşlar vekomisyonlara verilen görev ve yetkilere ilişkin sorumluluğun buKanun kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediğidir.Karayolları Genel Müdürlüğü 6001 sayılıkendi kuruluş yasası yanında KTK’nın 7. maddesinde degenel olarak karayollarını emniyetle kullanılmasınısağlamakla görevli ve yetkili kılınmıştır.KTK’da yalnızca Karayolları GenelMüdürlüğünün değil, Kanun’un 2.Kısmının 4 ila 12. maddelerinde karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzen vegüvenliğini sağlamak, trafik güvenliğini ilgilendirengerekli önlemleri belirlemek ve motorlu araçlar ile ilgili idariişlemleri düzenlemek amacı ile Emniyet GenelMüdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı,Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı, Belediyelerin de görev veyetkileri sayılmıştır.
Bununlabirlikte 2918 sayılı KTK’da diğer kamu idareleri veKarayolları Genel Müdürlüğü’nün vetrafik güvenliği ile ilgili üstlendikleri kamu hizmetlerindendolayı hukuki sorumluluğu düzenlenmiş değildir.Yanı Karayolları Genel Müdürlüğü’nünkarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetleri gibi diğer kamu kuruluşlarının kendi görevalanlarındaki kamu hizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarınagöre yürütüleceği, anılan kuruluşlarınidari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların daAnayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İYUK’un2. maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesigerektiği noktasında duraksama bulunmamaktadır.
Yukarıdanberi yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde,KTK’dan doğan sorumluluk davaları 85 ve devamımaddelerinde düzenlenen “motorlu aracınişletilmesinin” sonucu doğan zararlar nedeni ile motorluaracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibinin” sorumlu olduğu davalardırYani KTK 106 gereğince Devlet ve diğer kamu kuruluşlarınaait motorlu araçların işletilmesi nedeniyle araçişleticisi sıfatıyla (KTK 85 gereğince) kamu idareleri vekuruluşlarına karşı açılacaklarda dahilbütün araç sahibi ve işleticilerine karşıaçılan davalar adli yargı kolunun görev alanınagirmektedir. Buna karşın kamu idareleri ve kuruluşlarıntrafik güvenliği ve düzenini sağlamak amacıyla gerekkendi kuruluş kanunları gerekse 2918 KTK ya göreyürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmeti niteliğinitaşıması ve yukarıda sözü edilen KTK dagörevlendirilen kamu idare ve kuruluşlarınınsorumluluklarına ilişkin her hangi bir düzenlemenin ayrıcaKTK’da yer almaması dikkate alındığında, trafikdüzeni ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklandığıiddia edilen zararların tazmini istemiyle ilgili idarelere karşıaçılan davalar idari yargı kolunun görev alanınagirmektedir.
Benzer biruyuşmazlıkta aynı ilkeler Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun 26.02.2015 tarih, değerlendirilmiştir Kararsayılı ilamında da benimsenmiş ve idari yargı kolunungörevli olduğu değerlendirilmiştir.
Yapılanbu açıklamalar sonucu somut olay değerlendirildiğinde,davacıya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracındavalı Karayolları Genel Müdürlüğü’nceyapılan yol çalışması sırasındagörevlisinin yanlış yönlendirmesi sonucu hasarauğradığının iddia edilmiş olmasıbakımından KTK’nın 85 ve devamı maddelerindedüzenlenen işletenin hukuki sorumluluğuna değil,davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerinegetirilmediği yani yürütülen kamu hizmetinin kusurluişletildiği, meydana gelen kazada hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklandığındanuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğuanlaşılmaktadır.
Hukuk GenelKurulunda yapılan görüşmeler sırasında birkısım üyeler tarafından KTK’nın 110 maddesindeki“bu Kanundan doğan sorumluluk davaları” ibaresi ilehizmet kusuruna dayalı olarak açılan davalarda da görevliyargı kolunun adli yargı olduğu ve rücudavalarının idari yargıda görülebilecek davaçeşitlerinden olmadığı belirtilerek yerel mahkemedirenme kararının yerinde olduğu ileri sürülmüşise de- bu görüşler yukarıda belirtilen ve ayrıca 6102sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi (6762sayılı K m. 1301) gereğince kanundan doğan ve halefiyethakkına dayalı olarak sigorta şirketi tarafındanaçılan bir dava olduğundan tam yargı davasınınancak her hangi bir idari eylem ve işlemden dolayı kişiselhakkı doğrudan muhtel olan kişisel hakkın sahiplerinceaçılabileceği şartının da yerine gelmişolduğu değerlendirildiğinden Kurul çoğunluğuncayerinde görülmemiştir.
O halde hizmetkusuruna dayalı olarak açılan davada idari yargı kolunungörevli olduğu yönündeki Hukuk Genel Kurulunca dabenimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken öncekikararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenledirenme kararı bozulmalıdır.’’ şeklindekigerekçesiyle direnme kararının bozulmasınahükmetmiştir.
ANKARA 11.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 11/04/2016 gün ve 2016/101 Esas,2016/185 Karar sayı ile direnme kararına uyma zorunluluğunauygun olarak görevsizlik kararı vermiş, bu kararkesinleşmiştir.
Davacıvekili, aynı istemle; bu kez idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ANKARA 13.İDARE MAHKEMESİ: 07/11/2016 gün ve 2016/2841 Esas sayıile ‘‘…2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı110. maddesinde, "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trajik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden; davacı şirketçe kasko sigortalı bulunan21 G 8247 plakalı araçla 27 YA 538 plakalı çekiciaracın, yolda çalışma yapan Karayollarıgörevlilerince hatalı yön gösterilmesi nedeniylekarıştığı kazadan dolayı, davacı şirketçesigortalanan araçta meydana gelen zararın araç sahibineödendiği ve kazanın oluşumunda davalı idarenin kusurubulunduğu iddiasıyla 4.553,00 TL'nin ödeme tarihinden itibarenişleyecek avans faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davaaçılmış ise de; uyuşmazlığın,karayolunun bakım ve onarımındaki kusur nedeniyleoluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkinolduğu anlaşıldığından, Yasanın yukarıdabelirtilen hükümleri karşısında, 2918 sayılıKarayolları ve Kanunu'ndan kaynaklı sorumluluk davasıniteliğinde bulunan bu davanın görüm veçözümünde idari yargı yerinin değil, adliyargı yerinin görevli bulunduğu sonucunavarılmaktadır.’’ şeklindeki gerekçesi iledavanın adli yargının görev alanına girdiğinibelirterek, 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesihükümleri uyarınca görevli yargı merciininbelirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderilmesine, dosya incelemesinin UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vererek dosyaMahkememize gönderilmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan20.2.2017 günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davasında adli veidari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Kanunun 19. maddesindeöngörülen biçimde görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece, adliyargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Sinem USTA’nın,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargı, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacışirkete kasko sigortası ile sigortalı 21 G 8247 plakalıaraç ile seyreden sürücünün, 04/06/2012 tarihindeyolda çalışma yapan karayolları görevlilerininyanlış yönlendirmesi neticesinde kavşaktayaptığı trafik kazası nedeniyleuğradığı zarar karşılığısigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemi ileaçılmıştır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacakdurumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerleretrafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimleriningörev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine girenbir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden; Ankara 13. İdareMahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ile, Ankara 11.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/04/2016 gün ve 2016/101 Esas,2016/185 Karar sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara13. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/04/2016 gün ve2016/101 Esas, 2016/185 Karar sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 20.2.2017 gününde ÜYESüleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
KARŞI OY 3.11.2015 tarih ve 29521sayılı Resmi Gazetede yayımlanan UyuşmazlıkMahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/580 K:2015/592sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşüne katılamıyorum.20.02.2017 ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy