T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2016 / 572 KARAR NO : 2016 / 577 KARAR TR : 28.11.2016 ÖZET : İstanbul Defterdarlığı tarafından davacıya gönderilen 23.06.2015 tarih 36-3561-81 sayılı işgal tazminatı ihbarnamesinin iptali istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : M. T. Vekili : Av. R. I. Davalı : İstanbulDefterdarlığı Vekili : Av. M.E. O L A Y : Davacı vekilininİstanbul İdare Mahkemesi Başkanlığına hitabenverdiği 04.09.2015 havale tarihli dava dilekçesindeözetle; davalı idare tarafından müvekkiline23.06.2015 tarih ve 03916 kararlı, 36-3561-81 sayılı ecrimisilihbarnamesinin gönderilerek İstanbul ili Silivri ilçesi PiriMehmet Paşa mahallesi 15 ada 33 parsel sayılıtaşınmazda kurumun½ kayyım hissesi bulunduğubelirtilerek, işgal sebebiyle müvekkilinden 26.420,00 TL ecrimisiltalep edildiğini, ancak söz konusu taşınmaza kayyımtayinine ilişkin Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi kararınınYargıtay 18.Hukuk Dairesinin 2014/11208 E. 2014/1557 K. sayılıilamı ile bozulduğunu, buna rağmen davalı idarenin kötüniyetli olarak ecrimisil talebinde bulunduğunu belirterek; hatalı yapılan işlemin iptaline karar verilmesi istemi ile idariyargı yerinde dava açmıştır. Davalı vekili, süresiiçerisinde verdiği cevap dilekçesinde özetle;davanın süresinde açılmadığını ilerisürmüş ayrıca görev itirazında bulunmuştur. İstanbul 12.İdareMahkemesi; 13.10.2015 gün ve 2015/123 E. 2015/95 K. sayılıkararıyla,“iptali istenen işlemin, resen belirlenen işgaltazminatının genel hükümlere göre takibine başlamadanönce hükmen ya da rızaen ödemelerin istenmesineyönelik bir ön işlem mahiyetinde olduğu, iptaldavasına konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekenişlem niteliğinde olmadığı görüşüyledavanın incelenmeksizin reddine” karar vermiştir. Davacı vekili kararakarşı itiraz yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölgeİdare Mahkemesi Dördüncü Kurulu;29.01.2016 tarih ve2016/390 E. 2016/419 K. sayılı kararıyla “davalıidarenin süresi içerisinde verdiği savunma dilekçesindegörev itirazında bulunmasına karşılık, İdareMahkemesince görevlilik kararı verilip, bu karara itiraz edilmesinedolayısıyla olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına olanak tanınmadan “…davalı idarenin görev itirazı yerinde görülmeyerek…”ifadesiyle yetinilerek itiraza konu nihai kararın oluşturulmasıhukuka ve usule aykırıdır” gerekçesiyleİstanbul 12.İdare Mahkemesinin 13.10.2015 gün ve 2015/123 E.2015/95 K. sayılı kararının bozulmasına kararvermiştir. İstanbul 12.İdareMahkemesi; 05.04.2016 gün ve 2016/413 E. sayılı kararıyla,bozma ilamı doğrultusunda “Görevlilik” kararıvermiştir. İstanbulDefterdarlığı Kayyım BürosuBaşkanlığı vekilinin, adli yargı yararına olumlugörev uyuşmazlığı çıkartılmasıyolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerine,dava dosyasının onaylı bir örneği YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. YargıtayCumhuriyet Başsavcısı; Davaya konu iptali istenen ecrimisiltalebine dair kayyım ihtarının, hukuki niteliğininbelirlenmesi ve kayyım işlemlerine karşı başvurulacakyargı yerinin belirlenmesi için ilgili mevzuatın vekayyımlık müessesesinin hukuki niteliğinin belirlenmesigerektiğini; Kayyımın,belirli işleri görmek veya malvarlığınıyönetmek için atanan kişi olduğunu ve bu hali ile birözel hukuk kurumu niteliğinde olduğunu;bu nedenle kayyımhakkındaki düzenlemelerin 4721 sayılı Medeni Kanun’un“Vesayet” başlığı altındakiüçüncü bölümünde 396. ve devam edenmaddelerinde yapılmış olduğunu, Medeni Kanun’un vasihakkındaki hükümlerinin, aksi belirtilmişolmadıkça kayyım hakkında dauygulanacağını, M.K. 396. maddesinde, vesayetorganlarının vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardanoluştuğunu,aynı kanunun 397. maddesinin 2. fıkrasındaise vesayet makamının, Sulh Hukuk Mahkemesi, denetimmakamının, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun, ayrıca MedeniKanun’un 427. maddesinde “YönetimKayyımlığı”na yer verildiğini ve bu maddedekayyım atanma hallerinden birinin de “bir kimsenin uzun süredenberi bulunamaması ve oturduğu yerin bilinememesi olarak” olarakdüzenlendiğini, sayılan hallerde yönetimkayyımının Sulh Hukuk Mahkemesi tarafındanatanacağının belirtildiğini, Özelbir yasa olan 3561 sayılı Kanun’un 1. Maddesinde yasanınamacının,”M.K. hükümleri kapsamındakişilerin malları hakkında yönetim kayyımıatanması sırasında, bu mallarda Hazinenin de menfaatininbulunduğunun anlaşılması haline münhasır olmaküzere, tayin edilecek kayyım ile ilgili düzenlemeyapılması” olarak düzenlendiğini, 3561sayılı yasanın 24/07/2008-5793 S.K./22.mad. iledeğişik 2. maddesi 1. fıkrasındaki düzenleme ile deKayyım tayini hususunda M.K. hükümleri ile paraleldüzenleme yapıldığını ve Medeni Kanunhükümlerine atıfta bulunulduğunu,3561 sayılıyasanın uygulanmasına ilişkin 27230 sayılıYönetmeliğin 5. Maddesinde Kayyımın görev veyetkilerinin Medeni Kanunla paralel şekilde düzenlendiğini,aynı yönetmeliğin 24. Maddesin derhal memurlarınınkayyım olarak yaptıkları iş ve işlemlerin denetimininM.K. hükümlerine göre vesayet makamı tarafındanyapılacağının açıkça hükme bağlandığını,Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 24/10/2011 gün ve 2011/7897 E. 2011/16179K. 03/12/2011 gün ve 2012/ 2012/13865 E. 2012/24836 K. sayılıilamlarının da bu yönde olduğunu, davaya konu ihtarnameninde bu kapsamda kayyımın malvarlığını idaresineilişkin bir özel hukuk işlemi niteliğinde olduğunu veDevletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufualtında bulunan taşınmaz mallara ilişkin 2886sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesi kapsamındadeğerlendirilmesinin mümkün olmadığını; Bunedenlerle, vesayet makamı tarafından kayyım tayin edilenİstanbul Defterdarının davaya konu ecrimisil istemindenkaynaklanan sorunun özel hukuk hükümlerine göre adliyargı yerinde çözülmesi gerektiği belirtilerek; 2247sayılı Yasa'nın 10 ve 13 üncü maddeleri uyarınca,olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 28.11.2016 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Başvuruyazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılanincelemeye göre, davalı kurum vekilinin anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nca,davalı İstanbul Defterdarlığı bakımından10.maddede öngörülen biçimde, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Engin SELİMOĞLU’nun, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, İstanbulDefterdarlığı tarafından davacıya gönderilen23.06.2015 tarih 36-3561-81 sayılı işgal tazminatıihbarnamesinin iptaline karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. Dava dosyası incelendiğinde;Silivri Hazine vekilinin 01.03.2010havale tarihli dilekçeyle Silivriİlçesi Pirimehmetpaşa mahallesinde bulunan 153ada 33 parselsayılı taşınmazda malik görünen Mehmet oğluİbrahim’i tanıyan ya da bilenin bulunmadığı,sağ veya ölü olup olmadığı ve neredeolduğunun tespit edilemediğini, hazinenin menfaatinin korunmasıadına taşınmaza 3561 sayılı yasa gereğincekayyım tayin edilmesi gerektiğini belirterek, Silivri Sulh HukukMahkemesi’ne başvurduğu,Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin30.07.2010 gün ve 2010/832 sayılı kararı ile 3561sayılı Kanun gereğince, İstanbul Defterdarı BekirBayraktar’ı yönetim kayyımı olarak tayin edilmesinekarar verdiği saptanmıştır. Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin30.07.2010 gün ve 2010/832 sayılı kararınındavacı Mehmet Tokgöz tarafından temyiz edilmesi üzerineYargıtay18.Hukuk Dairesinin 04/11/2014 tarih ve 2014/11208 E.2014/15557 K.sayılı ilamıyla “Taşınmaz malikinin belliolduğu, kayyımlık kararınınkaldırılması gerektiği” gerekçesiylebozulmasına karar verildiği, idarece düzenlenen 23/06/2015 tarihve 36-3561-81 sayılı “İşgal Tazminatıİhbarnamesine” davacının yaptığıitirazın Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 30.07.2010 gün ve2010/832 sayılı kararının kesinleşmediği,taşınmaz üzerindeki kayyımlığın halen devamettiği belirtilerek reddedildiği, bunun üzerinedavacının ecrimisil bedelinin iptali talebiyle İstanbul 12.İdare Mahkemesine müracaat ettiği, İstanbulDefterdarlığı tarafından dava konusu olayda adliyargının görevli olduğunu belirterek görevitirazında bulunduğu ve görev itirazının İstanbul12. İdare Mahkemesi’nin 05.04.2016 gün ve 2016/413 esassayılı kararı ile reddedilmesi üzerine, davalıtarafından görevli yargı yerinin belirlenmesi istemi iledosyanın mahkememize gönderilmesini talep ettiğianlaşılmaktadır. Görevli yargı yerininbelirlenmesi açısından; ilk olarak kayyımsıfatı ile hareket eden İstanbulDefterdarlığının, tesis ettiği işlemlerin idarinitelikte olup olmadığı belirlenmelidir. 27/05/1989tarih ve 3561 sayılı MalMemurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun ‘un 1.maddesinde;“(Değişik madde: 24/07/2008-5793S.K./21.mad)Bu Kanununamacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veyaoturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıklarıüzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamaküzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarakatanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarınınyönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecekücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esaslarıdüzenlemektir.” denilmek suretiyle gaip kişilerinmalvarlığında hazine menfaatinin korunması amacı ilemahallin en büyük mal memurunun kayyım atanacağıdüzenlenmiştir. 2. maddesinde; “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılıTürk Medenî Kanununun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzunsüreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veyaortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olupolmadığı ispatlanamayan mirasçınınpayının resmen yönetilmesi amacıyla kayyımatanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bukimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunupbulunmadığını, mahallin en büyük malmemurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatininsöz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde,mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayineder. “ denilmek sureti ile mal memurunun kayyım tayin edilmesindeizlenecek usul belirlenmiş ve 4721 sayılı TMK’na atıfyapılmıştır. 16/05/2009tarih ve 27230 Sayılı MalMemurlarının Kayyımlığı HakkındaYönetmelik’in 9. maddesinin 1. fıkrasında; “ Taşınırve taşınmazlarla haklar, öncelikle kiraya verilmek suretiyleyönetilir. Kira sözleşmelerinin süresi,kayyımlıkla yönetim süresi dikkate alınarakbelirlenir. Ancak, bir yıl veya daha uzun süreli ürün veüç yıl veya daha uzun süreli taşınmazkirası sözleşmeleri yapılması vesayet makamınıniznine tabidir. Kiralama işlemleri, işgale uğrayantaşınmazların tahliyesi ve işgal nedeniyle talep edilecekkullanım bedellerinin takip ve tahsili ile diğer konularailişkin işlemler, kendisine kayyım atanan kişinin hak vemenfaatleri gözetilerek kayyımcayürütülür.” denilmek sureti ile tayin edilen malmemurunun kayyım sıfatı ile yapacağı kirasözleşmelerinde vesayet makamından izin almasıgerektiği düzenlenmiştir. AynıYönetmeliğin 10.maddesinin 1.fıkrasındaki;“Olağan yönetim ve işletmeihtiyaçları dışında kalan taşınırveya diğer hak ve değerlerin alımı ile olağanyönetim sınırlarını aşan yapı işlerininyapılması vesayet makamının iznine tabidir.”şeklindeki düzenleme ile malvarlığı üzerindekayyım atanan mal memurunun yapacağı tasarrufi nitelikte işlemlerinde vesayet makamının iznine tabi olacağıdüzenlenmiştir. YineYönetmeliğin 14.maddesinin 2. fıkrasında; “Her takvimyılı sonu itibarıyla, kişi hesapları ile ilgiliyapılan işlemler, elde edilen gelirler, yapılan harcamalar vemalvarlığı değerleri hakkında düzenlenen faaliyetraporunun birer örneği, izleyen yılın mart ayı sonunakadar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinegöre vesayet makamına ve Bakanlığagönderilir.”denilmek sureti ile mal memurunca izinalınmaksızın yapılan işlemlerin de faaliyet raporuhaline getirilerek vesayet makamının denetimine sunulacağıdüzenlenmiştir. Sonolarak adı geçen Yönetmeliğin 24. maddesindeki; “Kayyımlık işlemleri; 4721 sayılı Türk MedeniKanunu gereğince vesayet dairelerinin denetimine tabidir. Ayrıca,kayyımlık işlem ve hesapları Bakanlıkçagerektiğinde denetletilebilir.”şeklindeki düzenleme ilemal memurunun işlemlerinin denetiminin vesayet makamınındenetimine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. 4721sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 397. maddesinde;“Kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamındanoluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür./Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukukmahkemesidir.”denilmek sureti ile adli yargı mahkemeleri vesayet vedenetim makamı olarak belirlenmiştir. 4721sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 403.maddesindeki;“Vasi, vesayet altındakiküçüğün veya kısıtlınınkişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütünmenfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekleyükümlüdür./Kayyım, belirli işleri görmekveya malvarlığını yönetmek için atanır./BuKanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmişolmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.”şeklindeki düzenleme ile vasi hakkındaki hükümlerinkanunda aksine hüküm bulunmadığı durumlardakayyımlar için de geçerli olacağınındüzenlendiği görülmektedir. 4721sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 461. maddesindeise; “ Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındakikişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşıvesayet makamına şikayette bulunabilir./Vesayet makamınınkararlarına karşı tebliğ gününden başlayarakon gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.”denilmek sureti ile vasinin (403. maddedeki atıf nedeni ile aynızamanda kayyımın) işlem ve eylemlerine karşıvesayet makamı olarak Sulh Hukuk Mahkemesi’ne şikayet ya da itirazyolu ile başvurulabileceği düzenlenmiştir. Vesayetmakamının kararına karşı da denetim makamı olarakAsliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurulabileceğidüzenlenmiştir. Tümbu yasal düzenlemeler ışığında dava dosyasıdeğerlendirildiğinde; davalı İstanbulDefterdarlığının, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin30.07.2010 gün ve 2010/832 sayılı kararı ile 3561sayılı Kanun gereğince dava konusu taşınmazınyönetimi için kayyım olarak tayin edildiği, dava konusutaşınmaza ilişkin olarak 23.06.2015gün ve 36-3561-81 sayılı ihbarnamenin hazırlanarakdavacıya gönderildiği, mal memurunun söz konusuişleminin 3561 sayılı Kanun ve 27230 SayılıYönetmelik’te yapılan atıflar gereğince 4721sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olduğuve bu niteliği gereğince sorunun 4721 sayılı TMK’nun2. Kitap 3. Kısım’da düzenlenen “VesayetHukuku” hükümleri çerçevesinde adli yargıyerince çözüme kavuşturulması gerektiğisonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınbaşvurusunun kabulü ile davalı İstanbulDefterdarlığı vekilinin görev itirazının reddineilişkin İstanbul 12. İdare Mahkemesi’nce verilen05.04.2016 gün ve E:2016/413 sayılı kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı İstanbul Defterdarlığıvekilinin görev itirazının reddine ilişkin İstanbul12. İdare Mahkemesi’nce verilen 05.04.2016 gün ve E:2016/413sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 28.11.2016 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy