T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 26
KARAR NO : 2016 / 62
KARAR TR : 15.02.2016
ÖZET: Davalı Belediye Başkanlığında 4857 sayılı Kanun gereğince görev yapmakta iken, 5620 sayılı “Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İş Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun” gereği 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 49. maddesi kapsamında tam zamanlı sözleşmeli personel olarak çalışmaya devam etmesinin ardından emekliye ayrılan davacının, hizmet akdine dayalı işçi statüsünde çalıştığı döneme ilişkin hak ve alacakları dikkate alınmadan eksik ödenen kıdem tazminatının faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açtığı davanın, davacının 657 sayılı Kanun gereğince sözleşmeli personel statüsünde yer alması ve işçi statüsünde çalıştığı sürenin kendisine ödenen iş sonu tazminatı hesabında dikkate alınması nedenleri ile; 5434 sayılı Kanun uyarınca İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :İ.İ. Vekili :Av M.G.E. Davalı : Bursa BüyükşehirBelediyesi Başkanlığı Vekili :Av.R.B. (Adli Yargıda) Av. S.D. Güler (İdari Yargıda) O L A Y : Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacınındavalı kurumda 01.11.1993 tarihinde avukat sıfatı ile İş Yasasına tabi ( Sosyal Sigortalar Kurumu ) SSK olarak geçici işçistatüsü iîe işe başladığını, 2007 tarihindeyürürlüğe giren 5620sayılı yasa ile sözleşmeli personel olarak adlandırıldığını ve Emekliye ayrıldığı 13.07.2011 tarihinekadarda bu sıfatla fiilen avukatlık yaptığını, davalı idarenin davacının 657 sayılı yasaya tabii olduğunu ileri sürerek emekliye ayrıldığıtarihte 17 yıl 8 ay 13 günlük hizmeti mukabilinde 19.936,00 TL. kıdem tazminatı ödediğini, ayrıca, davacıya ödenen kıdem tazminatından vergi kesintisi yapıldığını, bu durumun da hukukaaykırı olduğunu, nitekim davacının yevmiye karşılısında çalışmakta olduğunu ve 2007 tarihinde yürürlüğe giren “5620 sayılı Kamuda Geçici İşPozisyonlarında Çalışanların Sürekliişçi Kadrolarına veya Sözleşmeli PersonelStatüsüne Geçirilmeleri, Geçici işçi Çalıştırılmasıile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkmda Kanun” ile davacının " sözleşmeli personel " olarakadlandırıldığını(işe başladığı 01.11.1993 tarihinden itibarenolduğu gibi) sosyal güvenlik primlerinin Sosyal Sigortalar Kurumu’nayatırıldığını; davalı idarenindavacıya 657 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli memur gibi değerlendirmesinin hukukaaykırı olduğunu, 04.06.2011 tarihli resmi gazetedeyayınlanan 632 sayılı KHK’de kimlerin sözleşmelimemur sayılacağının açıkçabelirtildiğini, bu kanun hükmünde kararnamede 5393sayılı Kanun’un 49. Maddesi kapsamındaçalışan sözleşmeli personelin dahiledilmediğini, bu nedenle kendisine eksik kıdem tazminatıödenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Ayrıca davacının sözleşmeli memur olarak kabuledilmesi halinde dahi, davacıya 20.06.2007 tarih ve 26558 sayılıResmi Gazete de yayınlanan “ 5620 sayılı Kanunun 1.Maddesinin 1. Fıkrasının c bendi kapsamına giren kamuidarelerine ilişkin işlemler hakkında tebliğ" (Tebliğ Vo: 2007/1 ) in " Diğer Hususlar"başlıklı 12 nci maddesinin 3 ncü paragrafına göreen azından son yevmiyesi üzerinden ödenmesi gereken 14yıllık ( işçi statüsünde olduğu dönem) kıdem tazminatı ödenmesi gerekirken bunun da eksiködendiğini, yine davacıya 6772 sayılı " Devlet ve onabağlı müesseselerde çalışanişçilere ilave tediye yapılması ve 6452 sayılı kanunla 6212sayılı kanunun 2. maddesinin kaldırılmasıhakkında kanun" ile kamuda çalışanişçilere yılda 52 günlük yevmiyeleri karşılığındakamu ikramiyesi adı altında yapılması öngörülen ödemelerindavacıya verilmediği gibi emeklilik öncesi son iki yılkullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin deödenmediğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydı ile 1.000,00 TL. Kıdem tazminatı farkı, 50,00 TL yıllık izinücreti ve 50,00 TL, kamu ikramiyesi bedelinin davalıdan tazmini istemi ile 30.09.2011tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır. Bursa 5. İş Mahkemesi: 29.08.2012 günve 2011/711Esas, 2012/587 Karar sayılı kararında aynen: “….Tüm dosyakapsamı, dosya içerisinde toplanan belgeler, taraflarınyazılı ve sözlüanlatımları ve 16/05/2012 havale tarihli bilirkişi raporu birbütün halinde değerlendirildiğinde; davacının01/11/1993 tarihinden itibaren Avukat olarak çalışmayabaşladığı, çalıştığı kurumavermiş olduğu dilekçe ile " seçimhakkını tüm zamanla sözleşmeli personel olarakdüzenlenmesini saygılarımla arz ederim" şeklindedilekçe verdiği, bunun üzerine kurum tarafından29.06.2007 tarihli yazı ile sözleşmeli personelstatüsüne geçirildiği, sözleşmeli olarakçalışan davacının 13.07.2011 tarihinde emekli olmaksuretiyle ayrıldığı anlaşılmıştır.Davacı taraf sigorta primlerinin ilk işe girdiği tarihtenitibaren sözleşmeli memur olarak daçalıştığı dönem dahil olmak üzere hepsosyal sigortalar kurumuna kesildiğini, memurolmadığını, bu nedenle kendisine kıdem tazminatıödenmesi gerektiğini iddia etmektedir. Davacının primlerininsözleşmeli personel olduktan sonra da SGK'ya ödemesi sebebi ile4857 Sayılı Yasa gereği işçi konumunagetirmemektedir. Davacı davalı işyerinde 657 SayılıYasanın 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli personel olarakçalışmış olup hakkında İşYasasının uygulanması mümkün olmadığıaçılan davada idari yargı görevli bulunduğundandavanın görev nedeniyle reddine karar verilmişaşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçe ile davanın yargı yolununcaiz olmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nun 114-b ve115.maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddinekarar verilmiş ve karar,davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 22 Hukuk Dairesi; 26.11.2012 gün ve 2012/27394 Esas, 2012/26403 Kararsayılı kararında aynen; “Toplanan delillere, kararındayandığı gerektirici sebeplere göre mahkemecegörevsizlik kararı verilmesi yerindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nungeçici 1. maddesinin 1. bendine göre bu kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümleri kanunun yürürlüğe girmesinden öncekitarihte açılmış davalara uygulanmaz hükmübulunmaktadır. Davacı vekilinin göreve ilişkin sair temyizitirazları bu sebeplerle yerinde görülmemiştir. Ancak, anılan kanunun "EsastanSonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri"başlığı altındaki 331. maddesinin 2.fıkrasında düzenlenen "görevsizlik, yetkisizlik veyagönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devamedilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder.Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davayabir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerinedavanın açıldığı mahkeme dosya üzerindenbu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeyemahkûm eder" hükmü uyarınca, yargı yolu ilegörevsizlik kararı sonucu verilen red kararlan, henüzdavayı esastan sonuçlandırmadığından davaya birbaşka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine de omahkemece hükmolunmalıdır. "Yukarıda açıklanan sebeplerle, HukukMuhakemeleri Kanunu'nun 323/1-ğ. maddesi gereğince yargılamagiderlerinden sayılan vekâlet ücretine de görevsizlik veyayargı yolu nedeni ile verilen red kararında ayrıcahükmolunamaz. Mahkemece bu husus gözardı edilerekyargılama giderlerine bu bağlamda davacı aleyhine yargılamagideri yükletilmesi ve davalı yararına da vekalet ücretinetakdir edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıdayazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halindeilgiliye iadesine, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle kararverildi.” şeklindekigerekçesi ile verilen görevsizlik kararını yerindegörerek, sadece yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesininhukuka aykırı olması yönünden verilen kararınbozulmasına hükmetmiştir. Bursa 5. İş Mahkemesi; 14.03.2013 gün ve 2013/96Esas, 2013/137 Karar sayılı kararında aynen; “…Tüm dosya kapsamı,yargıtay bozma ilamı bir bütün halindedeğerlendirildiğinde; 4lavacıiın 01/11/1993 tarihindenitibaren Avukat olarak çalışmayabaşladığı, çalıştığı kuruma'vermiş olduğu dilekçe ile "seçimhakkını tüm zamanla sözleşmeli personel olarakdüzenlenmesini saygılarımla arz ederim" şeklindedilekçe verdiği, bunun üzerine kurum tarafınian29/06/2007 tarihli yazı ile sözleşmeli personelstatüsüne geçirildiği, sözleşmeli olarakçalışan davacının 13/07/2011 tarihinde emekli olmaksuretiyle ayrıldığı anlaşılmıştır.Davacı sigorta primlerinin ilk işe girdiği tarihten itibarensözleşmeli memur olarak da çalıştığıdönem dahil olmak üzere hep sosyal sigortalar kurumunakesildiğini, memur olmadığını, bu nedenle kendisinekıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini iddia etmektedir.Davacının primlerinin sözleşmeli personel olduktan sonra daSGK'ya ödemesi sebebi ile 4857 Sayılı Yasa gereğiişçi konumuna getirmemektedir. Davacı davalı işyerinde657 Sayılı Yasanın 4/B maddesi kapsamındasözleşmeli personel olarak çalışmış oluphakkında Iş Yasasının uygulanması mümkünolmadığı açılan davada idari yargı görevlibulunduğundan davanın görev nedeniyle reddine karar vermekgerekmiş, harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemecenazara alınmasına dair aşağıdaki gibi hükümkurulmuştur.”şeklindeki gerekçesi ile davanın yargı yolu nedeni ilereddine karar verilmiş, verilen karar, karara da şerh edildiğiüzere taraflarca temyiz edilmeksizin 25.03.2013 tarihindekesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. Bursa1. İdare Mahkemesi; 27.02.2014 gün ve 2013/530 Esas 2014/253Karar sayılı kararında aynen; “Dava dosyasının incelenmesinden;1.11.1993 tarihinde davalı idarede işe başlayan ve 13.7.2011tarihinde emekli olan davacı tarafından, eksik ödendiğiileri sürülen 28.000,00.-TL kıdem tazminatı, 6.000,00.-TLizin ücreti ve 4.000,00.-TL kamu ikramiyesinin emeklilik tarihindenitibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine kararverilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığıanlaşılmaktadır. Buna göre; uyuşmazlık konusu istemlerarasında 2577 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1.fıkrasında belirtilen "maddi veya hukuki yöndenbağlılık" ya da "sebep-sonuç ilişkisi"ninbulunmadığı, dolayısıyla, her bir istem ile ilgiliolarak ayrı ayrı dava açılması gerekirken, tekdilekçe ile dava açılmasında usule uyarlıkbulunmamıştır. Bununla birlikte; davacı tarafından ilerisürülen eksik ödemenin nasıl oluştuğu hususununaçık ve net bir biçimde ortaya konulamadığıda görülmüştür.” şeklindeki gerekçesi ile davacınınher bir talebi yönünden ayrı dava açmasıgerektiğini belirterek dava dilekçesinin reddine kararvermiştir. Bu karar üzerine davacı vekilitarafından, 28.000 TL kıdem tazminatı alacağınındavalıdan tazmini istemi ile eldeki dava açılmıştır. Bursa 1. İdare Mahkemesi; 29.01.2015 gün ve 2014/543Esas, 2015/49 Karar sayılı kararında aynen; “Dava dosyasınınincelenmesinden; davacının 1.11.1993 tarihinden ibaren davalıidare bünyesinde geçici işçi statüsündeçalışmaya başladığı, 5620 sayılıKanun kapsamında 29.6.2007 tarihinde sözleşmeli personelstatüsüne geçirildiği ve 29.6.2007 tarihinden itibarendavalı idarede bu statüde görev yaptığı, akabinde13.7.2011 tarihinde ekmeliye ayrıldığı, 17 yıl 8 ay 13gün olan kıdemi karşılığında davacıya27.7.2011 tarihinde 19.936,33.-TL iş sonu tazminatıödendiği, geçici işçi statüsündegörev yaptığı dönem için tarafınakıdem tazminatı ödenmediğinden bahisle anılankıdem tazminatının yapılan iş sonu tazminatıödemesinden mahsubu sonrasnda arta kalankısmının (eksik ödendiği ileri sürülen;28.000,00.-TL.'nın) tarafına ödenmesi istemiyle 30.9.2011tarihinde davalı idareye karşı açılan davanınBursa 5. İş Mahkemesi'nin14.3.2013 tarih ve E;2013/96, K:2013/137 sayılı kararıylagörev yönünden reddedildiği, anılan kararın22.3.2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacı tarafından19.4.2013 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılmakta olandavanın açıldığıanlaşılmaktadır. Bu durumda, geçici işçistatüsünde görev yapmakta iken sözleşmeli personelstatüsüne geçen davacıya, 5620 sayılı Kanunuyarınca bu statüye geçmesinden ötürü işmevzuatına göre herhangi bir tazminatın ödenmesininmümkün olmadığı, işçi olarakçalıştığı hizmet süresinin.Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasınailişkin Esasların 7. maddesi kapsamında iş sonutazminatı ödenirken dikkate alındığı ve 17yıl 8 ay 13 gün olan kıdemikarşılığında davacıya 27.7.2011 tarihinde19.936,33.-TL iş sonu tazminatı ödendiğigörüldüğünden, davacının, işçistatüsünde görev yaptığı dönem içintarafına kıdem tazminatı ödenmediğinden bahisleanılan kıdem tazminatının yapılan iş sonutazminatı ödemesinden mahsubu sonrasında arta kalankısmının tarafına ödenmesini istemesinde hukukauyarlık bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.” denilmek sureti ile davanın esasyönünden reddine karar verilmiş, verilen karara davacıvekili tarafından itiraz edilmiş, Bursa Bölge İdareMahkemesi 1. Kurulu 07.07.2015 gün ve 2015/2012 Esas, 2015/2291 Kararsayılı ilk kararında Bursa 1. İdare Mahkemesikararının onanmasına hükmetmiş, davacı vekili tarafındanbu karara karşı da karar düzeltme yoluna müracaatedilmiştir. Bursa Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu; karar düzeltme başvurusuüzerine verdiği 27.10.2015 gün ve 2015/2501 Esas, 2015/2752Karar sayılı kararında aynen; “Uyuşmazlık Mahkemesi'nin emsal niteliktekikararlarına göre; 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 4/B maddesi kapsamında istihdam edilen sözleşmelipersonel ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49.maddesininüçüncü fıkrası kapsamında istihdam edilensözleşmeli personele ilişkin uyuşmazlıklarınçözümünde idari yargı yerlerinin görevliolduğu kuşkusuzdur. Olayda, her ne kadar, iş mahkemesince;davacının emekli olduğu tarihte sahip olduğusözleşmeli personel statüsü esas alınmak suretiyle"uyuşmazlığın çözümününidari yargı yerine ait olduğu" gerekçesiyle görevret kararı verilmiş ise de, davacı tarafından; gerekiş mahkemesine verilen ilk dava dilekçesinde, gerekse mevcutdosyadaki dilekçelerinde, "2007 yılında sözleşmelipersonel statüsüne geçtikten sonra da işçi olarakkabul edilmesi gerektiğine" ilişkin olarak iddialardabulunulmasına karşın, davacının, "davalıidarede SSK'lı geçici işçi olarakçalıştığı 1993-2007 yıllarıarasındaki 14 yıllık süre için kendisineİş Kanunu uyarınca kıdem tazminatıödenmesine" yönelik asıl iddiasının bu davayıaçmasına sebep olduğu ve uyuşmazlığın esaskonusunu bu talebin oluşturduğu anlaşılmakta olup,görevli yargı yerinin belirlenmesi bakımından esasuyuşmazlığın ait olduğu söz konusu yıllarda(1993-2007) davacının sahip olduğu geçiciişçi pozisyonunun dikkate alınması gerekir. Aksi halde, davacının emekli olduğudönemdeki kamu hukuku statüsü dikkatealındığında, kamu hukuku kurallarına göreuyuşmazlıkları çözümlemek durumunda kalan idariyargı yerinin, davacının İş Kanununa tabi olanhizmetleri için özel hukuk hükümlerini dikkate alarakkarar vermesi mümkün olamayacağından, esaslı hakkayıpları oluşabilecektir. Nitekim, davacının; 657 sayılıYasanın 4/B maddesi kapsamında aldığı iş sonutazminatını dava konusu yapmadığı, ısrarlaİş Kanunu kapsamında kıdem tazminatı ödenmesitalebinde bulunduğu görülmektedir. Buna göre, davacının talep ettiğikıdem tazminatının, 4857 sayılı İş Kanunukapsamındaki bir hak olması ve talep edilen uyuşmazlıkkonusu kıdem tazminatının davacınıngeçici işçi olduğu 1993-2007 yıllarıarasındaki 14 yıllık süreye ilişkin bulunması nedeniyle, mevcut kıdem tazminatıuyuşmazlığı "hakkında iş mahkemesince kararverilmesi gerektiğinden, bu husus dikkate alınmak suretiyle olumsuz görevuyuşmazlığı yaratılması ve konunun uyuşmazlıkmahkemesine taşınması amacıyla idare mahkemesince;görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken,görevsiz olduğu konuda işin esasına girmek suretiyle kararverilmesinde isabet görülmemiştir. Diğer yandan, gerek iş mahkemesine verilen davadilekçesinde, gerekse mevcut davada, reddedilen 19/04/2013 tarihli ilkdilekçede yer almadığı halde, dilekçe retkararı üzerine 21/04/2014 tarihinde verilen yenilemedilekçesinde, "idarece ödenen iş sonu tazminatındavergi kesintisi yapılamasının yasaya aykırıolduğu" yolunda bir iddiada bulunulmuş ise de, vergiuyuşmazlıklarına bakmakla görevli bulunan vergi mahkemesineayrı bir dava olarak ikame edilmesi gereken ve davanıngenişletilmesi mahiyetinde bir talep olan bu hususun, iş mahkemesiile idare mahkemesi arasında görevli yargı yerininbelirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir.” şeklindekigerekçesi ile kararın Uyuşmazlık Mahkemesi’nemüracaat edilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasınahükmetmiştir. Bursa 1. İdare Mahkemesi; 31.12.2015 gün ve 2015/1394Esas sayılı kararında; “Olayda, her ne kadar, işmahkemesince; davacının emekli olduğu tarihte sahip olduğusözleşmeli personel statüsü esas alınmak suretiyle"uyuşmazlığın çözümününidari yargı yerine ait olduğu" gerekçesiyle görevret kararı verilmiş ise de, davacı tarafından; gerekiş mahkemesine verilen ilk dava dilekçesinde, gerekse mevcutdosyadaki dilekçelerinde, "2007 yılındasözleşmeli personel statüsüne geçtikten sonra daişçi olarak kabul edilmesi gerektiğine" ilişkinolarak iddialarda bulunulmasına karşın, davacının,"davalı idarede SSK'lı geçici işçi olarakçalıştığı 1993-2007 yıllarıarasındaki 14 yıllık süre için kendisine İşKanunu uyarınca kıdem tazminatı ödenmesine"yönelik asıl iddiasının bu davayı açmasınasebep olduğu ve uyuşmazlığın esas konusunu bu talebinoluşturduğu anlaşılmakta olup, görevli yargıyerinin belirlenmesi bakımından esas uyuşmazlığınait olduğu söz konusu yıllarda (1993-2007) davacınınsahip olduğu geçici işçi pozisyonunun dikkatealınması gerekir. Aksi halde, davacının emekli olduğudönemdeki kamu hukuku statüsü dikkatealındığında, kamu hukuku kurallarına göreuyuşmazlıkları çözümlemek durumunda kalan idariyargı yerinin, davacının İş Kanununa tabi olanhizmetleri için özel hukuk hükümlerini dikkate alarakkarar vermesi mümkün olamayacağından, esaslı hakkayıpları oluşabilecektir. Nitekim, davacının; 657 sayılıYasanın 4/B maddesi kapsamında aldığı iş sonutazminatını dava konusu yapmadığı, ısrarlaİş Kanunu kapsamında kıdem tazminatı ödenmesitalebinde bulunduğu görülmektedir. Buna göre, davacının talep ettiğikıdem tazminatının, 4857 sayılı İş Kanunukapsamındaki bir hak olması ve talep edilen uyuşmazlık konusu kıdem tazminatınındavacının geçici işçi olduğu 1993-2007yılları arasındaki 14 yıllıksüreye ilişkin bulunması nedeniyle, mevcut kıdemtazminatı uyuşmazlığıhakkında iş mahkemesincekarar verilmesi gerekmektedir. Diğeryandan, gerek iş mahkemesine verilen, dava dilekçesinde, gereksemevcut davada, reddedilen 19/04/2013 tarihli ilk dilekçede yeralmadığı halde, dilekçe ret kararı üzerine21/04/2014 tarihinde verilen yenileme dilekçesinde, "idareceödenen iş sonu tazminatında vergi kesintisi yapılmasınınyasaya aykırı olduğu" yolunda bir iddiada bulunulmuşise de, vergi uyuşmazlıklarına bakmakla görevli bulunanvergi mahkemesine ayrı bir dava olarak ikame edilmesi gereken vedavanın genişletilmesi mahiyetinde bir talep olan bu hususun, işmahkemesi ile idare mahkemesi arasında görevli yargı yerininbelirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir.” şeklindeki gerekçesi ile davanın adli yargınıngörev alanına girdiğini belirterek, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19.maddesi hükümleri uyarıncagörevli yargı merciinin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine, UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilinceye kadar davanın ertelenmesine kararvererek dosya Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Zafer TURANLI,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, MehmetAKBULUT ve Fikret ERES’in katılımlarıyla yapılan 15.02.2016günlü toplantısında: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanansorumluluk davasında adli ve idari yargı yerleri arasında 2247sayılı Kanunun 19.maddesinde öngörülen biçimdegörev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece,adli yargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalı belediyede 4857sayılı Kanun gereğince görev yapmakta iken, 5620sayılı “Kamuda Geçici İş PozisyonlarındaÇalışanların Sürekli İş Kadrolarınaveya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri,Geçici İşçi Çalıştırılmasıile Bazı Kanunlarda Değişiklik YapılmasıHakkındaki Kanun” gereği 5393 sayılı BelediyelerKanunu’nun 49. maddesi kapsamında tam zamanlısözleşmeli personel kapsamında çalışmaya devametmesinin ardından emekliye ayrılan davacının, hizmetakdine dayalı işçi statüsündeçalıştığı döneme ilişkin hak vealacakları dikkate alınmadan eksik ödenen kıdemtazminatının faizi ile birlikte ödenmesi istemiyleaçılmıştır. Her ne kadar davacı vekili, adli yargı yerindeaçtığı davada fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL. Kıdem tazminatıfarkı, 50,00 TL yıllık izin ücreti ve 50,00 TL, kamuikramiyesi bedelinin davalıdan tazminine karar verilmesini talepetmiş ise de; dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilenBursa 1. İdare Mahkemesi; 27.02.2014 gün ve 2013/530 Esas 2014/253Karar sayılı kararı sonrasında verdiği ikinci davadilekçesinde sadece kıdem tazminatı yönündengörev uyuşmazlığına konu idari yargı davasınınaçıldığı ve görevuyuşmazlığının da sadece kıdem tazminatıalacağı yönünden ele alınması gerektiğisonucuna varılmıştır. 4.4.2007 tarih ve 5620 sayılı “KamudaGeçici İş PozisyonlarındaÇalışanların Sürekli İşçiKadrolarına Veya Sözleşmeli Personel StatüsüneGeçirilmeleri, Geçici İşçiÇalıştırılması İle Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun” un (RG.21.4.2007,Sayı:26500) “Geçici işçilerin sürekliişçi kadrolarına veya sözleşmeli personelstatüsüne geçirilmesi” başlıklı 2.maddesinin (1) no’lu fıkrasının (a) bendinde “BuKanunun 1 nci maddesinin (a) bendinde belirtilen idarelerde fabrika,şantiye, atölye, çiftlik, arazi gibi işçiistihdamının zorunlu olduğu yerlerde işçiler eliylegördürülmesi gereken işlerde fiilençalışanlar sürekli işçi kadrolarına,bunların dışında kalan geçici işçilerise 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4üncü maddesinin (B) fıkrası hükümleriuyarınca sözleşmeli personel pozisyonlarına…geçirilir…” denilmek sureti ile davalı BelediyeBaşkanlığı’nda avukat statüsündeçalışan işçinin de içinde bulunduğuhizmet sınıfının 657 sayılı Kanun’un 4/Bmaddesi kapsamında sözleşmeli personel statüsünegeçirileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un aynı maddesinin (10)no’lu fıkrasında “Sözleşmeli personelstatüsüne geçirilenlere iş mevzuatına göreherhangi bir tazminat ödenmez. Bu personelin önceden kıdemtazminatı ödenmiş süreleri hariç, kıdemtazminatına esas olan toplam hizmet süreleri, 657 SayılıKanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasında belirtilen işsonu tazminatına hak kazanmada ve hesabında dikkatealınır.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 4 üncü maddesi ile 657sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasınaeklenen 3 üncü paragrafta ise “sözleşmeli personelseçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlaraödenebilecek ücretlerin üst sınırları ileverilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacakizinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri,pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ilesözleşme esas ve usulleri Devlet PersonelBaşkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kuruluncabelirlenir…” denilmektedir. Bakanlar Kurulu’nun 06.06.1978 tarih ve 7/15754sayılı Sözleşmeli PersonelÇalıştırılmasına İlişkin Esaslarbaşlığını taşıyan Kararı’nın7. Maddesinde; “(Değişik:2/9/2005 tarihli R.G.) Kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatlarında sözleşmeli olarakçalıştırılan yabancı uyruklu personel ilehaftalık çalışma saati süresi 40 (kırk) saatinaltında bulunan personel (Ek ibare: R.G. 24.06.2006;2006/10557) (Milli Eğitim Bakanlığındanorm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmenihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıylakapatılamaması hallerinde sözleşme ileçalıştırılacak öğretmenlerde 40 saatşartı aranmaz) hariç olmaküzere, en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan; a) 506 sayılı SosyalSigortalar Kanunu gereğince malûllük veyayaşlılık aylığı bağlanması veya toptanödeme yapılması, b) Hizmetlerine gerekkalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veyayenilenmemesi, c) İstihdamınailişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarıncailgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi feshetmesi, d) İlgilininölümü, hallerinden birinin vukubulmasından dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere,görev yapmakta olduğu pozisyon unvanı itibariyle, DevletMemurları Kanununa göre girebilecekleri hizmetsınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esasalınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsalipersonele 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmetyılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesitutarını geçmemek üzere, çalışılanher tam hizmet yılı için ayrılış tarihindekihizmet sözleşmesinde yazılı aylık brüt ücrettutarında iş sonu tazminatı ödenir. Bir yıldan artansüreler için de, tam yıl için hesaplanan miktardan osüreye isabet eden tutar kadar ödeme yapılır.”Denilmek sureti ile iş sonu tazminatı düzenlenmiş vekapsamı belirlenmiştir. Aynı Kararın aynımaddesinin devamı fıkralarında; “Bu tazminatınödenmesinde; daha önce iş sonu tazminatı, ikramiye vekıdem tazminatı ile benzeri ödemelerdedeğerlendirilmiş süreler dikkate alınmaz. İş sonutazminatı ödemesinde dikkate alınmış sürelerkıdem tazminatı ile 5434 sayılı Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı Kanunu hükümleri uyarıncaödenecek ikramiye hesabında değerlendirilmez. Ölümhalinde, yukarıdaki fıkra uyarınca hesaplanacak tutar,ölenin kanuni mirasçılarına ödenir. Kamu kurum vekuruluşlarının yurt dışıteşkilatlarında sözleşmeli olarakçalıştırılan yabancı uyruklu personelden;hizmetlerine gerek kalmaması veya yaş haddi nedenleriylesözleşmesi fesh edilen veya yenilenmeyenler, yerel sosyalgüvenlik mevzuatına göre emeklilik, malûllük veyaölüm nedeniyle ayrılanların iş sonu tazminatıkonusunda, yerel mevzuata uyulmasının zorunlu olmadığıdurumlarda, Dışişleri ve Maliye Bakanlıklarınınuygun görüşleri alınmak koşulu ilesözleşmelere hüküm konulabilir. Ancak bu yollaödenecek iş sonu tazminatı tutarı aralıksızolarak çalışılan her tam yıl için sonaylık sözleşme ücretinin %50'sini geçemez. Biryıldan artan süreler için de, tam yıl içinhesaplanan miktardan o süreye isabet eden tutar kadar ödemeyapılır. Bu statüdeçalışanların sözleşme koşullarınauymaması nedeniyle kurum tarafından, sözleşme esaslarıdışında herhangi bir nedenle çalışanlartarafından, sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesihallerinde, iş sonu tazminatı ödenmez. İş sonu tazminatıödemelerinde emsal belirleme hususları ile uygulamada ortayaçıkabilecek tereddütleri gidermeye MaliyeBakanlığı yetkilidir.” denilmek sureti ile iş sonutazminatının hesabında dikkate alınacak hususlara yerverilmiştir. Bu fıkralarda da belirtildiği üzere,kişinin 5620 sayılı kanuna tabi olarak 4/B li sözleşmelipersonel kadrosuna geçirilmeden önceçalıştığı ve iş sonutazminatının hesaplanması sırasında dikkatealınan süreler kıdem tazminatının hesaplanmasındadikkate alınmayacaktır. Nitekim Dosya kapsamındabulunan Bursa Büyükşehir BelediyesiBaşkanlığı’nın 20.05.2014 gün ve 83808sayılı açıklamasında da aynen; “Davacıİsmail İndir’in 5620 sayılı 'katındageçir, iş pozisyonlarında çalışanlarınsürekli işçi kadrolarına veya sözleşmelipersonı1 statüsüne geçirilmeleri geçiciişçi çalıştırılması ile bazıkanunlar hakkında değişiklik yapılması hakkındakanunun" 2. maddesinin (e) bendinde "Bu kanunun 1. maddesinin (c)bendinde belirtilen kurum ve kuruluşlardaçalıştırılanlardan 3/7/2005 tarihli ve 5393sayılı Belediye Kanunun 49. maddesinin üçüncüfıkrasında belirtilen görevlerde çalışmaktaolup bu görevlere ilişkin olarak norm kadroçerçevesinde ihdas edilmiş kadro unvanlarınaatanabilmek için gerekli olan şartları taşıyanlaristekleri halinde aynı fıkra hükümlerine uygun olaraksözleşmeli personel statüsüne norm kadroçerçevesinde ihdas edilmiş kadro unvanlarınaatanabilmek için gerekli olan şartları taşımayanlarile durumuna uygun boş kadro olmayanlar sürekli işçikadrolarına geçirilir." denildiğindenyazımızın ekinde bulunan hizmet sözleşmelerinden deanlaşılacağı üzere sözleşmeli personelstatüsüne geçmeyi kabul ettiğinden İçİşleri Bakanlığının 2007/1 nolu "5620sayılı kanunun 1. maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamına giren kamu farelerine ilişkin işlemlerhakkında tebliğ” inin 12 numaralı diğer hususlarbaşlığının 3.fıkrasında"sözleşmeli personel statüsünde geçirilenlereiş mevzuatına göre herhangi bir tazminat ödenmeyecektir.Ancak, geçici işçi olarak geçen kıdem tazminatınaesas olan toplam hizmet süreleri, sözleşmeli personel olarak hakkazanılacak iş sonu tazminatının hesabında dikkatealınacaktır" denildiğinden yapılan iş sonutazminat hesabında geçici işçilikte geçen hizmetsüreleri dikkate alınarak hizmet sözleşmesinin 8.maddesinde belirtilen 06.06.1978 tarihli 7/15754 sayılı bakanlarkurulu kararının 7. maddesinde belirtilen usul ve esaslarçerçevesinde, iş sonu tazminatının 193sayılı gelir vergisi kanunun 25. Maddesindeki indirimlerkapsamında sayılmadığından gelir vergisi kesilereködemesi yapılmıştır. Kişi adına herhangi bireksik ödeme söz konusu değildir. Ayrıca 2007yılından sonra ödenmediği ileri sürülen 6772sayılı kanuna göre ilave tediye ödemesinin kişiyleyapılan hizmet sözleşmesinin 5. maddesinin3.fıkrasında "sözleşmeli personele sözleşmeücreti dışında (657 sayılı devlet MemurlarıKanunun 146. maddesine göre tespit olunacak miktarı geçmemekkaydıyla 5393 sayılı belediye kanunun 82. maddesi gereğinceavukatlara ödenecek vekalet ücretleri hariç) herhangi bir adaltında aynı ve nakdi ödeme yapılamaz denildiğindenilave tediye ödemesi yapılması mümkünbulunmamaktadır.” denilmek sureti ile davacıya yapılanödemelerin 5620 sayılı Kanun ve bu kanun gereğinceuygulanması gereken 06.06.1978 tarihli 7/15754 sayılı bakanlarkurulu kararı ile İç İşleriBakanlığının 2007/1 nolu tebliği dikkate alınarakhesaplandığı, bu hesap sırasında davacınıngeçici işçilikte geçen sürelerinin kendisineödenen iş sonu tazminatında dikkate alındığıaçıkça belirtmiştir. Yukarıda açıklanan mevzuathükümleri uyarınca ve isteği üzerine,davacının 4857 sayılı Kanuna tabi“işçi” statüsünde davalı Belediyedegörev yapmaktayken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4üncü maddesinin (B) fıkrasında belirtilen“sözleşmeli personel” (kamu görevlisi)statüsüne geçirildiği, 6.7.2007 tarihli dilekçesiüzerine vaki bu statü değişikliğinin 5510sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.10.2008tarihinden önce gerçekleştiği, 657 sayılıKanunun 4/B maddesinde sözleşmeli personel statüsündegörev yapanlara ödenmesini öngördüğü“iş sonu tazminatı” nın ise gerçekte 5434 sayılıKanuna tabi kamu görevlilerine ödenecek “kıdemtazminatı” nin farklı bir adlandırılmasımahiyetini taşıdığı, “sözleşmelipersonel” statüsüne geçirilmeyle birlikte 5434sayılı T.C.Emekli Sandığı GenelMüdürlüğüyle (başvuru tarihi itibariyle 5510sayılı Kanunun 4/C maddesi uyarınca sigortalı olarak SosyalGüvenlik Kurumuyla) ilişkilendirilmesi gerektiğinden; istekleemekliye ayrıldığı 13.07.2011 tarihinde “iş sonutazminatı” nın (kıdem tazminatının) 657 ve 5434sayılı Kanunlar uyarınca ve 5620 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin(10) no’lu fıkrası, 06.06.1978tarihli 7/15754 sayılı bakanlar kurulu kararı ile İçİşleri Bakanlığının 2007/1 nolu tebliğininöngördüğü esaslar dahilinde kendisineödendiği, 5393 sayılı Belediye Kanununun “Norm kadrove personel istihdamı” başlıklı 49 uncu maddesinin deaçıklanan bu somut durumu ortaya koyduğu, dolayısıylakıdem tazminatının (iş sonu tazminatının)önceki işçi statüsündeki hizmeti dikkatealınmadan noksan ödendiği yolundaki davacıiddiasının, anılan mevzuat hükümleri dikkatealınarak değerlendirilmesi gerektiğianlaşılmaktadır. 31.5.2006 tarihve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağı hükümaltına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi’nin30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ilereddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğugibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bubakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılıkgörülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıda sözü edilenmevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararınınbirlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldı ki;T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğermahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesikararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510sayılı Yasanın yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Yasanınyürürlüğe girdiği tarihten önce,sözleşmeli personel (kamu personeli) olan davacının, hizmetakdine dayalı işçi statüsündeçalıştığı döneme ilişkin hak vealacaklar dikkate alınmadan eksik ödenen tazminatınınödenmesi istemiyle açtığı davanın; 5434, 5620ve 657 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarakçözüme kavuşturulacağıgözetildiğinde; idari yargı yerinde görüleceğisonucuna varılmıştır. Ayrıca herne kadar Bursa Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu’nun; karardüzeltme başvurusu üzerine verdiği 27.10.2015 gün ve2015/2501 Esas, 2015/2752 Karar sayılı kararında aynen: “….Bunagöre, davacının talep ettiği kıdemtazminatının, 4857 sayılı İş Kanunukapsamındaki bir hak olması ve talep edilen uyuşmazlıkkonusu kıdem tazminatının davacının geçiciişçi olduğu 1993-2007 yılları arasındaki 14yıllık süreye ilişkin bulunması nedeniyle, mevcutkıdem tazminatı uyuşmazlığı "hakkındaiş mahkemesince karar verilmesi gerektiğinden, bu husus dikkatealınmak suretiyle olumsuz görev uyuşmazlığıyaratılması ve konunun uyuşmazlık mahkemesinetaşınması amacıyla idare mahkemesince; görevyönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken,görevsiz olduğu konuda işin esasına girmek suretiyle kararverilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindekigerekçesi ile davanın görev yönünden reddine kararverilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; dava konusu edilen 1993-2007 yıllarıarasında geçici işçi statüsündegeçirilen geçen 14 senelik sürenin 5620 sayılıKanun ve bu kanun gereğince uygulanması gereken 06.06.1978tarihli 7/15754 sayılı bakanlar kurulu kararı gereğincehesaplanarak ödenen iş sonu tazminatı hesabında dikkatealınmış olması ve bu nedenle söz konusu hesabınyanlış yapıldığı iddiası ileaçılan davada, konunun 657 sayılı Kanun gereğince sözleşmelipersonel statüsünde olan davacıya ödenen iş sonutazminatının hesabının yasal mevzuata uygunluğunukapsaması nedeni ile, adı geçen mahkemenin bahsedilengerekçesine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü idariyargı yerinin görevine girdiğinden, Bursa 1. İdareMahkemesi’nin 31.12.2015 gün ve 2015/1394 Esas sayılıkararı ile 2247 sayılı Kanun’un 19. Maddesi gereğinceyaptığı başvurunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Bursa 1. İdare Mahkemesi’nin 31.12.2015gün ve 2015/1394 Esas sayılı kararı ile 2247sayılı Kanun’un 19. Maddesi gereğince yaptığıBAŞVURUNUN REDDİNE, 15.02.2016 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Zafer TURANLI Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Fikret ERES
Full & Egal Universal Law Academy