T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 345
KARAR NO : 2016 / 377
KARAR TR : 6.6.2016
ÖZET : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacılar : 1- Z. D. 2- A. G. 3- M. C. C. 4- M. L. T. Vekili :Av. B. O. Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı O L A Y : İstanbulKaçakçılık İstihbarat ve Narkotik GümrükMuhafaza Müdürlüğü’nce, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nce tescilli E. F. Ç.Dek. San Ve Tic.A.Ş. unvanlı firmanın 3.10.2007/IM114409tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesininithalat işlemlerinde kullanılan TSE uygunluk belgesi ile ilgiliolarak davacılar, firmanın yönetim kurulu başkanı M. C.C., gümrük müşaviri M. L. T. , firmanınortağı A. G. ve Z. D. isimli kişiler hakkında yapılansoruşturma sırasında; TSE Avrupa Yakası İthalatMüdürlüğü tarafından ithalatınınmümkün olmadığı yönünde uygunsuzluk belgesiverilen eşyalarla ilgili sahte TSE uygunluk belgesi düzenlemeksuretiyle yurda eşya ithal ettiklerinin tespit edildiğininihbarı üzerine, davacılar M. C. C. ve M. L. T. hakkında, sahteTSE uygunluk belgesi düzenlemek suretiyle resmi belgede sahteciliksuçunu işledikleri ileri sürülerekcezalandırılmaları için kamu davasıaçılmış; ayrıca, “İthali, lisansa,şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşlarınvereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı,aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek”eyleminin de kabahat olduğu değerlendirilerek, tüm davacılaradına, Büyükçekmece Cumhuriyet BaşsavcılığıKabahat Bürosu’nun, 6.12.2010 gün ve Kabahat DefteriNo:2009/1133, Karar No:2010/2293 sayılı kararı ile, 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. maddesinin ikincifıkrası uyarınca ayrı ayrı 54.513,60 TL idari paracezası verilmiştir. Davacılar vekili, idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyle adliyargı yerine itirazda bulunmuştur. BÜYÜKÇEKMECE1. SULH CEZA MAHKEMESİ; 10.6.2013 gün ve D.İş No:2010/2648 sayı ile; 5607 sayılı Kanundayapılan değişiklik ile kaçakçılıkfiiline ilişkin kabahatlerin 4458 sayılı Gümrük Kanunuile yeniden düzenlendiği ve bu Kanunda başvuru yolunun idaremahkemesi olarak gösterildiği gerekçesiyle başvurunun görevyönünden reddine karar vermiş, yapılan itirazBüyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kesin olmaküzere reddedilmiştir. Davacılarvekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nce,savcılık tarafından verilen idari yaptırımkararının, 5326 sayılı Yasa kapsamında kalan idariyaptırım kararı niteliğinde bulunduğu, bu kararakarşı 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca sulhceza mahkemesine itiraz edilebileceği açıklanarak, davanın görev yönünden reddine karar verilmesiüzerine, karar davacılar vekili tarafından temyizedilmiş, Danıştay 10. Dairesi, 28.12.2015 gün ve E:2014/353,K:2015/6277 sayılı kararı ile, dava dosyasının 2247sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevliyargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesi gerekirken, davanın görev yönündenreddine şeklinde verilen kararda hukuka uyarlıkbulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasınakarar vermiştir. İSTANBUL 1. İDAREMAHKEMESİ; 29.4.2016 gün ve 2016/629 sayı ile; savcılıktarafından, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu’ndayapılan değişiklikten önce bu Kanun uyarınca verilenidari yaptırım kararına karşı 5326 sayılıKanunun 27. maddesi hükmü gereğince sulh ceza mahkemesineitiraz edilebileceği açıklanarak, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'nebaşvurulmasına ve işin incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesi’nin karar vermesine değin ertelenmesine kararvermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıylayapılan 6.6.2016 günlü toplantısında: 1-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun bütünüyle incelenipdeğerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘cezauyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya daşahsi davacının talebi ile başlayan yargılamasısonunda sanığın mahkûmiyetine ya da beraatinehükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasındaçıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarınınanlaşılması, bunun dışında kalan tümgörev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının UyuşmazlıkMahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkçabelirtilmiştir. Bu durum göz önünealındığında, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. mad-desinin ikincifıkrası uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır. 5607sayılı Kanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesinin onbirinci fıkrasında, “İthali, lisansa, şarta, izne,kısıntıya veya belli kuruluşların vereceğiuygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı, aldatıcıişlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir”, “Nitelikli haller” başlığıaltında düzenlenen 4. maddesinin ikinci fıkrasında,“Bu Kanunda tanımlanan suçların, üç veyadaha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecekceza yarı oranında artırılır”,“Yetkilimerciler” başlığı altında düzenlenen 17.maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun hükümlerinegöre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı,14 üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuyageçirilmesine ise Cumhuriyet savcısının talebiüzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı,30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinegöre kanun yoluna başvurulabilir” denilmekte iken; Kanunun 3.maddesinin başlığı“Kaçakçılık suçları”, maddeninon birinci fıkrası ise, (Değişik: 18/6/2014-6545/89md.) Ulusal markeruygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumununbelirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veyahiç içermeyen akaryakıtı; a) Ticariamaçla üreten, bulunduran veya nakleden, b) Satışa arz eden veya satan, c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin günekadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak,marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olanakaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğununanlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüneistinaden cezaya hükmolunur.”şeklinde yeniden düzenlenmiş, 28.3.2013 gün ve 6455sayılı Kanunun 66. maddesiyle 17. maddesinin birincifıkrası yürürlükten kaldırılmış,aynı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesininikinci fıkrasında ise, “Bu Kanunun yayımı tarihindenönce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulü 5252 sayılı Kanunun9 uncu maddesi hükmüne göre yapılır”hükmü yer almıştır. 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşyaçıkarılması halinde,çıkarılaneşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,buvergilerin üç katı para cezası alınır ”denilmekte iken, madde; “1. Serbestdolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkinolarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonrakontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ithalinin yasaklanmışolduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrük vergilerininalınmasının yanı sıra, gümrüklenmişdeğerinin dört katı idari para cezası verilir. b) (a) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına otuz bin Türk Lirası, ambalajlıgelmesi halinde kap başına altı yüz Türk Lirasıolarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. c) Eşyanınithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrük vergilerinin yanı sıra,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir. d) (c) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. 2. İhracat rejimine tabitutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene vedenetleme veya kontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ihracınınyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir. b) Eşyanın ihracı,lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar idaripara cezası verilir. 3. Yolcuların,gümrük mevzuatına göre kişisel ve hediyelik eşyakapsamı dışında olup beyanlarına aykırıolarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşımaaraçlarında çıkan ya da başkasına aitolduğu halde kendi eşyasıymış gibi gösterdiklerieşyanın gümrük vergileri iki kat olarak alınır veeşya sahibine teslim edilir. Gümrük vergileriödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır. 4. Birinci fıkranın (a)ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilir ve eşya 177 ila 180 inci maddehükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur. 5. Türkiye GümrükBölgesine getirilen ve transit rejim beyanında bulunulan serbestdolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin birşekilde farklı cinste eşya olduğunun tespiti halinde,farklı çıkan eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir ”şeklinde28/3/2013gün ve 6455 sayılı Kanun’un 12 maddesi ile yenidendüzenlenmek suretiyle, 5607 sayılı Kanun’dakaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatlerle ilgilidüzenlemeler tamamen ortadan kaldırılmış,4458sayılı Kanun ile kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatler yeniden düzenlenmiştir. Bu Kanun’un“ İtirazlar ” başlığı altındadüzenlenen 242.maddesinde ise, “1. Yükümlüler kendilerine tebliğedilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir. 2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde kararabağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3.İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlışmakama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargımercilerine başvuru-labilir ” hükmü yeralmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyetsavcısının karar verme yetkisi” başlığını taşıyan 23. maddesinde,“(1) Cumhuriyetsavcısı, kanunda açıkça hüküm bulunanhallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırımkararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suç dolayısıylabaşlatılan soruşturma kapsamında bir kabahatinişlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyet savcısıdurumu ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirebileceği gibi, kendiside idarî yaptırım kararı verebilir. (3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir”denilmiş; 5252 sayılı“Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama ŞekliHakkında Kanun”un, “Lehe olan hükümlerinuygulanmasında usul ” başlığı altındadüzenlenen 9. maddesinde ise, “….. (3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonrakikanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılmasısuretiyle belirlenir ” hükmü yeralmıştır. Dosyanınincelenmesinden, İstanbul Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü’nce, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarıncadavacılar hakkında yapılan soruşturma sırasında, TSEAvrupa Yakası İthalat Müdürlüğütarafından ithalatının mümkün olmadığıyönünde uygunsuzluk belgesi verilen eşyalarla ilgili sahte TSEuygunluk belgesi düzenlemek suretiyle yurda eşya ithal ettiğinintespit edilmesi üzerine yapılan ihbar sonucunda, bir kısımdavacıların resmi belgede sahtecilik suçundancezalandırılmaları istemiyle kamu davasıaçıldığı, ayrıca, “İthali, lisansa,şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşlarınvereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı,aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek”eyleminin de kabahat olduğu değerlendirilerek, davacılara 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin on birinci ve 4. maddesinin ikincifıkrası uyarınca 54.513,60 TL idari para cezasıverildiği anlaşılmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır”; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise“idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir”düzenlemeleri yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararıveremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için)davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenen uyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olaytarihinde yürürlükte bulunan maddesi ve yapılansoruşturma sırasında, soruşturma konusunun suçolmayıp, kabahat olduğu değerlendirilerek, 5326 sayılı Kanun uyarınca, CumhuriyetSavcısı tarafından davacıya verilen idari paracezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesindebelirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu veKabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik3. maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırımkararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevlimahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinindikkate alınacağı, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralıbendi uyarınca ve aynı maddenin altıncıfıkrasında, soruşturma konusu fiilin suç değil dekabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırımkararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığıkararına itiraz edildiği takdirde, idari yaptırımkararına karşı başvurunun da bu itiraz merciindeinceleneceği açıkça belirtildiğinden, 5607sayılı Kanun’un 28.3.2013 gün ve 6455sayılı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8.maddesinin ikinci fıkrasında da, bu Kanunun yayımıtarihinden önce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehehükümlerin uygulanması usulünün 5252 sayılıKanunun 9. maddesi hükmüne göre yapılacağıbelirtildiğinden, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İstanbul 1. İdare Mahkemesince yapılan başvurununkabulü ile, Büyük-çekmece 1. SulhCeza Mahkemesince verilen 10.6.2013 gün ve D.İşNo:2010/2648 sayılı görevsizlikkararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İstanbul 1. İdare Mahkemesince yapılanBAŞVURUNUN KABULÜ ile, Büyükçekmece1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 10.6.2013gün ve D.İş No:2010/2648sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA,6.6.2016 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy