T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 408
KARAR NO : 2016 / 440
KARAR TR : 26.9.2016
ÖZET: Jandarma Astsubay olarak İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli iken karayolu üzerinde meydana gelen bir trafik kazasına müdahale etmesinin emredilmesi üzerine Jandarma Trafik Tim Komutanı olarak davalı tarafın sahibi olduğu araçla, araç içerisinde yolcu konumunda bulunarak olay yerine intikal eden davacıların murisinin, dava dışı üçüncü bir şahsın sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmesi nedeni ile davacıların uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Kanunun 110.maddesindeki özel düzenleme gereğince ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
K A R A R Asıl Dava ve BirleşenDava Davacıları : Kendi adına asaleten B.D.’yevelayeten P.D. Vekili :Av. M.S.A. Asıl Dava ve Birleşen Dava Davalısı : İçişleriBakanlığı (Adli Yargıda) Vekili :Av. C.Y. Davalı :Jandarma Genel Komutanlığı (İdari Yargıda) Vekili :Av.K.Y. O L A Y : Davacı vekili, dava dilekçesindeözetle; davacılardan P.D.’nin eşi ve B.D.’nin babası olanmüteveffa Jandarma Astsubay Başçavuş İbrahimDeri’nin, Edirne-Keşan İlçe Jandarma Komutanlığıemrinde görevli iken 28 Temmuz 2010 tarihinde Keşan-Enez karayoluüzerinde meydana gelen bir trafik kazasınamüdahele etmesinin, bağlı bulunduğu İlçe JandarmaKomutanlığı tarafından emredilmesi üzerine, Jandarma Trafik Tim Komutanı olarak davalı tarafın sahibi ve 2928 sayılı yasa uyarınca işleteniolduğu, 722022 plakalı araçla, araç içerisindeyolcu konumunda bulunarak olay yerine intikal etmiş olduğunu, burada gerekli emniyetönlemlerini alma görevini ifa ettiği esnada, davadışı Ümit Gün isimli şahsın sevk veidaresindeki 22 RF 988 plakalı aracın çarpmasıneticesinde vefat ettiğini, davacıların olay sebebiylemüteveffanın desteğinden yoksul kaldıklarını ve derin üzüntüyaşadıklarını, davalı idarenin kusursuz sorumlulukilkesi uyarınca davacıların maddi ve manevizararlarını tazminle yükümlü olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin tüm haklarısaklı kalmak kaydıyla, Pınar DERİ için 150.000 TL manevi tazminatve 500 TL maddi tazminat,Buse DERİ için 100.000 TL manevi tazminatve 500 TL maddi tazminat, olmak üzere toplam 251.000 TL(ikiyüzellibirbin TL) maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden (28.07.2010) itibaren işleyecek yasal faiziyle birliktedavalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemi ile adliyargı yerinde dava açmıştır. Davacılar vekilinin ayrıca yineİçişleri Bakanlığı’na karşı;aynı olay nedeni ile davacı P.D. için 155000 TL madditazminatın, B.D. için 45000 TL maddi tazminatın davalıdantazmini istemi ile dava açtığı, davanın Ankara7.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/331 Esasına kaydedildiği,Ankara 7.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de 12.07.2011 gün ve 2011/331Esas, 2011/323 Karar sayılı kararı ile dosyanın, Ankara10.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/260 Esas sayılı dosyasıile birleştirilmesine karar verdiği, Mahkemenin iş bukararı üzerine her iki davanın Ankara 10.Asliye HukukMahkemesi’nin 2011/260 Esas sayılı dosyası üzerindendevam ettiği tespit edilmiştir. Ankara 10.Asliye Hukuk Mahkemesi: 28.12.2011 tarih ve2011/260 Esas, 2011/514 Karar sayılı kararında; “...Asıl ve birleşen dava tazminat istemiyleaçılmıştır. Olay günü 26/07/2010tarihinde Keşan-Enez il yolu 3. Km. Siğili Köyümezarlığına 100 m mesafede Keşan'dan Enez istikametine olanşerit üzerinde daha önce meydana gelen maddi hasarlı kazayamüdahale için intikal eden ilçe jandarmakomutanlığına bağlı Trafik ekibinin olay mahallineintikal etmesi ve kaza yapan araçların arkasına tepelambaları yanık vaziyette durarak daha sonn olabilecek birkazayı önlenmek için kendi araçlarınınarkasında geriye -doğru trafik koniler ile işaretlemeyaptıktan sonra mevcut kazaya müdahale ederek kaza yapanaraçlardan önündekilerini Siğili köyüsapağına göndererek diğer aracı kaldırmadanönce ekibin aracını kazan yapan araçların 80-100metre civarında ön tarafa çekerek karşı yöndengelen trafiği kontrol etmek isterken Enez istikametinden Keşan istikametine seyreden 22 RE988 plakalı araç sürücüsüÜmit Gün alkollü olarak dikkatsiz ve tedbirsiFşekıldearaç kullanarak direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniylekarşı yönden gelen trafiğin şeridine girerek dahaönce meydan gelen kazaya müdahale eden görevli İbrahimDeri'ne çarpması sonucu ölümlü trafik olayı meydana gelmiştir. Keşan Asliye Teza Mahkemesinin 2010/572 Esassayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda verilen27/01/2011 tarihli kararda, ölenin kaza anında gerekli güvenliktedbirlerini aldığıancak olaya sebep olansanığınjtlkollüjve hız limitini aşmak veşerit ihlali yapmak suretiyle müteveffayaçarparak ölümüne sebep oiduğu bilinçlitaksirle hareket ettiği tam kusurlu olduğundan tecziyesine kararverilmiştir. Davacılar vekili idarenin kusursuz sorumluluğu olduğunuiddia etmektedir. Toplanan delil durumuna, ceza dosyasına nazaran kazatamamen 3. kişinin tam kusuruna dayanmakta olup, ölüm olayı ile davalı idarearasında illiyet bağı bulunmadığındandavanın reddi gerekmiştir.” şeklindekigerekçesi ile asıl ve birleşen dava yönündendavanın reddine karar vermiş, verilen karar davacılar vekilitarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi: 07.05.2013gün ve 2012/9685 Esas, 2013/8227 Karar sayılı kararı ile:“...Davacılar vekili; müvekkil erinindesteğinin Keşan İlçe JandarmaKomutanlığının emrinde görevliiken trafik kazasına müdahale ettiği sırada , 3.Sahsın sevk ve idaresindeki aracınkarıştığı trafik kazasında vefat ettiğini, idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumlu olduğunu iddia ederek tazminatistemiştir. Davalı İçişleri bakanlığıbir kamu tüzel kişisidir. Kamusal kurallar çerçevesindefaaliyet göstermekte olup eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedirve kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Davada ilerisürülüş ve olayın gerçekleşmebiçimine göre, davanın anılan davalıyayöneltilmesinin nedeni de hizmet kusurudur. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında vehizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargıgörevlidir. (2577 sayılı İYUY. m.2) Mahkemece, yargıyolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirkenişin esasının incelenerek yazılı şekilde esastanreddine karar verilmiş olması bozmayıgerektirmiştir.” şeklindekigerekçesi ile hükmün bozulmasına karar vermiş,davalı vekilinin karar düzeltme talebini de 25.11.2013gün ve 2013/14188 Esas, 2013/18393 Karar sayılı kararı ile reddetmiştir. ANKARA 10.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 13.02.2014gün ve 2013/572 Esas, 2014/99 Karar sayılı kararı ile; “…Davacılarvekili; müvekkillerinin desteğinin Keşan İlçeJandarma Komutanlığının emrinde görevli iken trafikkazasına müdahale ettiği sırada, 3. Şahsın sevkve idaresindeki aracın karıştığı trafikkazasında vefat ettiğini, idarenin kusursuz sorumluluk ilkesigereğince sorumlu olduğunu iddia ederek eldeki tazminatdavasını açmış bulunmaktadır. Davalıİç İşleri Bakanlığı bir kamu tüzelkişisidir. Kamusal kurallar çerçevesinde faaliyetgöstermekte olup, eylem ve işlemlerinde kamusal niteliktedir ve kamuhizmeti kavramı çerçevesindedir. Davada ilerisürülüş ve olayın gerçekleşmebiçimine göre davanın anılan davalıyayöneltilmesinin nedeni de hizmet kusurudur. Kamuhizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundandoğan zararların giderilmesinde idari yargı görevlidir.(2577 sayılı İYUY.madde 2) Bu nedenle davaya bakmakla mahkememizgörevli bulunmadığından yargı yolubakımından mahkememizin görevsizliğine karar verilmesi gerektiğisonuç ve kanaatine varılmıştır.”şeklindeki gerekçesi ile yargıyolu bakımından asıl ve birleşen davada mahkemeleriningörevsizliğine karar vermiş, verilen karar taraflarca yasalsüresinde temyiz edilmediğinden 08.04.2014 tarihindekesinleşmiş ve karara bu şekilde şerh edilmiştir. Davacıvekili bu kez, aynı gerekçelerle; fazlaya dair haklarısaklı kalmak kaydıyla davacıların desteği İbrahimDeri’nin vazifesi başında şehit olması sonucudavacıların desteğini yitirmesinden dolayı davacıeş P.D. için 500 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata,davacı çocuk B.D. için 500 TL maddi ve 40.000 TL manevitazminata hükmedilmesine, hükmedilecek tazminatlara olay tarihinden(28 Temmuz 2010) itibaren yasal faiz yürütülmesine kararverilmesi istemi ile idari yargı yerinde davaaçmıştır. Edirneİdare Mahkemesi: 04.12.2014 gün ve 2014/411 Esas sayılıhasım düzeltme kararı ile; “…Davanın doğru hasım olan Jandarma GenelKomutanlığı husumetiyle incelenmesi gerektiğinden, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin(c) fıkrası gereğince İçişleriBakanlığı hasım mevkiinden çıkarılarakJandarma Genel Komutanlığı'nın gerçek hasımolarak tesbit edilmesine ve ancak 1 inci ve 2 nci savunma dilekçesiJandarma Genel Komutanlığı tarafından verildiğindendava dilekçesinin Jandarma Genel Komutanlığı'natebliğine ve dava dosyasının yeniden tekemmül ettirilmesinegerek olmadığına, kararın bir örneğinindavacıya, İçişleri Bakanlığı'na veJandarma Genel Komutanlığı'na tebliğine” kararvermiştir. JandarmaGenel Komutanlığı vekili süresi içerisindeverdiği cevap dilekçesinde özetle; görev itirazındabulunmuştur. Edirne İdare Mahkemesi:04.12.2014 gün ve 2014/411 Esas sayılı kararı ile; “…2576sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri veVergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5.maddesinde de; ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'dagörülecek olanlar dışındaki tam yargıdavalarının idare mahkemelerinin görevinde olduğudüzenlenmiştir. Öteyandan, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanunu'nun 20. maddesinde; asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargıdenetiminin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafındanyapılacağı düzenlenmiştir. 2803sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 4.maddesinde, Jandarma Genel Komutanlığı'nın TürkSilahlı Kuvvetlerinin bir parçası olup, SilahlıKuvvetlerle ilgili görevleri, eğitim ve öğrenimbakımından Genelkurmay Başkanlığı'na, emniyet veasayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerin ifasıyönünden ise içişleri Bakanlığı'nabağlı olduğu düzenlenmiş, 7. maddesinde ise emniyet veasayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamakjandarmanın mülki görevleri arasında sayılırken,askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle GenelkurmayBaşkanlığı'nca verilen görevleri yapmanınjandarmanın askeri görevleri olduğu belirtilmiştir. Yukarıdabelirtilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, idareninişlem ve eylemlerinden doğan zararların tazmini istemiyleaçılan tam yargı davalarının kural olarak idaremahkemelerinin görevinde olduğu, ancak özel düzenlemeniteliğindeki 1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca asker kişileri ilgilendirenve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların Askeri Yüksek idare Mahkemesi'ningörevinde olduğu anlaşılmaktadır. Bakılandavada, davacıların murisi İbrahim Deri Jandarma AstsubayBaşçavuş rütbesiyle görevini ifa ettiğisırada bir aracın çarpması sebebiyle vefatettiğinden dolayı olayın asker kişiyi ilgilendirdiğikonusunda tereddüt bulunmamakla birlikte, yukarıda belirtilen mevzuatçerçevesinde olayın asker kişiyi ilgilendirmesininyanısıra askeri hizmete de ilişkin olupolmadığının incelenmesi gerekmektedir. Dava konusuolayda Jandarma Astsubay Başçavuş İbrahim Deri'ninKeşan-Enez karayolunda meydana gelen bir trafik kazasınamüdahale etmekle görevlendirilmiş ve kaza yerinde emniyettedbirlerini almakta olduğu sırada ölümüne yolaçan olayın gerçekleşmiş olması sebebiyle,2803 sayılı Kanun'un 7. maddesi dikkate alınarakuyuşmazlığın askeri hizmet kapsamındaki birgöreve ilişkin olmayıp jandarmanın mülkigörevlerine ilişkin olduğu, dolayısıylauyuşmazlığın çözümünde AskeriYüksek İdare Mahkemesi'nin görevli olmayıp 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi gereğince idarimahkemesinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır.” şeklindeki gerekçesiile, uyuşmazlığın görüm veçözümü idare mahkemesinin görev alanınagirdiğinden, davalı idare tarafındanuyuşmazlığın görüm veçözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'neait olduğu gerekçesiyle yapılan görevitirazının reddine karar vermiştir. EDİRNEİDARE MAHKEMESİ: 21.01.2016 gün ve 2014/411 Esas, 2016/22 Kararsayılı kararı ile; “… 2918 sayılıYasanın hukuki sorumluluk ve sigorta başlıklı sekizincikısmında; araç işleticisinin bağlı olduğuteşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu; bir başkadeyişle motorlu araçların karıştığıtrafik kazaları sonucu ortaya çıkan zarar nedeniylearaç sahiplerinin ve işletenlerin hukuki sorumluluğudüzenlenmiştir. 2918sayılı Yasanın hukuki sorumluluğa ilişkin sekizincikısmında yer alan hükümler birliktedeğerlendirildiğinde; Devlet ve diğer kamukuruluşlarına ait motorlu araçlarınkarıştığı kazalar nedeniyle araçişleticisi sıfatıyla kamu idareleri ve kuruluşlarınakarşı açılacaklar da dahil bütün araçsahibi ve işleticilerine karşı açılan davalarıngörüm ve çözümü adli yargınıngörev alanına girmektedir. Fakat kamu idareleri ve kuruluşlarının,trafik güvenliği ve düzenini sağlamak amacıyla gerekkendi kuruluş yasaları, gerekse 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununa göre yürüttüklerihizmetlerin, kamu hizmeti niteliğini taşımaları ve 2918sayılı Yasada da görevlendirilen kamu idare vekuruluşlarının sorumluluklarının ayrıcadüzenlenmemiş olması karşısında; trafikdüzeni ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklandığıöne sürülen zararların tazmini istemiyle, ilgili idarelerekarşı açılan davaların görüm veçözümü idari yargının görev alanınagirmektedir. Sonuçolarak, Karayolları Genel Müdürlüğününkuruluş yasasında belirlenen, 2918 sayılı Yasa'datekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme,trafik güvenliğini sağlama şeklindeyürüttüğü kamu hizmetinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; bu sebeple açılacak tam yargı davalarınında idari yargı yerinde çözümlenmesi, bu hususlarındışında kalan araç işleteninin verdiğizararlardan kaynaklanan(zarar görevin kamu görevlisi olupolmadığına bakılmaksızın) davalara ise adliyargı yerlerince bakılması gerekmektedir. Bu durumda,Jandarma Astsubay Başçavuş İbrahim Deri'nin, karayolundagerekli trafik önlemlerinin alınması görevini ifaettiği sırada, Ümit Gün adlı bir şahsın sevkve idaresinde bulunan araç ile aşırı hız veşerit ihlali yapmak suretiyle çarpması neticesinde vefatettiği, bir başka deyişle Ümit Gün isimli araçişleteninin verdiği zarar sebebiyle hayatınıkaybettiği anlaşıldığından, meydana gelenzararın tazmini istemiyle açılan davanın, adli yargıyerlerinin görev alanında bulunduğundan görevyönünden reddi gerekmektedir.” şeklindeki gerekçesiile davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasasının 15/1 -a ve 14/6. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine karar vermiş, verilen karardavacı vekiline 29.03.2016 tarihinde, davalı Jandarma GenelKomutanlığı vekiline 28.03.2016 tarihinde tebliğedilmiş, süresinde kanun yolunabaşvurulmadığından kesinleşmiştir. Davacı vekili adli ve idari yargı yerlerinceverilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuzgörev uyuşmazlığının giderilmesi istemiylebaşvuruda bulunmuştur. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan26.9.2016 günlü toplantısında: İLKİNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; 2918sayılı Yasa’dan kaynaklanan sorumluluk davasında adli veidari yargı yerleri arasında 2247 sayılıYasa’nın 14.maddesinde öngörülen biçimdeolumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu,davacı vekilinin istemi üzerine, idari yargıdosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece,adli yargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, 28.07.2010 tarihindeEdirne-Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı emrindegörevli iken Keşan-Enez karayolu üzerinde meydana gelen birtrafik kazasına müdahale etmesinin bağlı bulunduğuİlçe Jandarma Komutanlığı tarafındanemredilmesi üzerine Jandarma Trafik Tim Komutanı olarak davalıtarafın sahibi ve 2928 sayılı yasa uyarınca işleteniolduğu 722022 plakalı araçla, araç içerisindeyolcu konumunda bulunarak olay yerine intikal eden davacıların murisinin, davadışı Ümit Gün isimli şahsın sevk veidaresindeki 22 RF 988 plakalı aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmesi nedeni iledavacılarınuğradığı maddi ve manevi zararın, olayda kusurubulunduğu iddia edilen davalılardan tazmini istemi ile açılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde,her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumluolduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamenyitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddive manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukukmahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici 1.maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesindenönceki tarihte açılmış olan davalardauygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3.maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin iptali amacıylaaçılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012 tarih ve E:2011/35,K:2012/23 sayılı kararıyla: dava konusu kuralla, sadecekişinin vücut bütünlüğüne verilen maddizararlar ile buna bağlı manevi zararların ve ölümnedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini konusunun kapsamaalındığı ve bu tazminat davalarına bakmagörevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre,aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğersebeplerden kaynaklanan zararların kapsama alınmadığı;sorumluluk sebebi aynı olsa da bu zararların tazminidavalarının idari yargıda görülmeye devamedeceği; bu durumda, idarenin aynı yapı içindealdığı kararın bir bölümünün idariyargıda bir bölümünün adli yargıdagörülmesinin yargılamanınbütünlüğünü bozacağı ayrıca ikiayrı yargı kolunda görülen davalarda, idareninsorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı, idarenin tazminyükümlülüğü konularında farklısonuçlara ulaşabileceği; esasen idare hukukunda var olanhizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramlarının, kişileringördüğü zararların tazmininde kullanılan vekişilerin idare karşısında korunma kapsamınıgenişleten kavramlar olduğu; idare hukukunda, idarenin hiçbirkusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri, fedakarlığındenkleştirilmesi gibi kusursuz sorumluluğa ilişkin kavramlaradayanılarak kişilerin uğradığı zararlarıntazmin edilmesinin mümkün olduğu, özel hukukalanındaki kusursuz sorumluluk hallerinin ise, belirli konular içindüzenlendiği ve sınırlı olduğu; idarenin idarehukuku esaslarına dayanarak tesis ettiği tartışmasızbulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğersebeplerden kaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargıyerlerinde görülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıdabelirtildiği gibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluksebebinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin davalarınfarklı yargı yerlerinde görülmesinde kamu yararı vehaklı neden olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyleiptaline karar vermiştir. Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdareMahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile,asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idariişlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargıdenetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak, askerlikyükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olmasışartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20.maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri Yüksek İdareMahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesisedilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargıdenetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar.Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olmasışartı aranmaz” denilmiştir. Buna göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin birdavaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin“asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmeteilişkin bulunması” koşullarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir. 1602 sayılı Yasa’nın değişik 20.maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunanveya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay,askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarmaçavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişisayılmaktadır. Davacının 1602 sayılıYasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerdenolduğu ve bu nedenle dava konusu eylemin asker kişiyiilgilendirdiği tartışmasızdır. Olayda, eylemden dolayı zarar görenin asker kişiolduğunda tartışma yok ise de, tazminatın konusunuoluşturan zararın jandarmanın eyleminden doğmasınedeniyle, yürütülen hizmetin niteliğinin incelenmesigerekmektedir. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve YetkileriKanunu’nun, 3. maddesinde, jandarma “silahlı askeri birgüvenlik ve kolluk kuvveti” olaraktanımlanmıştır Aynı Kanunun ‘Jandarmanın Genel Olarak Görevleri’başlıklı 7. Maddesinde; “a) Mülki görevleri; Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak,korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takipve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gereklitedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinindış korunmalarını yapmak. b) Adli görevleri; İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlardabelirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerinegetirmek. c) Askeri görevleri; Askeri kanun ve nizamların gereği görevlerleGenelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmak; d) Diğer görevleri;Yukarıda belirtilen görevlerdışında kalan ve diğer kanun ve nizamhükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarlaJandarmaya verilen görevleri yapmak.” denilmek sureti ileJandarmanın görev alanı belirlenmiştir. 2918 sayılı Yasa’nın ‘TrafikZabıtasının Görev ve Yetki Sınırı ile GenelZabıtanın Trafik Hizmetlerini Yürütmeye İlişkinYetkisi’ başlıklı 6. Maddesinde; “ Trafik zabıtası ve genel zabıtanıngörev ve yetki sınırı; a) Trafik zabıtası; (İlk fıkra mülga: 17/10/1996 - 4199/4 md.) Trafik zabıtası görevi sırasındakarşılaştığı acil ve zorunlu hallerde genelzabıta görevi yapmakla da yetkilidir. Mülki idare amirlerince, emniyet ve asayişbakımından zorunlu görülen haller dışında,trafik zabıtasına genel zabıta görevi verilemez,araç, gereç ve özel teçhizatı trafik hizmetleridışında kullanılamaz. b) (Değişik bent: 21/05/1997 - 4262/1 md.) GenelZabıta: Trafik zabıtasının bulunmadığı veyayeterli olmadığı yerlerde polis; polisin ve trafikteşkilatının görev alanı dışında kalanyerlerde de jandarma, trafik eğitimi almış subay, astsubay veuzman jandarmalar eliyle yönetmelikte belirtilen esas ve usullere uygunolarak trafiği düzenlemeye ve trafik suçlarına el koymayagörevli ve yetkilidir.” denilmek sureti ile trafikzabıtasının bulunmadığı veya yeterliolmadığı yerlerde trafiği düzenleme ve trafiksuçlarına el koyma yetkisinin uzman jandarmalara aitolacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un Trafik Kazalarına El Koyma veBilirkişilik ‘ başlıklı 83. Maddesinde; Trafik kazalarına; a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalligenel zabıtaca, b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerinibelirleyerek trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzerede trafik zabıtasınca el konulur. Trafik zabıtasının görevliolmadığı veya bulunmadığı karayollarındameydana gelen kazalarda trafik kaza tespit tutanağı mahalli genelzabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafikzabıtasına gönderilir. Karayollarında meydana gelen ve yalnız maddi hasarlasonuçlanan trafik kazalarında tarafların anlaşmasıhalinde ve fiil başka bir suç oluşturmuyorsa adlikovuşturma yapılmaz ve Türk Ceza Kanununun 565 inci maddesihükmü uygulanmaz. Trafik kazalarında yolun trafiğekapandığı hallerde; trafik zabıtası veya genelzabıta; iz ve delilleri kaybolmayacak şekilde işaretledikten vegerekli işlemleri yaptıktan sonra, karayolunu trafiğeaçmaya yetkilidir. Karayolunun trafiğe kapanmasına ölümlü vehayati tehlike yaratan yaralanmalı kazalar neden olmuş ve bu kazacan, mal ve trafik güvenliğini etkiliyor ve başka bir yoldangeçiş verilemiyorsa Cumhuriyet savcısınıngecikeceğinin anlaşılması halinde, gerekliişaretlemeler yapılıp araç ve ölüler kenaraalınarak durum bir tutanakla tespit edildikten sonra yol trafiğeaçılır. Trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse,trafik kazalarında bilirkişilik yapar. Trafik kazaları, kaza tahkik memurluğu, bilirkişilik vebunlarda aranacak şartlar ile diğer esaslar yönetmeliktegösterilir.” şeklindeki düzenleme ile Trafikkazalarına; adli yönden gereği yapılmak üzere mahalligenel zabıtaca, kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerinibelirleyerek trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzerede trafik zabıtasınca el konulacağı, ancak trafikzabıtasının görevli olmadığı veyabulunmadığı karayollarında meydana gelen kazalarda trafikkaza tespit tutanağının mahalli genel zabıtaca düzenleneceğive bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderileceğidüzenlenmiştir. Davacının, Edirne-Keşan ilçe JandarmaKomutanlığı emrinde görevli iken olay tarihindeKeşan-Enez karayolu üzerinde meydana gelen bir trafik kazasınamüdahale etmesinin bağlı bulunduğu İlçeJandarma Komutanlığı tarafından emredilmesi üzerineJandarma Trafik Tim Komutanı olarak olay yerine intikal etmiş olduğu;kaza yerinde emniyet tedbirleri alma görevini ifa ettiği sıradadava dışı Ümit Gün isimli şahsın sevkve idaresindeki aracın kendisine hızla çarpıpkaçması neticesinde vefat ettiği, meydana gelen ölümlütrafik kazasının 2803 sayılı Kanun’un 7. Maddesinin‘d’ bendinde düzenlenen diğer kanunlarla verilengörevler kapsamında, 2918 sayılı Yasa’nın 6.Maddesi ile belirlenen trafik düzeninin sağlanması göreviesnasında meydana geldiği, davacının görevinin, askerikanun ve nizamların gereği olan görevler kapsamındaKanun’un 7. maddesinin b bendinde belirtilen “askeri”görev olarak değerlendirilmesi söz konusuolmadığı, söz konusu eylemin askeri hizmete ilişkin olmadığıtespit edilmiştir. Bu durumda davada, davacı tarafından, 2803sayılı Kanun’un 7. Maddesi yollamasıyla 2918sayılı Kanun’un 6. Maddesi kapsamında, 2918 sayılıKanun’un 83. Maddesi gereğince yerine getirilen görevsırasında meydana gelen kaza sonucu oluşan zararın tazminiistenilmektedir. 2918 sayılı Kanunun 19.1.2011 günlü Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıKanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu yasadan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğuyer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanınvuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.”denilmiş olup, geçici 21.maddesinde ise “ Bu Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz. ”denilmiştir. Belirtilen yasal düzenleme karşısında,2918 sayılı Kanun’un Geçici 21.maddesi nazaraalındığında, davacının,uyuşmazlığa konu olaya ilişkin olarak Askeri Yüksekİdare Mahkemesi’ne dava açtığı tarih 02.10.2012olup, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesinin1.fıkrasının göreve ilişkin hükmüyürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bir dava bulunmadığından, 2918sayılı Kanun’un 110.maddesinin somut olayauygulanacağı tartışmasızdır. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerinekonuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetiminebağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararları gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyleaçılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden Ankara 10.Asliye HukukMahkemesi’nin 13.02.2014 gün ve 2013/572 Esas, 2014/99 Kararsayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 10.AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 13.02.2014 gün ve E:2013/572, K:2014/99 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.9.2016gününde, Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞI OY 03.11.2015tarih ve 29521 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan,Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 25.01.2016 gün ve E: 2015/974, K:2016/22 sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. 26.9.2016 ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy