T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2015 / 797 KARAR NO : 2015 / 812 KARAR TR : 30.11.2015 ÖZET : 5754 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce T.C. Emekli Sandığı emeklisi olan davacının, kalp rahatsızlığı sebebiyle geçirdiği ameliyat sırasında kullanılan stentle ilgili bedelin tarafına ödenmesi talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin işleminin iptali ve stent bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açtığı davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : Ö.N. Vekilleri :Av. M.C.A. & Av. M.E. (Adli Yargıda) Davalı :SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı Vekilleri :Av. M.Ş.K. (İdariYargıda) Av. D.A. (AdliYargıda) O L A Y : Davacı davadilekçesinde; “Aniden rahatsızlanmam üzerine ÖzelVeni Vidi Hastanesine geldim. Doktor kontrolünden sonra acilen anjiyoyaalındım. Anjiyodan sonra damarlarımdan iki tanesinin ileriderecede tıkanık olduğu (biri yüzde 99, biri de yüzde80) ve bunlara da stent takılması gerektiği söylendi, bununüzerine kalbime raporlarda belirtildiği üzere 2 adetilaçlı stent takıldı. Bunların ayrıca model veölçüleri raporlarda belirtilmiştir. Özel Veni Vidihastanesi bu stentlerin bedelini ekte belirttiğim fatura üzerindenşahsıma fatura etmiştir. Bu iki stent içinşahsımdan faturada da belirttiğim üzere 7.600,00 TL paratahsil etmiştir. Bunun üzerine 26yıllık devlet memurluğuma güvenerek Siirt SosyalGüvenlik Kurumundan hastaneye ödediğim 7.600.00 TL’nintarafıma ödenmesinin yazılı olarak istedim. Siirt SGKİl Müdürlüğü de 08.01.2010 tarih veB.13.1.SGK.4.56.00.00./I1I 105690 sayılı yazı ile bunuödemeyeceklerini: Kuruma ibraz ettiğim faturadoğrultusunda tarafıma kullanılan ilaçlı stentlerinişlemi uygulaması tanıya dayalı işlem listesindegeçen fiyat üzerinden oluşan 3 katlık fiyat farkıiçerisinde bulunmak şartıyla ödendiği, hastanenüç katma kadar farkı hastadan talep etmesi halinde kurumumuzcauygun görülmeyerek ödenmediği gerekçesiyle talebiminreddetmiş ve toplam 7.600.000 TL tedavi giderini ödemeyereküstümde bırakmıştır. Davalı Kurumlarabağlı kuruluşlarca tesis edilen işlemler, en baştaAnayasamıza ve Anayasamız doğrultusunda düzenlenen 657sayılı yasaya aykırıdır. 657 sayılı yasanınTedavi Yardımı Başlıklı 209.maddesiincelendiğinde ‘Devlet Memurlarının ....Hastalanmaları halinde, evlerinde veya resmi veya özelsağlık kurum ve kuruluşlarında ayakta veya yataraktedavileri kumrularınca sağlanır. Ancak .tedavi ve yolmasraflarının ödenebilmesi için .tedaviye tabip raporuile lüzum gösterilmesi şarttır.’ Hükmüneyer verildiği de ayrıca görülecektir. Hal böyleyken, davalıkurumlara bağlı kuruluşların yasal düzenlemelereaykırı görüşler belirterek hele hele kalp krizi riskitaşıyan emekli memurun tedavi giderlerini ödememeyönünde işlem tesis etmeleri mevzuata ve yerleşikDanıştay içtihatlarına aykırıdır. Danıştay İdariDava Dairelerinin E: 1998/79 K: 1999/460 sayılı karar veDanıştay Beşinci Daire Başkanlığının E:1980/13695 K: 1984/4215 sayılı kararları ve Mahkemenizce verilenkararlar tetkik edildiğinden görüleceği üzere: çeşitlinedenlerden dolayı Devlet Memurlarının Kurumlarıncaödenmeyen Tedavi Giderlerinin 657 sayılı yasanın209.maddesine aykırı olduğu ve ödenmeme şeklinde tesisedilen işlemlerinin iptal edildiği açıkçagörülecektir. Bu nedenlerdenötürü davalılarca tesis edilen tedavi giderlerininödememe işlemlerinin yürütmenin durdurulmasına veneticede iptaline karar verilmesi gerekir. Zira tarafıma uygulanantedavinin maliyeti nazara alındığında: emekli memurumaaşımla bu meblağı karşılamamınmümkün olmadığı alenidir. Bu nedenle acilenyürütmenin durdurulmasına ve bu meblağın tarafımaödenmesine karar verilmesi gerekir. NETİCE VE TALEP: Davalıİdareye bağlı kurumlarca haksız ve hukuka aykırıolarak tesis edilen yukarıda tarih ve numarası yazılıbulunan işlemin iptaline tedavi giderimin davalı idareye yaptığımbaşvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birliktedavalı idareden alınarak tarafıma ödenmesine yargılamagiderlerinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesine”demek suretiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. Diyarbakır 1.İdareMahkemesi: 30.12.2010gün ve E:2010/208, K:2010/2872 sayılı kararı ileözetle; “5510 sayılı Kanunla daha önce EmekliSandığı, SSK ve Bağ-kur tarafından ayrı ayrımevzuat ve farklı statüyle verilen sigorta hizmetleri tekçatı altında birleştirilmiş, aradaki mevzuat vestatü farklılığı giderilerek sigorta ve sağlıkhizmetlerinin sunumunda tekdüzelik sağlanmıştır. Bu itibarla, 5510sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca, davacınınyararlandığı sağlık hizmeti giderinin davalıkurumca ödenmesi istemine dayanan işbu davanın görümve çözümünün adli yargının (işmahkemelerinin) görev alanına girdiği sonucunavarılmıştır.” demek suretiyle davanın görevyönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Davacıaynı istemiyle bu kez adli yargı yerinde davaaçmıştır. SiirtAsliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla): 26.04.2012gün, E:2011/24, K:2012/847 sayılı kararında özetle; “davalıkurumun, Sağlık Uygulama Tebliği’ne göreödeyebileceği 1.181,03 TL’yi tedaviyi yapan hastaneye13.04.2012 tarih ve 7094213 sayılı yazısındananlaşıldığı üzere ödediği, davalıkurumun ilaçlı stend bedelini ödeyeceğine ilişkinbir dayanak bulunmadığı anlaşılmakla davanınreddi yönünde karar vermek gerekmiştir.” demek suretiyledavanın reddine karar vermiştir. İşbukarara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerineYargıtay 21. Hukuk Dairesi 24.10.2013 gün ve E:2012/13616,K:2013/19245 sayılı ilamı ile özetle; “Somut olayda,davacının emekli memur durumu araştırılarak, emeklimemur olduğu tespit edildiğinde uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevalanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK’nın114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolununcaiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine kararverilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılışekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmanedenidir.” şeklindeki gerekçesiyle hükmünbozulmasına karar vermiştir. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla): 18.03.2014 gün ve E:2013/1235, K:2014/254sayılı kararı ile özetle; “Mahkememizce yapılanyargılama, toplanan deliller, davacı beyanları, davalıbeyanları ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı,tedavisinin gerçekleştirildiği dönem itibariyle, genelsağlık sigortası yönünden 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na tabi olup; 5510Sayılı Yasanın başlıklı 63.maddesinin (f) bendi, Kurum, finansmanısağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedaviyöntemleri ile, (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinintürlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini,ödeme usul ve esaslarını SağlıkBakanlığı'nın görüşünü alarakbelirlemeye yetkilidir. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusalve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir.Komisyonların çalışma usul ve esasları MaliyeBakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nıngörüşü alınarak kurumca belirlenir> düzenlemesiniiçermektedir. Yine, 25.03.2010 tarih ve 27532sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu SağlıkUygulama Tebliğinin, Tıbbi Malzeme Temin Esasları 7.1.maddesinin 18. fıkrasında kuralı uyarınca ilaçlı stentbedellerinin kurumca ödenmeyeceğinin belirtildiği, bilimselaraştırma ve makalelere göre halihazırda kullanımaçısından ilaçlı stentlerin ilaçsızstentlerle karşılaştırıldığında mutlakbir zorunlu endikasyonuolmadığı,dolayısıyla zorunlu tedavi hizmeti kapsamındadeğerlendirilemeyeceği, davalı kurum tarafındansigortalılara yapılacak tedavi ve ilaç yardımlarıarasında ilaçlı stent bedelinin bulunmadığı,davalı kurumun Sağlık Uygulama Tebliği'ne göreödemesi gereken 1.181,03 TL'yi tedaviyi yapan hastaneye 13/04/2012 tarihve 7094213 sayılı yazısındananlaşıldığı üzere ödediği, davalıkurumun ilaçlı stent bedelini ödeyeceğine ya daödemesi gerektiğine ilişkin bir dayanak ya da mevzuathükmü bulunmadığı anlaşılmakla davanınreddi yönünde kararvermek gerekmiştir.” demek suretiyle davanın yeniden reddinekarar vermiştir. İşbu kararakarşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay21. Hukuk Dairesi 19.03.2015 gün ve E:2015/1891, K:2015/5661sayılı ilamı ile özetle; “Dava, davacınınrahatsızlığı sonucu ilaçlı stentuygulaması nedeniyle ödemiş olduğu 7.600,00 TL'nindavalı Kurum'dan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizin 24.10.2013günlü bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılanyargılamada, davacının ödediği bedelin davalıKurum tarafından karşılanmasını gerektirecek mevzuatolmadığı için davanın reddine kararverilmiştir. Mahkemece bozma kararınauyulduğu halde, bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir.9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca bozma kararma uyan mahkemeartık bozma kararı gereğince işlem yapmak vehüküm vermek zorundadır. Gerçekten mahkemeceuyulmasına karar verilen bozma kararında; davacının tabiolduğu sigorta kapsamı araştırılıp, emekli memurolması durumunda idari yargının görevli olmasınedeniyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine kararverilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yapılacak iş;davacının Orman Genel Müdürlüğübünyesinde memur olarak çalışması sonucu emekliolması nedeniyle davanın adli yargı görev alanındadeğil, idari yargı görev alanında olması nedeniylegörevsizlik nedeniyle usulden reddine karar vermekten ibarettir. Mahkemece bozma kararmauyulmasına rağmen bozma kararı doğrultusunda kararverilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının buyönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli vehüküm bozulmalıdır.” demek suretiyle hükmünbozulmasına karar vermiştir. Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla): 14.05.2015 gün ve E:2015/305, K:2015/556sayılı kararı ile özetle; “davacının OrmanGenel Müdürlüğü bünyesinde memur olarakçalışması sonucu emekli olması nedeniyledavanın adli yargı görev alanında değil, idariyargı görev alanında olması nedeniyle görevsizliknedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.”demek suretiyle davanın görev yönünden reddine kararvermiş ve karar kesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan30.11.2015 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; idari ve adli yargıyerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının, davacının istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece, idari yargıdosyası da temin edilmek suretiyle mahkememize gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, idari ve adli yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim İsmail SARI’nın, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıUğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, emeklisandığı emeklisi olan davacıya 7.5.2009 tarihindeyapılan tedavisi neticesinde takılan ve bedeli davacıtarafından ödenen ilaç salınımlı stent bedeli 7.600,00TL’nin tarafına iadesi istemiyle yapılan başvurununreddine ilişkin Siirt Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü’nün 08.01.2010 tarih ve 105690 sayılıişleminin iptali ile 7.600,00 TL tutarındaki ilaçlı stentbedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; emeklisandığı emeklisi olan davacının 7.5.2009 tarihindekitedavisi neticesinde ilaç salınımlı stenttakıldığı, 07.05.2009 tarihli faturaya göre davacınınbu tedavi nedeniyle 7.600,00 TL ödemek zorunda kaldığı,davacı tarafından stentle ilgili bedelin tarafına ödenmesitalebiyle davalı idareye müracaat edildiği, bumüracaatın 08.01.2010 tarihinde reddi üzerine, ret işlemininiptali ile stent fatura bedelinin davalı idareden faizi ile birlikteödenmesi istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. 31.5.2006 tarihve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlarve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğüve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerininuygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıklarınçözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılıkgörülmemiştir. Ancak,yukarıda açıklandığı üzere 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ileilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasındandoğan idari işlem ve idari eylem niteliğindekiuyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devamedeceği açıktır…” Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510sayılı Yasanın yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girdiği tarihte devlet memuruolarak emekli olan davacı tarafından açılan davanın,görüm ve çözümünün idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Diyarbakır 1.İdare Mahkemesince verilen görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ: Davanınçözümünde İDARİ YARGI YERİNİNgörevli olduğuna, bu nedenle Diyarbakır 1. İdareMahkemesince verilen 30.12.2010 gün ve E:2010/208, K:2010/2872 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.11.2015gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy