T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 137
KARAR NO : 2016 / 178
KARAR TR : 14.3.2016
ÖZET : 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce Emekli Sandığı mensubu olan ve memuriyeti devam eden davacının, bakmakla yükümlü olduğu eşinin 2008 yılında geçirdiği rahatsızlık nedeniyle yapılan tedavisine ilişkin giderlerin ödenmesi açtığı davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :A. Ö. Davalı :Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü Vekili : Av.E. K. O L A Y : Davacı davadilekçesinde; 18.07.2008 tarihinde sevkle gittikleri MarmaraÜniversitesi Radyoloji Anabilim Dalında eşi M. Ö.’ın,konulan teşhise istinaden 08.08.2008 tarihinde ameliyat edildiğini; ameliyatsonrası acilen görmesi gereken 3 seans ışıntedavisinin yapılması için, 2.9.2008 tarihli reçetedebelirtilen cihaz eksikliği nedeniyle tedavi gördükleri MarmaraÜniversitesi Başhekimi ve Radyasyon Onkoloji AnabilimBaşkanlığınca, başka bir merkeze sevk edildiğini; ışın tedavisinin bir an öncegerçekleştirilmesi için sevk eden hastaneye yakınolması, hastanın konumu ve hastalığınniteliği(rahim kanseri) itibariyle araştırdıklarıSante Sağlık Hizmetlerine tedavisi için müracaat ettiklerini; 10.09.2008-17.09.2008-24.09.2008 tarihleri arasında 3 seans Epikriztedavisini aldıklarını; eşinin ivedilikle tıbbimüdahale yapılmadığında hayatının ve/veyasağlık bütünlüğünün kaybedilme riskiolacağını göz önüne alarak, kendilerine EmekliSandığı ile sözleşmelerinin olupolmadığını sormadıklarını; tedavisonrası gönderilen faturada belirtilen 3.750,00.- YTL tutarınödendiğini; anılan tutarın kendilerine ödenmesiiçin harcırah evrakı ile birlikte bağlıbulunduğu Rize Orman İşletmeMüdürlüğüne müracaat ettiğini; Trabzon OrmanBölge Müdürlüğünün, Orman GenelMüdürlüğü İdari ve Mali İşler DairesiBaşkanlığından görüş alarak, SanteSağlık Hizmetlerinin emekli sandığı ileanlaşmasının olmaması nedeniyle tarafına ödemeyapılamayacağını yazı olarak bildirdiğini; oysa tedavi yönetmeliğinde bu gibi acil hallerde, ivedilikletıbbı müdahale yapılmadığında hayatınve/veya sağlık bütünlüğün kaybedilmeriskinin doğacağı kabul edilen durum olduğunda,anlaşması olmayan hastanelerde de tedavinin yapılacağınınbildirildiğini; bu nedenle 6 Sıra Nolu Tedavi Yardımınaİlişkin Uygulama Tebliğin “3.Acil vakalarda tedavi”maddesinin 2. bendine belirtilen “Maliye Bakanlığı ilesözleşme imzalamayan sağlık kurum vekuruluşlarında acil haller dışında yapılantedaviler ait bedeller ödenmez’’ ibaresine istinaden, hastasının(eşinin)hastalığının (kanser) zaten acil bir durum olduğunu,tedavisinin de ivedi olarak yapılmasının zorunlu olmasınedeniyle tedavisinin yapıldığını, ancak Kurumunun, 6sıra nolu Tedavi yardımına ilişkin uygulama tebliğikapsamına girmediği gerekçesi ile tedavi giderlerini ödemediğiniifade ederek; ödenmeyen tedavi giderlerinin fatura tarihi itibari ileyasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 18.8.2010tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır. RİZE İDAREMAHKEMESİ: 7.4.2011 gün ve E:2010/599, K:2011/137 sayı ile,“(…) 16/6/2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 5510 sayılıSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun,uyuşmazlıkların çözüm yeribaşlıklı 101. maddesinde, "Bu Kanunda aksinehüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklariş mahkemelerinde görülür." kuralına,değiştirilen ve yürürlükten kaldırılanhükümler başlıklı bölümde düzenlenen17/4/2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 104.maddesinde, "Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayanhükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17/7/1964 tarihli ve 506sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihlive 2925 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlara yapılan atıflarile ilgili mevzuatında emeklilik, malûllük, vazifemalûllüğü ve sosyal sigorta haklarına, yardımlarınave yükümlülüklerine, iştirakçiliğe vesigortalılığa, dul, yetim ve hak sahipliğişartlarına, emekli ikramiyesine, ek ödemelere, sağlıkhizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesine ilişkin yapılanatıflar bu Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır."kuralı düzenlenmiş, 106. maddesinin 7. fıkrası ile 657sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda tedaviyardımının düzenlendiği 209. maddesiyürürlükten kaldırılmıştır. Dava dosyasınınincelenmesinden; Çayeli Orman İşletme Şefliğindeorman muhafaza memuru olan davacı tarafından; eşinin MarmaraÜniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde rahim kanseriteşhisi ile ameliyat edildiği, ameliyat sonrasıyapılması gereken ışın tedavisi için gereklicihazın anılan hastanede olmaması nedeniyle başka birsağlık merkezine sevkinin yapıldığı, bununüzerine ışın tedavisinin özel bir sağlık kuruluşundayaptırılarak sunulan hizmet bedeli olarak faturakarşılığında 3.750,00 TL ödendiği,belirtilen bedelin tarafına ödenmesi istemiyle yapılanbaşvurunun reddi üzerine görülmekte olan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, daha önce devletmemurları için 657 sayılı Yasa'nın 209. maddesindedüzenlenen tedavi yardımı ile ilgili düzenlemeler 5510sayılı Yasa'nın 106. maddesi ile yürürlüktenkaldırılıp, 5510 sayılı Yasa kapsamında yeraldığı ve 5510 sayılı Yasa'nın 101. maddesinde debu Yasa hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıkların iş mahkemesiningörevinde olduğu dikkate alındığında, anılanyasal düzenleme ile tedavi yardımı ile ilgili uyuşmazlıklarıniş mahkemesinin görevine girdiği dolayısı ileişbu davada mahkememizin görevsiz olduğu sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-amaddesi hükmü uyarınca davanın GÖREVYÖNÜNDEN REDDİNE…” karar vermiş, bu kararitiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı aynı istemle bukez adli yargı yerinde dava açmıştır. Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(İşMahkemesi Sıfatıyla); 6.2.2014 gün ve E:2011/1535, K:2014/77sayı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerekdavanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar vermiş,bu karar temyiz edilmiştir. Yargıtay 10.HukukDairesi; 25.6.2015 gün ve E:2014/17465, K:2015/12718 sayı ile, “(…)Dosyadakibelgelerden, devam eden memuriyeti nedeniyle aktif EmekliSandığı iştirakçisi olduğu anlaşılandavacının, bakmakla yükümlü olduğu eşinin2008 yılında geçirdiği rahatsızlık nedeniyleyapılan tedavi giderlerinin tahsilini istemiştir. 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanununun 1'inci maddesine göre mahkemelerin görevi,ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamudüzenindendir. Anılan Kanunun 114/1-b maddesi gereğinceyargı yolunun caiz olması dava şartı olup, 115'incimaddesine göre Mahkeme, dava şartlarının mevcut olupolmadığını, davanın her aşamasındakendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartınoksanlığını her zaman ileri sürebilirler. 5510 sayılı Kanunun 101'incimaddesine göre, “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayanhallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerindegörülür.” 5434 sayılı Kanununsağlık yardımlarına ilişkin hükümleri 5510sayılı Kanunun 106/8'inci maddesiyle yürürlüktenkaldırılmıştır. Ancak, 5510 sayılı KanununGeçici 4'üncü maddesinde, bu Kanunda aksine birhüküm bulunmadığı taktirde; iştirakçi ikenbu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle buKanunun 4/1-c maddesi kapsamına alınanlar, bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten önce 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olarakçalışmış olup bu Kanunun 4/1-c maddesine tabi olarakyeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul veyetimleri hakkında bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıbelirtilmiştir. Statü hukukuna tabiolanlarla ilgili uyuşmazlıkların çözümündegörevli mahkemenin (yargı yolunun) 5510 sayılı Kanunun 101ve Geçici 4'üncü maddesindeki düzenlemeler birliktedeğerlendirilerek belirlenmesi gerekir. 5510 sayılı Kanunun101'inci maddesinde yer alan “...bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.” bölümününiptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla(RG. 25.1.2012, Sayı:28184) iptal istemini reddetmekle birlikte, sözkonusu kararı somut olaydaki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde “...5754 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelceolduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/1-c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık yapılan, tesis edilen işlem ve muameleler idari işlemsayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumununvarlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceğiişlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğugibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra,prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla,yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkemeolması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortayaçıkan uyuşmazlıklarınçözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılıkgörülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığıüzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğegirmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamugörevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatınınuygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylemniteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargınıngörevinin devam edeceği açıktır...”gerekçesine dayandırmıştır. 5510 sayılı Kanunun 101ve Geçici 4'üncü maddeleri ile Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar ile bunlarınemeklileri ve hak sahipleri yönünden, daha önce olduğuüzere 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devamedileceği; ancak, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise5510 sayılı Kanunun 4/1-c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural veesaslar uygulanıp uyuşmazlığın da adli yargıyerinde (iş mahkemesinde) çözümleneceğianlaşılmaktadır. Kaldı ki; T.C.Anayasası’nın 158'inci maddesindeki “...diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510 sayılıYasanın yürürlüğe girmesinden önceiştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceğinden bunlarıniptali için açılan davaların çözümyerinin İdari yargı yeri olduğu açıktır.Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 05.12.2012 gün 2012/251E, 263Ksayılı; 24.12.2012 gün 2012/536E, 433K sayılıkararları da bu yöndedir. Somut olayda; 5434sayılı Kanun kapsamında aktif iştirakçi olandavacının, 5510 sayılı Kanun'un Geçici4'üncü maddesinde değişiklik getiren 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce mevcutstatüsünde bulunduğu ve davaya konu tedavi giderlerinin 5510sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008tarihinden önceki tarihlere ait olduğu göz önündebulundurularak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-bmaddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caizolmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesigerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekildekarar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı OrmanBölge Müdürlüğü vekilinin bu yönleriamaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hükümbozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilenhükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA…”karar vermiştir. RİZE İŞMAHKEMESİ: 27.10.2015 gün ve E:2015/558, K:2015/16 sayı ile,“(…) Usul ve yasaya uygun bulunanYargıtay Bozma İlamına uyulmasına karar verilerekyargılamaya devam olunmuştur. (…) Dava davacınıneşinin kanser hastalığı tedavisi nedeniyle ivedi tıbbimüdahale yapılması için Sante Sağlık Hizmetleriisimli özel sağlık kuruluşuna müracaat edip10/09/2008-17/09/2008-24/09/2008 tarihleri arasında epikriz tedavisialdığı tedavi masrafı olan ve davalı tarafçaödenmeyen tedavi giderlerinin fatura tarihi itibariyle yasal faizi ilebirlikte tarafına ödenmesi talebidir. Mahkememizce celp edilen belgeleriddia ve savunma ile bilirkişi raporu bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde, 5510 sayılı Kanun'un 101 vegeçici 4. Maddesi ile Anayasa Mahkemesi'nin 22/12/2011 tarihi, 2010/65Esas, 2011/169 Karar sayılı kararı nazara alınarak, 5510sayılı yasanın yürürlüğe girmesindenönce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar ile bunların emeklileri ve haksahipleri yönünden daha önce olduğu üzere 5434sayılı yasanın uygulanmaya devam edeceği, ancak 5510sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonramemur veya diğer kamu görevlisi olarak çalışmayabaşlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/1-c maddesiuyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalısayılacağı ve haklarında 5510 sayılı Kanununöngördüğü kural ve esaslar uygulanıpuyuşmazlığın da adli yargı yerinde (işmahkemesinde) çözümleneceği, Bu durumda, 5510 sayılıYasanın yürürlüğe girmesinden önceiştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği, Somut olayda; 5434sayılı Kanun kapsamında aktif iştirakçi olandavacının, 5510 sayılı Kanun'un Geçici4'üncü maddesinde değişiklik getiren 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce mevcutstatüsünde bulunduğu ve davaya konu tedavi giderlerinin 5510sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008tarihinden önceki tarihlere ait olduğu göz önündebulundurularak, bozulan Yargıtay İlamıışığında, "yargı yolunun caiz olmaması"nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş veaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesiyukarda açıklandığı üzere; 1-Davacınındavasının yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usuldenREDDİNE…” karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizinkesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ünBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıylayapılan 14.3.2016 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacının istemi üzerine son görevsizlik kararınıveren mahkemece, idari yargı dosyası da temin edilmek suretiyleUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı UğurtanALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadaidari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, memuriyeti devam eden EmekliSandığı iştirakçisi olan davacının, bakmaklayükümlü olduğu eşinin 2008 yılında geçirdiğirahatsızlık nedeniyle yapılan tedavisine ilişkin giderlerinödenmesi istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; RizeOrman İşletme Müdürlüğü, Çayeli Ormanİşletme Şefliğinde Orman Muhafaza Memuru olarak görevyapan davacının, 5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmesinden önce EmekliSandığı iştirakçisi olduğu; bakmaklayükümlü olduğu eşinin 2008 yılında saptanan kanserhastalığının tedavisi amacıyla önceÜniversite Hastanesinde tedavi gördüğü, daha sonra özelbir sağlık kuruluşunda ışın tedavisi uygulamasıyapıldığı; fatura edilen tedavi bedelinin ödenmesiistemiyle yapılan başvurunun, davacı idarece; ÖzelSağlık Kurum ve Kuruluşları Tedavi Protokolünün“Vll-Sağlık Kurum ve Kuruluşları ile Bakanlıklarve Genel Müdürlükler ile Dernekler Arasındaki Hukukiİlişki” Başlıklı maddesinin ikincifıkrasında; “Sağlık Kurum ve KuruluşlarıPaket Fiyat uygulamasının yürürlüğe girdiğitarihten itibaren kapsamda belirtilen hastaları kabul edebilmesi vebedellerini ilgili Kurumlardan tahsil edebilmesi için bu protokolde yeralan usul ve esaslara uyacaklarını, uymadıkları takdirdeprotokol kapsamından çıkarılacaklarını kabuleden ve ayrıca uyacakları etik kuralları içeren, bukonuda temsil yetkisi verdiği derneği yetkilendirdiklerini belirten,yetkili temsilciler tarafından imzalanmış iş bu protokolekinde yer alan çerçeve ve sözleşmeyi Dernekleraracılığı ile Maliye Bakanlığı ve/veya GenelMüdürlükler ile sözleşme imzalamak zorundadır.Sözleşme imzalamadan hizmet sunumunda bulunan Sağlık Kurumve Kuruluşlarına ödeme yapılmaz”denildiği; davacının eşinin tedavi görmüş olduğu SanteSağlık Hizmetleri Tic.Ltd.Şti’nin MaliyeBakanlığı ve/veya Genel Müdürlükler ile sözleşmesininolmadığının anlaşıldığı, bunedenle davacının eşinin tedavi giderinin davacıyaödenmesinin yukarda açıklanan hükümçerçevesinde mümkün olmadığıgerekçesiyle reddedilmesi üzerine bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. 31.5.2006 tarih ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındakihizmet akdine göre ücretle çalışanlar (SosyalSigortalılar), kendi hesabına çalışanlar(Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabınaçalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları),tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarımsigortalıları), devlet memurları ve diğer kamugörevlilerini (Emekli Sandığıİştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklardışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklıemeklilik rejimini aktüeryal olarak hak vehükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 101nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerininuygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarİş Mahkemelerinde görülür.”bölümünün iptali istemiyle yapılan itirazbaşvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayıredle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararınMahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışıktutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlarve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğüve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerininuygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıklarınçözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılıkgörülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıda sözüedilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararınınbirlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldı ki; T.C.Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510 sayılıYasanın yürürlüğe girmesinden önceiştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce EmekliSandığı mensubu olan davacı tarafındanaçılan davanın, görüm veçözümünün idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerledavanın görüm ve çözümü idari yargıyerinin görevine girdiğinden Rize İdare Mahkemesi’nceverilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Rizeİdare Mahkemesinin7.4.2011 gün ve E:2010/599, K:2011/137 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 14.3.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy