T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 681
KARAR NO : 2017 / 43
KARAR TR : 20.02.2017
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R
Davacı : E. Sigorta A.Ş.
Vekili :Av. D.B.
Davalı : Karayolları GenelMüdürlüğü
Vekili : Av. Y.P.
OL A Y : Davacı vekili dava dilekçesindeözetle; davacı şirket tarafından sigortalanan 21 GH131 plakalı aracın 13.02.2010 tarihinde Diyarbakır-Kulpkarayolunda yolun bozuk olması ve viraj bölümününyüksek olması sebebiyle maddi hasarlı kazanın meydana geldiğini,sigortalısının kaza geçirmesi nedeniyle davacışirket tarafından ödenen 14.900,00 TL tazminatın ödemetarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte kazanınoluşumundan sorumlu olduğu ileri sürülen davalı kurumtarafından ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
DİYARBAKIR3. İDARE MAHKEMESİ: 08.03.2011 gün ve E:2011/1092, K:2011/110sayılı kararı ile “2576 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3/a bendinde davadilekçelerinin görev bakımından inceleneceği, 15.maddesinin 1/a bendinde adli yargının görevli olduğukonularda açılan davaların reddine karar verileceğihükme bağlanmıştır.
6009sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile değişen2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinde,işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil bu Kanundan doğan sorumlulukdavalarının, adli yargıda görüleceği kuralabağlanmıştır.
Dava dilekçesininincelenmesinden; davacı şirketin sigortalısınınDiyarbakır İli, Kulp Karayolu’nda 13.02.2010 tarihinde kazayaptığı, bu kaza nedeniyle davacı şirketin 14.900,00TL ödemede bulunduğu, yolun bakım ve onarımınınyeterince yapılmaması nedeniyle davalı kurumun sorumluolduğu, bu nedenle ödenen miktarın davalı kurumtarafından karşılanması gerektiği ilerisürülerek bakılan davanınaçıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaalıntısı yapılan Kanun hükmü uyarınca, 2918sayılı kanun’dan doğan sorumluluk davalarında adliyargının görevli olduğu, 13.02.2010 tarihli kaza tespittutanağında kazanın oluşumunda 2918 sayılıKanun’da yer alan gerekli işaretlemelerin yapılmasıyükümlülüğüne uyulmaması nedeniyledavalı kuruma kusur atfedildiği, bu nedenleuyuşmazlığın çözümünde davalıkurumun anılan Kanun’dan doğan bir sorumluluğunun bulunupbulunmadığının araştırılmasıgerektiği anlaşıldığından davanıngörüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu” gerekçesiyle 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesihükmü uyarınca davanın görev yönündenreddine karar vermiş, taraflarca temyiz edilmeyen kararın 04.06.2014tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, bu kez aynı istemle adliyargı yerinde dava açmıştır.
Diyarbakır3. Asliye Hukuk Mahkemesi: 12.06.2012 gün ve E:2011/453 K:2012/330sayılı kararı ile “Makina Mühendisi Trafik Hasar veKusur Uzmanı bilirkişi İbrahim M. Sevimli raporunda: 21 GPH 131plaka sayılı araç sürücüsü AbdurrahmanAcar'ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun madde 52/ave madde 52/b kuralları ihlali dolayısıyla 8/8 oranındaaslı kusurlu olduğu bildirilmekle, davacınınsigortalısının tam kusurlu olduğu”gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, karar davacıvekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay17. Hukuk Dairesi:25.06.2013 gün ve E:2013/6742, K:2013/9936sayılı kararıyla, “Dava trafik kazasından kaynaklananrücuan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı idareninkazanın meydana geldiği karayolundaki bakım ve onarımgörevini yerine getirmediğinden, hizmet kusuruna dayalı olarakdava açılmıştır. Hizmet kusurundan dolayıaçılan davalar 2577 sayılı Yasanın 2. maddesigereği tam yargı davası olarak ikame edilmelidir. Mahkemeceyargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesigerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğrugörülmemiştir” gerekçesiyle kararınbozulmasına hükmetmiştir.
Diyarbakır3. Asliye Hukuk Mahkemesi: 10.07.2014 gün ve E:2014/888, K:2014/1213sayılı kararı ile “Uyuşmazlık Mahkemesininbenzer olaylarda adli yargının görevli olduğuna dairverdiği birden fazla karar olduğu” gerekçesiyle öncekikararında direnmiş, karar davacı vekilince temyizedilmiştir.
YargıtayHukuk Genel Kurulu: 04.11.2015 tarih E: 2015/17-86, K:2015/2364sayılı ilamla ; " hizmet kusuruna dayalı olarakaçılan davada idari yargı kolunun görevli olduğuyönündeki Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozmakararma uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasayaaykırı "olduğundan bahisle bozulmasına karar vermiş,
DİYARBAKIR3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 04.05.2016 gün ve E:2016/187,K:2016/488 sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu bozma ilamıdoğrultusunda yapılan yargılama sonucunda; açılandavanın idari yargının görev alanına girmesi nedeniyledavanın usulden reddine…” şeklindeki gerekçesi iledavanın görev nedeniyle usulden reddine karar vermiş, karartaraflarca temyiz edilmeyerek 09.09.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Oluşanolumsuz görev uyuşmazlığınınçözümü için davacı vekili 20.09.2016 tarihlidilekçeyle Mahkememize başvurmuştur.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve YükselDOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 20.2.2017günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; idari ve adliyargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14.maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargıdosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesinegönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim EnginSELİMOĞLU’nun, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargı, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davalı idareninsorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğuöne sürülen zararın rücuan tazmin edilmesi istemiyleaçılmıştır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu Kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanunun, “Karayolları Genel Müdürlüğününgörev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunlailgili görev ve yetkileri şunlardır:
a) Yapımve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,
b) Tümkarayollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek,yayınlamak ve kontrol etmek,
d) Trafik vearaç tekniğine ait görüş bildirmek, karayolugüvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak,
e) Yapımve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altındahız sınırları belirlemek ve işaretlemek,
f) Trafikkazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamakve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirleri almak veya aldırmak,
g) Yapımve bakımından sorumlu olduğu karayollarında trafikgüvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri, aydınlatma,yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleri yapmak,yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleritetkik ve uygun olanları tasdik etmek,
h) Yetkilibirimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kaza analizisonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ile işaretlemeyedayalı kaza sebepleri göz önünde bulundurularakönerilen gerekli önlemleri almak veyaaldırmak,
j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafikzabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzereBu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddelerihükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suçveya ceza tutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d)bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için enyakın trafik kuruluşuna teslim etmek,
k) Bu Kanunlave bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.” hükmüne yer verilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlarailişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Diyarbakır-Kulpkarayolunda seyir halindeyken kaza yapan sigortalı araçta meydanagelen zararın davacı şirket tarafından karşılandığı,kazanın oluşumunda yolun bozuk ve viraj bölümününyüksek olmasının etkili olduğu ileri sürülerek, ödememiktarının kusurlu idareden rücuan tazmini talebiyledavanın açıldığıanlaşılmaktadır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca,başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organlarıbakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden, Diyarbakır 3. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 04.05.2016 gün ve E:2016/187 K:2016/488 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 04.05.2016 gün ve E:2016/187K:2016/488 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 20.02.2017 gününde ÜYE Süleyman HilmiAYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞI OY 3.11.2015tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlananUyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.09.2015 gün ve E:2015/580K:2015/592 sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum.20.02.2017 ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy