T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 136
KARAR NO : 2016 / 195
KARAR TR : 11.4.2016
ÖZET: Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla davacı şirket hesapları üzerine konulan tedbir sonucu uğranıldığı öne sürülen maddi, manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın; 5271 sayılı Yasadaki açık hüküm de gözetilerek, tazminat istemine esas olan işlemi yapan mahkemenin dahil olduğu ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :U. Medikal Sis. San. Tic. Ltd. Şti. (Adli Yargıda)
T. Med. Ür. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. (İdariYargıda)
Vekilleri :Av. M.T. G. & Av. K. C.
Davalı : AdaletBakanlığı
Vekilleri :Av. N. K. & Av. N. M.
O L A Y :Davacı vekili 28.6.2007 tarihli dava dilekçesi ile mülgaAnkara 2 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2003/39 sayılı olupmevzuat değişikliği nedeniyle Ankara 11. Ağır CezaMahkemesinin 2004/220 Esas sayılı dosyasındaki mülga 4422sayılı çıkar amaçlı suçörgütleri ile mücadele Kanununun 6.maddesi uyarınca kanunaaykırı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının icrasınedeniyle müvekkilinin uğradığı 250.000,00 YTL madditazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 26. Asliye HukukMahkemesi: 31.01.2008gün ve E:2007/256, K:2008/27 sayılı kararı ile özetle;“2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/bmaddesi hükmünce idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılacak tam yargı davaları idari davatürlerindendir. Hal böyle olunca hizmet kusurundan doğanuyuşmazlıkların görüm ve çözüm yeriidari yargı yeridir.” şeklindeki gerekçesiyle davanıngörev yönünden reddine karar vermiştir.
İşbukarara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay4. Hukuk Dairesi: 05.05.2008 gün ve E:2008/4854, K:2008/6242 sayı ileözetle hükmün onanmasına karar vermiş ve kararkesinleşmiştir.
DavacılardanU.Medikal Sis. San. Tic. Ltd. Şti’nin vekili müvekkilinin tarafıbulunmadığı davada malvarlığına konulan tedbirnedeniyle ticari hayattan silinecek duruma geldiğinden, tüm aktif vepasifi ile kül halinde T. Medikal Ürünleri Pazarlama Sanayi veTic. Ltd. Şti’ne devredildiğinden bahisle, davanındevralan şirket tarafından açılması gerektiğinibelirterek aynı istemle bu kez idari yargı yerinde davaaçmıştır.
Ankara 4. İdare Mahkemesi: 08.05.2009 gün ve E:2008/1733,K:2009/751 sayılı kararı ile özetle; “Dava,davacı şirket tarafından, Ankara 11. Ağır CezaMahkemesi kararı ile hesaplarına tedbir konulması nedeniyleuğranıldığı ileri sürülen, 200.000,00 TL netgelir kaybının, 200.000 Dolar + 15.000 Euro faiz gelirikaybının, 15.000 Dolar kira bedelinin ve 50.000,00 TL manevi tazminatınyasal faizi ile birlikte tazmini istemiyleaçılmıştır.
T.C.Anayasasının 9. maddesinde, yargı yetkisinin, Türk Milletiadına bağımsız mahkemeler tarafındankullanılacağı, 125. maddesinin birinci fıkrasında ise,idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolunun açık olduğu, aynı maddenin sonfıkrasında da, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu kuralı yeralmaktadır.
Yukarıdaanılan Anayasa hükümlerine göre, idarenin hukukisorumluluğunun kendi işlem ve eylemleriyle sınırlıolduğu, mahkemelerin ise, idari fonksiyonun dışında yeralan ve yargı yetkisi kullanan bağımsız organlaroldukları ve bu haliyle hakimlerin yargılama fonksiyonukapsamında yaptıkları görev nedeniyle idarenin ajanısayılamayacakları sonucuna ulaşılmaktadır.
Diğertaraftan, idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için,bir zararın varlığı, zararı doğuran işlemveya eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla işlem veyaeylem arasında illiyet bağının bulunmasıgerekmektedir. Bu genel koşullardan birinin yokluğu halinde kuralolarak idarenin sorumluluğu ortadan kalkar. Gerçekten ortada birzarar yoksa idarenin tazminat ödemesi söz konusuolamayacağı gibi, idare veya idari faaliyetle ilgisi olmayan birzararı idareye ödettirme olanağından da söz edilemez.Zararla idari faaliyet, bir başka deyişle idari eylem veya işlemarasında doğrudan doğruya bir ilişkinin yokluğuhalinde idarenin hukuki sorumluluğu bulunmamaktadır.
Olayda,tazmini istenilen zarar, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/220esasına kayden görülen davada, U. Medikal Sistemleri TicaretLimited Şirketinin hesaplarına tedbir konulmasındankaynaklandığı iddiasına dayandırılmaktadır.
Bu itibarla,yargılama görevi kapsamında yürütülen hizmetnedeniyle Adalet Bakanlığının ajanı konumunda olmayanhakimlerin verdiği kararlardan dolayı, yürütme fonksiyonuiçinde yer alan Adalet Bakanlığının sorumlu tutulmaolanağı bulunmamaktadır.” şeklindekigerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İşbukarara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerineDanıştay 10. Dairesi 09.12.2013 gün ve E:2009/11199, K:2013/8796sayılı ilamı ile özetle; hükmün onanmasınakarar vermiş, davacı vekilinin karar düzeltme istemiüzerine Danıştay 10. Dairesi 15.06.2015 gün ve E:2014/1579,K:2015/2980 sayılı ilamı ile özetle; “5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde suçsoruşturması veya kovuşturması kapsamındakişilerin, maddî ve manevî her türlüzararlarını Devletten isteyebileceği; 142. maddesinde ise, kararveya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğindenitibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşmetarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabileceği; istemin, zarara uğrayanın oturduğu yerağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır cezamahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerdebaşka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yerağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağıhüküm altına alınmıştır.
2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin3. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin,görev ve yetki yönlerinden inceleneceği; 15. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde ise; adli ve askeri yargınıngörevli olduğu konularda açılan davalarınreddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık,Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla davacı şirkethesapları üzerine konulan tedbir sonucuuğranıldığı öne sürülen zararıntazmini isteminden kaynaklanmaktadır.
Bu durumda,dava konusu edilen tazminata ilişkin uyuşmazlığıngörüm ve çözüm yerinin, 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 141 ve 142. maddeleri uyarınca adli yargımercileri olduğu dikkate alınarak davanın görevyönünden reddine karar verilmesi gerekirken,uyuşmazlığın esası incelenerek davanın reddiyolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanannedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Ankara 4.İdare Mahkemesinin 8.5.2009 tarihli ve E:2008/1733, K:2009/751sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden birkarar verilmek üzere anılan idare mahkemesine gönderilmesine15.6.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.”şeklinde karar vermiştir.
Ankara 4.İdare Mahkemesi: 15.10.2015 gün ve E:2015/2441, K:2015/1281sayılı kararı ile özetle; davada adli yargı yeriningörevli olduğundan bahisle davanın görev yönündenreddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili adli ve idariyargı yerlerince verilmiş olan görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurudabulunmuştur.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, NuriNECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler:Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan11.4.2016 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemiüzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, adliyargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi'ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacı şirkettarafından, hazırlık soruşturmasına dahilolmadığı halde şirketin hesaplarına 16/05/2003tarihinde tedbir konulduğu, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin12/01/2007 tarihli karar duruşmasında tedbirinkaldırılmasına karar verildiği, hesaplar üzerindekiblokenin 2007 yılı Mayıs ayı içerisindekaldırılabildiği, söz konusu cezayargılamasının hiçbir aşamasında şirketyetkilisi veya ortağının yargılanmamasına rağmenşirket olarak çok büyük zarar gördükleri,çalışma ve sözleşme hürriyetlerine haksızbir biçimde müdahale edildiği iddialarıyla, Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla davacı şirkethesapları üzerine konulan tedbir sonucuuğranıldığı öne sürülen 200.000 TLgelir kaybı, 200.00 $+15.000 Euro faiz gelir kaybı ve 15.000 $ kirabedeli ile 50.000TL manevi tazminatın; yasal faizi ile birlikte davalıdantazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nınBaşlangıç Bölümünde “Kuvvetlerayrımının, Devlet organları arasındaüstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belliDevlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununlasınırlı medeni bir işbölümü veişbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu” belirtilmiş; “GenelEsaslar” başlıklı Birinci Kısmında da egemenliğin,kayıtsız şartsız Milletin olduğu ve TürkMilletinin, egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslaragöre, Yasama, Yürütme ve Yargı organları eliylekullanacağı öngörülmüştür.
Anayasa’nın9. maddesinde, “Yargı yetkisi, Türk Milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılır” denilmiş;“Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı138. maddesinde, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine görehüküm verirler.
Hiçbirorgan, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez;genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekteolan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisininkullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşmeyapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasamave yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.” hükümlerine yerverilmiştir.
BelirtilenAnayasal düzenlemelere göre, “kuvvetlerayrılığı” ilkesi gereğince fonksiyonelbakımdan yargı organı yasama ve yürütmeden ayrıtutulmuş olup, bağımsız bir organ olan yargınınyargılama süreci ile ilgili işlemlerinin Anayasa’nın125. maddesinde öngörülen “idari işlemler”kapsamına girmediği ve bu nedenle yargısal işlemlerdolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamayacağıaçıktır.
Bu durum,Ülkemiz yargı sisteminin dayandığı “yargıayrılığı” ve “adli ve idari yargıorganlarının birbirlerine karşıbağımsızlığı” ilkelerinin de doğal birsonucudur.
Bununlabirlikte, hukukumuzda, bazı hallerde yargısal işlemlereyardımcı kimi idari faaliyetlerden dolayı Devletinsorumluluğunu öngören istisnai düzenlemeler debulunmaktadır.
Nitekim,Medeni Kanun’un 1007. maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasındandoğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet,zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücueder.
Devletinsorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yermahkemesinde görülür.”; 2004 sayılıİcra ve İflas Kanunu’nun 5. maddesinde de “İcra veİflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminatdavaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin,zararın meydan gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücuhakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerindebakılır.” denilmiştir.
Anılanyasal düzenlemelerden, yargılama sürecine katkıda bulunan işlemlernedeniyle Devletin sorumluluğunun kabul edildiği durumlarda, busorumluluğun denetiminin de aynı yargı düzeni içindeyapılmasının gözetildiğianlaşılmaktadır.
Öteyandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, “KorumaTedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı Yedincibölümünün, “Tazminat istemi”başlıklı 141.maddesinde; (1) Suç soruşturmasıveya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlardabelirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veyatutukluluğunun devamına karar verilen,
b)Kanunî gözaltı süresi içinde hâkimönüne çıkarılmayan,
c)Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılanhaklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmedentutuklanan,
d) Kanunauygun olarak tutuklandığı hâlde makul süredeyargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süreiçinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanunauygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarındakovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine kararverilen,
f)Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiğisüreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veyaişlediği suç için kanunda öngörülencezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bucezayla cezalandırılan,
g) Yakalamaveya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine,yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığıhâllerde sözle açıklanmayan,
h)Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarınabildirilmeyen,
i)Hakkındaki arama kararı ölçüsüz birşekilde gerçekleştirilen,
j)Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunmasıiçin gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veyadiğer malvarlığı değerleri amaçdışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
k) (Ek:11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşıKanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,
Kişiler,maddî ve manevî her türlü zararlarını,Devletten isteyebilirler.
(2) Birincifıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları verenmerciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve buhusus verilen karara geçirilir.
(3) (Ek:18/6/2014-6545/70md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suçsoruşturması veya kovuşturması sırasındakişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleride dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyetsavcılarının verdikleri kararlar veya yaptıklarıişlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhineaçılabilir.
(4) (Ek:18/6/2014-6545/70md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı göreviningereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevinikötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarınabir yıl içinde rücu eder.” hükmüne yerverilmiş, aynı Kanunun, “Tazminat istemininkoşulları” başlıklı 142.maddesinde ise, “(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıliçinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2)İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır cezamahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusuişlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağırceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde kararabağlanır.(…)” denilmiştir.
Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevkonusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı,bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanınaçıldığı andaki kurallara göre görevliolan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise,(davanın açıldığı anda görevli olan vefakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır.
Diğertaraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, busırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsizmahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme,artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göregörevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesigerekir.
Davadosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından,Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla davacı şirkethesapları üzerine konulan tedbir sonucuuğranıldığı öne sürülen maddi, manevizararın tazminine karar verilmesi istemine yönelik olarak olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğuanlaşılmıştır.
Olayda,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yukarıda yer verilen 142.maddesine göre tazminat isteminin, ağır ceza mahkemelerindekarara bağlanacağı yolunda açık bir hükümbulunduğu ve böylelikle Devletin sorumluluğunu öngörenözel bir düzenlemeye yer verildiği görülmektedir.
Belirtilenduruma göre, olayda Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesikararıyla hesapları üzerine konulan tedbir sebebiyle, uğranıldığıiddia olunan maddi, manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada;5271 sayılı Yasadaki açık hüküm degözetilerek; tazminat istemine esas olan işlemi yapan mahkemenindahil olduğu adli yargının görevli bulunduğununkabulü zorunlu bulunmaktadır.
Açıklanannedenlerle, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ:Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİNgörevli olduğuna, bu nedenle Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinceverilen 31.01.2008 gün ve E:2007/256, K:2008/27 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 11.4.2016gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy