T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 /429
KARAR NO : 2016/461
KARAR TR : 24.10.2016
ÖZET : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı : Z.M. Vekili :Av. M.T. Davalı : Adalet Bakanlığı,Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı,Başbakanlık Gümrük ve Muhafaza Müdürlüğü, Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü O L A Y : BaşbakanlıkGümrük Müsteşarlığı Gümrük veMuhafaza BaşmüdürlüğüKaçakçılık İstihbarat ve Narkotik GümrükMuhafaza Müdürlüğünce yapılan soruşturmasonucunda, Ast İnş. Tur. Tah. Tic. ve San. A.Ş. unvanlışirketin ortakları, gümrük müşaviri, gümrükmüşavirliği TSE işleri takipçisi ve yönetimkurulu başkanı davacı Z.M. hakkında yapılan ihbarüzerine, Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda,bu kişiler hakkında, 11.03.2008 tarih ve IM031294 sayılı666 adet beyanname ile 666 adet 516( KAP) avize için sahte TSE belgesidüzenlemek sureti ile yurda eşya ithal ettikleri, böylecekaçakçılık ve sahtecilik suçlarınıişledikleri ileri sürülerek cezalandırılmalarıistemiyle kamu davası açılmış, ayrıca BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosunun7.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1152, K:2010/2300sayılı kararı ile, “ithali bazı şartlara vebelgelere tabi bulunan eşyayı aldatıcı işlem vedavranışlarla ithal etmek” eyleminin kabahat olduğudeğerlendirilerek, davacı ile bu kişilerin 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun3.maddesinin on birinci fıkrası ve 4. maddesinin ikincifıkrası uyarınca 2.615.317,14 TL idari paracezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına kararverilmiştir. Davacı vekili, idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyleadli yargı yerine itirazda bulunmuştur. BÜYÜKÇEKMECE 3. SULHCEZA MAHKEMESİ; 15.7.2013 gün ve D.İş No:2011/451 sayıile; 5607 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ilekaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu ile yeniden düzenlendiği vebu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesi olarak gösterildiğigerekçesiyle başvurunun görev yönünden reddine kararvermiş, yapılan itiraz Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesincekesin olarak reddedilmiştir. Davacı vekili, bu kez aynıistemle idari yargı yerinde dava açmıştır. Ankara 9. İdare Mahkemesi,davanın görüm ve çözümünde dava konusuişlemi tesis eden merciin bulunduğu yerdeki İstanbul İdareMahkemesi’nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın yetkiyönünden reddine karar vermiş, dava dosyası İstanbulNöbetçi İdare Mahkemesi’ne gönderilmiş, İstanbul4. İdare Mahkemesi’nce, savcılık tarafından verilenidari yaptırım kararının, 5326 sayılı Yasakapsamında kalan idari yaptırım kararı niteliğindebulunduğu, bu karara karşı 5326 sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğiaçıklanarak, davanın görev yönündenreddine karar verilmesi üzerine, karar davacı vekili tarafındantemyiz edilmiş, Danıştay 10. Dairesi, 28.12.2015 gün veE:2014/3010, K:2015/6274 sayılı kararı ile, davadosyasının 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesiuyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, davanıngörev yönünden reddine şeklinde verilen kararda hukukiisabet bulunmadığı gerekçesiyle kararınbozulmasına karar vermiştir. İSTANBUL 4. İDAREMAHKEMESİ; 9.6.2016 gün ve 2016/805 sayı ile; savcılıktarafından, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’ndayapılan değişiklikten önce bu Kanun uyarınca verilenidari yaptırım kararına karşı 5326 sayılıKanunun 27. maddesi hükmü gereğince sulh ceza mahkemesineitiraz edilebileceği açıklanarak, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'nebaşvurulmasına ve işin incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesi’nin karar vermesine değin ertelenmesine karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıylayapılan 24.10.2016 günlü toplantısında: 1-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, buKanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkûmiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri veadli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev vehüküm uyuşmazlıklarınınanlaşılması, bunun dışında kalan tümgörev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev ve hükümuyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin HukukBölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durumgöz önüne alındığında, olaybölümünde yazılı başvuru konusu görevuyuşmazlığının Hukuk Bölümündeincelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuşolduğu, idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adliyargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiile karar verildi . II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. mad-desinin ikincifıkrası uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır. 5607sayılı Kanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesinin onbirinci fıkrasında, “İthali, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı,aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal edenkişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin ikikatı idari para cezası verilir”, “Nitelikli haller”başlığı altında düzenlenen 4. maddesinin ikincifıkrasında, “Bu Kanunda tanımlanan suçların,üç veya daha fazla kişi tarafından birlikteişlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranındaartırılır”,“Yetkili merciler”başlığı altında düzenlenen 17. maddesinin birincifıkrasında, “Bu Kanun hükümlerine göre idaripara cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı, 14üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuyageçirilmesine ise Cumhuriyet savcısının talebiüzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı,30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunuhükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir”denilmekte iken; Kanunun 3. maddesinin başlığı“Kaçakçılık suçları”, maddeninon birinci fıkrası ise, (Değişik: 18/6/2014-6545/89md.) Ulusal markeruygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumununbelirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veyahiç içermeyen akaryakıtı; a)Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, b) Satışa arz eden veya satan, c) Bu özelliğini bilerek ve ticariamaçla satın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis veyirmi bin güne kadar adli para cezası ilecezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesigeçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurdasokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkrahükmüne istinaden cezaya hükmolunur.” şeklinde yenidendüzenlenmiş, 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 66.maddesiyle 17. maddesinin birinci fıkrası yürürlüktenkaldırılmış, aynı Kanunun 64. maddesi iledüzenlenen geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında ise,“Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenen bu Kanunamuhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanması usulü5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükmüne göreyapılır” hükmü yeralmıştır. 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşyaçıkarılması halinde,çıkarılaneşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,buvergilerin üç katı para cezası alınır ”denilmekte iken, madde; “1. Serbestdolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkinolarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonrakontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ithalinin yasaklanmışolduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrük vergilerininalınmasının yanı sıra, gümrüklenmişdeğerinin dört katı idari para cezası verilir. b) (a) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına otuz bin Türk Lirası, ambalajlıgelmesi halinde kap başına altı yüz Türk Lirasıolarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. c) Eşyanınithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrük vergilerinin yanı sıra,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir. d) (c) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına sekiz bin Türk Lirası, ambalajlıgelmesi halinde kap başına iki yüz Türk Lirası olarakhesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. 2. İhracat rejimine tabitutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene vedenetleme veya kontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ihracınınyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir. b) Eşyanın ihracı,lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar idaripara cezası verilir. 3. Yolcuların,gümrük mevzuatına göre kişisel ve hediyelik eşyakapsamı dışında olup beyanlarına aykırıolarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşımaaraçlarında çıkan ya da başkasına aitolduğu halde kendi eşyasıymış gibi gösterdiklerieşyanın gümrük vergileri iki kat olarak alınır veeşya sahibine teslim edilir. Gümrük vergileriödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır. 4. Birinci fıkranın (a)ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilir ve eşya 177 ila 180 inci maddehükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur. 5. Türkiye GümrükBölgesine getirilen ve transit rejim beyanında bulunulan serbestdolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin birşekilde farklı cinste eşya olduğunun tespiti halinde,farklı çıkan eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir ”şeklinde28/3/2013gün ve 6455 sayılı Kanun’un 12 maddesi ile yenidendüzenlenmek suretiyle, 5607 sayılı Kanun’dakaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatlerle ilgilidüzenlemeler tamamen ortadan kaldırılmış,4458sayılı Kanun ile kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatler yeniden düzenlenmiştir. Bu Kanun’un“ İtirazlar ” başlığı altındadüzenlenen 242.maddesinde ise, “1. Yükümlüler kendilerine tebliğedilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir. 2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde kararabağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3.İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlışmakama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargımercilerine başvuru-labilir ” hükmü yeralmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyetsavcısının karar verme yetkisi” başlığını taşıyan 23. maddesinde,“(1) Cumhuriyetsavcısı, kanunda açıkça hüküm bulunanhallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırımkararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suçdolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında birkabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyetsavcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırım kararıverebilir. (3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir”denilmiş; 5252 sayılı“Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama ŞekliHakkında Kanun”un, “Lehe olan hükümlerinuygulanmasında usul ” başlığı altındadüzenlenen 9. maddesinde ise, “ ….. (3) Lehe olanhüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütünhükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkansonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasısuretiyle belirlenir ” hükmü yeralmıştır. Dosyanınincelenmesinden, Başbakanlık GümrükMüsteşarlığı Gümrük ve MuhafazaBaşmüdürlüğü Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğünce yapılan soruşturma sonucunda,Ast İnş. Tur. Tah. Tic. ve San. A.Ş. unvanlı şirketin ortakları,gümrük müşaviri ve yönetim kurulu başkanı davacıZ.M.hakkında yapılan ihbar üzerine,Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda,bu kişiler hakkında, sahte TSE belgesi düzenlemek sureti ile yurdaeşya ithal ettikleri nedeniyle kaçakçılık vesahtecilik suçlarından cezalandırılmaları istemiylekamu davası açılmış, ayrıcaBüyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosunun 7.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1152,K:2010/2300 sayılı kararı ile, “ithali bazışartlara ve belgelere tabi bulunan eşyayı aldatıcıişlem ve davranışlarla ithal etmek” eyleminin kabahatolduğu değerlendirilerek, davacı ile bu kişilerin 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3.maddesinin on birinci fıkrası ve 4.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2.615.317,14 TLidari para cezası ile ayrı ayrıcezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır”; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise“idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir”düzenlemeleri yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenen uyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olaytarihinde yürürlükte bulunan maddesi ve yapılansoruşturma sırasında, soruşturma konusunun suçolmayıp, kabahat olduğu değerlendirilerek, 5326 sayılı Kanun uyarınca, CumhuriyetSavcısı tarafından davacıya verilen idari paracezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilenidari yaptırım türlerinden biri olduğu ve KabahatlerKanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3.maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırımkararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinindikkate alınacağı, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca ve aynı maddenin altıncıfıkrasında, soruşturma konusu fiilin suç değil dekabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırımkararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığıkararına itiraz edildiği takdirde, idari yaptırımkararına karşı başvurunun da bu itiraz merciindeinceleneceği açıkça belirtildiğinden, 5607sayılı Kanun’un 28.3.2013 gün ve 6455sayılı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8.maddesinin ikinci fıkrasında da, bu Kanunun yayımıtarihinden önce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulünün 5252 sayılıKanunun 9. maddesi hükmüne göre yapılacağıbelirtildiğinden, davanın görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İstanbul 4. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile, Büyük-çekmece 3. SulhCeza Mahkemesince verilen 15.7.2013 gün ve D.İş No:2011/451 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İstanbul 4. İdare Mahkemesince yapılanBAŞVURUNUN KABULÜ ile, Büyükçekmece3. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.7.2013 gün ve D.İşNo:2011/451 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.10.2016gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy