T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 20
KARAR NO : 2016 /448
KARAR TR : 24.10.2016
ÖZET : 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :A. T.
Vekili :Av. M.A.S.
Davalı :T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü
Vekilleri :Av. H. G., Av. G.A.
O L AY : Davacı vekili, müvekkilinin bankadançekmiş olduğu kredi nedeniyle dosya masrafı adıaltında yapılan kesinti ile ilgili bilgi ve belgelerin ücretsizolarak tarafına gönderilmesi talebinin reddine ilişkin ZiraatBankası A.Ş. Siirt Şubesinin 15.04.2014 tarih ve 964-377sayılı işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
Davadilekçesi 5.8.2014 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı tarafından süresi içerisinde savunmadilekçesi verilmediğinden, dava dosyası 4.9.2014 tarihindetekemmül etmiştir. Bu süreçte davalı kuruluş görevitirazında bulunmamıştır.
Davalı vekillerince, 11.3.2015tarihinde nöbetçi idare mahkemesi, 23.3.2015 tarihinde davanıngörüldüğü idare mahkemesi kayıtlarına girenara kararına cevap dilekçesi ile davada Adli Yargınıngörevli olduğu ileri sürülerek görev itirazında bulunulmuştur.
BATMAN İDAREMAHKEMESİ; 25.5.2015 gün ve E:2014/1310 sayı ile, 4603sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, TürkiyeHalk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası AnonimŞirketi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 1. ve 2.fıkralarında, Yasa'nın amacının, bankalarınözelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacakşekilde yeniden yapılandırılmaları ile hissesatışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerintamamının özel hukuk hükümlerine tabi gerçek vetüzel kişilere satışınıngerçekleştirilmesi olarak belirtildiği ve anonim şirketstatüsünde bulunan bankaların bu Yasa'da yer alanhükümler dışında 4389 sayılı Bankalar Kanunuile genel hükümlere tabi olduğunun belirtildiği;Yasanın anılan hükmünün, davalı Bankanınkamu bankası olma niteliğini ortadankaldırmadığı, Bankanın, halen sermayesinintamamının kamuya ait olması nedeniyle kamu kurumuniteliğini sürdürdüğü; Yasanın 4. maddesindede bu Yasa'nın, Banka hakkında, sermayesindeki kamu payı %50'ninaltına düşünceye kadar uygulanacağınınhükme bağlandığı; bu durumda, özelleştirmeamacıyla yeniden yapılandırma çalışmalarıdevam eden ve sermayesinin tamamı kamuya ait olan davalı Bankatarafından tesis edilen söz konusu işlemin yargısaldenetiminin idari yargıda yapılması gerektiği sonucunaulaşıldığı gerekçesiyle; davalı idareningörev itirazının reddine ve mahkemeleriningörevliliğine karar vermiştir.
Davalı vekillerince, 16.6.2015havale tarihli dilekçe ile, Adli Yargı yararına olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasıisteminde bulunulmuştur.
YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI; “(…) Bilindiği gibi, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari DavaTürleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”kenar başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a)İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalarolarak sayılmıştır.
Kamu kurulularıncaalınan idari kararların yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile kanuna aykırı olduğu ilerisürülerek açılan ve 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde tanımlanan iptaldavalarının amacı, idari işlemlerin idari yargıorganlarınca denetlenerek, idarenin hukuka uygunluğununsağlanmasıdır.
Öteyandan, 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası,Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 1.maddesinde,
“1.BuKanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, TürkiyeHalk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası AnonimŞirketinin (bankalar) çağdaşbankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerinegöre çalışmalarını ve özelleştirmeyehazırlanmalarını sağlayacak şekilde yenidenyapılandırılmaları ile hisse satışlarınailişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamınakadarının özel hukuk hükümlerine tabi gerçek vetüzel kişilere satışınıngerçekleştirilmesidir.
2.Bankalar,anonim şirket statüsündedirler.
3.Bu Kanundayer alan hükümler dışında 4389 sayılıBankalar Kanunu ile genel hükümlere tabidirler.
4.Bankalarınçalışma konuları ve amaçları, merkezleri,sermaye miktarları, hisseleri, genel kurulları, yönetim vedenetim organları, hesapları ve kârlarınındağıtımı ile faaliyetlerine, devir, birleşme, fesih vetasfiyelerine ilişkin diğer esaslar, ana sözleşmelerindegösterilir.
Bankalarınyıllık faaliyetleri ile ilgili olarak (2000 yılıfaaliyetleri dahil) genel kurullarına sunacağı yıllıkbilançoları ile kâr ve zarar cetvellerinin; 4389sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2)numaralı fıkrasında belirtilen bağımsız denetimkuruluşlarınca onaylanması şarttır.
5.233sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri HakkındaKanun Hükmünde Kararname, 399 sayılı Kamuİktisadî Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesive 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına DairKanun Hükmünde Kararname, (...) (1) 2886 sayılı Devletİhale Kanunu, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 237sayılı Taşıt Kanunu ile bunların ek vedeğişikliklerine ilişkin hükümler ile 4046sayılı Özelleştirme UygulamalarınınDüzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13üncü maddesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 277nci maddesi 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 195sayılı Basın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun ve631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malîve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname bankalar hakkındauygulanmaz.” hükümlerine;
AynıKanunun 3. maddesinin beşinci fıkrasında ise, “Bankalarda4857 sayılı İş Kanununa tâbi olarakçalışanlarla bankalar arasında çıkacakihtilaflarda iş mahkemeleri görevlidir.” hükmüne yerverilmiştir.
Diğeryandan Anayasa Mahkemesi’nin 14.3.2006 tarihli Resmi Gazete’deyayımlanan 25.6.2002 tarih, 2002/31 E., 2002/58 K. sayılıkararında; ‘T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye HalkBankası, 4603 sayılı Kanun ile kamu iktisaditeşebbüsü kurallarına tabi iktisadi devletteşekkülü statüsünden çıkarılaraközel hukuk kurallarına bağlı anonim şirket konumunageçirilmişlerdir. Başka bir anlatımla belirtilenbankaların yürüttüğü hizmetler yasa ile kamuhizmeti olmaktan çıkarılmıştır. Bu durumda,statüsü değiştirilen bankalar tarafındanyürütülen hizmeti, Anayasa’nın 128. maddesindebelirtilen genel idare esaslarına göre yapılan asli vesürekli bir kamu hizmeti ve burada çalışan personeli dememur ya da diğer kamu görevlisi olarak nitelemek olanaklıdeğildir.” şeklinde açıklama yapılmaksuretiyle, iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Buaçıklamalar karşısında, davalı bankanın,4603 sayılı Kanun çerçevesinde tamamen özel hukukhükümlerine tabi kılındığı, gerek personelistihdamı ve gerekse diğer işlemlerinde karlılık veverimlilik ilkeleri doğrultusunda hareket eden sektördeki diğerözel bankalardan farkı olmayan tamamen Bankalar Kanunu ve TürkTicaret Kanunu hükümlerine göre işletilen anonimşirket niteliğini taşıdığıaçıktır.
Bunlarındışında, 19.10.2005 gün ve 5411 sayılıBankacılık Kanununun 2. maddesinde; “Türkiye'de kurulumevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma veyatırım bankaları, yurt dışında kurulu bunitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri, finansalholding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, TürkiyeKatılım Bankaları Birliği, BankacılıkDüzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vebunların faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tabidir./ Özelkanunlarla kurulmuş olan bankalar hakkında da kanunlarında yeralan hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanunhükümleri uygulanır./ Bu Kanunda hüküm bulunmayanhallerde genel hükümler tatbik olunur.” denilmek sureti ile4603 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde 5411sayılı Bankacılık Kanununun uygulanacağı, bu kanundadüzenlenmeyen konularda ise genel hükümlere göre sorununçözüleceği belirtilmiştir.
Yine 5411sayılı Kanunun 76. maddesinin birinci fıkrasında,"Bankalar, müşterilerinin, verilen hizmetlerden kaynaklanan hertürlü sorularına cevap verecek bir sistem kurmakla ve buhizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekleyükümlüdür. Bankalar, kredi sözleşmelerininonaylı bir örneğini müşterilerine vermekzorundadır. Talepleri hâlinde müşteri ile yapılandiğer işlemlere ilişkin her türlü belgenin birörneği de müşterilere verilir." şeklindekihüküm ile bankalara kredi sözleşmelerinin onaylı birörneğini müşterilerine verme zorunluluğugetirilmiş, müşteri ile yapılan diğer işlemlereilişkin belgelerin verilmesi hususunu ise müşterinin talebinebıraktığı anlaşılmıştır.
6502sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23.maddesinde, "Kredi verenin ve varsa kredi aracısının,tüketiciye, teklif ettikleri kredi sözleşmesininkoşullarını içeren sözleşme öncesi bilgiformunu, sözleşmenin kurulmasından makul bir süre öncevermesi zorunludur." hükmü uyarınca da, tüketici kredisözleşmelerinin tüketiciye verilmesi zorunluluğugetirilmiştir.
Yukarıdaayrıntılı olarak açıklanan yasal mevzuatçerçevesinde, tüketici kredi sözleşmelerinintaraflarından biri olan davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş'nin4603 sayılı Kanunun 1. maddesi ve 5411 sayılı Kanunun 2.maddesi gereğince genel hükümlere tabi anonim şirketsıfatı ile özel hukuk tüzel kişisi niteliğinesahip olduğunun anlaşılması karşısında,somut olayda, davalı banka ile davacı arasındaki ilişkininözel hukuk ilişkisi olduğu, taraflar arasındaki builişkinin, kamu otoritesine ve yetkisine dayalı, tek yanlı veresen yapılan idari işlem ve eylemden kaynaklanmadığısonucuna varılmaktadır.
Bunagöre, tarafların özgür iradeleri ile imzaladıklarısözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından,davalı bankadan çekilen kredi nedeniyle dosya masrafı adıaltında yapılan kesinti ile ilgili bilgi ve belgelerin ücretsizolarak tarafına verilmesi talebinin reddine dair işlemin iptalineilişkin davanın özel hukuk hükümlerine göre adliyargı yerinde görülmesi gerektiği…” düşüncesiyle;2247 sayılı Kanunun 10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine karar vermiştir.
Başkanlıkça, 2247sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre,Danıştay Başsavcısı’ndan yazılıdüşüncesi istenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “(…) 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari DavaTürleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”kenar başlıklı 2. maddesinde, İdari dava türleri: a)İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalarolarak sayılmıştır.
Kamu kurumlarınca alınan idari kararların yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile kanunaaykırı olduğu ileri sürülerek açılan ve2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinde tanımlanan iptal davalarının amacı, idariişlemlerin idari yargı organlarınca denetlenerek, idareninhukuka uygunluğunun sağlanmasıdır.
Öteyandan, 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası,Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 1. maddesinde,
"1. BuKanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, TürkiyeHalk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası AnonimŞirketinin (bankalar) çağdaşbankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerinegöre çalışmalarını ve özelleştirmeyehazırlanmalarını sağlayacak şekilde yenidenyapılandırılmaları ile hisse satışlarınailişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamınakadarının özel hukuk hükümlerine tabi gerçek vetüzel kişilere satışınıngerçekleştirilmesidir.
2.Bankalar,anonim şirket statüsündedirler.
Bu Kanunda yeralan hükümler dışında 4389 sayılı BankalarKanunu ile genel hükümlere tabidirler.
3.Bankalarınçalışma konuları ve amaçları, merkezleri,sermaye miktarları, hisseleri, genel kurulları, yönetim vedenetim organları, hesapları ve kârlarınındağıtımı ile faaliyetlerine, devir, birleşme, fesih vetasfiyelerine ilişkin diğer esaslar, ana sözleşmelerindegösterilir.
4.Bankalarınyıllık faaliyetleri ile ilgili olarak (2000 yılıfaaliyetleri dahil) genel kurullarına sunacağı yıllıkbilançoları ile kâr ve zarar cetvellerinin; 4389sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2)numaralı fıkrasında belirtilen bağımsız denetimkuruluşlarınca onaylanması şarttır.
5. 233sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri HakkındaKanun Hükmünde Kararname, 399 sayılı Kamuİktisadî Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesive 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına DairKanun Hükmünde Kararname, (...) (1) 2886 sayılı Devletİhale Kanunu, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 237sayılı Taşıt Kanunu ile bunların ek vedeğişikliklerine ilişkin hükümler ile 4046sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesineve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13 üncümaddesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 277 nci maddesi,2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 195 sayılıBasın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun ve 631sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî veSosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname bankalar hakkındauygulanmaz.” hükümlerine;
AynıKanunun 3. maddesinin beşinci fıkrasında ise, “Bankalarda4857 sayılı İş Kanununa tâbi olarakçalışanlarla bankalar arasında çıkacakihtilaflarda iş mahkemeleri görevlidir,” hükmüne yerverilmiştir.
Diğeryandan Anayasa Mahkemesinin 14.3.2006 tarihli Resmi Gazete’deyayımlanan 25.6.2002 gün ve E: 2002/31, K: 2002/58 sayılıkararında; “T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye HalkBankası, 4603 sayılı Kanun ile kamu iktisaditeşebbüsü kurallarına tabi iktisadi devletteşekkülü statüsünden çıkarılaraközel hukuk kurallarına bağlı anonim şirket konumunageçirilmişlerdir. Başka bir anlatımla belirtilenbankaların yürüttüğü hizmetler yasa ile kamuhizmeti olmaktan çıkarılmıştır. Bu durumda,statüsü değiştirilen bankalar tarafındanyürütülen hizmeti, Anayasa’nın 128. maddesindebelirtilen genel idare esaslarına göre yapılan asli vesürekli bir kamu hizmeti ve burada çalışan personeli dememur ya da diğer kamu görevlisi olarak nitelemek olanaklıdeğildir.” şeklinde açıklama yapılmaksuretiyle, iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Buaçıklamalar karşısında, davalı bankanın,4603 sayılı Kanun çerçevesinde tamamen özel hukukhükümlerine tabi kılındığı, gerek personelistihdamı ve gerekse diğer işlemlerinde karlılık veverimlilik ilkeleri doğrultusunda hareket eden sektördeki diğerözel-bankalardan farkı olmayan tamamen Bankalar Kanunu ve TürkTicaret Kanunu hükümlerine göre işletilen anonimşirket niteliğini taşıdığıaçıktır.
Bunlarındışında, 19.10.2005 gün ve 5411 sayılıBankacılık Kanununun 2. maddesinde; “Türkiye’dekurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınmave yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bunitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri, finansalholding şirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, TürkiyeKatılım Bankaları Birliği, BankacılıkDüzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vebunların faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tabidir. Özelkanunlarla kurulmuş olan bankalar hakkında da kanunlarında yeralan hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanunhükümleri uygulanır. Bu Kanunda hüküm bulunmayanhallerde genel hükümler tatbik olunur.” denilmek suretiyle 4603sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde 5411sayılı Bankacılık Kanununun uygulanacağı, bukanunda düzenlenmeyen konularda ise genel hükümlere göresorunun çözüleceği belirtilmiştir.
Yine 5411sayılı Kanunun 76. maddesinin birinci fıkrasında,"Bankalar, müşterilerinin, verilen hizmetlerden kaynaklanan hertürlü sorularına cevap verecek bir sistem kurmakla ve buhizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekleyükümlüdür. Bankalar, kredi sözleşmelerininonaylı bir örneğini müşterilerine vermekzorundadır. Talepleri hâlinde müşteri ile yapılandiğer işlemlere ilişkin her türlü belgenin birörneği de müşterilere verilir." şeklindekihüküm ile bankalara kredi sözleşmelerinin onaylı birörneğini müşterilerine verme zorunluluğugetirilmiş, müşteri ile yapılan diğer işlemlereilişkin belgelerin verilmesi hususunu ise müşterinin talebinebıraktığı anlaşılmıştır.
6502sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23.maddesinde, "Kredi verenin ve varsa kredi aracısının,tüketiciye, teklif ettikleri kredi sözleşmesininkoşullarını içeren sözleşme öncesi bilgiformunu, sözleşmenin kurulmasından makul bir süre öncevermesi zorunludur." hükmü uyarınca da, tüketici kredisözleşmelerinin tüketiciye verilmesi zorunluluğugetirilmiştir.
Yukarıdaayrıntılı olarak açıklanan yasal mevzuatçerçevesinde, tüketici kredi sözleşmelerinintaraflarından biri olan davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'nin 4603 sayılı Kanunun 1. maddesi ve 5411 sayılı Kanunun2. maddesi gereğince genel hükümlere tabi anonim şirketsıfatı ile özel hukuk tüzel kişisi niteliğinesahip olduğunun anlaşılması karşısında,somut olayda, davalı banka ile davacı arasındaki ilişkininkredi sözleşmesinden kaynaklanan özel hukuk ilişkisiolduğu, taraflar arasındaki bu ilişkinin, kamu otoritesine veyetkisine dayalı, tek yanlı ve resen yapılan idari işlem veeylemden kaynaklanmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bunagöre, tarafların özgür iradeleri ileimzaladıkları sözleşmeye dayalı olarak davacıtarafından, davalı bankadan çekilen kredi nedeniyle dosyamasrafı adı altında yapılan kesinti ile ilgili bilgi vebelgelerin ücretsiz olarak tarafına verilmesi talebinin reddine dairişlemin iptaline ilişkin davanın özel hukukhükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi…” gerektiği yolunda düşüncevermiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan24.10.2016 günlü toplantısında: Raportör-HakimTaşkın ÇELİK’in 2247 sayılıYasa’nın 10. maddesinde öngörülen koşullarıtaşımayan başvurunun, anılan Yasanın 27. maddesiuyarınca reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınbaşvurunun reddi yolundaki sözlü açıklamalarıda dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 10. maddesinde,“Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli,idari ve askeri bir yargı merciinde açılmış olandavada ileri sürülen görev itirazının reddiüzerine ilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsütarafından görev konusunun incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesinden istenmesidir.
YetkiliBaşsavcı veya BaşkanunsözcüsününUyuşmazlık Mahkemesinden istekte bulunabilmesi için,görev itirazının, hukuk mahkemelerinde en geç birincioturumda, ceza mahkemelerinde delillerin ikamesine başlamadan önce;idari yargı yerlerinde de dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadanyapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendileriningörevli olduklarına karar vermiş bulunmalarışarttır.
Görevitirazının yargı merciince yerinde görülerekgörevsizlik kararı verilmesi halinde, görev konusununUyuşmazlık Mahkemesince incelenebilmesi, temyizen bu kararınbozulmuş ve yargı merciince de bozmaya uyularak görevliolduğuna karar verilmiş bulunmasına bağlıdır.
Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilen görevsizlikitirazı adli yargı yararına ileri sürülmüşise Cumhuriyet Başsavcısı, idari yargı yararına ilerisürülmüş ise DanıştayBaşkanunsözcüsü, askeri ceza yargısıyararına ileri sürülmüş ise Askeri YargıtayBaşsavcısı, Askeri İdari Yargı yararına ileri sürülmüşise bu mahkemenin Başkanunsözcüsüdür.
Görevitirazının reddine ilişkin karara karşı itiraz yolununaçık bulunduğu ceza davalarında ret kararıkesinleşmeden uyuşmazlık çıkarma istenemez”denilmiş; 27. maddesinde ise, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin,uyuşmazlık çıkarmaya veya görevuyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil vesüre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayanveya süresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddedeceği kuralına yer verilmiştir.
Öteyandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Tebligat ve cevap verme” başlıklı 16. maddesinde;“– 1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birerörneği davalıya, davalının vereceği savunmadavacıya tebliğ olunur.
2.Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalınınvereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Bunakarşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikincisavunmasında, davacının cevaplandırmasınıgerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasındaanlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için birsüre verilir.
3.Taraflar,yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibarenotuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklısebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerinegörevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve birdefaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Süreningeçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez.
4. Taraflar,sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikincidilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle:11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesindebelirtilen miktar, süre veya diğer usul kurallarıgözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmeksuretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir vemiktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuzgün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafatebliğ edilir.
5.(Değişik: 10/6/1994 - 4001/8 md.) Davalara ilişkin işlemdosyalarının aslı veya onaylı örneği idareninsavunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili mahkemebaşkanlığına gönderilir.
6. (Ek:2/7/2012 - 6352/54 md.) Danıştayda ilk derece mahkemesisıfatıyla görülen davalarda savcının esashakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğedilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşleriniyazılı olarak bildirebilirler.” denilmiştir.
Olayda, Batman İdare Mahkemesi’nce bakılan davada; davalı kurumvekillerince, 5.8.2014 tarihinde tebliğ edilen dava dilekçesinekarşı süresi içerisinde savunma verilmediği ve görevitirazında bulunulmadığı; dava dosyasının4.9.2014 tarihinde tekemmül ettiği; ancak, davalı vekillerince,11.3.2015 tarihinde Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi, 23.3.2015tarihinde ise davanın görüldüğü Batman İdareMahkemesi kayıtlarına giren ara kararına cevap dilekçesiile davada Adli Yargının görevli olduğu ilerisürülerek görev itirazında bulunulduğuanlaşılmıştır.
Bu durumda;davalı idare vekilleri tarafından, Batman İdare Mahkemesindekidavada, savunma evresi tamamlandıktan sonra yapılan görevitirazının süresinde olduğunun kabulü mümkündeğildir.
Açıklanannedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesindeöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun, anılan Yasanın 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
S O N UÇ : 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesindeöngörülen koşulları taşımayanBAŞVURUNUN, anılan Yasanın 27. maddesi uyarıncaREDDİNE, 24.10.2016 gününde BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy