T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2016 / 397 KARAR NO : 2016 / 544 KARAR TR : 28.11.2016 ÖZET: Davacı Şirket aleyhine, II.Grup Maden İşletme Ruhsatlı Saha ile ilgili olarak 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca tahakkuk ettirilen Devlet Hakkı ve fer'ileri, Maden Ruhsat Harcı ve fer'ileri ile İdari Para Cezası ve fer'ileri ile ilgili uğradığı zararlarının, davalı idarenin kusurlu davranışları sonucu oluştuğundan bahisle, tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : K.Ö.İnşaat Taahhüt Mühendislik Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili : Av.G. Ö. Davalı : GaziemirBelediye Başkanlığı Vekilleri : Av.D. K., Av.A. A. OLAY : 1-Davacıvekili dilekçesinde; davalı Belediyenin kusurludavranışları sebebi ile sorumlu tutuldukları maden ruhsatharçları ile ilgili olarak; müvekkili şirket iledavalı idare arasında 23.10.2008 tarihindeki devirsözleşmesi ile müvekkili şirkete ait İzmir ili,Gaziemir İlçesi Seydiköy Seyditepe mevkiinde bulunanİR-72853 nolu II.Grup Maden İşletme Ruhsatlı Sahadakiİşletme hakkının, Gaziemir BelediyeBaşkanlığına devredildiğini; davalının,Maden Kanunu, diğer kanun ve Yönetmelikler kapsamında tümsorumlulukların kendilerine ait olduğunu kabul ve beyan ettiğini;davalı Emlak İstimlak Müdürlüğütarafından da 06.11.2008 tarihli ve Gaziemir BelediyeBaşkanının imzasını içeren yazı ilemüvekkili şirkete işletme hakkının kendilerindeolduğu ve söz konusu saha içerisinde herhangi bir faaliyettebulunmaması gerektiklerinin bildirildiğini; bu tarihten sonramüvekkilinin ruhsatlı saha ile hiçbir ilişiği veçalışmasının kalmadığını; ancakmüvekkili şirketin kendi vergi borçlarınıyapılandırmak amacı ile Çiğli Vergi Dairesinegittiğinde, 14.11.2014 tarihi itibari ile söz konusu ruhsatlısaha dolayısıyla, Maden Kanununa dayalı olarak Maden RuhsatHarçlarının 2009 yılından beri kendi adınaişlenip tahakkuk ettiğini, anapara ve faiz toplamı olarak11.692.61TL borçlu konumda olduğunu öğrendiğini;oysa devir sözleşmesi ile işletme hakkının devrolduğunu,o tarihten sonra müvekkilinin ruhsatlı saha içine bilealınmadığını, Maden Ruhsat Harçları ileilgili sorumluluğun, taraflar arasındaki sözleşmegereği tamamen davalı Belediyeye geçtiğini; davalıidarenin sorumluluğunun tespitinin gerektiğini, müvekkilininhaksız olarak borçlu konuma düştüğünü,söz konusu Maden Ruhsat Harçları ile ilgili sorumluluğundavalı Belediyede olduğunun tespiti ile davalı Belediyetarafından ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini; davalı Belediyenin kusurlu davranışları sebebi ileruhsatın hükümden düşmesi ile ilgili olarak; müvekkilitarafından Maden Kanununun 7.maddesi gereği bütün izinlerialınan ve kalker işletmeciliği yapılan ruhsatlı sahada,davalı tarafından devir sözleşmesi uyarınca da MadenKanununa dair gerekli tüm yükümlülüklerin kabul vetaahhüt edilmiş olmasına rağmen, üretimyapılmaması nedeniyle 2015 yılına kadar geçerli olmasınarağmen ruhsatın da hükümden düştüğünü;ruhsat iptal edilmeden söz konusu alanın Orman İşletmesitarafından Maden Kanununun 32. ve Maden Kanunu UygulamaYönetmeliğinin 19.maddesine göre İzmirBüyükşehir Belediyesi adına moloz döküm yeriolarak tahsis edildiğini; ekonomik ve ticari anlamda kalkerperdeciliğine elverişli olan ve kalker rezervi bulunan ruhsatlısahalarının idarenin kusurlu eylemleri sonucu hükümdendüşürüldüğünü, söz konusu sahanın, devir tarihinden sonra eylemli olarak da davalı Belediyetarafından kullanıldığını, saha doldurulmuşolduğu için de artık düşen ruhsat ve işletmeizninin yenilenmesinin söz konusu olamayacağını; Ruhsatlısahada öngörülen kapasite miktarının 288.000ton/yıl olduğunu, beş yıllık üretimmiktarının da ruhsatın düşmesi dolayısı ileoluşan yoksun kalınan kar olarak maddi zararlarının dakarşılanmasını talep ettiklerini, ayrıca, devirlebirlikte müvekkile iade edilmesi gereken teminatın da MİGEMtarafından irat kaydedildiğini, müvekkiline iade edilmediğini,bu yöndeki zararlarının da davalı Belediye tarafındankarşılanmasının gerektiğini; davalı belediyeninkusurlu davranışları sebebi ile ödenmeyen devlet hakkıve idari para cezası ile ilgili olarak; Maden Kanununun 24.maddesiIl.paragrafında, üretim yapılmayan her yıl içinprojede beyan edilen üretimin %10 üzerinden ve her yıla aitkalkertaşı-mıcır satış fiyatıylaçarpımından elde edilen satış tutarının %4’üoranında Devlet Hakkı ve Devlet Hakkının %30’unun OrmanPayı olarak ödeneceğinin hükmebağlandığını; bu nedenle söz konusu tutarında hesaplanarak davalı Belediye tarafından Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığı Maden İşleri GenelMüdürlüğüne Defterdarlıkaracılığı ile ödenmesinin gerektiğini; müvekkilininvergi yapılandırması için Çiğli VergiDairesine müracaat ettiğinde, 14.11.2014 tarihi itibari ile devlethakkı borçlarının, anapara ve faiz toplamı olarak70.311,21 TL.nin de kendi adına tahakkuk ettirildiğiniöğrendiğini; ayrıca Maden Kanununun 12.maddesindeki"Denetim ve İnceleme sonucunda yaptığı üretim vesevkiyatı bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine ödenmesigereken devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar içinhesaplanacak devlet hakkının on katı tutarında idari paracezası verilir.'' hüküm gereği 13.000 TL İdari ParaCezası ile 1.300 TL Devlet Hakkının gecikme faizi ile birlikteDefterdarlığa (vergi dairesine) ödenmesine karar verildiğini,iş bu tutarların da davalı Belediye tarafındanödenmesi gerektiğini; davalı Belediyenin ruhsatlı saha ileilgili sorumluluğu kabulü ile ilgili olarak; davalının, devirsözleşmesi ile Maden Kanunu ve diğer ilgili kanun veyönetmeliklerle ilgili sorumlu olduğunu kabul ve beyan ettiğini;davalı idareye yukarıda bahsi geçen noktalarla ilgili27.08.2014 tarih 7305 evrak sayılı dilekçe ile başvurduklarını,davalı Belediyenin cevap dilekçesinde "protokol ve devirsözleşmesi uyarınca ruhsat ile ilgili tüm haklar bila bedelmüvekkil idareye devredilmiştir. Bu durumda anılan ruhsatlailgili olarak müvekkiliniz olan şirketin zararauğramış olduğu iddiasının kabulümümkün değildir." dediğini; hakları kabul eden vesahiplenen davalının sorumlulukları da üstlendiğininkabulünün gerektiğini; yani devir tarihinden sonra müvekkilşirketin saha ile ilgili bir ilişiği kalmamışolmasına rağmen, ruhsat harçlarından devlethaklarından ve yükümlülüklerin yerinegetirilmemesinden kaynaklanan idari para cezasından müvekkilininsorumlu gözüktüğünü ifade ederek; 1-Maden Kanunuuyarınca müvekkili şirket aleyhine tahakkuk ettirilen MadenRuhsat Harçları ile ilgili sorumluluğunun davalıBelediyeye ait olduğunun tespiti ile söz konusu Maden RuhsatHarçlarının davalı Belediye tarafındanödenmesine; 2-davalı Belediye tarafından ruhsatındüşmesine sebep olunması nedeni ile fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydı ile maddi tazminat olarakşimdilik 1.000 TL(bintürklirasının) dava tarihindenitibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; 3-davalıidarenin devlet hakkı ve idari para cezası ile ilgilisorumluluğunun tespiti ile söz konusu devlet hakkı ve idari paracezasının davalı Belediye tarafından ödenmesine kararverilmesi istemiyle 24.12.2014 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. İZMİR9.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 8.9.2015 gün ve E:2014/594, K:2015/326sayı ile, davave cevap dilekçelerini özetledikten sonra; “ Dava,davacı şirketten davalı idareye devredilen ruhsatdolayısıyla davacı şirketin uğradığızararların tazminine ilişkin tazminat davasıdır. Mahkememizdeyapılan açık yargılama sırasında toplanandelillerden; davacının dava dilekçesine ve diğerdilekçelerine, davalının cevap ve diğerdilekçelerine, Orman İşletmeMüdürlüğü'nden gelen yazı cevabına,İzmir 30.Noterliğince düzenlenen devir sözleşmesine vetüm dosya içeriğine göre; taraflar arasındaki nizalıhususun; davacı şirket ile davalı Gaziemir BelediyeBaşkanlığı arasında 23.10.2008 tarihinde İzmir30.Noterliğince 27134 yevmiye numarası ile düzenlenen Gaziemirilçesi, Seydiköy, Seyditepe mevkiinde bulunan 2.grup madenişletme ruhsatlı sahada işletme hakkının belediyeyedevrine ilişkin devir sözleşmesi sonrasında, maden ruhsatharçları ile ilgili sorumluluğun davalıya ait olupolmadığı, davalı belediyenin kusurludavranışları ile ruhsatın hükümdendüşmesine sebep olup olmadığı, ödenmeyen devlethakkı ve idari para cezası ile ilgili davacınındavalıdan talepte bulunup bulunamayacağı, davalıbelediyenin hukuka aykırı bir eylemi ile davacının zarargörüp görmediği, davalı belediye aleyhine tazminatisteme hakkının bulunup bulunmadığı, yargı yeribakımından davaya bakmaya Mahkememizin görevli olupolmadığı, hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Gerçekten;davacı şirket davalı Gaziemir BelediyeBaşkanlığının ruhsatı devir aldıktan sonrakiişlemleri nedeni ile zarara uğradığını ilerisürerek davalı kurumların hizmet kusuru niteliğindekieylemlerine dayandığından 2577 İdari Yargılama UsulüKanunu 2/1-b maddesi gereğince İdari Yargıda tam yargıdavası olarak görülmesi gerektiğianlaşılmıştır. Hal böyleolunca; davaya bakmaya mahkememiz yargı yeri bakımındangörevli olmadığından, davaya bakmaya İdareMahkemeleri'nin görevli ve yetkili olduğu belirlendiğinden,davanın yargı yeri bakımından görevsizlik nedeniyleusulden reddine, ilişkin karar verilmesi gerektiği sonuç vekanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm düzenlenmişve açıklanmıştır. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davaya bakmayaMahkememiz yargı yeri bakımından görevliolmadığından, davaya bakmaya İdare Mahkemeleri'ningörevli ve yetkili olduğu belirlendiğinden, davanın YARGIYERİ BAKIMINDAN GÖREVSİZLİK nedeniyle usulden REDDİNE…”karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. 2-Davacıvekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. a)İzmir2.İdare Mahkemesi; 3.2.2016 gün ve E: 2016/165, K:2016/125 sayıile, “(…) Dava dosyanın incelenmesinden; dilekçede,idari yargı yerlerinde, iptal veya tam yargı niteliğinde davalaraçılabileceği göz ardı edilerek, 1-Aleyhlerinetahakkuk ettirilen maden ruhsat harçları ile ilgilisorumluluğun davalı idareye ait olduğunun tespiti ileanılan harçların davalı belediyece ödenmesine kararverilmesinin istenildiği: Oysa idari yargı yerlerinde tahakkuk edenharçların iptali davası açılabilecek olup,sorumlunun tespitine ve tahsiline karar verilemeyeceği, 2-Davalıbelediyece ruhsatın düşmesine sebep olunması nedeniyleşimdilik 1.000 TL. maddi tazminatın yasal faiziyle tahsiline kararverilmesinin istenildiği: Tam yargı davaları işlemedayalı ise işlem gün - sayısının belirtilmesi,eyleme dayalı ise önce idari başvuru yolunun tüketilmesi,ve diğer konulardan ayrı olarak dava konusu edilmesi gerektiği, 3-Davalıidarenin devlet hakkı ve idari para cezası ile ilgilisorumluluğu tespit edilerek davalı belediye tarafındanödenmesine karar verilmesinin istenildiği: Devlet hakkı ve idaripara cezasına ilişkin davacı aleyhine tesis edilen birişlem mevcut ise gün ve sayısını yazarak iptal davasıaçabileceği, böyle bir işlem yok ise, mahkemeden,belediyece ödenmesine karar verilmesinin istenilemeyeceği,hususlarında dava dilekçesinde aykırılıklar tespitedilmiştir. Açıklanannedenlerle, 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan davadilekçesinin aynı Kanunun 15. maddesinin l/d bendi uyarınca bukararın bildirim tarihinden itibaren otuz(30) gün içindebelirtilen noksanlıklar tamamlanarak yeniden dava açmakta serbestolmak üzere dilekçenin reddine…” karar vermiştir. b)Davacıvekili dilekçesini yenileyerek; davalı idarenin, daha öncemüvekkili şirkete ait olan İzmir ili Gaziemir İlçesiSeydiköy Seyditepe mevkiinde bulunan İR-72853 nolu II.Grup Madenİşletme Ruhsatlı Saha ile ilgili Maden Kanunu uyarıncamüvekkili şirket aleyhine tahakkuk ettirilen Maden RuhsatHarçları, devlet hakkı ve idari para cezası ile ilgilizararlarının tazminine karar verilmesi istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır. İzmir2.İdare Mahkemesi; 23.3.2016 gün ve E:2016/439, K:2016/383 sayıile, “(…) Dava dosyasının incelenmesinden, davanın,idarenin kusurlu davranışları sebebiyle " devlet hakkı+ maden ruhsat harçları + idari para cezası"hususlarında zarar uğradığını ve bu zararıntazmini istemekle birlikte, zararın maddi ve/veya maneviayrımını yapmadığı, maddi zararın nelerdenoluştuğunun dökümünü yapmadığı vetalep edilen tazminat rakamını belirtmediğigörülmektedir. Yenilenecek davadilekçesinde, tazmini istenilen toplam zarar miktarının vemaddi zararda, zararların nelerden oluştuğu ve ne kadarolduğunun belirtilmesi gerekmektedir. Açıklanannedenlerle, 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan davadilekçesinin aynı Kanunun 15. maddesinin l/d bendi uyarınca bukararın bildirim tarihinden itibaren otuz(30) gün içinde belirtilennoksanlıklar tamamlanarak yeniden dava açmakta serbest olmaküzere dilekçenin reddine…” karar vermiştir. c) Davacıvekili dilekçesini yenileyerek; davalı idarenin daha öncemüvekkili şirkete ait olup davalı Gaziemir BelediyeBaşkanlığına devredilen İzmir ili Gaziemirİlçesi Seydiköy Seyditepe mevkiinde bulunan İR-72853 noluII.Grup Maden İşletme Ruhsatlı Saha ile ilgili olarak devirtarihinden sonra Maden Kanunu uyarınca davalı idarenin kusurludavranışları sonucu müvekkili şirket aleyhine tahakkukettirilen toplam 94.323,43 TL Devlet Hakkı ve fer'ileri, toplam 7.901,37TL Maden Ruhsat Harcı ve fer'ileri, 13.000,00 TL İdari ParaCezası ve fer'ileri ile ilgili fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydı ile zararlarının tazminine kararverilmesi istemiyle bir kez daha idari yargı yerinde davaaçmıştır. İZMİR2.İDARE MAHKEMESİ; 4.5.2016 gün ve E:2016/655 sayı ile,“(…) Dava, davacının ruhsatlı madensahasının, devir sözleşmesiyle Gaziemir Belediyesinedevrinden sonra belediyenin yükümlülüklerini yerinegetirmemesi sebebiyle uğrandığı iddia olunan toplam115.224,80 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmaküzere tazminine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. 2577sayılı yasanın 2. Maddesinde "1. (Değişik:10/6/1994 -4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) (İptal:Ana. Mah.nin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47 sayılıkararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000- 4577/5 md.) İdarîişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları, c) (Değişik:18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyazşartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarhariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesiiçin yapılan her türlü idari sözleşmelerdendolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarailişkin davalar. 2.İdariyargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelikdenetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlardagösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesinikısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veyaidarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararıveremezler. 3.Cumhurbaşkanınındoğrudan doğruya yaptığı işlemler idariyargı denetimi dışındadır.” hükmüdüzenlenmiştir. Davadosyasının incelenmesinden, davacı şirketin, Gaziemirİlçesi Seydiköy Seyditepe mevkiinde İR-72853 nolu 2. GrupMaden İşletme ruhsatının sahibi olduğu, 23.10.2008tarihinde İzmir 3. Noterliğinin 27134 yevmiye numaralı devirsözleşmesiyle anılan sahayı Gaziemir Belediyesinedevrettiği, 14.11.2014 tarihinde, borçlarını yapılandırmakiçin Çiğli Vergi Dairesine başvurunca, belediyeyedevrettiği saha ile ilgili borç tahakkuk ettiğiniöğrendiği, bu vesileyle anılan yerle ilgili, Devlethakkı, maden ruhsat harcı ve idari para cezaları ileyüzyüze kaldığı ve maden ruhsatınınhükümden düştüğü için zararauğradığı iddiasıyla 27.08.2014 tarihinde GaziemirBelediyesine başvurduğu, belediyece 24.10.2014 tarihinde verilencevapta "23.10.2008 tarihli protokol ve devir sözleşmesiuyarınca ruhsat ile ilgili tüm haklar bila bedeldevredildiğinden şirketin zarara uğramış olduğuiddiasının kabulü mümkün değildir "denilerek talebin reddedildiği, bunun üzerine bakılandavanın açıldığıanlaşılmaktadır. Yukarıdaanılan yasa hükmü uyarınca, idarelerin, kamu gücükullanarak, görev ve yetkileri çerçevesinde tesis ettikleriişlem ve eylemler sebebiyle uğranılan zararların tazminiistemiyle açılan davalar idari yargı yerlerindegörülür. Ancak idarelerözel hukuk çerçevesinde, sözleşmeler yapıp,bu çerçevede iş ve işlemlerin tarafı olupyükümlülük altına da girebilir. Kamu gücükullanılmadan, özel sözleşmeye dayalı eşitlerarası iş ve işlemlerden kaynaklanan ihtilaflar ise özelhukuk hükümleri çerçevesinde Adli Yargı yerlerinceçözümlenir. Bu bağlamdaihtilaf ele alınacak olursa; davacının maden ruhsatlısahasını 23.10.2008 tarihli noter sözleşmesiyle veprotokolle Gaziemir Belediyesine devrettiği, anılan tarihten sonrasahanın belediye tasarrufuna geçtiği, davacının14.11.2014 tarihinde devrettiği maden sahası sebebiyle bazımaddi müeyyidelere uğradığınıöğrendiği ve davalı belediyeye ihtar çekerek, devirsözleşmesindeki yükümlülüklere uyulmamasısebebiyle uğranılan zararın tazminini istediği, belediyeceverilen cevapta da "sözleşme ve protokolle ruhsatla ilgilitüm haklar belediyeye geçtiğinden, ruhsatla ilgili olarakşirketin zararı olamayacağı " ilerisürülerek talebin reddedildiği görülmektedir. Buradan daanlaşılan odur ki; davacının iddiası; devirsözleşmesindeki yükümlülüklere uyulmama sebebiylezarara uğratıldığı olup, belediyenin de, yinesözleşmeye atıf yaparak zarar iddiası reddedilmektedir. Busebeple, zarar iddiası ve buna verilen cevap, ihtilafın belediyecilikyetkileri ve faaliyetlerine değil sözleşme hükümlerinedayanmaktadır. Başka bir ifadeyle, dava sözleşmesindenkaynaklanan özel hukuk davasıdır. Bu sebeple ihtilaf AdliYargının görev alanına girmektedir. 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemelerinin Kuruluş Veİşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca; adli,idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı uyarınca kendisinegelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciingörevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini karar vermesinedeğin erteler. Nitekimbakılan dava, İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.09.2015 günve E:2014/594, K:2015/326 sayılı görev ret kararıüzerine Mahkememizde açılmış olup, Mahkememizce de,Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğudüşünüldüğünden, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Açıklanannedenlerle, 2247 sayılı yasanın 19. Maddesi uyarınca,davada Adli Yargı görevli olduğundan, Mahkememiz görevsizolup, görevli merciin belirlenmesi için İzmir 9. Asliye HukukMahkemesi dosyası da temin edilerek, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine, ihtilafın incelenmesininuyuşmazlık mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine…” karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: AliÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan28.11.2016 günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, Yasa’nın 14. maddesinegöre olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğununileri sürülebilmesi için davanın “tarafları,konusu ve sebebinin aynı” olması koşulununöngörüldüğü; davacı vekili tarafındanadli yargı yerinde ve görevsizlik kararı nedeniyle idariyargı yerinde açılan davalarda aynı istemlerin ilerisürüldüğü ancak idari yargı yerinde Mahkemenindilekçeleri reddetmesi üzerine davacı tarafın taleplerinidönüştürdüğü,sınırladığı ve kısmenfarklılaştırdığı; bu bağlamda, davanınözünün aynı kaldığı dagözetilerek; adli ve idari yargı yerleri arasında her ikiyargı yerinde ortak talep olan “daha önce davacışirkete ait olup davalı Gaziemir BelediyeBaşkanlığına devredilen İzmir ili Gaziemirİlçesi Seydiköy Seyditepe mevkiinde bulunan İR-72853 noluII.Grup Maden İşletme Ruhsatlı Saha ile ilgili olarak devirtarihinden sonra Maden Kanunu uyarınca davalı idarenin kusurludavranışları sonucu davacı şirket aleyhine tahakkukettirilen Devlet Hakkı ve fer'ileri, Maden Ruhsat Harcı ve fer'ileri,İdari Para Cezası ve fer'ileriyle ilgili zararlarınıntazminine karar verilmesi” istemi yönündengörev uyuşmazlığının doğduğu; idariyargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargıdosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacı Şirket aleyhine, II.Grup Maden İşletme RuhsatlıSaha ile ilgili olarak 3213 sayılı Maden Kanunu uyarıncatahakkuk ettirilen Devlet Hakkı ve fer'ileri, Maden Ruhsat Harcı vefer'ileri ile İdari Para Cezası ve fer'ileri ile ilgiliuğradığı zararlarının, davalı idareninkusurlu davranışları sonucu oluştuğundanbahisle, tazminine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. 3213 sayılı MadenKanunu’nun 1.maddesinde, Kanun’un amacının; madenlerinaranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terkedilmesi ile ilgili esas ve usullerin düzenlenmesi olarak belirlendiği;2.maddesinde kalkerin, II.Grup Madenleri içinde ruhsatlandırılacağı; 3.maddesinde, “İşletmeRuhsatı”nın, işletme faaliyetlerininyürütülebilmesi için verilen yetki belgesi; “DevletHakkı”nın, maden istihracı ile sağlanacakgelirden Devlet payına düşen kısım olaraktanımlandığı; 4.maddesinde, madenlerin, Devletinhüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulunduklarıarzın mülkiyetine tabi bulunmadığı; 7.maddesindemadencilik faaliyetlerinde izinlere ilişkin hususların nelerikapsadığı; 11.maddesinde, Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığının, maden hakları ile ilgili bütünfaaliyetlerin yürütülmesini ve vecibelerin yerine getirilmesinikontrol ve denetimini yapmak ve yönlendirmek için teknik ve malikonuları yerinde incelemek maksadıyla ihtisaslaşmışdiğer Devlet kuruluşlarından da yararlanarak inceleme raporuhazırlatacağı; 12.maddesinde, üretim ve sevkiyatailişkin kuralların neler olduğu,aykırılıkların tespit edilmesi halinde verilecek idari paracezaları ve diğer yaptırımlara ilişkin hususlar, bukapsamda; denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim vesevkiyatı bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine,ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktariçin hesaplanacak Devlet hakkının kaç katı tutarındaidarî para cezası verileceği, ilgili kuruluşlarınyetki ve sorumluluklarının neler olduğu; “Harç, teminat, cezalar ve diğeryaptırımlar”başlığınıtaşımaktayken, “Ruhsat bedeli, cezalar ve diğeryaptırımlar”şeklinde başlığı değiştirilen13.maddesinde; harç ve ruhsat bedelleri,yükümlülükler ve yetkiler ileaykırılıkların saptanması halinde uygulanacak cezalar;14.maddesinde devlet hakkının ocaktan çıkarılanmadenin ocak başındaki fiyatından alınacağı,maden gruplarına göre hesaplama şekli ile özel idarepayının ne olduğu; 24.maddesinde, işletme ruhsatı ve madenin işletilmesi başlığıaltında, ruhsatın süresi, müeyyideler, üretimyapılmadığı zamanlarda ödenecek devlethakkının oranı gibi hususlar; 29.maddesinde, işletmefaaliyetinin yürütülme esasları, işletme projesineaykırı faaliyette bulunulması ve faaliyetlerin can ve malgüvenliği açısından tehlikeli bir durumoluşturduğunun tespit edilmesi halinde maden üretimineyönelik faaliyetlerin durdurulacağı; 30.maddesinde,herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terkedilmiş veya taksir edilmiş alanların ihale yolu ile aramalaraaçılmasına ilişkin kurallar; 32.maddesinde ise,ruhsatın hükümden düşmesi ve alınacak tedbirlerinneler olduğuna ilişkin düzenlemeler hüküm altınaalınmıştır. Davadosyasının incelenmesinden; davacı Şirkete aitİR-72853 no’lu kalker işletme ruhsatlı sahadakifaaliyetlere 21.05.2003 tarihinde İzmir Valiliği İl Özelİdare Müdürlüğü tarafından verilen 18/1850nolu taş ocağı ruhsatı ilebaşlanıldığı, daha sonra Maden Kanunu’nungeçici 2.maddesine göre maden intibakı yapılarak30.05.2005 tarihinde İR-72853 no’su ile kalker işletme ruhsatkapsamına alındığı; 3213 sayılı MadenKanununun Uygulama Yönetmeliği kapsamında davalıBelediyenin rekreasyon projesinin uygulanabilmesi ve rehabilitasyon projealanlardan birisinin davacı şirkete ait ruhsatlı alanolması nedeniyle, davacı şirket ile davalı idarearasında 04.08.2008 tarihli İR-72853 No’lu 2. Grup MadenRuhsatının Devir Sözleşmesinin imzalandığıve İzmir 30. Noterliği tarafından 04.08.2008 tarih ve19671 yevmiye sayısı ile onaylandığı; busözleşmenin konusunu, davacı şirketin uhdesinde bulunanİşletme Ruhsatının hiçbir bedel alınmadan GaziemirBelediyesine devredilmesinin oluşturduğu; yukarıdakibölümlerde ayrıntılı olarak belirtildiğiüzere; davacı Şirkete ait İzmir ili Gaziemirİlçesi Seydiköy Seyditepe mevkiinde bulunan İR-72853 noluII.Grup Maden İşletme Ruhsatlı Sahadaki faaliyetlerikapsamında; Çiğli Vergi Dairesince, 14.11.2014 tarihiitibari ile 2009 yılından beri Şirket adına Maden RuhsatHarçları tahakkuk ettirildiği; üretimyapılmadığından ve terk talebinde bulunulduğundanbahisle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca Yasanın32.maddesi gereğince 5.1.2012 tarihinde ruhsatının iptaledildiği; Vergi Dairesi kayıtları ile anılanBakanlığın, Maden İşleri GenelMüdürlüğünce tesis edilen 7.5.2014 tarihli işlemile, davacı şirket adına devlet hakkı, ek devlet hakkıtahakkuku yapıldığı, 3213 sayılı Kanunun12.maddesine istinaden idari para cezası kesildiği; davacıŞirketin, bu işlemlere karşı ilgili kurumlarıhasım göstermek suretiyle dava açmak yerine; işletme hakkınındavalı Belediyeye devredildiğinden bahisle; Maden RuhsatHarçları ile ilgili sorumluluğunun davalı Belediyeye aitolduğunun tespiti ile söz konusu Maden RuhsatHarçlarının davalı Belediye tarafındanödenmesi; davalı Belediye tarafından ruhsatındüşmesine sebep olunması nedeni ile şimdilik 1.000TL(bintürklirasının) faizi ile birlikte davalıdan tahsili; davalıidarenin devlet hakkı ve idari para cezası ile ilgilisorumluluğunun tespiti ile söz konusu devlet hakkı ve idari paracezasının davalı Belediye tarafından ödenmesine kararverilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açtığı;görevsizlik kararından sonra başvurduğu idari yargıyerince dilekçelerinin reddedilmesi üzerine, Maden Kanunuuyarınca tahakkuk ettirilen Devlet Hakkı ve fer'ileri, Maden RuhsatHarcı ve fer'ileri ile İdari Para Cezası ve fer'ileri ile ilgiliuğradığı zararlarının, davalı idareninkusurlu davranışları sonucu oluştuğundanbahisle, tazminine karar verilmesi istemiyle dava konusunusınırlandırdığıanlaşılmıştır. Görev uyuşmazlığınınçözümü için öncelikle, tespitdavasının hukukumuzdaki yerinin incelenmesi gereklibulunmaktadır. 1086sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda(Mülga)tespit davasını düzenleyen açık ve genel birhükme yer verilmemekteyse de, doktrinde ve yerleşik yargısaliçtihatlarla, bir hukuki ilişkinin var olupolmadığının saptanması için tespit davasıaçılabileceği kabul edilmiş; tespit davasınınesasının incelenebilmesi için de, genel davakoşullarının yanı sıra, dava konusunun bir hukukiilişki olması ve bu hukuki ilişkinin var olupolmadığının öncelikle saptanmasında hukuki yararbulunması koşulları aranmış; buna göre, özelhukuk alanını ilgilendiren bir hukuki ilişkinin saptanmasıiçin adli yargı yerinde müstakil olarak bir tespit davasıaçılabilmesi kabul edilmiş iken; 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinde “Tespitdavası”na, 107.maddesinde ise “ Belirsiz alacak ve tespitdavası”na yer verilmiştir. Anılanmaddelere bakıldığında; “Tespit davası/ Madde106-(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukukiilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut birbelgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespitdavası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlardışında, bu davayı açmakta hukuken korunmayadeğer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddivakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunuoluşturamaz.” “Belirsizalacak ve tespit davası/ Madde 107-(1) Davanınaçıldığı tarihte alacağınmiktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesininkendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğuhâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya dadeğeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2)Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucualacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarakbelirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı,iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızındavanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca,kısmi eda davasının açılabildiğihâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumdahukuki yararın var olduğu kabul edilir.” denilmiştir. Bunakarşılık, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu’nun “ İdari Dava Türleri ve İdariYargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinin 1. fıkrasında, idari dava türleri; iptal, tamyargı ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşmave sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalarolarak sayılmış olup, tespit davası şeklinde birdava türüne idari yargıda yer verilmemiştir. AnılanYasanın “ İdari Davalarda Delillerin Tespiti”başlıklı 58/1. maddesi “Taraflar, idari davaaçtıktan sonra bu davalara ilişkin delillerin tespitini ancakdavaya bakan Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinden isteyebilir.” hükmünü taşımakta olup, idari yargıda,ancak açılmış bir idari dava ile ilgili bulunan“delillerin tespiti”nin istenilmesine olanak bulunmaktadır.Buna göre, idari dava türleri arasında sayılmayan tespitdavasının, yorum yoluyla idari yargının görevinemüstakil bir dava olarak dahil edilmesine hukuken olanakbulunmadığından, idari yargı yerinde, idare hukukualanını ilgilendiren bir hukuki ilişkininvarlığının ancak açılmış bulunan biridari davaya bağlı olarak delil tespiti kapsamındasaptanabileceği açıktır. Belirtilen yasaldurum karşısında, tespit davasına konu olabilecek hukukiilişkinin özel hukuk alanını ilgilendirmesi gerektiğive bir eda davasının öncüsü durumunda olan tespitdavasının adli yargı yerinin görevine girdiği ortayaçıkmaktadır. Ancak, adli yargıda açılacak bireda davasında hiçbir zaman kullanılmayacağının,buna karşılık idari bir işlem tesisi istemiyle bir idarimakama veya idari yargıda açılacak bir davada idaremahkemesine ibraz edilmek ve bu makam veya mahkemeyi hukuken bağlayacaknitelikte belge elde etmek amacıylaaçıldığının anlaşılması halindetespit davası adli yargıda görülemeyecek ve görevyönünden reddi gerekecektir. Bu durumdaki tespit davasınınidare hukuku kurallarına göre çözümlenmesigerekmekteyse de, müstakil bir dava olarak açılmasıhalinde idari yargı yerince, idari yargıda böyle bir davatürü olmadığı ve ancak bir idari dava açıldıktansonra bu davaya ilişkin delil tespiti kapsamındaincelenebileceği noktasından reddedilmesi uygun olacaktır. 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun"İdari dava türleri ve idari yargı yetkisininsınırı" başlıklı 2'nci maddesinin birincifıkrasının (a) bendinde iptal davaları idari davatürleri arasında sayılmış; 14'üncü maddesininüçüncü fıkrasının (g) bendinde,dilekçelerin 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadığıyönlerinden inceleneceği öngörülmüş; 15'incimaddesinin birinci fıkrasında, Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3'üncü fıkrasındayazılı hususlarda kanuna aykırılıkgörülürse, 14'üncü maddenin; 3'üncüfıkrasının (g) bendinde yazılı halde otuzgüniçinde 3 ve 5'inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmekveya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde,ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından davaaçılmış ise otuzgün içinde bizzat veya biravukat vasıtasıyla dava açılmak üzeredilekçelerin reddine karar verileceği kuralına yerverilmiştir. 2576sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve VergiMahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5.maddesindeİdareMahkemelerinin,vergimahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştaydaçözümlenecek olanlar dışındaki, iptal, tam yargı ile tahkimyolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindendoğan uyuşmazlıklardan hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan idarîsözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar ve diğerkanunlarla verilen işleri ve ayrıca özel KanunlardaDanıştayın görevli olduğu belirtilen ve İdariYargılama Usulü Kanunu ile idare mahkemelerinin görevlikılınmış bulunduğu davalarıçözümleyeceği; 6.maddesinde ise; vergi mahkemelerinin;genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere aitvergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler vebunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları;(a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davalarile diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği belirtilmiştir. Öte yandan;3213 sayılı Maden Kanunundaidari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkinbir düzenlemeye yer verilmemiş; 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde, buKanunun; idarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümleri,idarî para cezası veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi yaptırımını gerektiren bütünfiiller hakkında uygulanır denilmiş; Kanunun“Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1.fıkrasında, idari para cezası ve mülkiyetinkamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararınakarşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren engeç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesinebaşvurulabileceği hükmüne yer verilmiş; Kanunun 27. maddesine, 5560sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idariyaptırım kararınınverildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkinhukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idariyargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış,bu maddenin gerekçesinde de buhükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığıbağlantı sorununa çözüm getirilmesininamaçlandığı ifade edilmiş; budüzenlemelere göre, Kabahatler Kanunu’nun; idariyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı,ancak; idari yaptırım kararının verildiğiişlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idariyargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkinhukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiylebirlikte idari yargı merciinde görüleceğianlaşılmaktadır. Olayda,davacı şirketin, idare ve vergi mahkemelerinin, genel itibariyle idariyargının görev alanına giren Maden RuhsatHarçları, Ruhsat iptali, tahakkuk ettirilen devlet hakkı,idarenin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemi içerentaleplerinin, yalnız başına açılması halindeadli yargının görev alanına giren idari paracezasının iptali istemini içeren taleplerinin bulunduğugörülmüştür. Her ne kadar,dava ilk olarak, 6100 sayılı Kanunun 107. maddesinin 3.fıkrası kapsamında tespit davası şeklindeaçılmış ise de, ilk dava dilekçedekiiddiaların, davalı idarelerin idari eylem ve işlemleri nedeniyleidare hukuku alanındaki sorumluluğuna ilişkin olduğu,davanın 2577 sayılı Yasada belirtilen iptal ve tam yargıdavası niteliğini taşıdığı; bu dava ileulaşılmak istenilen asıl amacın; davacı adınatahakkuk ettirilen devlet hakkı bedellerinin, idari paracezalarının iptali, ruhsat iptalini de içeren idariişlemler ya da idarenin sorumluluğu kapsamında tazminat istemiolduğu açıktır. Diğertaraftan, incelenen uyuşmazlıktaki idari para cezalarının5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu, 3213 sayılıKanunda da bu para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemeningösterilmediği, ancak; idaripara cezasına konu işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararların daverildiği ve birlikte dava konusu edildiklerianlaşıldığından; idari paracezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığıiddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur. Bu durumda, davatespit davası şeklinde kurgulanmış ise de; Maden Kanunuuyarınca tahakkuk ettirilen Maden Ruhsat Harcının, ödenmesiistenilen devlet hakkına ilişkin düzenlemenin, ruhsatındüşmesinden kaynaklandığı iddia edilen tazminatisteminin ve idari işlemlerle birlikte tesis edilen idari paracezalarının hukuka uygunluklarının denetimi ve zarardoğurucu sonuçlarının giderilmesinin İdariYargı'nın görev alanında bulunan idari işlem veidari eylem olarak nitelendirilmesi gerekmekte olup, bu taleplerin adliyargı yerlerinde açılacak tespit ve tazminat davalarınakonu edilmelerine hukuken olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki,idare mahkemesi tarafından verilen dilekçe ret kararlarındansonra davacı Şirketin taleplerini “tespit” isteminden arındırdığıda açıktır. Dolayısıyla;davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundaiptal ve tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Açıklanannedenlerle, İzmir 2.İdare Mahkemesince yapılan başvurunun reddigerekmiştir. S O N UÇ :Davanın çözümünde İDARİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle İzmir 2.İdareMahkemesi’nin 4.5.2016 gün ve E:2016/655 sayılıBAŞVURUSUNUN REDDİNE, 28.11.2016 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy