T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 240
KARAR NO : 2016 / 283
KARAR TR : 09.05.2016
ÖZET : 5754 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanuna tâbi iştirakçi/emekli statüsünde Belediye Başkanı olarak görev yapan davacının, kendisine 5434 Sayılı Kanunun Ek 68.maddesi uyarınca makam tazminatı ve buna bağlı olarak temsil veya görev tazminatı uygulanması istemiyle davalı idareye yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin, iptali ve bu işlem nedeniyle ödenmeyen parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, davacının 5510 sayılı ve 5754 sayılı Kanunlar yürürlüğe girmeden önce kamu iştirakçisi sıfatı ile çalıştığı anlaşılmakla, 2577 sayılı Yasa’nın 2/1. Maddesi gereğince İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :G.T.
Vekili :Av.U.T.
Davalı :Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekilleri : Av.B.D.Ö. & Av.K.T.
O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde özetle; davacının 28.09.1980-29.02.1984yılları arasında Kocaeli ili Merkez ilçe Kullar Kasabasıbeldesinde, atanmak suretiyle Belediye Başkanlığı göreviniyaptığını, 5393 sayılı Kanun iledeğişik 5434 sayılı Kanunun ek 68.maddesi uyarıncamakam ve görev tazminatı ödenmesi içinyaptığı başvurunun reddine ilişkin 17.11.2009 tarih ve39.351.103 sayılı işlemin hukuka aykırı olduğunubelirterek; davaya konu işlemin iptaline ve 5393 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği 1.1.2005 tarihinden itibaren yoksunkaldığı makam ve görev tazminatının yasalfaiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile idari yargıyerinde dava açmıştır.
Ankara 12.İdare Mahkemesi: 31.3.2010 gün ve 2009/1712Esas, 2010/387 Karar sayılı kararı ile; “…Makam vegörev tazminatı ödenebilmesi için belediyebaşkanlığı görevini seçilerek veya atanarakyürütmüş olma açısından herhangi birayırıma yer verilmediği daha sonra yürürlüğegiren 5510 sayılı kanunda da daha önce vekaleten veya atanmaksuretiyle belediye başkanlığı göreviniyürütmesi nedeniyle makam ve görev tazminatı almaya hakkazananlardan bu tazminatlardan yararlanmayan belediye başkanlarınamakam ve görev tazminatı ödenmeyeceğine dair birhüküm de getirilmediğinden 2303 sayılı kanunuyarınca belediye başkanlığına atanarak 3 yıldanfazla bu görev sürdürdüğütartışmasız olan davacının 5434 sayılıkanunun ek 68.maddesi uyarınca makam ve görev tazminatındanyararlandırılması gerekirken aksi yönde tesis edilen davakonusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan hukukaaykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyledava konusu işleme esas olmak üzere davalı idareye başvurudabulunduğu tarihten itibaren yoksun kaldığı makam vegörev tazminatının anayasanın 125.maddesi hükmüuyarınca davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Davacının 5393sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 1.1.2005tarihinden, davalı idareye başvuruda bulunduğu tarihe kadar olandönem için belediye başkanlarına uygulanan makam ve görevtazminatının ödenmesi istemine gelince;
Süre gelen bir işleminicrası sebebiyle doğan zararların tazmini istemiyleaçılan davalarda hesaplanacak zararınbaşlangıç tarihinin, işlemin ilk tesis edildiği yada ilk uygulandığı tarihten itibaren süresi içindedava konusu edilmediği hallerde, davacının zararınınödenmesi için idareye başvurduğu tarih olarak kabuledilmesi gerektiğinden, başvuru tarihinden önce belediyebaşkanlarına ödenen makam ve görev tazminatındanyararlandırılmadığını her ayaldığı maaşı ile birlikte öğrendiğiaçık olan davacının, başvuru tarihinden öncekidöneme ilişkin makam ve görev tazminatı ödenmesiisteminin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılıkbulunmamaktadır.” şeklindeki gerekçesi ile dava konusuişlemin iptaline, idareye başvuruda bulunduğu tarihten itibarenyoksun kaldığı makam ve görev tazminatının, yineidareye başvuruda bulunduğu tarihten itibaren işleyecek yasalfaiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacınındavalı idareye başvuruda bulunduğu tarihten öncekidönem için makam ve görev tazminatı ödenmesiistemine yönelik davanın reddine karar vermiş, verilen karartaraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Danıştay 11.Daire: 7.11.2012 gün ve 2010/7018Esas, 2012/7004 Karar sayılı kararı ile özetle, 5510sayılı Kanun’un 101.maddesi gereğince davaya adliyargıda bakılması gerektiğini belirterek; görevyönünden bozma kararı vermiştir.
Ankara 12.İdare Mahkemesi: 21.02.2013 gün ve 2013/205Esas, 2013/318 Karar sayılı kararı ile: “…5510sayılı Kanun’un Geçici 4.maddesinde belediyebaşkanlıran makam ve görv tazminatlarınınödenebilmesi için; 5434 sayılı Kanun’un 39. ve Ek 68.maddelerineatıf yapıldığı görülmekle birlikte,uyuşmazlığın idareye başvuru ve işlem tarihindeyürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 4.maddesiuyarınca çözülmesi gerektiği, 5434 sayılıKanun’un 1.10.2008 tarihi itibarıyla yürürlüktenkalkan maddelerinin doğrudan davacıya uygulanma olanağıbulunmadığı ve anılan Kanun’un 101.maddesinde de, buKanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerindegörüleceğinin kurala bağlandığı gözönüne alındığında; 5510 sayılıKanun’un uygulanmasından kaynaklananuyuşmazlığın görüm ve çözümyerinin adli yargı olduğu sonucuna varılmıştır.”şeklindeki gerekçesi ile 2577 sayılı Kanunun15.maddesinin (1/a) fıkrası uyarınca davanın görevyönünden reddine karar vermiş, verilen karar davalıya25.03.2013 tarihinde, davacı vekiline 21.03.2013 tarihinde tebliğedilmiş olup, süresinde yasal yollarabaşvurulmadığından kesinleşmiştir.
Davacı vekili aynıistemle bu kez adli yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 3. İş Mahkemesi: 04.02.2014 gün ve 2013/1125Esas, 2014/75 Karar sayılı kararı ile; “…5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta, olanlar veayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin"idari işlem" ve "idari eylem" niteliğinikorumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilenidari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan - iptal davaları kapsamında bulunan, 5754sayılı Yasanın yürürlüğe girdiğitarihten önce, Emekli Sandığı iştirakçisi olupisteği ile emekliye sevk edilen davacının,18.04.1999- 28.03.2004tarihleri arasında Belediye Başkanı olarak görevlendirilmesindendolayı, makam ve görev tazminatındanyararlandırılması istemiyle yaptığıbaşvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksunkalınan tazminat tutarının yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığıdavanın; 5434 sayılı Kanun hükümleri dikkatealınarak çözüme kavuşturulacağıgözetildiğinde; idari yargı yerindegörüleceği” şeklindeki gerekçesi ile davakonusu olayda sigortalının 5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmeden 5434 sayılı Kanuna göreemekli olduğundan bahisle, uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevalanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK nın114/1-b maddesine göre dava şartı olan “ yargı yolununcaiz olmaması” nedeniyle davanın reddine, görevliyargı yerinin tespiti için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiş, verilen karartarafların temyiz etmemesi üzerine 02.10.2015 tarihindekesinleşmiş, karara bu şekilde şerh edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 09.05.2016 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME:
Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre, olay kısmında belirtildiği üzere,tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; idari yargıyerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyleverilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararıbulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adliyargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği kararbakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
1- 2247 sayılıYasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir.” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2-2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “ Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesi’nin karar vermesine değin erteler.”hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakmagörevinin daha önce görevsizlik kararı veren idariyargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar iledoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasa koyucu, 14. maddeyegöre olumsuz görev uyuşmazlığı doğmasıhalinde her iki yargı merciince işten el çekilmişolduğundan başvurma iradesini davanın taraflarınabırakmış iken, bu yönteme nazaran daha kısa zamandaçözüme ulaşılmasınıamaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlikkararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargımerciine, işten el çekmeden doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağınıtanımıştır.
Olayda,adli yargı yerince, görevsizlik kararı verilerek işten elçekildiğine göre, adli ve idari yargı yerleri arasında14. maddede öngörülen şekilde olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş bulunmaktadır.
Budurumda, görevsizlik kararı vererek işten el çeken adliyargı yerinin başvurusunun, 19. madde kapsamındagörülemeyeceği gibi, 14. maddeye göre de hukukuyuşmazlıklarında dikkate alınmayacağıaçıktır.
Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarıncayapılan incelemeye göre;
Ancak, adli yargıkararının kesinleşmesi üzerine, davacı vekilincedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesiistemiyle dilekçe verilmediği dikkate alınarak, adliyargı yerince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinegöre başvuruda bulunulmuş olduğu, ekinde idari yargıkesinleşme şerhli örneği ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında oluşan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,Kocaeli Defterdarlığı Emlak Vergi Dairesinde şef olarakgörev yapmakta iken emekliye ayrılarak Kocaeli ili Merkez ilçeKullar Kasabası beldesinde, atanmak suretiyle Belediye Başkanı olarakgörev yapan davacının, 5393 sayılı Kanun iledeğişik 5434 sayılı Kanunun ek 68.maddesi uyarıncamakam ve görev tazminatı ödenmesi içinyaptığı başvurunun reddine ilişkin 17.11.2009 tarih ve39.351.103 sayılı davalı idare işleminin iptali ile 5393sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.1.2005tarihinden itibaren yoksun kaldığı makam ve görevtazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesiistemiyle açılmıştır.
5434sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun (5510sayılı Kanunun 106. maddesi ile mülga edilen) Ek68.maddesinde; “(Değişik madde: 24/11/1994 - 4049/7 md.) (Değişikfıkra: 23/02/1995 - KHK - 547/13 md.) Makam tazminatı ile YüksekHakimlik ve temsil veya görev tazminatı ödenmesini gerektirengörevlerde bulunanlardan, 10/10/1984 tarihli ve 3056 sayılıKanunun 36 ncı maddesine göre istihdam edilenlere,Başbakanlıkta da makam tazminatı ödenmesini gerektirengörevlerde en az 6 ay çalışmış olmaları kaydıylabu tazminatlardan yüksek olanı esas alınarak ödemeyapılır. (Ek cümle: 04/07/2001 - 631 S.KHK/1. md.) Makam veyayüksek hakimlik tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerdetoplam en az iki yıl bulunmadan veya bu görevlerde hiçbulunmadan emekliye ayrılanlara ise, en az altı ay süreylebulundukları en üst görevleri için belirlenen görevtazminatı veya hizmet yılları itibarıyla belirlenengörev tazminatından yüksek olanı ödenir. Bu halde deiki yıllık süreyi doldurma şartı aranır. (Ekcümle: 12/02/2000 - 4505/3 md.) Ancak bu tazminatların ölenlerindul ve yetimlerine ödenmesinde iki yıl görev şartıaranmaz. (...) (Ekfıkra:07/12/2004 - 5272 S.K./86.mad) Sandıkça emekliaylığı bağlanan büyükşehir belediyebaşkanlarına 7000, il belediye başkanlarına 6000,ilçe belediye başkanlarına 3000, diğer belediyebaşkanlarına 1500 gösterge rakamı üzerinden, buMaddede belirtilen usul ve esaslar dahilinde makam tazminatı, bunabağlı olarak temsil veya görev tazminatı ödenir.Bu tazminatlar ilgililere ödendikçe iki ay içinde faturasıkarşılığında Hazineden tahsil olunur. Birincifıkrada öngörülen iki yıllık süreninhesabında iştirâkçi olup olmadıklarınabakılmaksızın belediye başkanı olarak geçensürelerin tamamı dikkate alınır. (Ekfıkra: (12/02/2000 - 4505/3 md.) Temsil ve görev tazminatları;yönetim ve denetim kurulu üyelikleri dahil olmak üzere kamukesiminde her ne suretle olursa olsun aylık veya ücret alıpalmadıklarına bakılmaksızın görev alanlara budurumları devam ettiği sürece ödenmez. Tazminattanyararlanırken, yararlanma şartlarını kaybedenler engeç bir ay içinde durumu Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Genel Müdürlüğüne bildirirler.Bu durumun ortaya çıktığı tarihi takip edenaybaşından itibaren tazminat ödenmesine son verilir.Zamanında bildirimde bulunmayanlara ödenen tazminat kanuni faizi ilebirlikte geri alınır.(...) Butazminatlar, ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesindebelirtilen aylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 incimaddesindeki oranlar üzerinden ödenir. Buödemeler, T.C. Emekli Sandığınca ödenmesinimüteakip iki ay içinde Genel Bütçeye giren kurumlardanayrılanlar için Hazineden, diğerleri için sonkurumlarından faturası karşılığında tahsiledilir.(...) denilmiş; 1.1.2007 tarihinde; maddenin “Bu tazminatlar,ölenlerin 5434 sayılı Kanunun 67 nci maddesinde belirtilenaylığa müstehak dul ve yetimlerine 68 inci maddesindeki oranlarüzerinden hesaplanır.” şeklindeki beşinci fıkrametni ile “Bu ödemeler, T.C. Emekli Sandığıncaödenmesini müteakip iki ay içinde Genel Bütçeye girenkurumlardan ayrılanlar için Hazineden, diğerleri içinson kurumlarından faturası karşılığındatahsil edilir.” şeklindeki son fıkra metniyürürlükten kaldırılmıştır. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanununun “5434sayılı Kanuna ilişkin geçişhükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesininbirinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılıKanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğüzammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8/2/2006 tarihli ve5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödemeverilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileriiçin belirtilmiş olan şartları haiz olduklarımüddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olaniştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığıalmakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haizoldukları müddetçe devam edilir.” hükmüne,aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; “ Bumadde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması,artırılması, azaltılması, kesilmesi, yenidenbağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya veborçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ileemeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddeninuygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleriayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/06/2010-5797 S.K/10. md.) Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olanöğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimlerisüresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.”hükmüne yer verilmiştir. 31.5.2006 tarihve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar,(Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamugörevlilerini (Emekli Sandığıİştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklardışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklıemeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükleryönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altındatoplamıştır. 5510 sayılı Kanunun iptali amacıylaaçılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111,K: 2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçokmaddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunuhükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar vediğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynısisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptalinekarar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeleryapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci veGeçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğerkamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, buKanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri dedahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birliktedeğerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldı ki;T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararınınbu uyuşmazlığın çözümünde esasalınacağı tartışmasızdır. Bu durumda, 5510sayılı Yasanın yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan; 5754 sayılı Yasanınyürürlüğe girdiği tarihten önce, EmekliSandığı iştirakçisi olup, daha sonra emekli olandavacının, 28.09.1980-29.02.1984 yılları arasındaKocaeli ili Merkez ilçe Kullar Kasabası beldesinde BelediyeBaşkanı olarak görevlendirilmesinden dolayı, makamtazminatından yararlandırılması istemiyleyaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaliile yoksun kalınan tazminat tutarının yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanınidari yargı yerinde görüleceği sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Ankara 12.İdare Mahkemesi’nce verilen 21.02.2013 gün ve2013/205 Esas, 2013/318 Karar sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Ankara 12.İdare Mahkemesi’nce verilen21.02.2013 gün ve 2013/205 Esas, 2013/318 Karar sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 09.05.2016 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy