T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2015 / 704 KARAR NO : 2015 / 761 KARAR TR : 30.11.2015 ÖZET: Davacının askerlik hizmetini yapmakta iken, Cezaevi Nizamiyesi Nöb. Çvş. olarak görevini ifa ettiği sırada, Cezaevi Nizamiyesinin hemen yanındaki Kulede görevlendirilen arkadaşı ile şakalaşmaları esnasında arkadaşının ölçüyü ve orantıyı kaçırarak dolu silahına davranması, kazara tetiğe dokunması neticesinde silahtan çıkan mermi çekirdeğinin davacının başına isabet etmesi sonucu meydana gelen olayda; hayati tehlike geçirecek, yüzünde sabit iz kalacak ve duyu – organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralanan davacının, olay nedeni ile uğradığı maddi ve manevi zararın, olayda kusuru bulunduğu iddia edilen davalıdan tazmini istemiyle açılan davanın; davacının asker kişi olması ve olayın mülki görevle illiyet bağını kesen askeri suç niteliğinde olması nedenleri ile ASKERİ İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :A.T. Vekili :Av.E.D. Davalılar :1.İçişleriBakanlığı (DavaDilekçesinde ) 2.JandarmaGenel Komutanlığı (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve İdare Mahkemesi kararlarında) Vekili :Av. B.O. O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesinde özetle; davacının Tomarzaİlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetiniyapmaktayken, 12/09/2011 günü 06.00-18.00 saatleri arasındaCezaevi Nizamiyesi Nöb. Çvş. olarakgörevlendirildiğini, aynı birlikte görevli olan A.K.’ında 15.00-18.00 saatleri arasında Cezaevi Nizamiyesinin hemenyanındaki 1 Numaralı Kulede nöbet görevini ifaettiğini, davacının nöbet tuttuğu Cezaevi Nizamiyesiile, A.K.'ın görev yaptığı 1 Numaralı Kuleniniç içe ve arka arkaya bulunduklarını, ön taraftanizamiyenin, arka tarafta ise kule bulunduğunu; bu esnada 2 NumaralıKulede nöbetçi olan M.K. adlı kişinin davacınınyanına geldiğini, bu kişilerin aralarında A.K.’ıngeliş saati hakkında konuşmayabaşladıklarını, aradaki mesafenin yakın olmasınedeni ile 1 numaralı kulede görev yapan A.K.’ın dakonuşmaya katıldığını, bu sırada davacıile A.K. arasında bir şakalaşma olduğunu, ancak A.K.ölçüyü ve orantıyı kaçırarak dolusilahına davrandığını, kazara tetiğedokunduğunu, ateş alan silahtan çıkan mermiçekirdeğinin davacının başına isabet ederek yaralanmasınasebep olduğunu, A.K. bu eylemi nedeniyle J. Gn. K.'lığı As.Mah.'de başkasının yaralanmasına sebebiyet vermeksuçundan 2013/497 E. dosya numarasıyla yargılanmaktaolduğunu; Davacınınyaralanmasının basit bir tıbbi müdahaleyle giderilemeyeceknitelikte olduğunu, davacının hayati tehlikegeçirmesine, yüzünde sabit esere, kafatasında kemikkırılmasına, konuşmada sürekli zorluğa, duyu -organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına yolaçtığını ve davacının muhtelifsağlık kurumlarında bir dizi tedavi ve ameliyatgeçirdiğini; olay nedeniyle davacının askerliğeelverişsiz hale geldiği, sağ kulağınınsağır kaldığını, yüzünün sağkısmındaki sinirler tahrip olduğundan gülemediğini,yüzünün asimetrik (çarpık) hale geldiğini,sağ gözünü kapatamadığını,ağzının ve dudağının sağ kısmıhareket etmediğinden yeme-içme problemiyaşadığını, konuşurken eğrikonuştuğunu ve bu problemlerinin halen devam ettiğini; Meydana gelen olay nedeni iledavacının uğradığı maddi ve manevi zararın,olayda kusuru bulunan davalıdan tazmininin istendiğini ancakdavalı kurum tarafından 60 günlük kanuni süre içindecevap verilmemek sureti ile işlemin zımnen reddedildiğini;davalının meydana gelen zarardan Anayasa’nın 125. Maddesi,1602 sayılı AYİM. K.'nun 24. Maddesi gereğince sorumluolduğunu, olayın görev başında olansanığın şakalaşma sırasındaölçüyü ve orantıyı kaçırmasısonucu dolu silahına davranması, kurma kolunu çekipbırakarak ve emniyeti açarak silahını tam dolduruşkonumuna getirmesi ve kazara tetiğe dokunması nedenleri ile meydanageldiğini, davacının olay nedeniyle ağır şekildeyaralandığını, en önemli vücut fonksiyonlarınınbir kısmını yitirdiğini, vücudunda bir çok arazkaldığını ve bundan sonraki yaşamını buarazlarla birlikte geçirmeye mahkum hale geldiğini, İdarenin, organ ve ajanlarıaracılığı ile hizmeti iyi ve sağlıklı birşekilde yürütmekten sorumlu olduğunu; hizmetin istenilenseviyede devamlı ve hatasız bir şekildeyürütülmesi zorunluluğunun, idarenin geniş bir yelpazeiçinde yer alan konularda denetim ve gözetimyükümlülüğünü de beraberindegetirdiğini; idare ajanının ( 1 numaralı kulede nöbettutan Sanık A.K.) hatalı hareketleri ile meydana gelen olayda, personelini (ajanını) eğitim, yetiştirme, denetim vegözetim yükümlülükleri bulunan idarenin, buyükümlülüklerini gereği gibi yerine getirememesindendolayı sorumlu olduğunu ve bu nedenle olayda idarenin hizmetkusurunun bulunduğunu belirterek; fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydı ile 5000.00 TL maddi ve 50.000 TL manevitazminatın, olayda kurusu bulunan davalıdan tazmini istemi ile idariyargı yerine dava açmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi2. Daire Başkanlığı; 26.11.2014 gün ve 2014/4396Gensek, 2014/1782 Esas, 2014/1688 Karar sayılı kararında aynen; “Davadosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;davacının Kayseri Tomarza ilçe JandarmaKomutanlığında askerlik hizmetini ifa ederken 12.09.2011tarihinde 06.00-18.00 saatleri arasında Cezaevi NizamiyeNöbetçi Çavuşu görevi esnasında 1 nolu kulenöbetçisi J.Er A.K. ile karşılıklı yapılanşakalaşma sonucunda J Er A.K.'ın hamili bulunduğusilahın ateş alması sonucu davacınınyaralandığı, ve GATA Haydarpaşa Eğitim HastanesiKomutanlığının 10 01 2014 tarih ve 482 sayılıraporu ile "Askerliğe Elverişli Olmadığına"karar verildiği, bu raporun 10.01 2014 tarihindeonaylandığı, bu olay nedeniyle davacı vekili aracılığıylamaddi ve manevi tazminat istemiyle 03 11 2014 tarihinde Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde işbu davanınaçıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar dava dilekçesindedavalı idare olarak İçişleri Bakanlığıgösterilmiş ise de; 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı ResmiGazetede yayımlanan 659 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin yürürlüğe girmesiyle birlikte 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli II veIII sayılı cetvellerde belirtilen idareler lehine veya aleyhlerineaçılan adli ve idari davalarda ve dış tahkimyargılamasında, icra işlemlerinde ve yargıya intikal edenher türlü hukuki uyuşmazlıklarda "taraf"sıfatını kazanmışlar ve bu bağlamda 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I)sayılı cetvelde belirtilen kamu idaresi olduğundan veböylece taraf sıfatını kazandığından,ayrıca tüm savunmaların da Jandarma GenelKomutanlığı tarafından yapıldığıdikkate alınarak davalı idarenin Jandarma GenelKomutanlığı olduğu kabul edilmiştir. 1602 sayılı Askeri Yüksekİdare Mahkemesi Kanununa göre, davanın görevli yargıyerinde açılıp açılmadığıincelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Ziragörev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasındadikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen birkeyfiyettir. Bu nedenle davanın görevli yargı yerindeaçılıp açılmadığı hususuincelenmiştir. 2803 sayılı JandarmaTeşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 4 üncü maddesinegöre Jandarma Genel Komutanlığı Türk SilahlıKuvvetlerinin bir parçası olup,eğitim ve öğretimbakımından Genel Kurmay Başkanlığına.emniyet veasayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerinin ifasıyönünden İçişleri Bakanlığınabağlı bulunmakta Jandarma Genel Komutanı da şahseniçişleri Bakanına karşı sorumlu tutulmaktadır 2803 sayılı JandarmaTeşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 7 nci maddesindeJandarmanın Mülki, Adli, Askeri ve Diğer görevleri olmaküzere değişik görevleri bulunduğu belirtilmektedir. Kayseri TomarzaJ.Krk.K.lığı emrinde görevli olan J.Er A.T.'nıncezaevi nizamiye nöbetçi çavuşu olarak görevyaparken yaralandığı, olay esnasındaki görevi 2803sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 7/cmaddesinde belirtilen askeri görevlerden olmayıp, aynı Kanun'un7/a maddelerinde belirtilen mülki görevlerden olduğu kanaatineulaşılmıştır. Benzer olaylarda cezaevinindış güvenliğini sağlayan nöbetçilerineylemlerinin askeri hizmete ilişkin olmadığı, mülki görevlerineilişkin olduğu, bu nedenle 2803 sayılı Kanun veYönetmeliğin 186 ncı maddelerine göre Jandarma personelininancak askerî hizmete ilişkin eylemlerinden dolayı askeriyargıya tabi oldukları Uyuşmazlık Mahkemesinin 07 06.2010tarih ve 2010/32-32E.K ve 04.02.2008 tarih ve 2008/5-5 E K.sayılıkararlarında kabul edilmiştir. Bu nedenle; 1602 sayılı AYIMKanunu nun 20'ncı maddesinde öngörülen "askeri hizmeteilişkin" olma koşulunun gerçekleşmediğianlaşıldığından davanın görüm veçözüm yerinin Mahkememiz olmayıp genel idari yargıyeri olduğu sonucuna varılmıştır.” şeklindekigerekçesi ile davanın genel idari yargının görevalanına girdiğini belirterek, görev nedeni ile davanınreddine karar vermiş; verilen karar Askeri Yüksek İdareMahkemesi Başkanlığı’nın 08.10.2015 gün ve2014/4396 sayılı yazı cevabı içeriğindenkararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili bu kez, aynı istemlerle Jandarma Genel Komutanlığı’nakarşı idari yargı yerinde dava açmıştır. Ankara 9. İdare Mahkemesi;12.02.2015gün ve 2015/200 Esas, 2015/196 Karar sayılı kararı ile,2577 sayılı Kanun’un 36. Maddesi gereğince yargılamayetkisinin Kayseri İdare Mahkemeleri’ne ait olduğunubelirterek, yetki yönünden davanın reddine karar vermiş,bunun üzerine dosya Kayseri 2. İdare Mahkemesi’nin 2015/334Esasına kaydedilmiştir. Kayseri 2. İdare Mahkemesi; 18.06.2015gün ve 2015/334 Esas sayılı kararında aynen; “Dosyanınincelenmesinden: davacının Kayseri Tomarza İlçe JandarmaKomutanlığında askerlik hizmetini ifa eder iken. 12.09.2011tarihinde 06.00-18.00 saatleri arasında Cezaevi NizamiyeNöbetçi Çavuşu olarak görevlendirildiği, saat18.00 sıralarına doğru nöbet verini terkedip I nolu kulenöbetçisi J.Er A.K.'ın yanına gittiği, birmüddet sonra 2 nolu kule nöbetçisi J.Er M.K.'ın da I nolukule nöbet yerine geldiği, bu sırada J.Er A.K.'ınnöbet kulübesinin içinde elinde silahı ile durduğu,davacının elinde bulunan iki çubukla J.Er A.K.'ınşaka yaptığı, adı geçen erin de davacıyagülerek karşılık verdiği, bir süre anılanerin davacı ile şakalaşmaya devam ettiği,şakalaşma sırasında J.Er A.K.'ın silahınınkurma kolunu çektiği, yanlışlıklasilahının tetiğine dokunduğu, silahın ateşaldığı, silahtan çıkan merminin davacınınkafasına isabet ettiği, daha sonra yapılan tedavileremüteakip GATA Haydarpaşa Eğitim HastanesiKomutanlığının 10.01.2014 tarih ve 482 sayılıraporu ile "Askerliğe Elverişli Olmadığına"karar verildiği ve zarar doğuran eylemin bu şekilde meydanageldiği anlaşılmıştır. Olayda, davacınınyaralanması sonucunu doğuran olayın jandarmanın mülkigörevinin ifası sırasında meydana geldiği ileri sürülmüşise de öncelikle olayın davacının görev yerinde(nöbet yeri) değil, görev yerini terk ettikten sonra birbaşka arkadaşının görev yerinde iken. meydana gelmesisebebiyle, olay esnasında davacının mülki göreviniicra ettiğinin kabulü mümkün görülmemektedir.Kaldı ki. davacının söz konusu görevsırasında şakalaşırken. bir başka jandarma erininsilahından çıkan mermi ile yaralanması şeklindesonuçlanan eylemin, mülki görevin sebep ve tesiriyle meydanageldiğini kabule de imkan yoktur. Zira Jandarma personelininsilahlarını başkalarına ve kendilerine zarar vermeyecekşekilde kullanılmasına ilişkin eğitim veyetiştirme görevi ile. bu hususların denetlenmesi görevimülki bir görev olmayıp askeri birgörevdir(Uyuşmazlık Mahkemesinin 14.07.2014 gün ve 2014/761-813E.K. sayılı kararının da benzer nitelikte olduğu).Eylemin bir asker kişiye yöneldiği ve eylemi idarenin ajanıkonumundaki başka bir erin yaptığı, dolayısıylaortada As.C.K.nun 146. maddesi (Silahları ve cephanesi hakkındadikkatsizlik ve nizamlara ve emirlere talimatlara riayetsizlikdolayısıyla başkasının yaralanmasına ... olanlarhakkında Türk Ceza Kanununun 455 ve 459. maddelerine göre cezaverilir.) kapsamında askeri bir suç teşkil eden bir eylembulunmaktadır. Sonuç olarak, dava konusu eylemmülki görev sırasında meydana gelmediği gibi. eylemleifa edilen görev arasında uygun illiyet bağı dabulunmadığı, bu haliyle zarar doğuran idari eylemin askerihizmete ilişkinlik unsuru barındırdığıkabulü ile davaya bakmakla görevli yargı yerinin Askeri Yüksekİdare Mahkemesi olduğu sonucunaulaşılmıştır.” şeklindeki gerekçesiile 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için UyuşmazlıkMahkemesi'ne başvurulmasına, işin incelenmesininUyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilmesine değin ertelenmesinekarar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan30.11.2015 günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; İdare Mahkemesince, idari yargı dosyasıile birlikte Askeri Yüksek İdare Mahkemesi dosyası da teminedilmek sureti ile 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeöngörülen şekilde başvurulduğu ve usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanınçözümünde askeri idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Danıştay Savcısı Yakup BAL ile AYİM Savcısı HalitÜNKAZAN’ın davada askeri idari yargının görevliolduğu yolundaki yazılı ve sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Tomarza İlçe JandarmaKomutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olandavacının, 12/09/2011 günü 06.00-18.00 saatleriarasında Cezaevi Nizamiyesi Nöb. Çvş. olarakgörevini ifa ettiği sırada, aynı gün ve 15.00-18.00saatleri arasında Cezaevi Nizamiyesinin hemen yanındaki 1Numaralı Kulede görevlendirilen A.K. ile şakalaşmalarıesnasında A.K.’ın ölçüyü veorantıyı kaçırarak dolu silahına davranması,kazara tetiğe dokunması neticesinde silahtan çıkan mermiçekirdeğinin davacının başına isabet etmesisonucu meydana gelen olayda; hayati tehlike geçirecek, yüzündesabit iz kalacak ve duyu - organlardan birinin işlevinin süreklizayıflamasına neden olacak şekilde yaralanandavacının, olay nedeni ile uğradığı maddi vemanevi zararın, olayda kusuru bulunduğu iddia edilen davalıdantazmini istemi ile açılmıştır. Mahkememizin 26.10.2015 günve 2015/704 esas sayılı yazısına cevaben Jandarma GenelKomutanlığı Askeri Mahkemesi’nce gönderilen,Mahkemenin 2013/497 Esas, 2015/368 Karar sayılı kararında yapılaninceleme neticesinde; dava dışı A.K. hakkında ‘Başkasının yaralanmasına sebebiyet vermek’suçundan soruşturma başlatıldığı ve kamudavası açıldığı, Mahkemece yapılan yargılamaneticesinde olayın somutuna ilişkin olarak; “Sanık KayseriTomarza İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlikhizmetini yapmakta iken 06.00 ile 18:00 saatleri arasındacezaevi nöbetçisi olduğu, ancak terhis öncesi muayeneolmak için hastaneye gittiği, bu nedenlesanığın nöbetinin katılan J.ER. A.T. tarafındantutulduğu, 15:00-18:00 saatleri arasında 1 numaralı kulenöbetçisi olan J.Er. Hasan Çıtak’ınbir başka karakola tertip olması nedeniyle hastanedendönüş yapan sanığın bir numaralı kulenöbetçisi olarak J.Kd.Bçvş.Bilal GÜLERtarafından görevlendirildiği, bir müddet sonra 2 numaralıkule nöbetçisi J.Er M.K.' ın sanığın vekatılanın bulunduğu bölgeye geldiği,sanığın nöbet silahının elinde olduğu,sanığın ve katılanın karşılıklı şakalaştıklarıbu sırada katılanın elindeki çubuk ile sanığadokunduğu sanığın nöbet nedeniyle bulundurduğuT0624- 09 C0064226 seri numaralı MP-5 makinalı tabancanın kurmakolunu gülerek çekmesi ve tetiğe basması sonucukatılanın başından yaralandığı, ilkmüdahalenin sanık ve M.K. tarafından yara bölgesine tamponolarak yapıldığı, daha sonra katılanın TomarzaDevlet Hastanesine buradan da helikopterle Kayseri Erciyes TıpFakültesine sevk edildiği, GATA Haydarpaşa EğitimHastanesince yapılan adli muayene sonucunda katılanda kiyaralanmanın "basit bir tıbbi bir müdahale ilegiderilemeyecek ölçüde olduğu, duyularından veorganlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasınayol açtığı, yüzünde sabit ize nedenolduğu, yaşamını tehlikeye soktuğu yönünderapor tanzim edildiği, sanığın kullanmışolduğu makinalı tabancanın mekanik bir arızasınınbulunmadığı, 14.12.2011 tarihli uzmanlık raporuna göresağlam olan makinalı tabancadan atılan mermi ilekatılanın yaralandığı, katılanın gömlekve atletinde atış artıklarının tespit edildiği,katılanı yaralayan ateşli silah atışınınsanık tarafından yapıldığı hususundaşüphe bulunmadığı, sanığınateşlemiş olduğu mermi bedelinin 0.92 TL olduğu, mermibedelinin kovuşturma aşamasında sanık tarafındankarşılandığı (Dz.485), sanık ile katılanarasında önceye dayanan bir husumetin bulunmadığı olaygünü ve olay sırasında sanığın katılanazarar vermek istemesini gerektirecek herhangi bir tartışma veolumsuzluğun yaşanmadığı, ateşli silahyaralanmasının sanık ile katılanın şakalaşmalarısırasında meydana geldiği, sanık sorgusu katılanbeyanı ve tanıkların yeminli ifadelerindenanlaşılmıştır.” şeklindeki gerekçesiile A.K.’ın üzerine atılı suçtanneticede 1 Yıl 3 Ay cezalandırılmasına vehakkında verilen hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına karar verildiği, kararın henüztebligat aşamasında olduğu ve kesinleşmediğianlaşılmıştır. Anayasa’nın 157.maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin, askeri olmayanmakamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren veaskeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklarınyargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak,askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olmasışartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602 sayılıAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 25.12.1981 tarih ve2568 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinin birincifıkrasında, “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi TürkMilleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile,asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlemve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derecemahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlardagösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartıaranmaz” denilmiştir. Buna göre, AskeriYüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi içindava konusu idari işlem veya eylemin “asker kişiyiilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkinbulunması” koşullarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir. 1602 sayılıYasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olansubay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzmançavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ilesivil memurlar asker kişi sayılmaktadır. Davacının 1602sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan askerkişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusu eylemin asker kişiyiilgilendirdiği tartışmasızdır. Olayda, eylemden dolayızarar görenin asker kişi olduğunda tartışma yok isede, tazminatın konusunu oluşturan zararın jandarmanınmülki görevi esnasında olması nedeniyle, yürütülenhizmetin niteliğinin incelenmesi gerekmektedir. 2803 sayılı JandarmaTeşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun, 3. maddesinde,jandarma “silahlı askeri bir güvenlik ve kolluk kuvveti”olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, görevleri: a)Mülki,b)Adli, c)Askeri ve d)Diğer görevler başlıklarıaltında tasnif edilmiş; “Askeri görevleri”, askerikanun ve nizamların gereği görevlerle Genel KurmayBaşkanlığınca verilen görevleri yapmak olarakbelirtilmiş; “Mülki görevleri” ise, emniyet veasayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak, kollamak,kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek,suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almakve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarınıyapmak olarak sayılmıştır. Dava konusu eylemin askerihizmete ilişkin olup olmadığına gelince: İdari eylemin “askerihizmete ilişkin bulunması”, eylemin kanun ve nizamlarınTürk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığı yetki vegörevlerin yerine getirilmesi amacına yönelik olmasıanlamını taşımaktadır. Askeri nitelikteki idari eylemide, askeri kural ve gerekler çerçevesindeyürütülen askeri hizmet sırasındaki bir hareket, tutumveya meydana gelen ya da getirilen bir olay olarak tanımlamakolanaklıdır. Bir idari eylemin askerkişiyi ilgilendirmesi koşuluna üç değişik anlamvermek mümkündür: Bunlar, “davacının askerkişi olması”, “idari eylemin asker kişilerce tesisedilmiş olması” ve “idari eylemin bir askerkişiye yönelmiş bulunması”dır. Görevli Mahkemesi’ninbelirlenebilmesi açısından, dava konusu olayın hukukiniteliğinin belirlenmesi; bunun sonrasında dava konusu olay ilemülki görev arasında uygun illiyet bağınınbulunup bulunmadığı, yine aynı şekilde dava konusuolay ile askeri görev arasında uygun illiyet bağınınbulunup bulunmadığı hususlarınınaçıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu tespit sonrasında, davakonusu olay ile askerlik hizmeti arasında uygun illiyet bağıbulunup bulunmadığı ve dava dışı J. Er A.K.’ıneyleminin askeri hizmete ilişkinlik yönünden durumunun tespitedilmesi gerekmektedir. Ancak bu illiyet bağının kurulmasıve J. Er’in suç teşkil eden eyleminin niteliğinin ortayakonulması ile görevli Mahkeme’nin belirlenmesimümkündür. Dosyanın incelenmesinden,davacının yaralanması sonucunu doğuran olayınJandarmanın mülki görevinin ifası sırasındacereyan ettiği anlaşılmaktaysa da; mülki görevteşkil eden cezaevi nizamiyesi nöbetçisi olan davacı ilebu sırada aynı yer 1 numaralı kule nöbetçisi olarakgörev yapan jandarma eri dava dışı A.K. arasındakişakalaşma sırasında, A.K.’ınşakalaşmanın ölçüsünü kaçırarak dolusilahına davranması,kazara tetiğedokunması neticesinde silahtançıkan mermi çekirdeğinin davacının başına isabet etmesi şeklinde tecelli eden idarieylemin, mülki görevin sebep ve tesiriyle meydana geldiğinikabul etmeye imkan yoktur. Yukarıda özetlenen olayda idari eyleminbir asker kişiye yöneldiği sabit olduğu gibi, eyleminAskeri Ceza Kanunu’nun 146. Maddesinin yollaması ile Türk CezaKanunu’nun 89/1 maddesi kapsamında “taksirle yaralama”suçuna sebebiyet verdiği de maddi bir vakıadır. 1632 sayılı Askeri CezaKanunu’nun ‘Askeri cürüm ve kabahat’başlıklı 1. Maddesinde; “Türk Ceza Kanununa göre cürümlerve cezalar hakkında umumi suretle cari olan esaslar bu kanunda hilafıyazılı olmadıkça askeri cürümler ve cezalarhakkında da tatbik olunur. 1-Bu kanunun ölüm,ağır hapis ve hapis cezalariyle cezalandırdığısuçlar askeri cürümlerdir. 2- Bu kanunun kısa hapiscezasiyle cezalandırdığı suçlar askerikabahatlerdir.” denilmeksureti ile askeri suçun kapsamı belirlenmiştir. Aynı Kanun’un‘Başkasının yaralanmasına ve ölmesine sebepolanlar’ başlıklı 146. Maddesinde; “Silahları vecephanesi hakkında dikkatsizlik ve nizamlara ve emirlere talimatlarariayetsizlik dolayısıyla başkasının yaralanmasınaveya ölmesine sebep olanlar hakkında Türk Ceza Kanununun 455 ve459 uncu maddelerine göre ceza verilir.” denilmek sureti ile, askerlik hizmeti sırasında başkasınınyaralanmasına ya da ölmesine sebebiyet vermek bir askeri suçolarak tanımlanmış ve konuya ilişkin yasaldüzenlemeler konusunda Türk Ceza Kanunu’na atıfyapılmıştır. Bu kanun maddelerinde hareketle,dava dışı J.Er tarafından gerçekleştirileneylemin, kendisine verilen askeri techizatla gerçekleştirilen,yaralama suçunu oluşturduğu sabittir. 211 Sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri İş Hizmet Kanununun 76. maddesinde “Nöbet;askerlikteki müşterek hizmetlerin yapılmasını vedevamını sağlamak maksadıyla bu hizmetlerin belli birsıra ve süre ile subay, askerli memur, astsubay, askeriöğrenci, erbaş ve erler ile Silahlı KuvvetlerTeşkilatı içinde vazifeli olan bilumum sivilşahıslar tarafından yapılmasıdır. Nöbetçi: nöbet hizmetininyapılması için görevlendirilenşahıstır.” şeklinde tarif edilmiş; 77.maddesinde de, “Kıtalarda, karargâhlarda ve askeri kurumlardanöbet hizmetine tabi tutulacak personelin kimler olacağı,nöbet hizmetlerinin yapılış tarzı ile şekli ve nöbetçilereait vazifeler talimatname ile tayin ve tespit olunur.” denilmiştir.Nöbetçi, karakol ve devriye ile ilgili diğer birdüzenleme 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanununun 15. ve 106.maddelerinde yer almaktadır. Keza, İç HizmetYönetmeliği’nin “Askerlikte Nöbet Hizmetleri”başlığı altında düzenlenen 382 ve devamımaddelerinde nöbet hizmetleri ile ilgili hükümlerdüzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 395. maddesi ise“Kıtalarda her Kuvvetin özelliğine uygun olarak nöbethizmetleri yürütülür. Bu yönetmeliğindışında kalan veya ayrıca özellik arz eden nöbethizmetleri ihtiyaca göre komutanlıklarca; bu yönetmelikesasları göz önünde tutularak hazırlanıpuygulanır.” hükmünü amir bulunmaktadır. Jandarma personelininyukarıda işaret edilen “mülki” yada“adli” görevlerinin çoğunun silahla icraedildiği, bu meyanda cezaevi koruma hizmetinin genelde nöbet hizmetişeklinde ve silahlı şekilde icra edildiği izahtanvarestedir. Keza tutuklu/hükümlü sevki görevleri desilahlı biçimde icra edilmektedir. Yukarıdaaçıklanan mevzuat hükümleri karşısında,mülki ya da adli görevin salt silahlı biçimde yerinegetirilmesi bu görevleri kendiliğinden “askeri”niteliğe büründürmez. Ancak, davanın somutundaolduğu gibi, mülki görevin bir parçası olannöbet hizmetinin icrasında ilgili jandarma personelinin mülkigörevle illiyet bağı olmaksızın, bu hizmetin suistimaliveya askeri suç teşkil eden eylemler sonucu bir zararauğraması halinde; artık mülki bir hizmetten değil,“askeri hizmet” ten ve “askeri hizmete ilişkinlik”ten söz etmek gerekir. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 14.7.2014tarih ve E.2014/761, K.2014/813 sayılı kararında, mülkigörev devriyesi sırasında, bu görevle ilgisiolmaksızın ekipte görevli bir erin ekip komutanı jandarmaastsubaya silahıyla kasten ateş ederek onu yaralamasışeklinde cereyan eden olayda, eylemin askeri hizmete ilişkinolduğu kabul edilmiş; 6.7.2015 tarih ve E.2015/18, K.2015/18Sayılı kararında (Ceza Bölümü), Cezaevi jandarmakarakol komutanlığı emrinde görevli jandarma erininsilahlıktan aldığı tüfekle intihar etmesiüzerine, sanık jandarma uzman çavuş hakkındabaşlatılan soruşturmada, suça konu silahla ilgiliemirlerin askeri hizmete ilişkin olduğu, sanığın buemirlere uymamak suretiyle işlemiş olduğu fiilin de mülkideğil askeri hizmete ilişkin bulunduğu ve “emreitaatsizlikte ısrar” suçuna sebebiyet vereceği,davanın askeri yargının görevine girdiğibelirtilmiştir. Yukarıda özetlenenolayda idari eylemin bir asker kişiye yöneldiği sabitolduğu gibi, eylemin askeri bir suç teşkil ettiği, askeribir görev olan nöbet hizmetinin ifası sırasında askeriteçhizat olan tüfeğin kullanılması suretiyle icraedildiği, eylemde ifa edilen mülki görevle uygun bir illiyetbağı kurulamadığından, eylemin mülki görevnedeniyle meydana geldiğini söylemeye imkan olmadığıve mevcut uygun illiyet bağı karşısında eylemin askerihizmete ilişkinlik unsuru barındırdığınınkabulü gerekmektedir. Belirtilen durumlara göre veolayda Anayasa’nın 157. ve 1602 sayılı Yasa’nın20. maddelerinde öngörülen, idari eylemin asker kişiyiilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarıbirlikte gerçekleştiğinden, davanın görüm veçözümü Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ningörevine girmektedir. Açıklanan nedenlerledavanın görüm ve çözümü askeri idariyargı yerinin görevine girdiğinden Kayseri 2. İdareMahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile Askeri Yüksek İdareMahkemesi 2.Daire Başkanlığı’nın 26.11.2014gün ve 2014/4396 Gensek, 2014/1782 Esas, 2014/1688 Karar sayılıgörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde ASKERİ İDARİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle Kayseri 2.İdare Mahkemesi’ninBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2.Daire Başkanlığı’nın 26.11.2014 gün ve2014/4396 Gensek, 2014/1782 Esas, 2014/1688 Karar sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.11.2015gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy