T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 224
KARAR NO : 2015 / 239
KARAR TR : 6.4.2015
ÖZET: Karayolunda meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yakınlarını kaybeden davacıların; kazanın oluşumunda davalı idarenin kusuru bulunduğundan bahisle açtığı tazminat davasının, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar : 1-Kendi adına asaleten M.K. 2-A.K. adına velayetenM.K. 3-C. K. 4-G. S. 5-H. I. 6-S. P. 7-M. K. 8-F. K. 9-A.t K. Vekilleri : Av.L.Ç. , Av. D.A.Ç. Davalı : KarayollarıGenel Müdürlüğü Vekili : Av.N.Ö. O L A Y : Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerden M.’nıneşi diğerlerinin babası olan müteveffa M.K.’ın,maliki bulunduğu, sevk ve idaresi altındaki 33 TD 713 plakasayılı araçla Yenice-Tarsus istikametinde seyir halinde ikenmeydana gelen tek taraflı kaza neticesinde hayatınıkaybettiğini; kaza sonrası yapılan tahkikatta Tarsus CumhuriyetBaşsavcılığının 2011/8939 (13) Soruşturmadosyasından alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisasDairesinin 04.01.2012 tarihli bilirkişi raporunda müteveffaya tali kusurverildiğini; asli kusurun "Yola Çıkan Hayvanda”olduğunun belirtildiğini; oysa müteveffanın işbukazanın oluşumunda hiçbir kusurunun bulunmadığını;ölüm olayının; yola hayvan çıkabilirlevhasının bulunmayışının, yoldaki kotfarkının ve diğer trafik levhalarınınyönetmeliğe aykırı ve usulsüz olarak yoluniçine girecek şekilde yerleştirilmiş olmasınınsebebiyet verdiği kanaatini taşıdıklarını; nitekim, yolda hayvan çıkabilir levhası, geçişiengelleyici tel, bariyer vs. bir önleyicinin bulunması, trafiklevhalarının yola olmaları gereken mesafede yerleştirilmesive yolun yan boş alanla arasındaki yükseklik farkının(kot) bu kadar fazla olmaması halinde kazanın ve ölümolayının meydana gelmemiş olabileceğini; KarayollarıTrafik Kanunu incelendiğinde, olayda idari bir kusurun bulduğunungörüldüğünü; bu kaza sonrasında bahsigeçen olay yerinde karayollarınca ciddi iyileştirmeleryapılmış olunması bile, buradaki hizmet eksikliğinin(tespit davalarından sonra) davalı kurumun dikkatiniçektiğini açıkça gösterdiğini; olaydan müvekkillerinin maddi ve manevi zararauğradıklarını; şimdilik toplam 500,00 TL.sıolarak belirttikleri maddi (destekten yoksun kalma) tazminatınailişkin istek tutarını nihai karar verilinceye kadar ıslahetme haklarını saklı tuttuklarını ifade ederek; ıslahhakları saklı kalmak kaydı ile; müteveffanınölümü nedeni ile (6100 SY.nın 107. Maddesi uyarıncabelirlenecek) M.K., A.K.ve F.K.ç için destekten yoksun kalmatazminatının, olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte; M. K.için 10.000,00 TL.sı, 18 yaşından küçükoğul A. için 7.500,00 TL.sı, aynı evde yaşayan bekarkız F. için 7.500,00 TL.sı, diğer çocuklar C., G,H.,S., M. ve A. için 5.000,00 TL.sı olmak üzere toplam 55.000,00TL.sının, olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birliktetahsiline karar verilmesi istemiyle 5.9.2012 tarihinde adli yargıyerinde dava açmıştır. TARSUS3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 20.12.2012 gün ve E:2012/61, K:2012/70sayı ile, yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamıdeğerlendirildiğinde, davacıların isteminin,mirasçıların ölümü ile neticelenen kazayadavalı kurumun trafik işaretlerini bulundurmaması veyayönetmeliğe aykırı olarak şekildeyerleştirmesinin sebebiyet vermesinden dolayı, davalınındestekten yoksun kalma ve manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesiüzerine olduğu; bu bağlamda yapılan değerlendirme de,bir kamu hizmeti görmekle yükümlü davalı idareye 2918sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 7/amaddesinde karayollarında mal ve can güvenliğiyönünden gerekli işaretlemeleri yaparak önlemleri almak vealdırma görevlerinin verilmiş bulunduğu; bu görevin2918 sayılı Yasada verilmiş olmasının, bununihlali nedeniyle oluşacak zarardan dolayı idarenin özel hukukhükümlerine tabi olacağı sonucunu doğurmayacağı;hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idare aleyhine tamyargı davasının idari yargı yerindeaçılmasının gerektiği; esasen, 2918sayılı Yasa’nın hukuki sorumluluğa ilişkin 85 veonu izleyen maddelerinde, araç işleteninin sorumluluğunundüzenlenmiş olduğu, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanansorumluğunun bu yasanın kapsamı dışındatutulmuş olduğu; belirtilen bilgilerışığında kamu hizmeti görmekleyükümlü idarenin hizmetinin eksik veya kötüişlemesi, somut olayda trafik işaretlerinin bulunmaması veyayanlış yerde konumlandırılması iddialarınınhizmet kusuru mahiyetinde olduğu ve istem hakkında adliyargının yargı yolu bakımından görevsiz bulunduğugerekçesiyle; dava dilekçesinin yargı yolu nedeniyle reddine,karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine bu karar, Yargıtay17.Hukuk Dairesinin 12.5.2014 gün ve E:2013/8125, K:2014/7515sayılı ilamıyla onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Davacıvekili aynı istemle bu kez idari yargı yerinde davaaçmıştır. MERSİN2.İDARE MAHKEMESİ: 25.2.2015 gün ve E:2014/1404 sayı ile,“(…)2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanununun"Yargı Merciilerinin Uyuşmazlık MahkemesineBaşvurmaları" başlıklı 19.maddesinin 1.fıkrasında; "Adli, idari, askeri yargı mercilerindenbirisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararıüzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veyaincelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararıveren merciin görevli olduğu kanısına varırsa,gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi içinUyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işinincelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değinerteler." hükmü, aynı maddenin 2.fıkrasında;(Değişik fıkra: 21/01/1982 - 2592/6 md.;Değişikfıkra: 23/07/2008-5791 S.K./9.mad) Yargı merciince, öncekigörevsizlik kararma ilişkin dava dosyası da temin edilerek,gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyalarıUyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." hükümleri yeralmaktadır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı;10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yollarıtrafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafikışıklı işaretleri, işaret levhaları koymakve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimleriningörev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir. 2918sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetedeyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” hükümleri yer almaktadır. Öteyandan; 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesiningerekçesi; Karayolları Trafik Kanunu, kamuya aitaraçların karayolu üzerindeki seyrini (m.85,86,90,106,109 vediğ.) kendi kapsamına almış ve bu nevi araçlarınsebebiyet verdikleri zararların tazmini davaları doğru olarakadli yargıda görülmüştür. Yasanın 106.maddesi hükmü aynen şöyledir: "(kamuya) ait motorluaraçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanununişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleriuygulanır." Kökleşmiş yargısal uygulamaya veyasaya hakim sisteme rağmen son yıllarda kamu araçlarıile işlenen kazalardan doğan zararlara ilişkin davalarınidari yargıda görülmesi gerektiği yönündeUyuşmazlık Mahkemesi kararları kurulmaktadır. AdliYargıda (özellikle Yargıtay), Uyuşmazlık Mahkemesikararlarına rağmen içtihadını müstakar olaraksürdürmektedir. TürkHukukundaki köklü paradigmanlardan biri, "karayoluşeridindeki araç seyrinin özel hukuk alanıolduğu" hususudur. Yasanın ve bu konudaki hukuktefekkürünün oturduğu zemin budur. Kamuya aitaraçlar yönünden sevk edilen özel kural (m. 106)karşısında başkaca bir sonuca varmak da mümküngörülmemektedir. Aynı seyir çizgisinde hareket eden,aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamuayırımını esas alarak yasaya rağmen içtihatlafarklı görev kuralı oluşturmak, giderek aynı risktenfarklı hukuk uygulamalarına yol açmak, hukuk ve adaletmantığı ile de bağdaşmaz (Any.m.2). Olagelençözüm, bu yönüyle adli-idari yargı görevayırımına ilişkin anayasa normlarıyla da uyumiçindedir. (Any.M. 15.5.1997 t, 72/51 - E/K). İşletenin hukukisorumluluğuna ilişkin kurallar ile tam-yargı hukukunailişkin kurallar; zaman aşımı, kurtuluş kanıtıve benzeri açılardan bir çatışma içindedir.Mevzuat ve uygulama uyumu, adli yargı seçeneğinde ancaksağlanabilir. Çünkü adli yargı, idari yargıdaki1 yıllık hak düşürücü süreyideğil, Karayolları Trafik Kanunundaki zaman aşımısüresini uygulayacaktır. (KTC m. 109,106 vb.) İdariyargının bağlı olduğu hukuk (İdari YargılamaUsulü) ve tam yargısı davası tipi (kısmi davaaçma imkansızlığı), Karayolları TrafikKanunundaki sorumluluk kurallarının bu yargı kolundauygulanmasına engeldir. Oysa görev, idari yargıda da olsaKarayolları Trafik Kanununu hükümlerinin uygulanması zorunludur,(m. 106/1). İdari veAdli Yargı kolları arasındaki görevuyuşmazlıkları, trafik kazalarından kaynaklanandavaların görülmesinde sürekli bir belirsizliğe,gecikmelere ve hak kayıplarına yol açmaktadır. Teklif,sözü edilen belirsizlikleri, hukuk devletinin ve trafik/tehlikesorumluluğunun yapısal özelliği içindegidermektedir. Zarar görenin kamu grevlisi olması, adli yargıgörevini etkilemez. Karayolları Trafik Kanunu, ne kamuaraçları ve ne de o araçlar içinde bulunan zarargören kamu görevlileri bakımından doğru olarak birayırım yapmamıştır. Yasanın amacı, karayolutrafiğinin ve araçların ürettikleri risklere dayalıhukukta yeknesak çözüm düzeni oluşturmaktır.Yargısal görev (usul) de bu amacın dışındadeğildir. Bir başka yönüyle teklif, yargı sistemindeki"görevsizlik tartışmalarınınyükünü" ortadan kaldırmakta ve hak aramaözgürlüğü ile adil yargılama hakkınıgüçlendirmektedir. Görev kuralını üretmemünhasır yetkisi, anayasaya aykırı olmamak kaydı ileyasama organına aittir.(any.m,142)" şeklindedir. Davadosyasının incelenmesinden; mütevaffanın 33 TD 713plakalı araç ile 28.08.2011 tarihinde D400- Adana istikametindenTarsus istikametine giderken ölümlü, yaralamalı ve maddihasarlı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği,davacıların 5.9.2012 tarihinde Tarsus 3.Asliye Hukuk Mahkemesindetazminat davası açtığı, 2.12.2012 tarihinde Tarsus3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dava dilekçesinin yargıyolu nedeniyle reddine karar verildiği, 9.9.2014 tarihinde bu kararınkesinleşmesi üzerine 12.9.2014 tarihinde M. Kılıç, A.Kılıç, Fatma Kılıç için 500,00 TLmaddi tazminat, M. Kılıç için 10.000,00 TL, A.K.için7.500,00 TL, Fatma Kılıç için 7.500,00 TL, diğerdavacılar için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzeretoplam 55.000,00 TL manevi tazminat istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “... Anayasa Mahkemesi’nin dahaönceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir, itiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde deifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adliyargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolubelirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesakbir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynıyargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir...” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s. 136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısiyle 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda;2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim,Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 01.04.2014 tarih ve E:2014/280, K2014/325sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle, Tarsus 3.Asliye Hukuk Mahkemesitarafından 20.12.2014 tarih ve E:2012/61, K2012/70 sayılıkararı ile verilen görevsizlik kararının kesinleşmesiüzerine mahkememizde 2014/1404 esas sayılı dosya ileaçılan davada görevsiz olduğumuz sonucuna varıldığından,2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veişleyişi Hakkında Kanununun 19.maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvuru yapılmasına, UyuşmazlıkMahkemesinden karar gelinceye kadar dava hakkında karar verilmesininertelenmesine…” karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Bahri AYDOĞAN, Nurdane TOPUZ,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 6.4.2015 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdaremahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeöngörülen durumun aksine, önceki görevsizlikkararına ilişkin adli yargı dava dosyası temin edilmedenUyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğu görülmekteise de; dosyada, adli yargı kararının kesinleşme durumunuda gösteren bir kararın yer aldığının tespitedildiği, görev uyuşmazlığınınçözümünü sağlayacak bilgi belgelerin de idariyargı dosyası içerisinde bulunduğu ve sonuçtausule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davada adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,karayolunda meydana gelen tek taraflı trafik kazasındayakınlarını kaybeden davacıların; kazanınoluşumunda davalı idarenin kusuru bulunduğundan bahisle maddi vemanevi tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğiniilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemekolduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, buKanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri bunların uygulamasını vedenetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetkive sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları Genel Müdürlüğününgörev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde;“ Karayolları Genel Müdürlüğününbu Kanunla ilgili görev ve yetkileri şunlardır: a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak, b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespitetmek, yayınlamak ve kontrol etmek, c)(Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.) d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek,karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak, e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altındahız sınırları belirlemek ve işaretlemek, f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verilerihazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak, g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarındatrafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleriyapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleritetkik ve uygun olanları tasdik etmek, h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kazaanalizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önündebulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak, i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.) j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafikzabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzereBu Kanunun 13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddelerihükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suçveya ceza tutanağı düzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d)bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için enyakın trafik kuruluşuna teslim etmek, k)Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır. (Sonfıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüneyer verilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Davadosyasının incelenmesinden; davacılardan M.’nıneşi diğerlerinin babası olan müteveffa M.K.’ın,maliki bulunduğu, sevk ve idaresi altındaki 33 TD 713 plakalıaraç ile 28.08.2011 tarihinde D400- Adana istikametinden Tarsusistikametine giderken ölümlü, yaralamalı ve maddihasarlı trafik kazası sonucu hayatınıkaybettiği, kazanın oluşumunda, davalıidarenin, ilgili mevzuatta yer alan gerekli önlemleri almadığıileri sürülerek uğranılan maddi ve manevi zararıntazmini istemiyle dava açıldığıanlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine girenbir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, davanın görüm ve çözümündeadli yargı yeri görevli olduğundan, Mersin 2.İdare Mahkemesininbaşvurusunun kabulü ile Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nceverilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SO N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Mersin 2.İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Tarsus 3. Asliye HukukMahkemesinin 20.12.2012 gün ve E:2012/61, K:2012/70 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 6.4.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Bahri AYDOĞAN Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy