T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2016 / 183 KARAR NO : 2016 / 534 KARAR TR : 28.11.2016 ÖZET : Asker kişi davacının ikamet ettiği TSK'ya tahsisli lojmandaki eşyalarının Suriye'de devam eden çatışmalar nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın; askeri hizmete özgülenmiş konutların işletilmesi, bakımı ve onarımı görevinin idareye ait bulunması nedeniyle, zararın askeri hizmetin yürütülmesi sırasında doğması ve asker kişinin malvarlığı sahasında oluşması karşısında, ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEME-SİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : M.S. Vekili : Av. C. K. Davalı : ŞanlıurfaValiliği Vekili : Av.F. K. O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde;Suruç 3. Hudut Alayı 3. Hudut Tabur KomutanlığındaP.Astsb.Üçvş. olarak görevliyken müvekkilineMürşitpınar Lojmanlarında konut tahsis edildiğini;Lojmanda ikamet etmekteyken Suriye’de devam eden çatışmalarnedeniyle karakolunun ve askerlerinin başında bulunduğunu,lojmanların bulunduğu bölgenin ise ateş hattında veemniyetli olmadığından can güvenliği nedeniyle emirleboşaltıldığını; ŞanlıurfaValiliğinin 18.02.2015 tarih ve 58382460-529-2449 sayılı yazısında;İl Kriz Merkezinin 05.10.2014 tarih ve 05 sayılı kararı ileBüyük Kendirci, Küçük Kendirci veMürşitpınar köylerinin tahliye edildiği, Suruçİlçe Kriz Merkezinin 10 Şubat 2015 tarih ve 07 nolukararına istinaden Valilik Makamının 17.02.2015 tarih ve 2358sayılı onayı ile de anılan yerleşim yerlerine geridönüşe başlanılmasının uygungörüldüğünün bildirildiğini;çatışmalar nedeniyle müvekkilin ailesinin başka birailenin yanına yerleştiğini, daha sonra hamile eşininMersin’e götürüldüğünü; müvekkilinin, bu süre içerisinde görevibaşından ayrılamadığını, Suriyelisığınmacılar ve sorumluluk sahasınıkoruduğunu; Mürşitpınar Lojmanlarının ateşhattında olması nedeniyle çatışmaların devamettiği süre içerisinde verilen emirle bölgeyegirişin yasaklandığını, atılanpatlayıcı maddelerin etkisiyle müvekkilinin ikamet ettiğilojman ve lojmanlarda bulunan ev eşyalarının kullanılamazhale geldiğini; bu nedenle bir dilekçeyle görevli olduğuTabur Komutanlığına başvurarak uğradığıtoplamda 25.700 TL değerindeki zararın giderilmesini talep ettiğini; Şanlıurfa Suruç 3 ncü Hudut Alayı 3 ncü HudutTabur Komutanlığının 13 Ağustos 2015 tarih vePER:12500268-1630-749-15/1483-2904 sayılı ve“Mürşitpınar’da İkamet Eden PersonelinMağduriyetinin Giderilmesi” konulu yazısı ilemüvekkilinin dilekçe ve eklerinin ŞanlıurfaValiliğine sunulmak üzere Suruç Kaymakamlığına,Suruç Kaymakamlığınca da ŞanlıurfaValiliğine gönderildiğini; Şanlıurfa Valiliğinin11.09.2015 tarih ve Sayı:29614752-490-E.12448 sayılı ve“Mürşitpınar’da İkamet Eden PersonelinMağduriyetinin Giderilmesi” konulu yazısı ile, “Valilikve Kaymakamlık Birimleri Teşkilat, Görev veÇalışma Yönetmeliğinin 21 nci maddesinin Hukukİşleri Şefliği başlıklı a bendi gereğiŞube Müdürlüğümüzün görevi“5233 sayılı Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanununuygulanmasında Valiliği ilgilendiren iş ve işlemleri”yürütmekle sınırlı olduğundan diğertaleplere ilişkin işlem tesis edilemeyeceği,” belirtilerektalebin reddedildiğini; 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların KarşılanmasıHakkında Kanunun 7. maddesine göre sulh yoluylakarşılanacak zararların; a) Hayvanlara, ağaçlara,ürünlere ve diğer taşınır vetaşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma,engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılanzararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerinmal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddizararlar olarak sayıldığını; Suriye’de meydanagelen olaylar ve bu olayların aktörlerinin, TC Devletinin terörörgütü olarak nitelendirdiği örgütlerolduğunu, bu örgütlerin çatışmalarısırasında müvekkilinin ikamet ettiği lojmanda bulunantaşınır mallarına verilen zararın davalı idaretarafından kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazminedilmesinin gerektiğini; 5233 sayılı Kanunun 2. maddesinin 2.fıkrasının (d) alt bendinde, güvenlik kaygılarıdışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terkedenlerin bu sebeple uğradıkları zararın bu kanunun kapsamıdışında olduğunun ifade edildiğini; anılanmaddenin, güvenlik kaygıları nedeniyle oluşan maddizararların karşılanması gerektiğini ifadeettiğini, somut olayda müvekkilinin lojmanı kendiinisiyatifiyle değil verilen emirler gereğinceboşalttığını; öte yandan müvekkilininuğradığı zararın bir an için 5233sayılı Kanuna göre karşılanamayacağı kabuledilse dahi, uğranılan zararın bu kez de kusursuz sorumlulukilkesi ve özellikle de soysal risk ilkesi gereğincekarşılanmasının gerektiğini; 3152 sayılıİçişleri Bakanlığı Teşkilât veGörevleri Hakkında Kanunun 2. maddesine göre,Bakanlığa bağlı iç güvenlikkuruluşlarını idare etmek suretiyle ülkesi ve milletiyle bölünmezbütünlüğünü, yurdun içgüvenliğini ve asayişini, kamu düzenini ve genelahlâkı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetlerikorumanın, suç işlenmesini önlemenin,suçluları takip etmek ve yakalamanın İçişleriBakanlığının görevlerinden olduğunu; benzerdüzenlemelerin, İl İdaresi Kanunu ile Emniyet TeşkilatKanununda da yer aldığını, İl İdaresi Kanununagöre de ilin güvenliğinin sağlanmasından il valisininsorumlu bulunduğunu ifade ederek; Bölgede yaşanançatışmalar sırasında müvekkilinin konutundabulunan ev eşyalarının kullanılamaz hale gelmesi nedeniyleoluşan zararların karşılığı olarak (fazlayailişkin hakları saklı kalmak üzere) 100 (YÜZ) TL madditazminatın davalı idare tarafından müvekkilineödenmesine; maddi tazminata konutu boşaltma tarihi olan 05.10.2014tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi istemiylegenel idari yargı yerinde dava açmıştır. Davalıİdarece süresi içinde, davanın Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılması gerektiği önesürülerek, görev itirazında bulunulmuştur. ŞANLIURFA 1.İDAREMAHKEMESİ: 5.1.2016 gün ve E:2015/1032 sayı ile,“(…) 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanununun "Askeri Yüksek İdare Mahkemesiningörevleri:" başlıklı 20. maddesinde;“(Değişik: 25/12/1981-2568/1 md.)Askeri Yüksek İdareMahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesisedilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargıdenetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar.Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olmasışartı aranmaz. Bu Kanunun uygulanmasındaasker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevlibulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur,astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmelierbaş ve er, erbaş ve erler ile sivil memurlardır."hükmüne, aynı Kanunun "İdari davalar ve yargıyetkisinin sınırı" başlıklı 21. maddesinde;"(Değişik: 25/12/1981 - 2568/1 md.) 20 nci maddede belirtilenkişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem veeylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahislemenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptaldavaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarınıihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları,doğrudan doğruya kesin olarak Askeri Yüksek İdareMahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır..."hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanunhükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Askeri Yüksekİdare Mahkemesinin görev alanına giren uyuşmazlıklarınasker kişiyi ilgilendiren ve askeri hizmete mahsus idariuyuşmazlıklar olduğu, ancak askeri hizmete münhasırolmayan ve genel idari düzen içerindekarşılaşılabilen uyuşmazlıklarda idariyargının görevli olduğu anlaşılmaktadır.Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme veaskeri hizmete göre kurulmuş ise, bu işlemin askeri hizmeteilişkin olduğu kabul edilmelidir. Bir başka ifadeyle, askerihizmete ilişkin idari işlemler: yönetimin bir asker kişininaskeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum vedavranışlarının, askeri geçmişinin, askerkişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetininamacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural vegerekler gözönünde tutularak değerlendirilmesi sonucundakurulan işlemlerdir. İdari işlemin, askeri olmayan bir makamtarafından tesis edilmesinde de durum değişmemekte, menfaatiihlal edilen asker kişinin açtığı davanınAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden;Suruç 3. Hudut Alayı 3. Hudut Tabur Komutanlığındapiyade astsubay üstçavuş olarak görev yapmakta olandavacının Şanlıurfa İli, Suruçİlçesi, Mürşitpınar Köyündeki lojmandaikamet ettiği, anılan lojmanların valilik emrine istinaden05/10/2014 tarihinde boşaltıldığı, davacınınadına tahsisli lojmanda sınır dışındakiçatışmalar nedeniyle meydana gelen maddi zararın tazminiistemiyle 18/12/2014 tarihinde Suruç 3. Hudut Alayı 3. Hudut TaburKomutanlığına başvurduğu, anılanKomutanlıkça davacının dilekçesi ve eklerininŞanlıurfa Valiliğine sunulmak üzere SuruçKaymakamlığına gönderildiği, ŞanlıurfaValiliğinin 11/09/2015 tarih ve E.12448 sayılı yazısıile talebin reddedildiğinin Tabur Komutanlığının28/09/2015 tarih ve 3060 sayılı yazısı ile ilgililereduyurulması üzerine davacının sınırdışındaki çatışmalar nedeniyle adınatahsisli lojmanda meydana gelen 100,00-TL maddi zararının fazlayailişkin hakları saklı kalmak üzere tahliye tarihi olan05/10/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tazminiistemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, her ne kadar, davalıidarece uyuşmazlığın asker kişiyi ilgilendirdiğive askeri hizmet esnasında görev yaptığı bölgeninrisklerine ilişkin olduğundan uyuşmazlığınçözümünde Askeri Yüksek İdare Mahkemesiningörevli olduğu ileri sürülmekteyse de; asker kişininikamet ettiği lojmanın valilik emrine istinaden tahliyesiüzerine busırada sınır dışındakiçatışmalar dolayısıyla uğranılan tazmineilişkin uyuşmazlığın askeri hizmetle ilişkinolmadığı anlaşıldığından,uyuşmazlığın çözümünde idariyargının görevli olduğu sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle,davalı idarenin görev itirazının reddine...” veMahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir. Davalıidarenin, süresi içinde verdiği dilekçe ile, olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunması üzerine dilekçe, davadosyasının onaylı örneği ile birlikte AskeriYüksek İdare Mahkemesi Savcılığınagönderilmiştir. ASKERİ YÜKSEKİDARE MAHKEMESİ BAŞSAVCISI; “(…) Davanınkonusu, Davacının, ikamet etmekte olduğu Şanlıurfa SuruçMürşitpınar köyündeki lojman içerisinde bulunanşahsına ait ev eşyasının Suriye Devletinin Ayn El Arap(Kobani) şehrinde PYD ve IŞID güçleri ile KoalisyonGüçleri arasındaki çatışmalarsırasında kullanılan bomba, mühimmat ve diğerpatlayıcıların etkisi ile kullanılamaz hale gelmesinedeniyle uğradığı maddi zararının tazminiistemidir. 1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20'nci maddesinde Askeri Yüksekİdare Mahkemesinin görevleri hükmebağlanmıştır. Anılan hükme göre;“Askeri Yüksek İdare Mahkemesince Askeri olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerihizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimiyapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olmasışartı aranmaz" denilmiştir. Asker kişinintanımının yapıldığı aynıhükmün 2'nci fıkrası ise; “Bu kanununuygulanmasında asker kişiden maksat; Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olanSubay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzmanerbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ilesivil memurlardır" hükmünütaşımaktadır. 1602 sayılı Kanunun 21'inci maddesinin ilk fıkrasında; "20 nci maddede belirtilenkişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem veeylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu, maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahislemenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptaldavaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarınıihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları,doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdariMahkemesinde çözümlenir ve karar bağlanır” denilmektedir. Anayasanın, AskeriYüksek İdare Mahkemesi başlıklı 157'nci maddesinde yeralan göreve ilişkin hükümlerini yukarıdaaçıklandığı gibi benzer bir biçimdetekrarlayan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20'nci ve 21'inci maddelerine göre uyuşmazlık konusunun Askeri İdariYargı yerinde görülebilmesi için; davanın konusunuteşkil eden işlem ve eylemin “asker kişiyi ilgilendirme veaskeri hizmete ilişkin olma" şartlarının bir aradagerçekleşmesi gerekmektedir. “Asker kişiyiilgilendirme" şartından davacının, hizmette veyagörevden ayrılmış ve 1602 sayılı Kanun'un 20'ncimaddesinde sayılan asker kişilerden veya bu asker kişininyakınlarından birisi olması gerektiğiaçıktır. Diğer şart ise; davayakonu işlemin “askeri hizmete ilişkin" olmasıdır.Uyuşmazlık Mahkemesinin birçok kararındabelirtildiği üzere idari işlemin veya eylemin, görevliyargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmeteilişkin” olup olmadığının saptanabilmesiiçin işlemin ve eylemin konusuna ve gerçekleştirilmetarzına bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem veeylem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göretesis edilmiş ya da askeri hizmet görülürken veya askeribir vazifenin ifası esnasında vuku bulmuş ise bu işlem veeylemin askeri hizmete ilişkin bulunduğu kabul edilmelidir. Daha açıkbir ifadeyle, işlemin ve eylemin “askeri hizmete ilişkin”olup olmadığının anlaşılabilmesi için,somut olayda, idarece ya da kamu görevlilerince, bir asker kişininaskeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askerigeçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri,askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri,askeri kural, gerek ve gelenekler, askeri vazifeler ve hizmetler gözönünde tutularak hareket edilip edilmediği gözetilecek veişlemin ya da eylemin “askeri hizmete ilişkin” olupolmadığının anlaşılması bu esaslar dahilindemümkün olabilecektir. Davacı Vekili,müvekkilinin zararlarının öncelikle 5233 sayılıTerör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Kanun kapsamındakarşılanmasını, 5233 sayılı Kanuna görekarşılanamayacağı kabul edilse dahi uğranılanzararın bu kez de kusursuz sorumluluk ilkesi ve özellikle de sosyalrisk ilkesi gereğince karşılanmasınıngerektiğini, Suriye'de meydana gelen olaylar ve bu olaylarınaktörlerinin Türkiye Cumhuriyeti'nin terör örgütüolarak nitelediği örgütlerden kaynaklandığını,bu örgütlerin çatışmaları sırasındamüvekkilinin ikamet ettiği lojmanda bulunan taşınırmallara verilen zararın davalı İdare tarafından kusurluveya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre karşılanmasıgerektiğini, tedbirli bir idarenin sınırın sıfırnoktasında bulunan lojmanları zamanında boşaltması veoluşacak zararı en aza indirmesi gerekirken gerekeninyapılmadığını ifade etmektedir. Davacının TSK’dagörevli astsubay statüsünde olduğu ve bu suretle askerkişi sayıldığı hususunda herhangi bir tartışmabulunmamakla birlikte; davacının zararının askeri hizmetlebir ilgisinin bulunup bulunmadığının ortaya konulmasıgerekmektedir. Davacı, Şanlıurfa Suruç 3'üncüHudut Tabur Komutanlığı'nda görev yapması nedeniylezarar gören ve TSK'ya tahsisli lojmanda ikamet etmekte olup, DavacıVekili oluşan zararı, "tedbirli bir idareninsınırın sıfır noktasında bulunan lojmanlarızamanında boşaltması ve oluşacak zararı en azaindirmesi gerekirken gerekeni yapmadığı" iddiasınadayandırmaktadır. Bu itibarla askeri görev yerlerininözellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularakortaya çıkan dava konusu eylemin, askeri hizmete ilişkinolduğu kanaatine ulaşılmıştır. Belirtilen durumlara göre veolayda Anayasanın 157'inci ve 1602 sayılı Yasanın 20.maddelerinde öngörülen, idari eylemin asker kişiyiilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunmasıkoşulları birlikte gerçekleştiğinden; davanıngörüm ve çözümü Askeri Yüksek İdareMahkemesinin görevine girmektedir. Yukarıdaaçıklanan gerekçeler ışığında; 2247sayılı Yasanın 10, 12 ve 13 üncü maddeleri gereğiŞanlıurfa 1 'inci İdare Mahkemesinin işbu davadagörevli olduğuna dair 05.01.2016 tarih ve 2015/1032 E.sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASI veASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNİN GÖREVLİOLDUĞUNA karar verilmesinin gerektiği …” yolunda kararvermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göreDanıştay Başsavcısının da yazılıdüşüncesi istenilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI; Anayasanın157., 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanununun 20. ve 21. maddesinin ilk fıkrasına yer verdikten sonra;“Anılan yasa hükümlerine göre, Askeri Yüksekİdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idariişlemde veya eylemde “asker kişiyi ilgilendirme” ve“askeri hizmete ilişkin bulunma" koşullarının birliktegerçekleşmesi zorunludur. Davacının 1602sayılı Yasanın 20. maddesinde sayılan asker kişilerdenolduğu ve bu nedenle dava konusu işlemin asker kişiyiilgilendirdiği tartışmasızdır. Dava konusu eylemin askerihizmete ilişkin olup olmadığına gelince; İdari işlemin veyaeylemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden“askeri hizmete ilişkin” olup olmadığınınsaptanabilmesi için işlemin ve eylemin konusuna ve gerçekleştirilmetarzına bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem veeylem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göretesis edilmiş ya da askeri hizmet görülürken vukubulmuş ise, bu işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkinolduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askerihizmete ilişkin idari işlem ve eylemler; idarenin bir askerkişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum vedavranışlarının, askeri geçmişinin, askerkişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetininamacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural vegerekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucundatesis edilen işlem ve eylemlerdir. İşlem ve eylem, askeriolmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durumdeğişmemektedir. İdari eylemin "askerkişiyi ilgilendirmesi" için, eylemin bir asker kişiyeyönelmesi, zarar verici etkilerini bir asker kişinin bedenbütünlüğü veya malvarlığısahasında meydana getirmiş olması gerekmektedir. Olayda; davacınınikamet ettiği TSK'ya tahsisli lojmandaki eşyalarınınSuriye'de devam eden çatışmalar nedeniyle kullanılamazhale gelmesi nedeniyle uğranılan zararın idarece tazmin edilmesiistenildiğine göre; zararın askeri hizmetinyürütülmesi sırasında doğması ve askerkişinin malvarlığı sahasında oluşmasıkarşısında; söz konusu eylemin askeri hizmete ilişkinolduğunun kabulü gerekmektedir. Belirtilen durumlara göre veolayda Anayasa'nın 157. ve 1602 sayılı Yasanın 20. ve 21.maddelerinde öngörülen, idari eylemin asker kişiyiilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarıbirlikte gerçekleştiğinden, davanın görüm veçözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesiningörevine girdiği sonucuna ulaşılmaktadır. SONUÇ:Açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesiuyarınca yapılan başvurunun kabulünün uygunolacağı…”yolunda düşüncevermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 28.11.2016 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME: Başvuruyazısı ve dava dosyası üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı idarenin anılan Yasanın 10/2 maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilensüre içinde başvuruda bulunması üzerine AskeriYüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı’nca, 10.maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde askeri idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Danıştay SavcısıYakup BAL ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Savcısı OğuzPÜRTAŞ’ın davada askeri idari yargınıngörevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Suruç 3. HudutAlayı 3. Hudut Tabur KomutanlığındaP.Astsb.Üçvş. olarak görev yapan davacının,ikamet etmekte olduğu Şanlıurfa İli, Suruçİlçesi, Mürşitpınar Köyünde bulunanlojmanındaki şahsına ait ev eşyasının, SuriyeDevletinin Kobani şehrinde PYD ve IŞID güçleri ileKoalisyon Güçleri arasındaki çatışmalarsırasında kullanılan bomba, mühimmat ve diğerpatlayıcıların etkisi ile kullanılamaz hale gelmesinedeniyle uğradığı zararınkarşılığı olarak fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak üzere 100,00 TL maddi zararın, yasal faiziylebirlikte tazminine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. Anayasa’nın 157.maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin, askeri olmayanmakamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren veaskeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklarınyargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak,askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olmasışartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 20.maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri Yüksek İdareMahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesisedilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklarınilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğerkanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olmasışartı aranmaz” denilmiştir. Buna göre, AskeriYüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi içindava konusu idari işlem veya eylemin “asker kişiyiilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkinbulunması” koşullarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir. 1602 sayılıYasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olansubay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzmançavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ilesivil memurlar asker kişi sayılmaktadır. Davacının 1602sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan askerkişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusu eylemin asker kişiyiilgilendirdiği tartışmasızdır. Dava konusu eylemin askerihizmete ilişkin olup olmadığına gelince: İdari eylemin “askerihizmete ilişkin bulunması”, eylemin kanun ve nizamlarınTürk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığı yetki vegörevlerin yerine getirilmesi amacına yönelik olmasıanlamını taşımaktadır. Askeri nitelikteki idari eylemide, askeri kural ve gerekler çerçevesindeyürütülen askeri hizmet sırasındaki bir hareket, tutumveya meydana gelen ya da getirilen bir olay olarak tanımlamakolanaklıdır. Bir idari eylemin askerkişiyi ilgilendirmesi koşuluna üç değişik anlamvermek mümkündür: Bunlar, “davacının askerkişi olması”, “idari eylemin asker kişilerce tesisedilmiş olması” ve “idari eylemin bir askerkişiye yönelmiş bulunması”dır. 2946 sayılı KamuKonutları Kanunu’nun “Amaç”başlıklı 1.maddesinde; ‘’Bu Kanunun amacı; kamu konutlarınıntahsis biçimi, oturma süresi, kira, bakım, onarım veyönetimine ilişkin temel ilkeleri belirlemektir.’’hükmü, “Kapsam”başlıklı 2.maddesinde: “Bu Kanun; a) Genelbütçeye giren daireler, katma bütçeli kurumlar, ilözel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerinkurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayelikuruluşlar, b) İktisadidevlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, sermayesinintamamı bu kamu teşebbüslerine ait müesseseler, sermayesininyüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülleri vekamu iktisadi kuruluşlarına ait olan bağlıortaklıklar, c) Kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşları hariç olmak üzere,özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiyedayanılarak kurulan bankalar ile kamu kurum ve kuruluşları, d) Kanunlarla kurulanfonlar, kefalet sandıkları, beden terbiyesi bölgemüdürlükleri, Tarafından yurt içinde ve yurtdışında inşa ettirme, satın alma, kiralama suretiyletemin olunan ve bu kurum ve kuruluşlar personelinin yararlanmasıiçin ayrılan kamu konutlarını kapsar. Ancak kiralamazaruri hallerde ve kısıtlı olarak yapılabilir. Bununuygulaması yönetmelikte belirtilir.’’ hükmü yeralmaktadır. 23.09.1984 gün ve 18524sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren Kamu Konutları Yönetmeliği’nin “Amaç”başlıklı 1.maddesinde; ‘’Bu Yönetmeliğinamacı, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 2 ncimaddesinde belirtilen kurum personeline kamu konutlarının tahsisşekli, oturma süresi, kira, bakım, onarım veyönetimine ait usul, esas ve şartlar ile uygulamaya dair diğerhususları tesbit etmektir.’’ hükmüne,“Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; “BuYönetmelik, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 2 ncimaddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşları personelininyararlanması için yurt içinde ve yurt dışındainşa ettirme, satın alma ve kiralama suretiylesağladıkları kamu konutlarını kapsar. Kurum ve kuruluşlarıncabir bölümü kamu konutuna tahsis edilen hizmet binalarındakikonutlar hakkında da bu Yönetmelik hükümleriuygulanır.’’ hükmüne; “Kamu KonutlarınınTürleri” başlıklı 5.maddesinde; “Kamukonutları tahsis esasına göre aşağıda belirtilendört gruba ayrılır: a) Özel tahsisli konutlar;Yönetmeliğe ekli (1) sayılı cetvelde gösterilen vetemsil özelliği olan makam ve rütbe sahiplerine tahsis edilenözel nitelikteki konutlardır. b) Görev tahsisli konutlar;Yönetmeliğe ekli (2) sayılı cetvelde belirtilenlere,görevlerinin önemi ve özelliği ile yetki vesorumlulukları gereği tahsis edilen konutlardır. c) Sıra tahsisli konutlar;Yönetmeliğe ekli (4) sayılı cetvelde gösterilen puandurumu dikkate alınarak 9 uncu maddede belirtilen usul ve esaslaragöre tahsis edilen konutlardır. d) Hizmet tahsisli konutlar; 1) Hudut karakolu, istasyon,haberleşme, gözlem, araştırma, inşaat mahalli gibimeskün yerlerden uzak, sosyal ve ekonomik zorlukları olan,ulaşım ve iskan imkanları kısıtlı yerlerde,normal çalışma saatleriylesınırlandırılması kabil olmadan görevbaşında bulundurulması gerekli olan personel, 2) İlgili kanunlarcakendilerine zata mahsus taşıt tahsis edilen makam ve rütbesahiplerinin makam şoförü ve koruma görevlileri, 3) Kamu konutlarındagörevli kapıcı, kaloriferci gibi personel, İçin inşa veyatefrik edilerek tahsis edilen bina, baraka, prefabrik yapı, şantiyeeklentisi, tadil edilmiş veya edilmemiş karavan, kulübe vebenzeri konutlardır.” hükmüne; “Kamu KonutuÖzelliğini Kazanma” başlıklı 6.maddesinde;“Kamu kurum ve kuruluşlarının yetkili makamlarınca,mevcut konutlarının, kamu konut türlerine göre belirlenip,bu amaçta kullanılmak üzere ayrımınınyapılması ile bu konutlar kamu konutu özelliğinikazanır. Genel bütçeyebağlı dairelerin konutları ise, 178 sayılı Maliye veGümrük Bakanlığının Teşkilat veGörevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13üncü maddesinin (d) bendi ile 1050 sayılı Muhasebei UmumiyeKanununun 23 üncü maddesi uyarınca, ilgili idareye tahsisedildiği tarihte kamu konutu özelliğini kazanmış olur.Konutların ilgili idareye tahsisi, talep tarihinden itibaren en geçbir ay içinde yapılır. Kamu konutlarınıngörev unvan gruplarına göre ne miktarda veya hangi oranda tahsisedileceği yetkili makamca tespit edilebilir. Türk SilahlıKuvvetlerinde ayırım subay, astsubay ve sivil memur (Uzman çavuşve uzman jandarma çavuşları dahil) arasındayapılır.” hükmüne; “Görev TahsisliKonutların Tahsis Şekli” başlıklı 8.maddesinde:“(…) TürkSilahlı Kuvvetlerine ait görev tahsisli konutların tahsisi,konutun kullanımına verildiği askeri birlik, karargah vekurumların komutanları, kurmay başkanları veya yetkiverecekleri amirler tarafından yapılır.(…)”hükmüne;“Hizmet Tahsisli Konutların Tahsis Şekli”başlıklı 10.maddesinde; “Hizmet tahsisli konutlar yetkilimakam tarafından tahsis edilir.” hükmüne; “Konutlarda Oturma Süreleri” başlıklı20.maddesinin ilk fıkrasında; “Özel, görev vehizmet tahsisli konutlarda, tahsise esas olan görev veya hizmetindevamı süresince oturulabilir.” hükmüne yerverilmiş; “Konutların Yönetimine Dair Esaslar” başlıklı 35. maddesinde; “Devleteait kamu konutları, 178 sayılı MaliyeBakanlığının Teşkilat ve Görevleri HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin (e) bendiuyarınca Maliye Bakanlığı Milli Emlak GenelMüdürlüğünce yönetilir. Üzerinde kamu konutubulunan Hazineye ait taşınmazlardan MaliyeBakanlığınca Hazineye ait taşınmazların idaresineilişkin yöntemlerle değerlendirilmek suretiyle ekonomiyekazandırılmalarının daha uygun olacağına kararverilenlerin tahsisleri, adına tahsis yapılan idareleringörüşleri de alınmak suretiyle kaldırılır.Fiilen kamu konutu olarak kullanılan ve tahsislerikaldırılanların yerine Maliye Bakanlığıtarafından başka kamu konutları tahsis edilir. Tahsislerikaldırılan kamu konutlarında oturanlara, kurumlarıtarafından Maliye Bakanlığınca yeni tahsis edilen kamukonutlarından tahsis yapılır. Adına yeni kamu konutu tahsisedilenlerce kurumlarınca yapılacak yazılı tebligattarihinden itibaren en geç otuz gün içinde oturulan kamukonutunun boşaltılması zorunludur. Bu süreiçerisinde kamu konutunu boşaltmayanlar hakkında 34üncü maddeye göre işlem yapılır. Adına yenikamu konutu tahsis edilenlerin zorunlu nitelikteki taşınmamasrafları Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslarçerçevesinde bu Bakanlık tarafından ilgililerineödenir. Bu amaçla gerektiğinde MaliyeBakanlığınca hizmet satın alınabilir. Ancak, kanunlar gereğince vebu Yönetmelik hükümlerine göre, Milli Emlak GenelMüdürlüğünce yürütülmesi gerekligörevler dışında, genel bütçeye bağlıdairelere tahsisli konutların yönetimi, konut tahsisine dair usul veesasların uygulanması, işletme, bakım, onarım vebenzeri işlerinin yapılması ve bunlara ait giderlerinödenmesi gibi işler, konutların tahsis edildiğiBakanlıklara aittir.” denilmiş ve genel bütçeyebağlı dairelere tahsisli konutların yönetimikonusundaki yetkinin, konutların tahsis edildiğiBakanlıklara verilmiş ve Bakanlıkların bu kapsamda işletme, bakım, onarım ve benzeri işlerinyapılması ile bunlara ait giderlerin ödenmesi gibi işleriyürütmekle görevli olacakları düzenlemealtına alınmıştır. Öte yandan, 3497Sayılı Kara Sınırlarının Korunması VeGüvenliği Hakkında Kanun’un ‘Amaç veKapsam’ başlıklı 1. Maddesinde “ Bu Kanununamacı; T.C. Devleti kara sınırlarının korunmasıve güvenliğinin sağlanması ile ilgili esas ve usulleri düzenlemektir.Bu Kanun, bu görevleri yerine getirecek Kara KuvvetleriKomutanlığı ve bu Komutanlık tarafından tefrik edilenbirliklerle bu birliklerin emrine verilen veya desteğine tahsis olunandiğer birlikleri kapsar.” denilmek sureti ile sınırgüvenliğinin sağlanması konusunda Kara KuvvetleriKomutanlığı ve bu Komutanlık tarafından tefrik edilenbirliklerle bu birliklerin emrine verilen veya desteğine tahsis olunandiğer birliklerin görevli olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunun‘Görev, Yetki ve Görev İlişkileri’başlıklı 2. Maddesinde ise; “ Karasınırlarını korumak ve güvenliğini sağlamakgörevi Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait olup bu görevsınır birliklerince; 1. Kendi sorumluluğunda olanbölgede sınırı korumak ve güvenliğinisağlamak, 2. Gümrük hattındakigiriş ve çıkışkaçakçılığı ile kara sınırlarıboyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölge içerisindesuç teşkil eden eylemleri önlemek, suçlularıyakalamak, bu bölgede işlenen meşhut suç failleriniikinci derece askeri yasak bölgede de takip etmek ve yakalamak, faillerhakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak, yakalanan kişi vesuç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerineteslim etmek, 3. Karasınırlarından iltica amacıyla giren muharip yabancıordu mensupları hakkında 11.8.1941 tarihli ve 4104 sayılıMuharip Yabancı Ordu Mensuplarından Türkiye'ye İlticaEdenler Hakkında Kanun hükümlerini uygulamak, diğermültecileri silah, muhimmat ve sair harp araç ve gereçlerindenarıtmak, bu mülteciler ile beraberlerinde getirdikleri malzemeleriilgili makamlara teslim etmek, Şeklinde yerine getirilir. Yukarıda belirtilengörevler askeri hizmetten sayılır. Sınır birliklerimensupları kendilerine bu Kanun ile verilen görevlerinyapılmasında; diğer kanunların, silah kullanma yetkisidahil, güvenlik kuvvetlerine tanıdığı bütünhak ve yetkilere sahiptirler. Sınır birliklerinin bumaddede belirtilen görev ve yetkilerine girmeyen konularda, diğerkanunlara göre görevli ve yetkili kılınmışmakamların görev ve yetkileri saklıdır. Kara Kuvvetleri Komutanlığıbu Kanunda öngörülen görevlerini gerektiğinde, ilgilibakanlıklar, mülki ve adli makamlar ile güvenlik kuvvetleri veilgili kuruluşlarla karşılıklı yardım ve işbirliğiyapmak suretiyle yerine getirir.” denilmek sureti ile sınırgüvenliğini sağlama konusunda görevlendirilenkişilerin görevlerinin kapsamı belirlenmiş ve bugörevde geçen sürelerin askeri hizmettensayılacağı düzenlenmiştir. Olayda, Suruç 3.Hudut Alayı 3. Hudut Tabur KomutanlığındaP.Astsb.Üçvş. olarak görev yapan davacıya,MSY:319-2 (B) Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesigereğince, ilgili Komutanlık tarafından yaptığıgörev de dikkate alınarak, Suriye sınırındaki,Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımında bulunanlojmanın tahsis edildiği, sınır bölgesindeyaşanan çatışmalarda atılan patlayıcımaddelerin etkisiyle davacının ikamet ettiği lojman velojmanlarda bulunan ev eşyalarının kullanılamaz halegeldiği, oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemiylebakılan davanın açıldığıanlaşılmıştır. Bu bağlamda, KamuKonutları mevzuatı ile Türk Silahlı Kuvvetleri KonutYönergesine göre, Milli Savunma Bakanlığına tahsisedilmekle askeri hizmete özgülenmiş konutlarınişletilmesi, bakımı ve onarımı görevinin buidareye ait bulunması nedeniyle, zararın askeri hizmetinyürütülmesi sırasında doğması ve askerkişinin malvarlığı sahasında oluşmasıkarşısında, davada idari eylemin “askeri hizmeteilişkin bulunması” ve “asker kişiyiilgilendirmesi” koşullarının birliktegerçekleştiği anlaşıldığından,uyuşmazlığa konu edilen tam yargı davasınıngörüm ve çözümünde Askeri Yüksekİdare Mahkemesi görevli bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerleAskeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcılığının başvurusunun kabulü iledavalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkinŞanlıurfa 1. İdare Mahkemesi’nin 05.01.2016 gün ve2015/1032 sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ASKERİ İDARİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ iledavalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkinŞanlıurfa 1. İdare Mahkemesi’nin 05.01.2016 gün ve2015/1032 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,28.11.2016 gününde, Üye Mehmet AKBULUT’un KARŞI OYUve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy