T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 409
KARAR NO : 2016 / 441
KARAR TR : 26.09.2016
ÖZET: Davacı şirkete kasko sigortası ile sigortalı bulunan araçta; davalı ve dahili davalı idarenin bakım ve gözetim sorumluluğunda olan yolda aşırı yağan yağmur sularının oluşturduğu birikintiye girmesi sonucu meydana geldiği iddia edilen zararın, olayda kusuru bulunan davalıdan rücuen tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Kanun’un 110. Maddesi gereğince, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı :L. Sigorta A.Ş. Vekili :Av. N.E. & Av. Z.E.E. Davalı :Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Vekili :Av.B.C.E. İhbarOlunan : Mersin Büyükşehir BelediyesiBaşkanlığı Vekili :Av.A.C. O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde özetle; davacı şirket nezdinde 31008361 numaralıpoliçe ile kasko sigortalı olan 33 CFZ 50 plakalı aracın,maliki B.K.’nun sevk ve idaresinde 03.03.2014 tarihinde saat 07:10sıralarında Okan Merzeci Bulvarı üzerinde seyir halindeiken, aşırı yağışlar sebebiyle oluşan subirikintisine girdiğini ve arızalanarak stop ettiğini, yağmursularının yükselmeye başlaması ve yarım saatbeklemesine rağmen çekicinin gelmemesi üzerine yoldangeçen sürücülerin yardımı ile aracınitilerek kenara çekildiğini ve yetkili servisegötürüldüğünü, araçta meydana gelenzararın, davalının sorumluluğunda bulunan şehiratık sularının tahliyesi veuzaklaştırılmasına ilişkin görevlerin gereğigibi yerine getirilmemesinden kaynaklandığını, bu nedenledava konusu zararın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurununbulunduğunu belirterek; davacı şirket tarafındansigortalı araçtaki hasar sebebiyle ödenen 3.757,06 TL hasarbedelinin ödeme tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren avans faizi ilebirlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalı Mersin Su veKanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili cevapdilekçesinde, davanın idari yargının görevalanına girdiğini öne sürerek görev itirazındabulunmuştur. Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesi: 05.05.2015 gün ve 2014/503 Esassayı ile, davada mahkemenin görevli olduğunu belirterek, davalıMersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüvekilinin görev itirazının reddine karar vermiştir. Davalı idarevekilince süresinde verilen dilekçe ile, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine, başvuru dilekçesiylebirlikte dava dosyası Danıştay Başsavcılığı’nagönderilmiştir. DanıştayBaşsavcısı:22.03.2016 tarih ve 2016/24 sayılı yazısı ile;“…Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlüeylem ve işlemine karşı yargı yolunun açıkolduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında da idarenin kendi eylemve işleminden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise, idarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıidari dava türleri arasında sayılmıştır. İdarenin, kendisinegörev olarak verilen kamu hizmetini yürüttüğüsırada hizmet kusuru oluşturan eylemleri nedeniyle bireylerinuğradıkları zararları tazminle yükümlü olduğuidare hukuku ilkelerindendir. 2560 sayılı İstanbulSu ve Kanalizasyon İdaresi Genel MüdürlüğüKuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde;İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyonhizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlütesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmeküzere kurulmuş olan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresiGenel Müdürlüğünün İstanbulBüyükşehir Belediyesine bağlı müstakilbütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz birkuruluş olduğu kurala bağlanmış; Ek-5. maddesinde de,bu Kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde deuygulanacağı düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 2.maddesinin (b) bendinde; "Kullanılmış sular ileyağış sularının toplanması,yerleşimyerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız birbiçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya busulardan yeniden yararlanılması için abonelerdenbaşlanarak bu suların toplanacakları veyabırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisinetüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde buprojelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanlarıdevralıp işletmek ve bunların bakım veonarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemeleregirişmek" ve (d) bendinde; "Su ve kanalizasyon hizmetlerikonusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleriyürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" İSKİ'ningörev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesindede; "Yağmur sularının uzaklaştırılmasıile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerinişletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmakşartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresitarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veyaişletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez."kuralına yer verilmiştir. Bu açıklamalardananlaşılacağı üzere, 2560 sayılı Kanunuyarınca kurulmuş olan su ve kanalizasyon idarelerinin kamutüzel kişisi olduğu ve Kanunda yapmakla yükümlüolduğu belirlenen alt yapı hizmetlerinin de kamu hizmetiniteliği taşıdığı açıktır. Birbaşka anlatımla, su ve kanalizasyon idareleri kamu hizmetiniteliğini taşıyan alt yapı hizmetlerini idare hukuku ilkeve kurallarına göre kamusal yetki kullanarak kurup,sürdürmekle görevli kılınmıştır. Bubakımdan, bu idareler yürütmekle yükümlükılındıkları bu görevler açısındanTürk Ticaret Kanununa göre tacir sayılamayacakları gibiözel hukuka tabi bir takım işve işlemlerde bulunmalarıda su, kanalizasyon gibi kamu hizmeti niteliği taşıyan altyapı hizmetlerinin kuruluşunun, idare hukuku ilke ve kurallarınatabi olduğu sonucunu ortadan kaldırmamaktadır. Dava konusu olayda, davacıkasko şirketince, sigorta edilen aracın seyir halinde ikenaşırı yağış nedeniyle oluşan subirikintisine girerek hasar gördüğünden bahisle,uğradığını ileri sürdüğü vesigortalısına ödenen maddi zarara ilişkin tazminatsorumluluğu, özel hukuktan kaynaklanan bir sorumluluk olmayıpdavalı idarenin alt yapı hizmetini kusurlu yürütmesindenkaynaklandığı iddiasına dayandığından idarehukuku kurallarına göre değerlendirilmesi gereken birsorumluluktur. Bu durumda,uğranıldığı ileri sürülen zarar, 2560sayılı Kanun uyarınca kamu tüzel kişisi olarakkurulmuş olan MESKİ Genel MüdürlüğününKanunda belirlenmiş olan kamu hizmeti niteliği taşıyan altyapı tesisini kurma ve işletme yetkisi kapsamında sunmuşolduğu hizmetin kötü işlemesi, hiç işlememesiya da eksik işlemesi bir başka anlatımla hizmet kusuruiddiasına dayandığından uyuşmazlığıngörümü ve çözümü görevi idariyargı yerine ait bulunmaktadır…” şeklindekigerekçesiyle 2247 sayılı Kanun'un 10 ve 13. maddelerigereğince, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığı’na gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıylayapılan 26.09.2016günlütoplantısında: İLK İNCELEME:Başvuru yazısı vedava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılıYasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre,davalı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüvekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı'nca, davalı Mersin Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü bakımından 10.maddedeöngörülen biçimde, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’ninadli yargı, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınise davada idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacı şirketekasko sigortası ile sigortalı bulunan 33 CFZ 50 plakalıaraçta; davalı ve dahili davalı idarelerin bakım vegözetim sorumluluğunda olan yolda aşırı yağanyağmur sularının oluşturduğu birikintiye girmesisonucu meydana geldiği iddia edilen zararın, olayda kusuru bulunandavalılardan rücuen tazmini istemi ileaçılmıştır. 20.11.1981 gün ve 2560sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü Kuruluş ve Görevleri HakkındaKanun’un 1. maddesinde, İstanbul Büyük ŞehirBelediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve buamaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanlarıdevralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su veKanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğükurulduğu, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin,İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlımüstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haizbir kuruluş olduğu, İSKİ personelinin 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi bulunduğubelirtilmiş; 2. maddesinin (b) bendinde “b)Kullanılmış sular ile yağış sularınıntoplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılmasıve zararsız bir biçimde boşaltma yerineulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılmasıiçin abonelerden başlanarak bu suların toplanacaklarıveya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisinetüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde buprojelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanlarıdevralıp işletmek ve bunların bakım veonarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemeleregirişmek”, (d) bendinde “Su ve kanalizasyon hizmetlerikonusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleriyürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak”,İSKİ'nin görev ve yetkileri arasındasayılmış; 4. maddesinde, İstanbul BüyükŞehir Belediye Meclisinin, İSKİ Genel Kurulu olarak görevlive yetkili olduğu açıklanmış, ek 5. maddesinde(5/6/1986 - 3305/3 md. ile gelen Ek 4 üncü madde hükmü olupmadde numarası teselsül ettirilmiştir.), bu Kanunun diğerbüyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Mersin Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü (MESKİ), MersinBüyükşehir Belediyesinin Su ve Kanalizasyon Hizmetleriniyürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisikurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek, 2560sayılı kanun (2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş veGörevleri Hakkında Kanun, 05.06.1986 tarihli 3305 sayılıkanunun 3.maddesi ile gelen Ek 4 ve 5. maddeleri yollaması ilebütün belediyelere ait su ve kanalizasyon idaresi genelmüdürlükleri için uygulanmaktadır.) ve bu kanundadeğişiklik yapan 3009 sayılı kanunda belirtilengörevleri yerine getirmek üzere 3305 sayılı Kanunuyarınca 1996 yılında kurulmuş olup, 2560 sayılıKanunun 3009 sayılı kanunla değişik 1.maddesinin 4.fıkrasıuyarınca kamu tüzel kişisidir. 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacınınkarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri bunların uygulamasını vedenetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öte yandan 2918sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanın incelenmesinden,davacı sigorta şirketinin kasko sigortalısı olan 33 CFZ 50plakalı araçta, yolda aşırıyağış nedeni ile oluşan su birikintisine girmesinedeni ile meydana gelen zararın, sigortalıya ödenmesisonrasında; olayda kusuru bulunduğu iddia edilen davalıidare tarafından rücuen tazmini istemiyle adli yargı yerinde 16.12.2014tarihinde dava açıldığı; davalı Mersin Su veKanalizasyon İdaresi Başkanlığı’nın davadaidari yargının görevli olduğuna ilişkin itirazınMersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddedilmesi üzerinedosyanın olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması istemi ile DanıştayBaşsavcılığı’na gönderildiği veDanıştay Başsavcılığı tarafından dadavada idari yargının görevli olduğu belirtilerek 2247sayılı Kanun’un 10. Maddesi kapsamında Mahkememizemüracaat edildiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Kanunun 110uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayrımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.) Anayasa’nın 158 incimaddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Her ne kadar DanıştayBaşsavcılığı’nın olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılmasınailişkin kararında, dava konusu olayda araçta meydana gelen vedavacı tarafından sigortalısına ödenen hasarınyolda aşırı yağış nedeniyle oluşan subirikintisinden ileri geldiği ve bu itibarla davanın özelhukuktan kaynaklanan bir sorumluluk olmayıp davalı idarenin altyapı hizmetini kusurlu yürütmesindenkaynaklandığı iddiasına dayalı, idare hukukukurallarına göre değerlendirilmesi gereken bir sorumlulukdavası olduğu iddia edilmiş ise de ve davaya konu olayda hizmetkusuruna dayanılmış olduğu konusunda bir tereddütbulunmasa da; 2918 sayılı Kanun’un gerekçesi, 2918sayılı Kanun’un 110. Maddesinde herhangi bir ayrımyapılmaksızın bu kanunun uygulanmasından kaynaklanantüm sorumluluk davalarının adli yargı yerindegörüleceğinin düzenlenmiş olması ve AnayasaMahkemesi’nin yukarıda incelenen kararları bir bütünolarak değerlendirildiğinde; aynı konuya ilişkinfarklı yargı kollarında görülen davaların tek biryargı kolunda toplanması ve bu şekilde içtihatbirliği ile usul ekonomisinin sağlanmasıamaçlandığı ve bu nedenle davaya konuuyuşmazlığın özel bir kanun olması nedeni ileöncelikli uygulanması gereken 2918 sayılı Yasa’nın110. Maddesi çerçevesinde adli yargı yerindegörülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakla; davadaidari yargının görevli olduğu yolundaki DanıştayBaşsavcısı’nın görüşü yerindegörülmemiştir Açıklanan nedenlerle DanıştayBaşsavcısı’nın başvurusunun reddine kararverilmesi gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 26.09.2016 gününde, ÜyeSüleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞI OY 03.11.2015 tarih ve 29521(mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, UyuşmazlıkMahkemesi’nin 28.9.2015 gün ve E:2015/670, K:2015/671sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 26.09.2016 ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy