T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 250
KARAR NO : 2015 / 263
KARAR TR : 6.4.2015
ÖZET : 5324 sayılı Kozmetik Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine aykırılıktan dolayı, aynı Kanun’un 6. maddesi uyarınca, söz konusu ürünün firma tarafından piyasaya arzının durdurulması ve piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin geri çektirilmesinin sağlanmasına ilişkin olarak verilen kararın kaldırılması istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :E. Şti. Vekili : Av. A.G. Davalı : T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiyeİlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu O L A Y :Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç veTıbbi Cihaz Kurumu’nun 23.5.2014 gün ve 44817881-71805488sayılı “idari yaptırım kararı” ile,Kurumun Analiz ve Kontrol Laboratuarları BaşkanYardımcılığı’nca, davacı şirkethakkında düzenlenen, inceleme analiz raporunda, “E. Şti.” adlı firmaya ait“Spectral DNC-N Breakthrough Hair Support System (60 ml, Seri No:C208221, imalat tarihi/son kullanma tarihi: -/3.2015)” adlıüründe, “Spectral DNC-N Breakthrough Hair Support System (60ml, Seri No: C301282, imalat tarihi/son kullanma tarihi: -/9.2015)”adlı üründe, “ Spectral DNC-N Breakthrough Hair SupportSystem (60 ml, Seri No:1109022, imalat tarihi/son kullanma tarihi:-/11.2013)” adlı üründe ve “Spectral DNC-NBreakthrough Hair Support System (60 ml, Seri No: C204101, imalat tarihi/sonkullanma tarihi: -/10.2014)” adlı üründe, KozmetikYönetmeliğinin Kozmetik Ürünlerin İçermemesiGereken Maddelerin Listesi (Ek-11/372)’ nde yer alan“Minoxidil” maddesinin bulunduğunun tespit edildiğindenbahisle, 5324 sayılı Kozmetik Kanunu’nun 4. maddesinin birincifıkrasının (d) bendine aykırılıktandolayı, aynı Kanun’un 6. maddesi uyarınca, sözkonusu ürünün firma tarafından piyasaya arzınındurdurulması ve piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin geriçektirilmesinin sağlanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, 23.5.2014gün ve 44817881-71805488 sayılı idari yaptırımkararının kaldırıl-masıistemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. ANKARA 11.İDARE MAHKEMESİ; 22.7.2014 gün ve E:2014/1313, K:2014/1011sayı ile, davacıya ait ürünlerin davacı tarafındanpiyasaya arzının durdurulması ve piyasaya arz edilmiş olanürünlerin geri çektirilmesinin sağlanmasınailişkin kararın, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 16.maddesinde belirtilen idari tedbirler kapsamında bulunduğu, bunedenle davada Kabahatler Kanunu’nun genelhükümlerinin uygulanması gerektiği açıklanarak,davanın çözümünde adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle davanın görevyönünden reddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Davacı vekili, aynı istemle adli yargıyerine itirazda bulunmuştur. İSTANBUL ANADOLU7. SULH CEZA HAKİMLİĞİ; 14.8.2014 gün ve D.İş:2014/442 sayı ile, davacıyaait ürünlerin davacı tarafından piyasaya arzınındurdurulması ve piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin geriçektirilmesinin sağlanmasına ilişkin kararın idari tedbir niteliğinde yaptırım olduğu, 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27/1. maddesinde, idari paracezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idariyaptırım kararına karşı sulh ceza mahkemesinebaşvurulacağının, 27/8. maddesinde, idari yaptırımkararının verildiği işlem kapsamında aynıkişi ile ilgili olarak idari yargının görevalanına giren kararın da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkinhukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciindegörüleceği yönünde yasa hükmübulunduğu, böylece davanın çözümününidari yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle itirazıngörev yönünden reddine ve görevli merciin belirtilmesiiçin dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine de karar vermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 6.4.2015 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlık MahkemesiGenel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun bütünüyle incelenipdeğerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘cezauyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya daşahsi davacının talebi ile başlayan yargılamasısonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatinehükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasındaçıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılmasıgerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idariorganlara bırakılan cezalar, adli nitelikteolmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya daaçılan davalar ‘ceza davası’ olaraknitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalarailişkin görev ve hükümuyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin HukukBölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği...” açıkça belirtilmiştir. Budurum gözetildiğinde, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının Hukuk Bölümündeincelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Olay kısmındabelirtildiği üzere, tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmiş birgörevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelendavayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğuseçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir. 1- 2247 sayılıYasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesiiçin adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinintarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsizgörmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmişolması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir.” hükmüne göre, adliyemahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine idariyargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığıdoğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir. 2- 2247 sayılıYasanın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeri yargımercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayanveya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlikkararı veren merciin görevli olduğu kanısınavarırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindekiişin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesinedeğin erteler ” hükmüne göre ise, idari yargıyeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararıveren adli yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli birkarar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvurukararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesincekarar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu daihtiva etmesi gerekir. Yasa koyucu, 14. maddeyegöre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır. Olayda,adli yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş, görevli merciin belirtilmesiiçin re’sen Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulmasına da karar verilmiş, idari yargı dosyasınınonaylı örneği de temin edilerek, dava dosyasıUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. Bu haliyle, her ne kadar 2247sayılı Yasada öngörülen yönteme uymamakta ise de,davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığıgözetilerek, Sulh Ceza Hakimliğince re’sen yapılanbaşvurunun 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi kapsamındaolduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesininönüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerek UyuşmazlıkMahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, 5324 sayılıKozmetik Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (d)bendine aykırılıktan dolayı, aynı Kanun’un6. maddesi uyarınca, söz konusu ürününfirma tarafından piyasaya arzının durdurulması ve piyasayaarz edilmiş olan ürünlerin geri çektirilmesininsağlanmasına ilişkin olarak verilen kararın kaldırılmasıistemiyle açılmıştır. 24/3/2005 gün ve 5324sayılı Kozmetik Kanunu’nun, “ İdarî paracezaları” başlıklı 5. madde-sinde, idari paracezalarının hangi hallerde ve ne miktarda verileceğibelirtildikten sonra, verilen para cezalarına dair kararlarınilgililere 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinegöre tebliğ edileceği, bu cezalara karşı tebliğtarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idaremahkemesine itiraz edilebileceği, itirazın, verilen cezanın yerinegetirilmesini durdurmayacağı öngörülmüşken,bu madde, 8.2.2008tarihinde yürürlüğe giren; 23.1.2008 gün ve 5728sayılı Kanun’un 572. maddesiyle, “Bu Kanunun; a) 3 üncü maddesininbirinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklerindenherhangi birini ihlal eden üreticiye yirmibin Türk Lirası, b) 4 üncü maddesinin; 1) (a) bendinde belirtilenyasaklardan herhangi birine uymayan üreticiye yirmibin TürkLirası, 2) (b) bendinde belirtilenpersoneli istihdam etmeyen ve (c) bendi uyarınca bildirimde bulunmayanüreticiye onbin Türk Lirası, 3) (d) bendine aykırıhareket eden kozmetik ürünün üreticisine ellibin Türk Lirası, 4) (e) bendine göremuhtevasında hiç bulunmaması gereken maddeler içerenkozmetik ürünleri piyasaya arz eden üreticiye yirmibin TürkLirası, muhtevasında belirli limit ve şartların dışındamaddeler içeren kozmetik ürünleri piyasaya arz edenüreticiye onbeşbin Türk Lirası, 5) (g) bendinde belirtilenyükümlülüğü ihlâl eden üreticiyeyirmibin Türk Lirası, idarîpara cezası Sağlık Bakanlığınca verilir. Bu Kanuna göre idarîpara cezasını gerektiren fiilin tekrarı hâlindeidarî para cezaları iki kat olarak uygulanır. Bu maddeye göre idarîpara cezası verilmiş olması, ihlâl edilenyükümlülüğün niteliğine göre gerekendiğer idarî tedbirlerin ve müeyyidelerin uygulanmasınaengel olmaz” şeklinde değiştirilmiş; “Üretici veyükümlülükleri” başlıklı 4. maddesininbirinci fıkrasının (d) bendinde de; “ Bir kozmetikürünü üreten, imal eden, ıslah eden veyaürüne adını, ticarî markasını veyaayırt edici işaretini koymak suretiyle kendini üretici olaraktanıtan gerçek veya tüzel kişi; üreticininTürkiye dışında olması halinde, üreticitarafından yetkilendirilen temsilci veyaithalatçı; ayrıca, ürünün tedarik zincirindeyer alan veya faaliyetleri ürünün güvenliğineilişkin özelliklerini etkileyen gerçek veya tüzelkişi, bu Kanunun uygulanması bakımından üreticisayılır. Üreticinin yükümlülükleriaşağıda belirtilmiştir: (….) d) Kozmetik ürün, normal ve üretici tarafındanönerilen şartlar altında uygulandığında veyaürünün sunumu, etiketlenmesi, kullanımına dairaçıklamalara veyahut üretici tarafından sağlananbilgiler dikkate alınarak öngörülecek kullanımşartlarına göre uygulandığında, insansağlığına zarar vermeyecek nitelikte olmak zorundadır.”hükmü yer almış; “Diğer idarî müeyyideler ve tedbirler”başlıklı 6. maddesinde, “ Bu Kanun hükümleri ilebu Kanuna göre yürürlüğe konulan yönetmelik vediğer düzenlemelerde belirlenen esaslara uygunolmadığı tespit edilen kozmetik ürünler ile ilgiliuyarı, piyasadan toplatma ve imha için gereken işlemler ilekozmetik ürün üretim yerinin ıslahı vegerektiğinde kapatılması ile ilgili bütün tedbirlerialmaya ve uygulamaya Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu Kanun ile bu Kanuna göre çıkarılan mevzuatauygunluğu belgelenmiş olsa dahi, bir ürünün genelsağlık yönünden güvenli olmadığına dairkesin belirtilerin bulunması halinde, bu ürünün piyasayaarzı, kontrol yapılıncaya kadar SağlıkBakanlığınca geçici olarak durdurulur. Kontrol sonucunda ürünün genel sağlıkyönünden güvenli olmadığının tespit edilmesihalinde, masrafları üretici tarafından karşılanmaküzere Sağlık Bakanlığı; a) Ürünün piyasaya arzınınyasaklanmasını, b) Piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadantoplanmasını, c) Ürünlerin, güvenli hale getirilmesinin imkânsız olduğudurumlarda, taşıdıkları risklere göre kısmen yada tamamen imha edilmesini, d) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen önlemler hakkında gereklibilgilerin, ülke genelinde dağıtımı yapılan ikigazete ile ülke genelinde yayın yapan iki televizyon kanalındailanı suretiyle risk altındaki kişilere duyurulmasını, Sağlar. Risk altındakikişilerin yerel yayın yapan gazete ve televizyon kanallarıvasıtasıyla bilgilen-dirilmesinin mümkün olduğudurumlarda, bu duyuru yerel basın ve yayın organları yoluyla,risk altındaki kişilerin tespit edilebildiği durumlarda ise bukişilerin doğrudan bilgilendirilmesi yoluyla yapılır. Türk Ceza Kanunuhükümleri saklıdır. ” denilmiştir. 5324 sayılı KozmetikKanunu’nda yapılan değişiklikle idari para cezasına veidari tedbirlere karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeyeyer verilmemiştir. Öte yandan, 30.3.2005tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinideğiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a) İdarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümleri, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde, b) Diğer genelhükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi yaptırımını gerektiren bütünfiiller hakkında, uygulanır”denilmiş; Kanunun 16. maddesinde, kabahatlerkarşılığında uygulanacak olan idariyaptırımların idari para cezası ve idari tedbirlerdenibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuyageçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerolduğu hükme bağlanmış; “Başvuruyolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise"idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir"düzenlemeleri yer almıştır. Bu düzenlemeleregöre; Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırımkararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamudüzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanınaçıldığı andaki kurallara göre görevliolan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise,(davanın açıldığı anda görevli olan vefakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, davagörevsiz mahkemede açılmış, bu sıradayapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme odava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artıkgörevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli halegeldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenenuyuşmazlıkta, öngörülen “ürününfirma tarafından piyasaya arzının durdurulması ve piyasayaarz edilmiş olan ürünlerin geri çektirilmesininsağlanmasına” ilişkin idari tedbir kararının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu, 5324 sayılıKozmetik Kanunu’nda idari para cezasına ve idari tedbirlere itirazkonusunda görevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesindebelirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından,ürünün firma tarafından piyasaya arzınındurdurulması ve piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin geriçektirilmesinin sağlanmasına ilişkin idari tedbirkararına karşı açılan davanın görümve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1)numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 19.madde kapsamında görülenbaşvurusunun reddi ile, aynı Hakimlikçe verilen görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 19. maddekapsamında görülen BAŞVURUSUNUN REDDİ ile, aynıHakimlikçe verilen 14.8.2014 gün veD.İş: 2014/442 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 6.4.2015 gününde OYBİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy