T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 974
KARAR NO : 2016 / 22
KARAR TR : 25.01.2016
ÖZET : Davacının er olarak askerlik görevini yaparken ve görev yaptığı sırada sivil plakalı aracın çarpması sonucu yaralanması nedeniyle oluştuğu öne sürülen manevi zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :N.K. Vekili :Av. H. Ö. Davalı :İçişleri Bakanlığı Vekili :Av. B. E. A. O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde özetle; davacının Ağrı İlJandarma Komutanlığında J.Er olarak görevyaptığı sırada kaza yapan araçta bulunanlarayardım için olay yerine gittiklerinde 02 KL 747 plakalıaraç sürücüsünün yolun dışındaduran davacıya ve bir başka askere çarparakdavacının yaralanmasına, diğer askerin ise şehitolmasına yol açtığını, sağ tibiakırığı oluşan davacının sağlam olarak askerlikgörevine başladığını, meydana gelen kazadandolayı çalışma gücünü kaybettiğini,bu sebeple 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatındavalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktetazmini istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. ANKARA ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ: 13.11.2013 gün, E:2013/702, K:2013/578 sayıile, meydana gelen olay sırasında davacının Diyadinİlçe Jandarma Komutanlığında er olarak görevliiken meydana gelen bir trafik kazasında yaralananlara müdahaleettikleri sırada yol kenarında bulunurken bir aracınçarpması sonucu yaralandığı, davalı idareninsorumluluğuna ilişkin davanın idari yargınıngörev alanına girdiği, 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 110.maddesinin bu davada uygulanamayacağı, bumaddede işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil bu Kanundan doğan sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğinindüzenlendiği, dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın işletenininveya sahibinin devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolmadığı, bu sebeple HMK'nun 114/1-b maddesinde düzenlenenyargı yolunun caiz olması dava şartıbulunmadığından davanın aynı Kanunun 115/2 maddesiuyarınca usulden reddinin gerektiği sonuç ve kanaatinevarıldığı gerekçesiyle açılandavanın usulden reddine karar vermiş, bu karar davacı vekilince temyizedilmiştir. Yargıtay 17. HukukDairesi: 29.6.2015gün, E:2014/2894, K:2015/9232 sayı ile, davacı vekilinin yerindegörülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ilehüküm fıkrasının davacı aleyhine vekaletücretine ilişkin bendinin hükümdençıkartılarak yerine "AAÜT'nin 7.maddesiuyarınca 1.320,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdanalınarak davalıya verilmesine" ibaresinin yazılmasınave hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir. Davacıvekili davalı İçişleri Bakanlığındanfazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 25.000,00 TLmanevi tazminat istemiyle askeri yargı yerinde dava açmıştır. ASKERİYÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRESİ: 21.10.2015gün ve E:2015/1631, K:2015/1662 sayı ile özetle, 19.01.2011tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun ile2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110’uncumaddesinde yapılan değişiklik gereğince davacıtarafından Mahkemelerinde açılan bu davanın görev veçözüm yerinin mahkemeleri olmayıp adli yargı yeriolduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyledavanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir. Davacıvekili Askeri ve Adli yargı yerlerince verilen görevsizlikkararları nedeniyle oluştuğunu önesürdüğü olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi isteminde bulunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan25.01.2016 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; 2247 sayılıYasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuzgörev uyuşmazlığı doğduğu, askeri idariyargı dosyası ve adli yargı dosyalarının 15. maddedebelirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerineson görevsizlik kararını veren mahkemece UyuşmazlıkMahkemesi'ne gönderildiği anlaşılmakla, manevi tazminatistemi yönünden usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının incelenmesine oy birliği ile kararverildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıAbdullah ER ile AYİM SavcısıHüsnü ERCAN’ın davada adli yargının görevliolduğu yolundaki sözlü ve yazılı açıklamalarıda dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının er olarak askerlik görevini yaparken ve görev yaptığı sırada sivil plakalı aracınçarpması sonucu yaralanması nedeniyle oluştuğuöne sürülen manevi zararın fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla tazmini istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı Kanunun19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde “ İşleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu yasadan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarındada bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacınınmerkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.”denilmiş olup, geçici 21.maddesinde ise “ Bu Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz. ”denilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacınınAğrı İl J.K.’lığına bağlı Diyadinİlçe J.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmaktaiken, 26.1.2012 tarihinde verilen bir emir üzerine Diyadin yolayrımından sonra Doğubeyazıt istikametine doğru 300 m.yoldan çıkarak kaza yapan İran plakalı araçtabulunanlara yardım amaçlı olay yerine gidildiğini,yardım faaliyetinin bitmesine müteakip olay yerinden ayrılmayahazırlanırken Ağrı-Doğubeyazıt istikametinedoğru giden 02 KL 747 plakalı aracınçarptığı ve bu çarpma neticesindedavacının yaralandığını ve birarkadaşının da şehit olduğunu, daha sonra sevkedildiği askeri hastanelerde tedaviler gördüğünüve 9.2.2012 tarihinde “C/59’a uyar sağ tibiakırığı” nedeniyle 2 aylık havadeğişimi raporu verildiğini, böylece sağlam olarakgittiği askerlik hizmeti sırasındayaralandığını, bu nedenle oluştuğu önesürülen zararlarının davalı idarecekarşılanmasını talep ederek davaaçtığı anlaşılmıştır. Yukarda belirtilen yasaldüzenleme karşısında, 2918 sayılı Kanun’unGeçici 21.maddesi nazara alındığında, davacının,uyuşmazlığa konu olaya ilişkin olarak Askeri Yüksekİdare Mahkemesi’ne dava açtığı tarih 1.9.2015olup, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un 110.maddesinin1.fıkrasının göreve ilişkin hükmüyürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bir dava bulunmadığından, 2918sayılı Kanun’un 110.maddesinin somut olayauygulanacağı tartışmasızdır. 2918 sayılı Kanunun 110uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi,şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırıgörmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir:“… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimikararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişimeparalel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125.ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 incimaddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, AnayasaMahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, AnayasaMahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararlarıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerledavanın görüm ve çözümü adli yargıyerinin görevine girdiğinden Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinceverilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SO N U Ç :Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 13.11.2013gün, E:2013/702, K:2013/578 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 25.01.2016 gününde Üye SüleymanHilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞI OY Anayasa’nın 125.maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmış olup, idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları ihlâl edilenler tarafındanaçılacak tam yargı davalarının görüm veçözümünün idari yargı yerlerinin görevinegirdiği tartışmasızdır. Bakılanuyuşmazlıkta Ağrı İl Jandarma Alay Komutanlığındajandarma er olarak görev yapan davacı, içinde yeraldığı trafik timinin görev bölgesi içindemeydana gelen bir trafik kazasında yaralananlara müdahale ettiklerisırada başka bir aracın çarpması sonucuyaralandığını, sürekli işgücükaybına uğradığını, uğranılanzararın kamu hizmetinin yerine getirilmesi esnasında meydanageldiğini, idarenin kusurlu yada kusursuz sorumluluk esaslarınagöre tazminle yükümlü bulunduğunu ileri sürerekmaddi ve manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle İçişleriBakanlığına karşı dava açmıştır. 2803 sayılı JandarmaTeşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 4 üncü maddesi ile,Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerininbir parçası olarak silahlı kuvvetlerle ilgili görevleri,eğitim ve öğrenim bakımından Genel KurmayBaşkanlığına; emniyet ve asayiş işleriylediğer görev ve hizmetlerinin ifası yönündenİçişleri Bakanlığına bağlanmışve Jandarma Genel Komutanı, Bakana karşı sorumlukılınmıştır. Anılan 2803 sayılıKanun’un 7. maddesinde, jandarmanın genel olarak görevlerinina)Mülki, b)Adli, c)Askeri ve d)Diğer görevler olduğubelirtilmiş ve mülki görevleri “emniyet ve asayiş ilekamu düzenini sağlamak, korumak, kollamak” şeklindetanımlanmış olup, buna göre, Jandarma Trafik Timindegörevli jandarma erinin trafik düzenini sağlama görevijandarmanın mülki görevleri arasında bulunmaktadır. Sayın çoğunluk,uyuşmazlığın çözümünde adliyargıyı görevli kabul eden görüşüne hukukidayanak olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun110/1 madde hükmünü esas almıştır. 11.01.2011 gün 6099sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 110. maddesine eklenen 1. fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir. Yapılan bu değişikliksonucu, 2918 sayılı Yasa'dan doğan sorumlulukdavalarının, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların neden olduğu zararlarailişkin olanları da dâhil olmak üzere adli yargıdagörüleceği, zarar görenin kamu görevlisiolmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasınıönlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağıöngörülmüştür. Sayın çoğunlukgörüşünün aksine eldeki uyuşmazlıkanılan yasa hükmü kapsamında kalmamaktadır. Zira, 2918 sayılıKanunun 85. maddesinde açıkça belirtildiği üzereyasa motorlu araçların işletilmesinden doğan zararlarnedeniyle araç işleteninin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir.Oysa ki somut olayda davalı idare, trafik kazasına karışanaracın ne sahibi ne de işletenidir. Bu bağlamda asker kişiolan davacının ifa ettiği görevin 2803 sayılıJandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununun 7/c maddesindebelirtilen ''askeri görev'' lerden olmayıp, aynı Kanunun 7/a,dmaddelerinde belirtilen ''mülki ve diğer görevler'' denolduğu anlaşılmakta olup, ifa edilen kamu hizmetinin yerinegetirilmesi sırasında uğranılan zararın tazminininamaçlanmış olması karşısında, idareningörevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü esnadakişilere verdiği zararın ödetilmesine yönelik bulunanuyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetinin usulüneve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespiti suretiyle idare hukuku kurallarına göreçözümlenebileceği açıktır. Davanınçözümünde idari yargı yerlerinden hangisiningörevli olduğuna gelince; Anayasa’nın 157. ve1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinegöre, bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesindebakılabilmesi için; dava konusu idari işlem ya da eylemin“asker kişiyi ilgilendirmesi“ ve “askeri hizmeteilişkin bulunması” koşullarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir. Olayda, idari eylemden dolayızarar görenin asker kişi olduğunda tartışma yok isede, tazminatın konusunu oluşturan zararın jandarmanınmülki görevi esnasında olması nedeniyle,yürütülen hizmetin niteliğinin askeri hizmete ilişkinolma koşulunu sağlamaması karşısında, davayabakma görevi, AYİM’e değil, idare mahkemesine aitbulunmaktadır. Her ne kadar, adli yargıyerince verilen görevsizlik kararı üzerine kendine gelendavayı incelediği sırada AYİM’ce, davaya bakmagörevinin görevsizlik kararı veren adli yargı yerine aitolduğu gerekçesiyle 2247 sayılı Yasa’nın 19.maddesi uyarınca başvuruda bulunulması nedeniyle ortada adli veaskeri yargı yerleri arasında doğmuş bir görevuyuşmazlığı bulunmakta ise de; 2247 sayılıYasanın 1. maddesine göre, adli, idari ve askeri yargı mercileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkiliolan Uyuşmazlık Mahkemesinin, davanınçözümü görevinin aralarındauyuşmazlık doğan yargı yerleri dışındakiüçüncü bir yargı düzenine ait olduğununsaptanması halinde de, bu yargı yerinin görevli olduğunubelirleyebileceğinin kabulü gerekir. Bu durum, kamu düzenindenolan görev sorununu kesin olarak çözümlemek ve busuretle, davaya görevli olmayan yargı yerlerincebakılmasını önlemek şeklindeki UyuşmazlıkMahkemesinin kuruluş amacına uygun bulunmaktadır. Belirtilen durumkarşısında ve yukarıda açıklanan nedenlerle,jandarma erinin mülki görevlerinden olan yol emniyet ve kontrolüdevriyesi sırasında uğranılan zarardan dolayı idareyekarşı açılan tazminat davasının görümve çözümünde genel idari yargı yeri görevliolduğundan, uyuşmazlıkta adli yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. Üye Süleyman Hilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy