T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 45
KARAR NO : 2016 / 80
KARAR TR : 15.2.2016
ÖZET : Davacının er olarak askerlik görevini yaparken, askeri plakalı aracın karayolunda yaptığı trafik kazası sonucu yaralanarak sakat kalması nedeniyle oluştuğu öne sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : E.E.
Vekili : Av. M. N.B.
Davalı : İçişleriBakanlığı
Vekili : Müş.Haz.Av. M.A.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin19.05.2010 tarihinde askerlik görevini yaptığı Tokat/Niksarİlçe Jandarma Komutanlığında, S. T.’un sevk veidaresindeki 760713 plaka sayılı askeri aracıniçerisindeyken, aracın kaza yapması sonucu kafasındanağır yaralandığını; Tokat Devlet Hastanesindebeyin kanaması tanısıyla ameliyat olarak taburcuedildiğini; sonra Sivas Askeri Hastanesinde 1 ay yatarak tedavigördüğünü, kendisine 30 gün yatarak istirahatraporu verildiğini; sırasıyla Van Askeri Hastanesi, Elazığ Askeri Hastanesi ve Diyarbakır Askeri Hastanesinde tedavigördüğünü, tedavi sonucunda Elazığ AskeriHastanesi Baş Tabipliğince 03.02.2011 tarihinde BarıştaAskerliğe Elverişli Değil raporu verildiğini;müvekkilinin geçirdiği kaza sonucu beyin kanamasıgeçirdiğini, ameliyat edildiğini, bunun olumsuz etkileriniyaşadığını; iş yapamama, denge kaybı,kafasının bir bölümünde hissizlik, hep halsizlik veuyuma isteği, çömelememe, vücut hareketlerindeağırlaşma ve uyuşukluk hali, cinsel isteksizlik veperformans düşüklüğü, hatırlamamaunutkanlık, yürürken baş dönmesi ve düşme,güneşte duramama kusma ve bayılma gibi kazanın olumsuzsonuçlarını yaşadığını; müvekkilinintedavisini devam ettirdiğini, en son 2012 yıllı mart ayındaartık sakat kaldığını öğrendiğini ve hiçbiriş yapamadığını ifade ederek; fazlaya ilişkin hertürlü dava ve talep haklarının saklı kalmasışartıyla; müvekkili için 1.000,00TL sürekli işgöremezlik ve efor kaybı tazminatının olay tarihindenitibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdantahsiline karar verilmesi istemiyle 7.5.2012 tarihinde adli yargı yerindedava açmıştır.
Davacıvekili, 30.1.2014 kayıt tarihli dilekçesiyle, dava değerini99.740,00 TL daha artırmıştır.
ÖZALPASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 5.3.2014 gün ve E:2012/192, K:2014/164sayı ile, “(…) Mahkememizde açılan davanınÖlüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminatdavası olduğu anlaşılmıştır.
İlkeolarak idarenin ifa ile yükümlü olduğu herhangi bir kamuhizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde ya daişleyişinde; gereken emir, direktif ve talimatın verilmemesi,kontrolün yapılmaması, hizmete özgülenenaraçların yetersiz, kötü olması, gerekli tedbirlerinalınmayışı, geç, zamansız hareket edilmesişeklinde oluşan aksaklık, aykırılık, bozukluk,düzensizlik, eksiklik ve sakatlıklar hizmet kusurudur.
Somut olaydadavacı taraf askerlik hizmetini yaptığı sırada meydanagelen kazada yaralanması sonucu sakat kaldığı, kazanedeniyle E. E.' nin sakat kaldığını iddia etmiştir.
Davadilekçesindeki açıklamalar ve zararıngerçekleşme biçimi gözetildiğinde; davalıİçişleri Bakanlığı aleyhine açılandavanın, hizmet kusuruna dayandığıanlaşılmaktadır.
6100sayılı yasanın 3. maddesinde yer alan "Her türlüidari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğersebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğününkısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişininölümüne bağlı maddi ve manevi zararlarıntazminine ilişkin davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar. İdareninsorumluluğu dışında kalan sebeplerden doğan aynıtür zararların tazminine ilişkin davalarda dahi buhüküm uygulanır," hükmü Anayasa Mahkemesi’nin16/2/2012 tarihli ve E: 2011/35, K: 2012/23 sayılı Kararı ileiptal edilmiştir.
İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavalarına 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasası'nın 2/1-b maddesi gereğince idari yargı yerindebakılacağı hüküm altınaalınmıştır.
Yukarıdayapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamınınbirlikte değerlendirilmesi sonucunda; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun07.04.2010 tarih, 2010/206 esas, 2010/4-178 karar sayılıilamında da belirtildiği gibi "davacıların tazminatistemi, davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmaktadır.Davalının, bir hizmeti yürüttüğü ya dagözetim, denetim ve kontrolyükümlülüğünü yerine getirmeyerek; hizmetnedeniyle kişilere verdiği zararın tazmini istemiyleaçılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygunolarak yürütülüp yürütülmediğinin,hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumlu bulunupbulunmadığının saptanması gerekmektedir. Bu hususlarınsaptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabilecektir.Hizmet kusuru sonucu ortaya çıkan uyuşmazlığıngiderilmesinde görev idari yargı yerine aittir. Bu türdavaların, 2577 Sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 2/1-b. maddesi hükmünce idari yargı yerindeaçılması gerekir." Bu nedenlerle mahkememizdegörülen uyuşmazlığın askeri hizmetingörülmesi sırasında meydana geldiği veçözüm yerinin Askeri Yüksek idare Mahkemesi'ndeolduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkememizdegörülen uyuşmazlığın çözüm yerininaskeri yargı olması nedeniyle Mahkememizin görevsizliğinedeniyle davanın HMK'nın 114/1-b maddesi delaletiyle aynıyasanın 115/2. maddesi gereğince dava şartınoksanlığı nedeniyle usulden reddine dair aşağıdakişekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda AçıklandığıÜzere;
1-6100sayılı HMK 114/1-b maddesi uyarınca davanın USULDENREDDİNE…” karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizinkesinleşmiştir.
Davacıvekili bu defa, aynı olaydan dolayı, 100.740,00TL maddi, 100.000,00TLmanevi tazminat istemiyle askeri idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ASKERİYÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İKİNCİ DAİREBAŞKANLIĞI: 3.12.2014 gün ve E:2014/1857, K:2014/1782sayı ile, “(…) Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerinincelenmesi sonucunda; 19.05.2010 tarihinde S. T.'un sevk ve idaresindeki760713 plakalı askerî aracın cezaevi istikametinden Niksarilçe Jandarma Komutanlığı istikametinde seyretmekte ikenaraç şoförünün aracın kontrolünükaybetmesi sonucu kazanın meydana geldiği, araç içindebulunan davacının yaralandığı, Elazığ AskerHastanesinin 08.07.2010 tarihili raporu ile "B14/F-2 BarıştaAskerliğe Elverişli Değildir, Seferde Görev Yapar"raporuna istinaden 08.07.2010 tarihinde terhis edildiği, maddi ve manevizararın karşılanması amacıyla Özalp Asliye HukukMahkemesinde açılan davanın 05.03.2014 tarih ve 2014/164 kararsayılı görevsizlik kararı ile neticelenmesi üzerine06.06.2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde işbudavanın açıldığıanlaşılmıştır.
1602 AskeriYüksek idare Mahkemesi Kanununa göre, davanın görevliyargı yerinde açılıpaçılmadığı incelenerek hususlar arasındasayılmıştır. Zira görev kamu düzeni ile ilgiliolup davanın her safhasında dikkate alınması hukukalanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenledavanın görevli yargı yerinde açılıpaçılmadığı hususu incelenmiştir.
19.01.2011tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan ve yürürlüğe giren6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 14’üncümaddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110’uncumaddesi başlığı ile birlikte değiştirilerek;“Görevli ve Yetkili Mahkeme" Madde 110;"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanlar dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez, 2918 sayılı Kanuna eklenenGeçici Madde 21; Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıdave Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmışdavalara uygulanmaz. ” hükmünü düzenlemiştir.
Bu yasalmevzuat çerçevesinde dosya incelendiğinde; 19.05.2010tarihinde S. T.'un sevk ve idaresindeki 760713 plakalı askerîaracın cezaevi istikametinden Niksar İlçe JandarmaKomutanlığı istikametinde seyretmekte ikin araçşoförünün aracın kontrolünü kaybetmesisonucu meydana gelen kazanın askeri mahaldegerçekleşmediği, karayolunda meydana geldiğianlaşıldığından 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 110’uncu maddesinin amir hükmü gereğitrafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin06.06.2014 tarihinde açılan bu davanın görev veçözüm yerinin mahkememiz olmayıp adli yargıolduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle ;
DAVANINGÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE…” karar vermiş; bukarar, karar düzeltme isteminde bulunulmaksızınkesinleşmiştir.
Davacıvekili, 23.2.2015 kayıt tarihli dilekçe ile bir kez daha adliyargı yerinde dava açmıştır.
ÖzalpAsliye Hukuk Mahkemesi: 17.12.2015 gün ve E:2015/98 sayı ile,Davacının aynı olaya ilişkin daha önce de ÖzalpAsliye Hukuk Mahkemesinde ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçtığı davalardan ve görev konusuna ilişkin,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/4389 Esas, 2014/5487 Karar ve10.04.2014 tarihli kararından bahisle; öncelikle her ikiyargı mercii arasında meydana gelmiş olan görevuyuşmazlığının giderilmesi gerektiğininanlaşılmış olduğu gerekçesiyle; “1-2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemelerinin Kuruluşu veİşleyişi Hakkında Kanunun 19.maddesi uyarınca,taraflara yargı yolu uyuşmazlığınınçözümlenmesi açısından UyuşmazlıkMahkemesine başvurmaları için 1 aylık kesin süreverilmesine, aksi halde görev ve yargı yeri hususlarınındava şartı olduğu da değerlendirilerek HMK'nın115.maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanınreddine karar verileceğinin ihtarına, (davacı tarafa ihtaratyapıldı davalı tarafa ihtarat yapılamadı)
2-TaraflarcaUyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğu takdirdeUyuşmazlık Mahkemesince verilecek kararın bekletici meseleyapılmasına…” karar vermiştir.
Davacıvekilinin, adli ve askeri idari yargı yerleri arasında ortayaçıkan olumsuz görev uyuşmazlığınıngiderilmesi istemiyle, Uyuşmazlık Mahkemesine sunulmak üzere,Özalp Asliye Hukuk Hakimliğine verdiği 23.12.2015dilekçesi üzerine, adli yargı dava dosyası Mahkememizegönderilmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE :
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve FikretERES’in katılımlarıyla yapılan 15.2.2016günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu venedeni aynı olan davada; adli ve askeri idari yargı yerlerinceverilmiş karşılıklı görevsizlik kararıbulunmakta olup; bunun üzerine kendisine ikinci kez gelendavayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğuseçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
1-2247sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararlarınkesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir.” hükmüne göre, adliyargı yerinin kesinleşmiş görevsizlik kararıüzerine idari yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesive bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeriyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, ikinciyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçelibir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu daiçermesi gerekir.
Yasakoyucu,14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığıdoğması durumunda her iki yargı merciince işten elçekilmiş olduğundan başvurma istencini davanıntaraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla dahakısa zamanda çözüme ulaşılmasınıamaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlikkararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargımerciine, işten el çekmeden doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine başvurma olanağınıtanımıştır.
Olayda, adlive askeri idari yargı yerince, karşılıklıgörevsizlik kararı verildikten sonra, yeniden adli yargı yerindedava açıldığı, Mahkemece verilen karardoğrultusunda, davacı vekili tarafından UyuşmazlıkMahkemesine sunulmak üzere, ilk görevsizlik kararını verenmahkemeye dilekçe verildiği; dilekçeyi alan adli yargıyerinin de, yalnızca kendisine ait dava dosyasını ekleyerekMahkememize başvurduğu görülmüştür.
Bu haliyle, olumsuzgörev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyleyapılan başvuru, 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamaktadır.
Bu haliyle,her ne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamakta ise de, davanın taraflarınca başvurudabulunulduğu gözetilerek, yapılan başvurunun 2247sayılı Yasa’nın 14. maddesi kapsamındaolduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi’ninönüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacaktır.
Öte yandan, 2247sayılı Yasa’nın 14 ve 19. maddelerindeöngörülen durumun aksine, diğer(bu davada, ikincigörevsizlik kararını veren askeri idari yargı yeri) görevsizlikkararına ilişkin dava dosyası temin edilmedenUyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğu görülmekteise de; askeri idari yargı yerine ait kararın ve kesinleşmedurumunu gösteren belge ile uyuşmazlığıçözmeye yeterli bilgi ve belgelerin dosyada yeraldığı görüldüğünden; askeriidari yargı dosyasının istenilmediği ve sonuçtausule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve askeri idari yargıyerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde askeri adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Askeri Yüksek İdareMahkemesi Savcısı Hüsnü ERCAN’ın davada adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlü veyazılı açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,davacının er olarak askerlik görevini yaparken, askeriplakalı aracın yaptığı trafik kazası sonucuyaralanarak sakat kalması nedeniyle oluştuğu önesürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun 7.maddesinde, Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunlailgili görev ve yetkilerine; 8.maddesinde Millî EğitimBakanlığı, Sağlık Bakanlığı veUlaştırma, Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığının; 9.maddesinde Tarım Orman veKöyişleri Bakanlığının; 10.maddesinde belediyetrafik birimlerinin; 12. maddesinde il ve ilçe trafik komisyonlarınıngörev ve yetkilerine yer verilmiş; aynı Kanunun13.maddesinde, karayolunun yapımı, bakımı,işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütünkuruluşların, karayolu yapısını, trafikgüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmaklayükümlü oldukları belirtilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden; 19.05.2010 tarihinde S.T.’nin sevk ve idaresindeki760713 plakalı askerî aracın cezaevi istikametinden Niksarilçe Jandarma Komutanlığı istikametinde seyretmekte ikenaraç şoförünün, yağmur nedeniyle oluşan subirikintisinden kaçmak amacıyla yaptığı manevralarsonucunda panik yaparak kontrolünü kaybetmesi, aracınrefüje çıkması, sürüklenerek elektrikdireğine çarpması sonucu kazanın meydana geldiği;araç içinde bulunan Jandarma Er olan davacınınyaralandığı, Elazığ Asker Hastanesinin 08.07.2010tarihili raporu ile "B14/F-2 Barışta AskerliğeElverişli Değildir, Seferde Görev Yapar "raporuna istinaden08.07.2010 tarihinde terhis edildiği; meydana gelen kaza nedeniyleoluştuğu ileri sürülen maddi ve manevizararlarının tazmini istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır.
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin dahaönceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Özalp Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.3.2014 gün veE:2012/192, K:2014/164 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Özalp Asliye HukukMahkemesinin 5.3.2014 gün ve E:2012/192, K:2014/164 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 15.2.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Fikret ERES
Full & Egal Universal Law Academy