T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 403
KARAR NO : 2016 / 436
KARAR TR : 26.9.2016
ÖZET: Sigortalı aracın karayolunda aşırı yağan yağmur sularının oluşturduğu birikintiye girmesi sonucu meydana geldiği iddia edilen zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açılan rücuen tazminat davasının, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı :L. Sigorta A.Ş. Vekili :Av. Z.E.E. Davalı :Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Vekili :Av.B.C.E. O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacışirket nezdinde 31301691 numaralı poliçe ile kaskosigortalı olan 33 CBT 48 plakalı aracın, maliki F.B.’nınsevk ve idaresinde 03.03.2014 tarihinde saat 06:30 sıralarında SalihGöçmen kavşağında seyir halinde ikenaşırı yağışlar sebebiyle oluşan subirikintisine girdiğini ve arızalanarak stop ettiğini,yağmur sularının yükselmeye başlaması veyarım saat beklemesine rağmen çekicinin gelmemesi üzerineyoldan geçen sürücülerin yardımı ile aracınitilerek kenara çekildiğini ve yetkili servisegötürüldüğünü, araçta meydana gelenzararın davalının sorumluluğunda bulunan şehiratık sularının tahliyesi veuzaklaştırılmasına ilişkin görevlerin gereğigibi yerine getirilmemesinden kaynaklandığını, bu nedenledava konusu zararın meydana gelmesinde davalı idarenin hizmetkusurunun bulunduğunu belirterek; davacı şirket tarafındansigortalı araçtaki hasar sebebiyle ödenen 9.356,00 TL hasarbedelinin ödeme tarihi olan 18.04.2014 tarihinden itibaren avans faizi ilebirlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı erinde davaaçmıştır. DavalıMersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüvekili cevap dilekçesinde, davanın idari yargınıngörev alanına girdiğini öne sürerek görevitirazında bulunmuştur. MERSİN 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:08.03.2016 gün ve 2015/438 Esas sayıile, davalı MESKİ Genel Müdürlüğü vekiliningörev itirazının reddine karar vermiştir. Davalı idarevekilince süresinde verilen dilekçe ile, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine, başvuru dilekçesiylebirlikte dava dosyası Danıştay Başsavcılığı’nagönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: 07.04.2016 tarih ve 2016/46 sayılı yazısıile; “…Anayasanın 125. maddesinde, idarenin hertürlü eylem ve işlemine karşı yargı yolununaçık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında daidarenin kendi eylem ve işleminden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-bmaddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları idari dava türleri arasındasayılmıştır. İdarenin,kendisine görev olarak verilen kamu hizmetiniyürüttüğü sırada hizmet kusuru oluşturaneylemleri nedeniyle bireylerin uğradıkları zararlarıtazminle yükümlü olduğu idare hukuku ilkelerindendir. 2560sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü Kuruluş ve Görevleri HakkındaKanunun 1. maddesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin suve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken hertürlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmeküzere kurulmuş olan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresiGenel Müdürlüğünün İstanbulBüyükşehir Belediyesine bağlı müstakilbütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz birkuruluş olduğu kurala bağlanmış; Ek-5. maddesinde de,bu Kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde deuygulanacağı düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 2.maddesinin (b) bendinde; "Kullanılmış sular ileyağış sularının toplanması, yerleşimyerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız birbiçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya busulardan yeniden yararlanılması için abonelerdenbaşlanarak bu suların toplanacakları veyabırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisinetüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projeleregöre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmekve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmakve gerekli yenilemelere girişmek" ve (d) bendinde; "Su vekanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindekibelediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardakiyetkileri kullanmak" İSKİ'nin görev ve yetkileriarasında sayılmış, 25. maddesinde de; "Yağmursularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerinyapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalarilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Suve Kanalizasyon İdaresi tarafından yerine getirilir. Bu tesislerinyapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifeleredahil edilemez." kuralına yer verilmiştir. Buaçıklamalardan anlaşılacağı üzere, 2560sayılı Kanun uyarınca kurulmuş olan su ve kanalizasyonidarelerinin kamu tüzel kişisi olduğu ve Kanunda yapmaklayükümlü olduğu belirlenen alt yapı hizmetlerinin dekamu hizmeti niteliği taşıdığıaçıktır. Bir başka anlatımla, su ve kanalizasyonidareleri kamu hizmeti niteliğini taşıyan alt yapıhizmetlerini idare hukuku ilke ve kurallarına göre kamusal yetkikullanarak kurup, sürdürmekle görevlikılınmıştır. Bu bakımdan, bu idareleryürütmekle yükümlü kılındıkları bugörevler açısından Türk Ticaret Kanununa göretacir sayılamayacakları gibi özel hukuka tabi bir takım işveişlemlerde bulunmaları da su, kanalizasyon gibi kamu hizmetiniteliği taşıyan alt yapı hizmetlerinin kuruluşunun,idare hukuku ilke ve kurallarına tabi olduğu sonucunu ortadankaldırmamaktadır. Dava konusuolayda, davacı kasko şirketince, sigorta edilen aracın seyirhalinde iken aşırı yağış nedeniyle oluşan subirikintisine girerek hasar gördüğünden bahisle,uğradığını ileri sürdüğü vesigortalısına ödenen maddi zarara ilişkin tazminatsorumluluğu, özel hukuktan kaynaklanan bir sorumluluk olmayıpdavalı idarenin alt yapı hizmetini kusurlu yürütmesindenkaynaklandığı iddiasına dayandığından idarehukuku kurallarına göre değerlendirilmesi gereken birsorumluluktur. Bu durumda,uğranıldığı ileri sürülen zarar, 2560sayılı Kanun uyarınca kamu tüzel kişisi olarakkurulmuş olan MESKİ Genel MüdürlüğününKanunda belirlenmiş olan kamu hizmeti niteliği taşıyan altyapı tesisini kurma ve işletme yetkisi kapsamında sunmuşolduğu hizmetin kötü işlemesi, hiç işlememesiya da eksik işlemesi bir başka anlatımla hizmet kusuruiddiasına dayandığından uyuşmazlığıngörümü ve çözümü görevi idariyargı yerine ait bulunmaktadır…” şeklindekigerekçesiyle 2247 sayılı Kanun'un 10 ve 13. maddelerigereğince, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığı’na gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan26.9.2016 günlü toplantısında: İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı Mersin Su veKanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekilininanılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca,10.maddede öngörülen biçimde, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’ninadli yargı, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ınise davada idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacı şirkete kasko sigortası ile sigortalı bulunan 33 CBT48 plakalı araçta; davalı idarenin bakım ve gözetimsorumluluğunda olan yolda aşırı yağan yağmursularının oluşturduğu birikintiye girmesi sonucu meydana geldiğiiddia edilen zararın, olayda kusuru bulunan davalıdan rücuentazmini istemi ile açılmıştır. 20.11.1981gün ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresiGenel Müdürlüğü Kuruluş ve GörevleriHakkında Kanun’un 1. maddesinde, İstanbul BüyükŞehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek vebu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kuruluolanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Suve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğükurulduğu, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin,İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlımüstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haizbir kuruluş olduğu, İSKİ personelinin 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi bulunduğubelirtilmiş; 2. maddesinin (b) bendinde “b)Kullanılmış sular ile yağış sularınıntoplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılmasıve zararsız bir biçimde boşaltma yerineulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılmasıiçin abonelerden başlanarak bu suların toplanacaklarıveya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisinetüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde buprojelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanlarıdevralıp işletmek ve bunların bakım veonarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemeleregirişmek”, (d) bendinde “ Su ve kanalizasyon hizmetlerikonusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleriyürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak”,İSKİ'nin görev ve yetkileri arasındasayılmış; 4. maddesinde, İstanbul BüyükŞehir Belediye Meclisinin, İSKİ Genel Kurulu olarak görevlive yetkili olduğu açıklanmış, ek 5. maddesinde(5/6/1986 - 3305/3 md. ile gelen Ek 4 üncü madde hükmü olupmadde numarası teselsül ettirilmiştir.), bu Kanunun diğer büyükşehirbelediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiştir. Mersin Su veKanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü(MERSİN), Mersin Büyükşehir Belediyesinin Su veKanalizasyon Hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken hertürlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir eldenişletmek, 2560 sayılı kanun (2560 sayılı İstanbulSu ve Kanalizasyon İdaresi Genel MüdürlüğüKuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, 05.06.1986 tarihli 3305sayılı kanunun 3.maddesi ile gelen Ek 4 ve 5. maddeleriyollaması ile bütün belediyelere ait su ve kanalizasyon idaresigenel müdürlükleri için uygulanmaktadır.) ve bukanunda değişiklik yapan 3009 sayılı kanunda belirtilengörevleri yerine getirmek üzere 3305 sayılı Kanunuyarınca 1996 yılında kurulmuş olup, 2560 sayılıKanunun 3009 sayılı kanunla değişik 1.maddesinin4.fıkrası uyarınca kamu tüzel kişisidir. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden, davacı sigorta şirketinin kaskosigortalısı olan 33 CBT 48 plakalı araçta, yoldaaşırı yağış nedeni ile oluşan subirikintisine girmesi nedeni ile meydana gelen zararın, sigortalıyaödenmesi sonrasında; olayda kusuru bulunduğu iddia edilendavalı idare tarafından rücuen tazmini istemiyle adli yargıyerinde 01.09.2015 tarihinde dava açıldığı;davalı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresiBaşkanlığı’nın davada idari yargınıngörevli olduğuna ilişkin itirazın Mersin 1. Asliye HukukMahkemesi’nce reddedilmesi üzerine dosyanın olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması istemi ileDanıştay Başsavcılığı’nagönderildiği ve DanıştayBaşsavcılığı tarafından da davada idariyargının görevli olduğu belirtilerek 2247 sayılıKanun’un 10. Maddesi kapsamında Mahkememize müracaatedildiği anlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayrımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak,idari yargının denetimine bağlı olması gereken idaribir uyuşmazlığın çözümü, haklıneden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucutarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine girenbir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Her ne kadar DanıştayBaşsavcılığı’nın olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılmasınailişkin kararında, dava konusu olayda araçta meydana gelen ve davacıtarafından sigortalısına ödenen hasarın yoldaaşırı yağış nedeniyle oluşan subirikintisinden ileri geldiği ve bu itibarla davanın özel hukuktan kaynaklanan bir sorumluluk olmayıp davalı idareninalt yapı hizmetini kusurlu yürütmesinden kaynaklandığıiddiasına dayalı idare hukuku kurallarına göredeğerlendirilmesi gereken bir sorumluluk davası olduğu iddiaedilmiş ise de ve davaya konu olayda hizmet kusurunadayanılmış olduğu konusunda bir tereddüt bulunmasa da;2918 Kanun’un gerekçesi, 2918 sayılı Kanun’un 110.Maddesinde herhangi bir ayrım yapılmaksızın bu kanununuygulanmasından kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargı yerinde görüleceğinindüzenlenmiş olması ve Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdaincelenen kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde;aynı konuya ilişkin farklı yargı kollarındagörülen davaların tek bir yargı kolunda toplanması vebu şekilde içtihat birliği ile usul ekonomisininsağlanması amaçlandığı ve bu nedenle davayakonu uyuşmazlığın özel bir kanun olması nedeni ileöncelikli uygulanması gereken 2918 sayılıYasa’nın 110. Maddesi çerçevesinde adli yargıyerinde görülmesi gerektiği sonucunaulaşılmakla; davada idari yargının görevli olduğuyolundaki Danıştay Başsavcısı’nıngörüşü yerinde görülmemiştir Açıklanannedenlerle Danıştay Başsavcısı’nınbaşvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE,26.9.2016 gününde, Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ınKARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK kararverildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞIOY 03.11.2015tarih ve 29521 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan,Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.9.2015 gün ve E:2015/670,K:2015/671 sayılı kararında belirtmiş olduğumdüşünce doğrultusunda sayın çoğunluğungörüşüne katılamıyorum.26.9.2016 ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy