T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2016 / 169 KARAR NO : 2016 / 215 KARAR TR : 11.4.2016 ÖZET: İdari yargı yerinde açılan davanın öncesinde adli yargı yerince verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk. K A R A R Davacılar :V. S. Vekili :Av. A. B. Davalılar :1- İçişleri Bakanlığı 2- Adalet Bakanlığı Vekilleri : Av. M. B. A. O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde; “Müvekkil 1997 yılından beri ehliyetsahibi olmasına rağmen Pozantı Sulh Ceza Mahkemesi’nin2003/93 E., 2003/188 K. sayılı ilam ile kendisine ehliyetsizaraç kullanma suçundan dolayı ceza verildiğiniöğrenmiştir. Müvekkil o tarihe kadar hiç AdanaPozantı’ya gitmemiştir. Müvekkil dosyayıincelendiğinde suçun kendisinin ismi verilerek birbaşkası tarafından işlendiğini, kolluk kuvvetlerininve mahkemenin yeterli kimlik araştırmasıyapmadığını, bu şekilde kendisine cezaçıkartıldığını öğrenmiştir.Bunun üzerine müvekkil dosyayı temyiz etmiş iş bukarar Yargıtay Ceza Dairesi 14.10.2004 tarihli kararı ile bozulmuştur. Müvekkile 06.03.2006tarihinde adına yapılan tebligat ile Pozantı Asliye CezaMahkemesi 2003/78 E.. 2006/16 K. sayılı ilam ile“uyuşturucu madde bulundurmak” suçundan 1 yılhapis cezası verildiğini öğrenince 2. bir şokyaşamıştır. Derhal Adana Pozantı’ya gidenmüvekkil dosyayı incelediğinde kendisinin ismini beyan edenkişinin aynı mahallede oturduğu H. B. olduğunu isimlişahıs olduğunu, kolluk kuvvetlerinin ve adli makamlarınhiçbir kimlik araştırması yapmadan, sadeceşüphelinin beyanına göre işlem yaparak kendisine cezaverildiğini öğrenmiştir. Gerek kolluk kuvvetleri, gereksavcılık gerekse mahkeme olayın oluşumunda ağırkusurludur. Şöyle ki; Polis tarafından ifadesialman H. B. 06.06.2003 tarihli ifadesinde isminin V.S.olduğunu beyanetmiş, anne-baba isimlerinin H.-Z., Ankara doğumlu, Y.-S.-K.Köyü, nüfusuna kayıtlı olduğunu belirtmiş,“hasta olduğum için bilgileri tam hatırlamıyorumdemiştir. Polis tarafından üzerinde kimliği olmayan vekimlik bilgilerimi tam hatırlamıyorum diyen kişinin beyanlarıdoğru kabul edilerek ifade alınmıştır. Aynı gün PozantıCumhuriyet Başsavcılığında ifade veren H.B. isimlişahıs savcılıkta verdiği ifadede nüfusakayıtlı yeri Y.-M.-D. Mahal Köyü olarakçelişkili (polis ifadesinde nüfusa kayıtlı yerolarak Y.-S.-K. Köyü olarak bildirilmişti) şekildevermesine rağmen tamamen yakalanan şahsın beyanınagöre hareket edilmiş, bu çelişkili beyandan hiçbirşekilde şüphelenilmeden ve gerçek kimlikaraştırması yapılmadan 2003/60 sayılı iddianameile müvekkil aleyhine kamu davasıaçılmıştır.Bu arada V.S: diye tutuklanan H. B.isimli şahıs babası C. B.’un kefaleti ödemesi ileserbest kalmıştır. Bu iddianame ileaçılan kamu davası Pozantı Asliye Ceza Mahkemesi 2003/78E. sayılı dosyası ile görülmüş, kendini V.S.olarak tanıtan H.B.aracı H.B. isimli şahıstanaldığını beyan ettiği için, bu davada H. B.isimli şahıs gerçek kimliği ile bu sefer davada mahkemehuzurunda tanık olarak dinlenmiştir. Yargılama sonucundamüvekkile uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 1 yılhapsine kara verilmiştir. Kararın kendisine tebliği ileyargılamadan haberdar olan müvekkil dosyayı incelediğindedosyada bulunan Sağlık Kurulu Raporu’ndaki resimdenkomşusu H.B.’un kendisinin ismini verdiğini, kollukkuvvetlerinin ve adli makamların gerçek kimlik araştırmasıyapmaya bile gerek duymadan, yakalanan kimliksiz bir kişininçelişkili kimlik beyanlarına göre kendisine davaaçılıp ceza verildiğini öğrenmiştir.Müvekkil aleyhine verilen bu karar müvekkilin kararı temyizetmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2006/8828 E.sayılı dosyası ile bozulmuş, yeniden yapılanyargılama ile müvekkil beraat etmiştir. Her iki olayda da gerek kollukkuvvetlerinin gerekse savcılık ve mahkemelerin gerekli titizliğigöstermediği, usulüne uygun kimlik tespiti yapmadan olaylahiç alakası olmayan masum biri hakkında ceza verdiğiortadadır. Üzerinde kimlik bulunmayan,kimlik bilgilerinihatırlamayan,polis ve savcılık sorgusunda, farklıkimlikleri beyan eden, bu kimlik bilgilerinin kendisine ait olduğunuispatlayamayan sanığın gerçek kimlik bilgilerinin tespitiyoluna gidilmemiştir. Oysa üzerinde kimlik bulunmayan ve kimlikbilgilerini hatırlamadığını kendisi beyan edensanık için yapılacak işlem nüfus kayıtörneklerinin getirtilmesi ve sanığın kan bağıolan kişilere resen teşhisinin yaptırılmasıdır.Sanığın gerçekte beyan ettiği kişi olupolmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespitedilmelidir. Aksi halde suç işleyen her şahıs başkasınınkimlik bilgilerini vererek olayımızda olduğu gibi masumkişilerin yargılanıp ceza almalarına sebebiyetverilecektir. Müvekkil bu hatayüzünden ikamet ettiği Ankara’dan Pozantı’yadefalarca gitmek zorunda kalmış,sırf usulüne uygun kimliktespit yapılmaması sebebiyle işlemediği bir suçtanceza almamak için kendini mahkemelerde aklamayaçalışmak mecburiyetindebırakılmıştır.Müvekkil gerek ailesi ,gerekseçevresi karşısında zor duruma düşmüş,bu insanlara karşıda kendisinin suçsuz olduğunu anlatmakzorunda kalmıştır. Böylesine ağır birsuçlama sebebiyle ceza almış görülmekmüvekkilin iş hayatını da olumsuz etkilemiştir.Haksız ceza kararları siciline işlenmiş, daha yüksekücretli iş imkanlarını adli sicilinde “Kullanmakiçin uyuşturucu madde bulundurmak” suçundan hapiscezası çıktığı içinkaçırmıştır. Müvekkilin başına gelenbu olaylar basma da yansımış, sanal ortamda dahi kendine yerbulmuştur. Müvekkil bütün buyaşananlardan dolayı maddi- manevi yıpranmıştır.Söz konusu işlemler davalı İçişleriBakanlığı için adli kolluk faaliyeti, Adalet Bakanlığıiçin de yargısal işlem faaliyeti kapsamındaolduğundan adli yargıda müvekkilin manevikayıplarının bir nebze giderilmesi için iş budavayı açıyoruz. Netice ve Talep: Yukarıdaarz edilen sebeplerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmakkaydıyla davalılardan 06.06.2003 tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte 35.000,00 TL manevi tazminatınmüştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline,yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalılara tahmilinekarar verilmesini saygılarımla talep ederim.” demek suretiyleadli yargı yerinde dava açmıştır. Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi: 12.4.2013 gün veE:2012/310, K:2013/183 sayılı kararı ile özetle;“Açılan dava; davalı İçişleriBakanlığına bağlı polis memurlarınıngereği gibi görev yapmayarak davacı hakkında haksızolarak soruşturma yapılmasına, bunun sonucunda mahkemeye davaaçılmasına, davacı hakkında mahkumiyet kararıverilmesine, bu nedenlerle davacının manevi zarar görmesinesebebiyet verildiği iddiasına dayalı manevi tazminat istemineilişkindir. 2577 sayılıyasanın 2.maddesine göre idari eylem ve işlemlerden dolayızarar görenlerin açtıkları tam yargıdavalarının idari yargı yönünden bakılmasıgerekir.” şeklindeki gerekçesiyle davanın görevyönünden reddine karar vermiştir. İşbu kararakarşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay4. Hukuk Dairesi 18.12.2013 gün ve E:2013/17823, K:2013/20144sayılı ilamı ile özetle; “Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektiririnedenlere göre davacının, davalılardan içişleriBakanlığı'na yönelik temyiz itirazlarıreddedilmelidir. Davacının davalılardanAdalet Bakanlığı'na yönelik temyizine gelince; dava,haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, İdare Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle,yargı yolu bakımından görevsizlik kararıverilmiş; hüküm, davacı tarafından temyizedilmiştir. Davacı, Pozantı SulhCeza Mahkemesinin 2003/93 E. 2003/188 K. sayılı ve PozantıAsliye Ceza Mahkemesinin 2003/78 E. 2006/16 K. sayılı ilamlarıile başkası tarafından işlenen fiiller nedeniyle, failin,adını vermesinden dolayı yargılanarak haksız yerecezalandırıldığını, söz konusu olaylardagörevli kolluk, savcılık ve mahkemeçalışanlarının ağır kusurluolduklarım belirterek manevi tazminat talep etmiştir. 6100 sayılı Kanunun 46ve 47. maddeleri ile 6110 sayılı Kanun ile değişik 2802sayılı Kanunun 93/A maddesi gereğince, dava konusu tazminattalebinin ilgili hakim ve savcıların ağır kusurundankaynaklanan eylemlere dayandığı iddia edilerek AdaletBakanlığı aleyhine dava açıldığınagöre, bu davada görevli mahkeme Yargıtay ilgili hukuk dairesiolduğundan, mahkemece bu yönde görevsizlik kararı verilmesigerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğrugörülmemiş; kararın bu nedenle bozulmasıgerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunankararın, yukarıda ilk bentte gösterilen nedenledavalılardan İçişleri Bakanlığıyönünden temyiz itirazlarının reddine (2) nolu benttegösterilen nedenle davalılardan Adalet Bakanlığıyönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre; davacının,davalılardan Adalet Bakanlığına yönelik diğertemyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına vepeşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/12/2013gününde oybirliğiyle karar verildi.” şeklindekigerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi: Yargıtay’ınbozma ilamına uyduktan sonra 3.6.2014 gün ve E:2014/161, K:2014/308sayılı kararı ile özetle; “Davanın yargıyolu dava şartı nedeniyle usulden reddine ilişkin mahkememizdenverilen 12.04.2013 tarihli 2012/310 Esas, 2013/183 Karar sayılıkararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine;Yargıtay 4.Hukuk Dairesi tarafından incelenerek ihdas edilen18.12.2013 tarihli 2013/17823-20144 sayılı ilamı ile; İçişleriBakanlığına yönelik temyiz itirazlarıreddedilmiş, Adalet Bakanlığı’na yönelikdavayı Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde bırakılmasıgerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bu nedenle AdaletBakanlığı aleyhine açılan davanın mahkememizingörevsizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.”şeklindeki gerekçesiyle davanın AdaletBakanlığı yönünden reddine karar vermiştir. Davacı vekili işbukarardan sonra 5.11.2014 tarihli dilekçeleri ile AdaletBakanlığı aleyhine açılan davanın YargıtayHukuk Dairesine, İçişleri Bakanlığı aleyhineaçılan davanın ise Ankara İdare Mahkemesinegönderilmesi talebinde bulunmuş, davacı vekilinin bu talebiüzerine söz konusu dava dosyası Ankara 9. İdareMahkemesi’nin 2014/2279 Esas sırasına kaydedilmiştir. Ankara 9. İdare Mahkemesi: 30.12.2014 gün veE:2014/2279, K:2014/1614 sayılı kararı ile özetle; davadaAdana İdare Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanınyetki yönünden reddine karar vermiş ve dava dosyasınınbekletilmeksizin yetkili Adana İdare Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir. Bu aşamadan sonra davadosyası Adana İdare 1.Mahkemesinin 2015/113 Esas sırasınakaydedilmiştir. Adana 1. İdare Mahkemesi: 2.4.2015 gün ve E:2015/113,K:2015/771 sayılı kararı ile özetle; “bakılandavanın davacı tarafından, öncelikle Ankara 6. Asliye HukukMahkemesinde açıldığı, akabinde anılan mahkemenin3.6.2014 tarih ve 2014/161, K:2014/308 sayılı kararıylamahkemenin görevsizliğine karar verilerek anılan mahkemece davadosyasının doğrudan Mahkememize gönderildiğigörülmekte ise de; farklı yargı kolları arasındagörevsizlik kararı verilmesi üzerine dava dosyalarınındoğrudan gönderilmesinin mümkün olmadığı,ancak görevsizlik kararının davacıya tebliğinden vekararın kesinleşmesinden itibaren 30 gün içerisindeİdare Mahkemesine hitaben yazılmış ve iki nüshadüzenlenmiş dilekçe ile dava açılabileceği,dolayısıyla dava dilekçesinin bu haliyle 2577 sayılıKanunun 3.maddesi hükmüne uygun düzenlenmediğigörülmektedir. Öte yandan; 2577sayılı Kanuna uygun dilekçe ile davanın yenilenmesihalinde hasım mevkiine İçişleriBakanlığı’nın alınması gerektiği de açıktır. Açıklanan nedenlerle;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun3.maddesi hükmüne uygun olmadığından, aynıKanunun 15.maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca bukararın tebliğini izleyen 30 (otuz) gün içerisindedavanın konusu netleştirilerek yeniden dava açılmaküzere dava dilekçesinin reddine” şeklinde kararvermiştir. Davacı vekili süresiiçerisinde sadece İçişleriBakanlığı’nı davalı olarak göstermeksuretiyle aynı istemle yeniden idari yargı yerinde davaaçmıştır. Adana 1. İdare Mahkemesi: 5.2.2016 gün ve E:2015/1039sayı ile özetle; “olayda; tazminat talebi, davacınınkimlik bilgilerini kullanan kişinin kimlik tespitinin gereği gibiyapılmaması nedeniyle davacının işlemediği birsuç nedeniyle verilen mahkumiyet kararına dayalıolduğundan, uyuşmazlığın görüm veçözümünde, yargısal işlemlereyardımcı işlem niteliğindeki adli kolluk faaliyetisırasında mevcut olduğu ileri sürülen hatayadayalı olarak tazminat istemine esas olan işlemi yapan mahkemenindahil olduğu adli yargı yerinin görevli bulunduğu sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle;2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 19.maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine, dosya incelemesinin UyuşmazlıkMahkemesince karar verilene kadar ertelenmesine” şeklinde kararvermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nunBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 11.4.2016 günlütoplantısında: Raportör-Hakim Selim ŞamilKAYNAK’ın, başvurunun reddi yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadabaşvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafından,Pozantı Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/93 E. 2003/188 K. sayılı vePozantı Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/78 E. 2006/16 K. sayılıilamları ile, başkası tarafından işlenen fiillernedeniyle, failin, davacının adını vermesinden dolayıyargılanarak haksız yere cezalandırıldığıiddiası ile, söz konusu olaylarda görevli kolluk, savcılıkve mahkeme çalışanlarının ağır kusurluolduklarını belirtilerek manevi tazminat talep edilmiştir. Dosya kapsamındayapılan incelemede; Adana 1. İdare Mahkemesince, UyuşmazlıkMahkemesine gönderilen idari yargı dosyası içerisindeAnkara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyası ve dahigörevsizlik kararı bulunmakta ise de, bu kararın kesinleşipkesinleşmediği dosya kapsamındananlaşılamadığındanBaşkanlığımızın 24.3.2016 günlüyazısı ile, Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 3.6.2014gün ve E:2014/161, K:2014/308 sayılı görevsizlikkararının kesinleşme durumunu gösteren onaylı birörneği istenilmiş; bunun üzerine anılan mahkemece, kararıntebliğe çıkmadığından dolayı henüzkesinleşmemiş olduğu belirtilmiştir. 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesinde “Adli, idari, askeriyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler. (Değişik ikincifıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, öncekigörevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da teminedilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte davadosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.” hükmebağlanmış, aynı Yasanın 27. maddesinde ise,Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, uyuşmazlıkçıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarınailişkin istemleri önce şekil ve süreaçısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veyasüresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddedeceği kuralına yer verilmiştir. Olayda, Adana 1.İdareMahkemesince, görevli merciin belirlenmesi için 2247sayılı Yasanın 19.maddesi kapsamında Mahkememizebaşvurulmuş olmasına karşın, Ankara 6.Asliye HukukMahkemesi’nin görevsizlik kararı henüzkesinleşmediğinden, 2247 sayılı Yasanın 19. maddesindeöngörülen “kesin ve kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine” koşulu geçekleşmemiştir. Açıklanan nedenlerle,2247 sayılı Yasanın 19. maddesinde öngörülenkoşulları taşımayan Adana 1.İdare Mahkemesinceyapılan başvurunun, aynı Yasanın 27. maddesi uyarıncareddi gerekmiştir. SONUÇ: 2247 sayılı Yasanın 19. maddesindeöngörülen koşulları taşımayan Adana1.İdare Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUN, aynıYasanın 27. maddesi uyarınca REDDİNE 11.4.2016gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Nuri NECİPOĞLU Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy