T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 207
KARAR NO: 2016 / 246
KARAR TR : 11.04.2016
ÖZET: İdari yargı yerinde açılan davanın öncesinde; adli yargının verdiği görevsizlik kararının, Yargıtayca davanın esastan reddi gerektiği belirtilerek sonucu itibariyle doğru olan kararın onanmasına karar verilmekle ortada adli yargı yerince verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığı anlaşılmakla; 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde öngörülen koşulu taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk. K A R A R Davacı : A.D. Vekili :Av. S.A.Ç. Davalı :Dilovası Organize SanayiBölgesi Vekili : Av. B.A. O L A Y : Davacı vekili, davadilekçesinde özetle; Gebze ilçesi, Muallim Köyü,710 parselde kayıtlı 400 m² taşınmaz üzerinde davacının 400 m² tapu tahsis belgeli evi ve bahçesibulunduğunu, 24.02.1984 tarih ve 2981 sayılı Kanun’agöre düzenlenmiş tapu tahsis belgesi ile 24.02.1984 tarih ve 718nolu karar gereğince tahsisin tapu kütüğüne deşerh verildiğini, davacının tapu tahsis belgesi ile haksahibi bulunduğu alanda davalı tarafça 4562 sayılıYasa hükümleri uyarınca yapılan imar planıçalışmaları sırasında planlardakiamaçlarla kullanılmak üzere davalı Dilovası OrganizeSanayi Bölgesi sınırları içerisindekaldığını, yapılan imarçalışmaları sonucu davacının hak sahibi olduğutaşınmazın yol ve park alanındakaldığını ve davalı tarafından yapılan imarplanında davacıya tapu tahsis belgesine dayalı olarak başkayer tahsis edilmediği gibi arsa bedelinin de 2942 sayılı Kanungereğince ödenmesi gerekirken başvurusuna rağmen ödenmediğinibelirterek; kamulaştırmasız el atılan taşınmaziçin fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıile şimdilik 500.000 TL bedelin dava tarihinden itibaren yasal faiziylebirlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. GEBZE 4. ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ:22.01.2014 gün ve E:2013/588 K:2014/14 sayılıkararında; “…davacı adına tapu tahsis belgesidüzenlenen taşınmazın öncesinde Gebze İlçesiMuallim köyü 42 pafta 1428 parsel sayılı 321.200 m² Devlet Ormanı içersinde olan taşınmazın birbölümü 6831 sayılı Kanunu 2/b maddesi ile ormansınırları dışına çıkartılarakHazine adına kaydedildiği, 21 pafta 710 parsel sayılı 9.880 m² yüzölçümlü tarla niteliğindeki Hazine arazisiiçersinde kaldığı, 2981 sayılı kanungereğince Mahmut oğlu 1959 Diyadin doğumlu A.D. adına 400 m2 alan üzerindeki 524 kapı no.lu tek katlı yığma yapı içinTapu Tahsis Belgesi düzenlendiği, Dilovası BelediyeBaşkanlığınca imar uygulaması sonucu Muallimköyü 179 ada 17 parselde Maliye Hazine’si payıoluşturulduğu ve 04/02/1987 tarih ve 481 yevmiye numarası ileşerh düşülen A.D.’in 400 m² tapu tahsis belgesi bu tapuya şerh verildiği, 179 ada 17 parseliçersinde davacıya ait kuzeyden güneye doğrusırası ile 78 m² taban alanlı ahır, 100 m² taban alanlı tek katlı ev, 26 m² taban alanlı ahır ve 46 m² taban alanlı ahır bulunduğu, anılan parselin imar uygulamasınatabi tutularak Muallim köyü 418 ada 4 no.lu parsel olduğu,davacının zilyetliğindeki yapılar ile bahçenin imaruygulaması sonucu park ve yolda kaldığı,davacının yapılarının bulunduğu alanda imaruygulaması yapan Dilovası OSB hukuken el attığıtaşınmaza fiilen el koymadığı ve zilyetliğindavacıda olduğu anlaşıldığındangörevsizlik karar vermek gerekmiştir…” şeklindekigerekçe ile davacıya ait yapıların bulunduğu alandaimar uygulaması yapan Dilovası OSB taşınmaza fiilen elkoymadığı ve zilyetliğin davacıda olduğuanlaşıldığından mahkemenin görevsizliğine,yetki ve görevli Kocaeli İdare Mahkemesinden talep edilmesi halindedosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine kararvermiş; karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. YARGITAY 5. HUKUKDAİRESİ: 25.11.2014 gün ve E:2014/12398 K:2014/27375sayılı kararında; “…dava konusutaşınmazın zemininin davacıya ait olmadığıve tapu tahsis belgesinin de mülkiyet hakkıdoğurmadığı gibi, taşınmaz üzerinde bulunanyapı ve müştemilata henüz el atılmadığıve davacının kullanımında olduğuanlaşıldığından, 3194 sayılı İmarKanununun 18/9. maddesi de gözetilerek davanın esastan reddine kararverilmesi gerekirken, yargı yolu nedeniyle red kararı verilmesisonucu itibariyle doğrudur…” şeklindeki gerekçeile hükmün onanmasına karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Davacı vekili bu kezaynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır. KOCAELİ 2. İDAREMAHKEMESİ:15.01.2016 gün ve E:2015/125 sayılıkararında; “…2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun,"Yargı Merciilerinin Uyuşmazlık MahkemesineBaşvurmaları" başlıklı 19. maddesinde "Adli,idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelenbir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargımercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevliolduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ilegörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesinin karar vermesine değin erteler. (Değişik fıkra:21/01/1982 - 2592/6 md.;Değişik fıkra: 23/07/2008-5791S.K./9.mad) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararınailişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvurukararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilir." hükmüne göre daha öncegörevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayıinceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudanUyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağıtanınmıştır. 2577 sayılıİdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasında İdarî dava türleri, İdarîişlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenlertarafından açılan iptal davaları, İdarî eylemve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları vetahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü İdarî sözleşmelerden dolayıtaraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkindavalar olarak sayılmış; aynı Kanun'un 14/3-a maddesindedava dilekçelerinin "görev" yönünden ilkincelemelerinin yapılacağı, 15/1-a maddesinde de adlî veaskerî yargının görevli olduğu konulardaaçılan davaların reddine karar verileceğibelirtilmiştir. "5393 sayılıBelediye Kanununun “Belediyenin görev ve sorumlulukları”başlıklı 14. maddesinde 4562 sayılı Organize SanayiBölgeleri Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. 4562 sayılı OrganizeSanayi Bölgeleri Kanunu'nun 4. Maddesinde "....OSB’lere ait yerseçimi Bakanlığın koordinatörlüğündeilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerininkatılımıyla oluşan Yer Seçimi Komisyonunun yerindeyaptığı inceleme sonucunda, varsa 1/25000 ölçekliçevre düzeni planı kararları dikkate alınarakoybirliği ile yapılır ve OSB ilan edilir. Mer’i mevzuatgereğince korunması gereken ve sanayi tesislerinin kurulmasınaizin verilmeyen alanlar OSB yeri olarak incelemeye alınmaz... Yerseçiminin kesinleşmesinden sonra OSB sınırlarıdışında kalan alanların planlanmasıBayındırlık ve İskan Bakanlığı veya ilgilibelediye tarafından en geç bir yıl içindeyapılır. Bununla ilgili usul ve esaslar Bakanlık ve Bayındırlıkve İskân Bakanlığınca müşterekenbelirlenir…" hükmüne yer verilmiştir. Aynı yasanın 5.Maddesinde de "OSB, müteşebbis heyetin başvurusuüzerine Bakanlıkça verilen kamu yararı kararı vesınırları belirlenmiş yetki çerçevesindekamulaştırma işlemleri (...)(4) yaptırabilen bir özelhukuk tüzel kişiliğidir. (Ek cümle : 20/2/2014-6525/21 md.)OSB; kamulaştırma işlemlerini Valilik, İl Özelidaresi, Belediye veya Yatırım İzleme ve KoordinasyonBaşkanlığına yaptırabilir. (4) Arazinin mülkiyetininedinilmesinde yapılan masraflar ile arazi bedeli ödemeyükümlülüğü OSB tüzel kişiliğineaittir." hükmü yer almıştır. Yukarıda sözüedilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden;davalı Dilovası Organize Sanayi Bölgesinin özel hukuktüzel kişiliğine sahip olduğu ve özel hukuk tüzelkişilerince tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin adli yargıyerlerine yapılacağının açık olduğugözetildiğinde dava konusu taşınmaz üzerindekiyapılara tapu tahsis belgesi ile sahibi olan davacının,taşınmazın bulunduğu alanın planlanmasındandoğan zararın tazmini istemine karşı davalı OSBaleyhine açılacak davanın yargısal denetiminin adliyargı yerinde yapılması gerektiği sonucunavarılmıştır. Nitekim; UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümünün 30/11/2015 tarih ve E:2015/752,K:2015/770 sayılı kararı da bu yöndedir…”şeklindeki gerekçe ile 2247sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca dava dosyasının adliyargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine, dosyanın incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 11.04.2016 günlütoplantısında: Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın, 2247 sayılıYasa’da öngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın 2247 sayılı Yasa’daöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Anayasa’nın158. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin adli, idari veaskeri yargı mercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili olduğu belirtilmiş; 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 1. maddesinde, “UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ilegörevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkilive bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksekmahkemedir…”; 14. maddesinde, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. / Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir.”; 19.maddesinde, “Adli, idari, askeriyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeyebaşlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler. / (Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008– 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararınailişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvurukararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilir.” denilmiştir. 2247sayılı Kanun’un 19. maddesi ile, yargı merciilerininUyuşmazlık Mahkemesine re’sen başvurabilmelerine olanaktanınmış olup, böylece 2247 sayılıYasa’nın 14. maddesine göre doğabilecek olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi bakımından dahaekonomik bir yöntem öngörülmüştür. Bunagöre, 19. madde kapsamındaki bir başvuruda da, 14. maddede öngörülen “... kendilerini görevsizgörmeleri...” koşulunun aranacağıdoğaldır.. Aynı Yasa’nın 27.maddesinde ise, Uyuşmazlık Mahkemesinin, uyuşmazlıkçıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarınailişkin istemleri önce şekil ve süreaçısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veyasüresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddedeceği kuralına yer verilmiştir. Olayda, Asliye Hukuk Mahkemesince“…davacıya ait yapıların bulunduğu alanda imaruygulaması yapan Dilovası OSB taşınmaza fiilen elkoymadığı ve zilyetliğin davacıda olduğu anlaşıldığındanmahkememizin görevsizliğine…” karar verilmiş,bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtayın ilgiliDairesince; “3194 sayılı İmar Kanununun 18/9. maddesi degözetilerek davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken,yargı yolu nedeniyle red kararı verilmesi sonucu itibariyledoğrudur…” denilerek hükmün onanmasına kararverildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere, AsliyeHukuk Mahkemesinin kararı, Yargıtayın gerekçesinideğiştirmesi ile onandığından idari yargınıngörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlikkararı niteliğinde olmadığından, adli ve idariyargı yerleri arasında görev uyuşmazlığıoluştuğundan söz etmek mümkün değildir. Bu durumda, olayda, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesinde öngörülenkoşullar gerçekleşmemiştir. Açıklanan nedenlerle,2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemineuygun bulunmayan başvurunun reddi gerekmiştir. S O N UÇ : 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesindeöngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 11.04.2016 gününde,Üye Mehmet AKBULUT’un KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞUİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞI OY Davacınınmülkiyetine kamulaştırmasız el atıldığıiddiası ile 500.000,00 TL. bedelin tahsili istemiyle Gebze DilovasıOrganize Sanayi Bölgesi aleyhine Gebze 4’üncü Asliye HukukMahkemesinde dava açtığı, Gebze 4’üncüAsliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2014 tarih ve E.2013/588, K.2014/14sayılı kararı ile davacının yapılarınınbulunduğu alanda imar uygulaması yapan Dilovası OSB’ninhukuken el attığı taşınmaza fiilen elkoymadığı, zilyetliğin davacıda olduğu, davayabakmakla Kocaeli İdare Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerekmahkemenin görevsizliğine karar verildiği, temyiz incelemesiyapan Yargıtay 5’inci Hukuk Dairesinin 25.11.2014 tarih veE.2014/12398, K.2014/27375 sayılı karar ile dava konusutaşınmazın zemininin davacıya ait olmadığı,Tapu tahsis belgesinin de mülkiyet hakkıdoğurmadığı gibi, taşınmaz üzerinde bulunanyapı ve müştemilata henüz el atılmadığıve davacının kullanımında olduğu 3194 sayılıKanunun 18/9’uncu maddesi gözetilerek davanın esastan reddinekarar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle yargı yolu nedeniylered kararı verilmesi sonucu itibariyle doğrudur denilerekhükmün onanmasına karar verildiği, davacınınKocaeli 2’nci İdare Mahkemesinde dava açtığı,Kocaeli İdare Mahkemesinin 15.01.2016 tarih ve E.2015/125 sayılıkararı ile davalının özel hukuk tüzel kişisiolduğu, bu nedenle davanın Adli yargı yerindegörülmesi gerektiği belirtilerek davanın görevyönünden reddine karar verildiği, bu kararınkesinleşmesi üzerine 2247 sayılı Kanununun 19’uncumaddesi uyarınca olumsuz görevuyuşmazlığının çözülmesi içindava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiğianlaşılmıştır. Her ne kadar Asliye HukukMahkemesi Kararının Yargıtay’ın gerekçesinideğiştirmesi ile onandığı, bir başka deyişledavanın esastan karara bağlandığı, idariyargının görevli olduğu gerekçesiyle verilmişbir görevsizlik kararı niteliğinde bir kararınbulunmadığı, dolayısıyla adli ve idari yargıyerleri arasında görev uyuşmazlığıdoğmadığı belirtilerek sayın çoğunluktarafından 2247 sayılı Kanunun 27’nci maddesiuyarınca yöntemine uygun bulunmadığındanbaşvurunun reddine karar verilmiş ise de; 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanununun “Onama Kararları"başlıklı 370/4’üncü maddesinde;Yargıtay’ın karar, usul ve kanuna uygun olup da gösterilengerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerekve düzeltilerek onanacağı hükmüne yer verildiği,“Bozma Sebepleri” başlıklı 371'inci maddesinin (b)fıkrasında dava şartlarına aykırılıkbulunması halinin bozma sebepleri arasında gösterildiği,114/c maddesinde de mahkemenin görevli olmasının davaşartları arasında sayıldığıanlaşılmaktadır. 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesi Kanununun 20’nci maddesinde de “Dahaönce uyuşmazlık mahkemesince yargı merciibelirtilmemiş olan bir davada temyiz incelemesi yapan yüksek mahkemedavanın, davaya bakan mahkemenin görevi dışındaolduğu kanısına varırsa, incelediği kararıbozacak yerde incelemeyi erteleyerek yargı merciinin belirtilmesiiçin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaya kararverebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yukarıdakiaçıklamalardan anlaşıldığı üzeretemyiz mercii yerel mahkemenin kararı usule ve kanuna uygun olup ancakgerekçesi doğru bulunmazsa gerekçe değiştirilerekve düzeltilerek onama yetkisine sahiptir. Yerel mahkeme tarafındanverilen karar davanın esasına ilişkin olmayıp usuleilişkin davanın görev yönünden reddine ilişkinbir karardır. Bir başka deyişle yerel mahkemekararının hüküm fıkrası dava konusu talebinkabulüne veya reddine ilişkin değildir. Dolayısıyla temyizmerciinin onama kararının davanın esasına ilişkin birkarar olarak kabulü mümkün değildir. Dava konusu olayda,temyiz mercii ancak davaya bakmakla yerel mahkemenin görevliolmadığı kanısında ise 2247 sayılı Kanununun20’nci maddesi uyarınca görevli yargı merciin belirlenmesiiçin uyuşmazlık mahkemesine başvurabilir aksi halde, yanidavaya bakmakla yerel mahkemenin görevli olduğu kanısındaise kararı görev yönünden bozarak dosyayı ilk derecemahkemesine göndermesi gerekmektedir. Temyiz mercii, görevsizlikkararını bozup yerel mahkemenin yerine geçerek görevlilikkararı veremez. Bu kararı, temyiz merciinin kararına uymaksuretiyle yerel mahkeme verebilir. Ayrıca, yerel mahkeme bu karara uymakzorunda da olmayıp direnebilir. Uyuşmazlık Mahkemesiningörevsizlik kararını kaldırması durumunda ise, yerelmahkemenin bu konuda tekrar bir karar vermesine gerek ve hatta imkânolmayıp, yerel mahkemeye sadece dosyanın esastan karara bağlamakdüşmektedir. (Ufuk YEŞİL:Türk Yargı SistemindeGörev ve Hüküm UyuşmazlıklarınınÇözüm Usulü, Ankara 2016, s.225) Tüm buaçıklamalar birlikte değerlendirildiğinde temyiz merciiolan Yargıtay 5’inci Hukuk Dairesinin onama kararınındavanın esasına ilişkin bir onama kararı olarakdeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı, sözkonusu onama kararının davanın görev yönündenreddine ilişkin kararın onanması olarak değerlendirilmesigerektiği, bu halde idari ve adli yargı mercileri tarafındankarşılıklı olarak birbirlerinin görevli olduğugerekçesiyle verilmiş ve kesinlenmiş iki görevsizlik kararınınbulunduğunun kabulü ile görevli yargı merciinin tayinedilmesi konusunda 2247 sayılı Kanununun 19’uncu maddesiuyarınca bir karar verilmesi gerektiği düşüncesindeolduğumdan başvurunun reddine ilişkin karara katılmadım11.04.2016 ÜYE MehmetAKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy