T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2015 / 216 KARAR NO : 2015 / 231 KARAR TR : 6.4.2015 ÖZET: 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatı ile çalışmaya başlamış ve emekliye ayrılmış olan davacının, kalp rahatsızlığı nedeni ile gördüğü tedavi sırasında kullanılan ilaçlı stent bedelinin davalı kurumca karşılanıp karşılanamayacağına ilişkin uyuşmazlığın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :F.C. Vekili :(Adli Yargıda): Av.M.E. Davalı :Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı Vekilleri : Av.Y.Ç., Av.Ş.B. O L A Y :1)Emekli Sandığına bağlı olarak 1984yılında emekliye ayrılan davacı; tedavisindekullanılan ve bedeli kendisi tarafından karşılanan bir adetilaçlı stent bedeli olan 3.321,00-TL'nin tarafınaödenmesi istemiyle yaptığı 17.11.2008 günlübaşvurusunun reddine ilişkin 07.01.2009 gün ve 1162413sayılı Çanakkale Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü işleminin iptali ile anılanbedelin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesinekarar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır. 2)Çanakkaleİdare Mahkemesi; 30.6.2009 gün ve E:2009/106, K:2009/422 sayıile işlemin iptaline karar vermiş; Çanakkale Bölgeİdare Mahkemesinin; 28.10.2009 gün ve E:2009/1825, K:2009/1930sayı ile bu kararı yetki yönünden bozmasıüzerine, Çanakkale İdare Mahkemesi; 29.12.2009 gün veE:2009/674, K:2009/769 sayı ile dava dosyasının Ankaraİdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. ANKARA5.İDARE MAHKEMESİ: 24.2.2010 gün ve E:2010/231, K:2010/229sayı ile, 5434 sayılı Emekli SandığıKanunu'nun Geçici 139. maddesinde Sandıkiştirakçilerinin tedavi giderlerine ilişkin hükümleryer almakta iken, bu Kanunun anılan hükmünün de yeraldığı bir kısım hükümleriniyürürlükten kaldıran ve Emekli Sandığınailişkin getirilen hükümleri 1 Ekim 2008 tarihinden itibarenyürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar veGenel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1. maddesinde; bu Kanununamacının, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasıbakımından kişileri güvence altına almak, busigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, buhaklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanmayöntemlerini belirlemek, sosyal sigortaların ve genelsağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usul veesasları düzenlemek olduğu belirtilmiş, “GenelSağlık Sigortası Geçiş Hükümleri”başlıklı Geçici 12.maddesinin 8.fıkrasında;ilgili kanunları gereği tedavi yardımlarıkarşılanan kişilerin, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, buKanun açısından genel sağlık sigortalısıveya genel sağlık sigortalısının bakmaklayükümlü olduğu kişi sayılacağı kuralabağlanmış, “UyuşmazlıklarınÇözüm Yeri” başlıklı 101. maddesinde ise;Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanununhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğihükmünün yer almış olduğu; davadosyasının incelenmesinden; emekli olan davacı tarafından,tedavisinde kullanılan ve bedeli kendisi tarafındankarşılanan bir adet ilaçlı stent bedeli olan3.321,00-TL'nin tarafına ödenmesi istemiyle yapılan 17.11.2008günlü başvurunun reddine ilişkin 07.01.2009 gün ve1162413 sayılı Çanakkale Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü işleminin iptali ile anılanbedelin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikteödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanınaçıldığınınanlaşıldığı; bu durumda; 5434 sayılı Kanunkapsamındaki tedavi giderlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklaridari yargı yerlerinde görülüpçözümlenmekte iken, 5510 sayılı Kanun ile, 5434sayılı Kanunun tedavi giderlerine ilişkin hükümlerinin01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüktenkaldırıldığı, aynı Kanun'da sağlıksigortasına ilişkin hükümlerin düzenlendiği,davacının, tedavisinde kullanılan tıbbi malzeme bedelininödenmesi için başvuru yaptığı tarihte 5510sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu gözönüne alındığında, malzeme bedelinin ödenipödenmeyeceği hususu anılan Kanun hükümleriuyarınca değerlendirileceğinden, daya konusuuyuşmazlığın yukarıda yer verilen Kanunhükümleri uyarınca adli yargı yerince (İşMahkemelerinde) görülüp çözümlenmesigerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle;davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 15/1-a maddesi hükmü uyarınca görevyönünden reddine karar vermiş; itiraz edilmesi üzerine bukarar Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve E:2010/5847,K:2010/7149 sayılı kararıyla onanmış vekesinleşmiştir. 3) Davacıbu kez; Çanakkale İdare MahkemesininE:2009/106 K:2009/422 ve 30.06.2009 günlü kararına istinadenSosyal Güvenlik Kurumunca tarafına ödenen ilaçlıstend bedelinin; Ankara İdare Mahkemesince, davanın görevyönünden reddine karar verilmesi üzerine, Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığınca 23.12.2010 gün ve 19-493.416sayılı yazısıyla geri istenildiğini, bu yazıya31.12.2010 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiğini; ilaçlıstend bedelinin geri istenmesi işleminin usul ve yasaya aykırıolduğunu ifade ederek; SGK’na borçluolmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle adliyargı yerinde dava açmıştır. Çanakkaleİş Mahkemesi; 7.6.2013 gün ve E:2011/10, K:2013/240 sayıile, uyuşmazlığın esasını inceleyerekdavanın reddine karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine bu kararYargıtay 10.Hukuk Dairesinin 28.11.2014 gün ve E:2014/19828,K:2014/24805 sayılı kararıyla, görev noktasındanbozulmuştur. ÇANAKKALEİŞ MAHKEMESİ: 9.2.2015 gün ve E:2014/564, K:2015/31sayı ile, dava dilekçesinin ve idarenin cevap dilekçesinegeniş olarak yer verdikten sonra, aynen; " Mahkememizcebilirkişi incelemesi yaptırılmış bilirkişiraporunda; Davacıya 05/11/2008 tarihinde kritik koroner damarına 3.0çapxl6 uzunluk (mm) ebatında 1 adet ilaç salımıyapan stend uygulandığı, hastaya uygulanan söz konusustendin referans damara çapının 3.0 mm nin altındaolmadığı bu haliyle SUT'a ilave edilen 7.3.25 numaralımaddenin (a) bendinde aranan şartın somut olaydabulunmadığı, yine davacıya kullanılan stenduzunluğunun yukarıdaki maddede aranın 15 mm nin üzerindeolduğu yine teknik bölümünde yapılandeğerlendirmeler kısmında daaçıklandığı üzere davacıya kullanılanstend çeşidinin zorunlu olmamakla birlikte hastanın diyabetikoluşundan dolayı tercih sebebi olabileceği görülmekleyapılan bu tespitin ve değerlendirmelerle göre davacıyauygulanan ilaç salınımlı stend uygulaması nedeniyleyapılan ilaçlı stend kullanım bedelinin SUT un 7.3.25 amaddesi gereğince bedelinin kurumca ödenmesini gerektirirşartları taşımadığıanlaşılmış ise de 15/10/2010 tarihli karardan öncedavacıya stend uygulamasının yapıldığı tariholan 05.11.2008 tarihi itibari ile tedavi yardıma ilişkin uygulamatebliğlerinde ve ekindeki listelerde ilaçlı kroner stendlerinhangi durumlarda kullanılması gerektiği ve nasıl birödeme yapılacağına dair kesin bir kuralbulunmadığı, yönünde rapor ibraz etmiştir. Davatedavi giderlerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkememizceyapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporları, tıbbiraporları ve tüm dosya kapsamına göre; Davacınındiyabet ve kolestrol yüksekliği hastalıkları olduğu,kalp damar hastalığı ile ilgili olarak yapılan ajiyografisonucunda yapılan kalbin sol ön damarında tespit edilendarlık nedeniyle balon ajiyoplasti yapıldığı, bunagöre Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyolji AnaBilim dalının 5.11.2008 tarihli raporuna göre ilaçsalınımlı yapan stendt uygulandığı, davacıFatma Cengiz e uygulanan stend tedavisinin öncelikle tıbbiyaklaşım olduğu konusunda teknik yönden yapılandeğerlendirmede kanaate varıldığı ancak davacıyauygulanan stendtin referans damaraçapının 3 mm ninaltında olmadığı bu haliyle SUT ta ilave edilen 7.3.25 numaralımaddenin a bendinde aranan şartın somut olaydabulunmadığı, davacıya kullanılan stendtuzunluğunun 15 mm üzerinde olduğu, davacıya kullanılanstendt çeşidinin zorunlu olmamakla birlikte hastanın diyabetikoluşundan dolayı tercih sebebi olabileceği, ancak yürürlüktekimevzuat hükümlerine göre SUT un 7.3.25 a maddesi gereğinceilaçlı stend kullanım bedelinin kurumca ödenmesinigerektirir şartları taşımadığı, bu nedenlede davacı tarafın talebinin yerinde olmadığı,Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin Mahkememize emsal teşkil edenilamları da göz önünde tutularak ve Yargıtay 10.HukukDairesinde belirtilen gerekçelerin bilirkişi heyeti tarafındantanzim edilen raporda gösterildiği, bu nedenle davacıtarafın davasının hukuki dayanağıolmadığı kanaatine varılarak davanın reddine kararverilmiştir. Mahkememizin07.06.2013 tarih 2011/10 Es. 2013/240 Karar sayılı kararı temyizedilmekle Yargıtay 10 Hukuk Dairesinin 28.11.2014 tarih ve 2014/19828 Es.2014/24805 Karar sayılı kararı ile Bozulmasına kararverilmiş ve Mahkememizin 2014/564 Es. sırasına kaydıyapılmıştır. Mahkememizceyapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamınagöre; her ne kadar davacı kendisine tedavisi kapsamında sosyalGüvenlik Kurumunca ödenen ilaçlı stend bedelinin SGKkurumu tarafından geri istenmesi üzerine bu işlevin usul veyasaya aykırı olduğundan kendisine ödenen paranın geriödenmemesi gerektiğinin ve bu sebeple SGK ya borçluolmadığının tespitine karar verilmesini talep etmişise de 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olarakemekli aylığı alan davacının, 5510 sayılıkanunun geçici 4. Maddesinde değişiklik getiren 5754sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden öncemevcut statüsünde bulunduğu göz önündebulundurularak, yine SGK tarafından tesis edilen işlemlerin idariişlem ve idari eylem niteliğini korumaya devam edeceğinden buişlemlerin iptali için açılan davalarınçözüm yerinin idari yargı yeri olduğuaçık olduğundan 6100 sayılı HKM nın 114/1-bmaddesine göre dava şartı olan yargı yolunun caizolmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmişve yargı yolu uyuşmazlığı nedeniyle dosyanınuyuşmazlık mahkemesine gönderilmesine karar verilerekaşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesiyukarıda açıklandığı üzere; Davadilekçesinin USULDEN REDDİNE, Dosyanınyargı yolunun belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine ..." karar vermiş; bu karar temyiz edilmeksizinkesinleşmiş ve Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEME VEGEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 6.4.2015 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İşMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. ve 14. maddesikapsamında başvuruda bulunulmuş olduğu, Yasa’nın14. maddesine göre olumsuz görev uyuşmazlığıbulunduğunun ileri sürülebilmesi için davanın“tarafları, konusu ve sebebinin aynı” olmasıkoşulunun öngörülmüş bulunmasıkarşısında; adli ve idari yargı yerleriarasında, davacının tedavisi sırasında kullanılanstent bedelinin idarece karşılanıpkarşılanamayacağı yönünden" görev uyuşmazlığıdoğduğunun kabul edilmesi uygun olacaktır. 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki, başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir. Yasakoyucu,14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır. Olayda, adliyargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciin belirtilmesiiçin re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmasına da karar verilmiştir. Bu haliyle, herne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamakta ise de, davanın taraflarınca başvurudabulunulmadığı gözetilerek, İş Mahkemesi’ncere’sen yapılan başvurunun 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesi kapsamında olduğununkabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi’nin önünegelmiş bulunan görev uyuşmazlığınınçözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisinegerekse Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş amacınauygun olacaktır. Öte yandan,İş Mahkemesi’nce, 2247 sayılı Yasadaöngörülen durumun aksine, idari yargı dosyası teminedilmeden başvurulduğu görülmekte ise de;uyuşmazlığa ilişkin bilgi ve belgelerin adli yargıdosyasında bulunduğu, idari yargı kararınınkesinleşme durumunu gösteren onaylı bir örneğininMahkemesinden istenildiği ve sonuçta usule ilişkin başkabir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ileDanıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacının kalp rahatsızlığı nedeni ilegördüğü tedavi sırasında kullanılanilaçlı stent bedelinin davalı kurumca karşılanıpkarşılanamayacağına ilişkin bulunmaktadır. Olayda; EmekliSandığı iştirakçisi olarak 7.7.1984 tarihindeemekliye ayrılan davacının tedavisindekullanılan ve bedeli kendisi tarafından karşılananilaçlı stent bedeli olan 3.321,00-TL'nin tarafınaödenmesi istemiyle yaptığı 17.11.2008 günlübaşvurusunun reddine ilişkin 07.01.2009 gün ve 1162413sayılı Çanakkale Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü işleminin iptali ile anılanbedelin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikteödenmesine karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçtığı; İdare Mahkemesininilk olarak verdiği iptal kararına istinaden davalı Kurumcakendisine ilaç bedelinin ödendiği; ancak daha sonradosyanın yetki nedeniyle gönderildiği idare mahkemesincedavanın görev yönünden reddine karar vermesi üzerine,Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca 23.12.2010gün ve 19-493.416 sayılı yazısıyla sözkonusubedelin geri istenildiği, davacının bu yazıya itirazettiği, adli yargı yerinde de ilaçlı stend bedelinin geriistenmesi işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ifadeederek; SGK’na borçlu olmadığınıntespitine karar verilmesi istemiyle dava açtığıanlaşılmıştır. 31.5.2006tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4üncü maddelerle, 5754 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ilediğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılıKanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğündensonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamugörevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanunagöre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar veayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin“idari işlem” ve “idari eylem” niteliğinikorumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilenidari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları ve tam yargı davalarıkapsamında bulunan, 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğegirmesinden önce iştirakçi sıfatı ileçalışmaya başlamış ve emekliyeayrılmış olan davacı tarafından açılandavanın, görüm ve çözümünün idariyargı yerinde görüleceği sonucunavarılmıştır. Açıklanannedenlerle, Çanakkale İş Mahkemesinin yöntemeaykırı başvurusunun kabulü ile, Ankara 5.İdareMahkemesinin 24.2.2010 gün ve E:2010/231, K:2010/229 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Çanakkale İş Mahkemesininyönteme aykırı BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara5.İdare Mahkemesinin 24.2.2010 gün ve E:2010/231, K:2010/229sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,6.4.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy