T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 626
KARAR NO : 2015 / 754
KARAR TR : 30.11.2015
ÖZET : 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5. maddesi uyarınca Cumhuri-yet Savcısı tarafından verilen idari para cezası ile sürücü belgesi geri alma tutanağına karşı yapılan itirazın, aksi durumda dahi, aynı Kanun’un 112. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle ADLİ YARGI YERİNDE çözümlen-mesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :F.Ö.
Davalı :Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı, AdaletBakanlığı
O L A Y : Çanakkale CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahatler Bürosunun 18.2.2010gün ve Kabahat Defteri No:2010/51, Karar No:2010/51 sayılıkararı ile, Çanakkale Trafik Tescil ve Denetleme ŞubeMüdürlüğünce yapılan denetim sırasında,17 EU 065 plakalı araç ile üçüncü kez alkollüaraç kullandığının tespit edildiğinden bahisle,davacı adına düzenlenen 10.2.2010 gün ve E-739657 seri-sırasayılı trafik suç tutanağı gereğince,davacının 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu’nun 48/5. maddesi uyarınca 3.600 TL. idari para cezasıile cezalandırılmasına, sürücü belgesininbeş yıl süre ile geri alınmasına kararverilmiştir.
Davacı, 18.2.2010 günve 2010/51 sayılı idari yaptırım kararının iptali istemiyle adliyargı yerine itirazda bulunmuştur.
ÇANAKKALE 1. SULH CEZAMAHKEMESİ; 17.6.2010 gün ve D.İş:2010/255 sayıile; 5326 sayılı Yasanın 27/8. maddesine göre idariyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararın da verilmiş olmasınedeniyle yapılan başvuru konusunda karar verme görevinin idariyargı yerine ait olduğu gerekçesiyle başvurunungörev yönünden reddine karar vermiş,verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir.
Davacı bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
Çanakkale İdareMahkemesi, davanın idari para cezasının iptaline ilişkinkısmı yönünden reddine, sürücübelgesinin beş yıl süre ile geri alınmasına ilişkin kısmı yönünden ise, CumhuriyetSavcılarının sürücü belgelerini geri almayetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle işleminiptaline karar vermiş, kararın davacı tarafından temyizedilmesi üzerine, Danıştay 15. Dairesi'nin 5.2.2014 günve E:2013/8768, K:2014/488 sayılı kararı ile, davanıngörev yönünden reddi gerekirken, işin esasınagirilerek verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığıgerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
ÇANAKKALE İDAREMAHKEMESİ: 23.9.2014 gün ve E:2014/965, K:2014/823 sayı ile;bozma kararına uyarak, 2918, 5326 ve 5252 sayılı Kanunuyarınca idari yaptırım kararının idari makam vemercilerce değil de soruşturma konusu fiilin suç olmayıpkabahat olarak değerlendirilmesi sonucu Cumhuriyet Başsavcılığıncaverildiği dikkate alındığında, kararın idariişlemden çok yargısal nitelikte bir yetkininkullanılması sonucu verilen ceza niteliğinitaşıdığının açık olduğugerekçesiyle Kabahatler Kanunu uyarınca davanın görevyönünden reddine karar vermiş, kararın davacıtarafından temyiz edilmesi üzerine, karar, Danıştay 15.Dairesi'nin 10.2.2015 gün ve E:2014/9517, K:2015/711sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Davacı, aynı istemle ikinci kez adli yargı yerine itirazdabulunmuştur.
ÇanakkaleSulh Ceza Hakimliği, 26.5.2015 gün ve D.İş:2015/947sayılı kararı ile, itirazın esastan incelenerek reddine karar vermiş, davacı tarafından yapılan itirazüzerine, Burhaniye Sulh Ceza Hakimliği’nin 8.7.2015 gün veD.İş:2015/996 sayılı kararı ile, Çanakkale 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 17.6.2010 gün ve D.İş:2010/255sayılı kararı ile Çanakkale İdare Mahkemesi'nin23.9.2014 gün ve E:2014/965, K:2014/823 sayılı kararı arasındameydana gelen olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğiaçıklanarak, Çanakkale Sulh CezaHakimliği’nin 26.5.2015 gün veD.İş:2015/947 sayılı kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmesi üzerine,Çanakkale Sulh Ceza Hakimliği'nce itirazın usulyönünden reddine, oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının çözümlenmesiiçin dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesi'negönderilmesine karar verilmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan30.11.2015 günlü toplantısında:
l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;
UyuşmazlıkMahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun bütünüyle incelenipdeğerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘cezauyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya daşahsi davacının talebi ile başlayan yargılamasısonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecekdavalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasında çıkangörev ve hüküm uyuşmazlıklarınınanlaşılması, bunun dışında kalan tümgörev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlarabırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlarhakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdariniteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev vehüküm uyuşmazlıklarının UyuşmazlıkMahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durumgözetildiğinde, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada; idari ve adli yargı yerlerince verilengörevsizlik kararlarından sonra, ikinci kez kendisineaçılan davayı inceleyen ve görevuyuşmazlığı bulunduğu gerekçesiyle davadosyasının uyuşmazlığınçözümü için UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine dair adli yargı yerince verilenkarar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
1- 2247sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir.” hükmüne göre, idare mahkemesininkesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargıyerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararınkesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığıdoğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir.
2-2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda,daha önce idari ve adli yargı yerlerince görevsizlik kararıverildiği gerekçesiyle, görevli merciin belirtilmesiiçin re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmuştur.
Buhaliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymamakta ise de, davanıntaraflarınca başvuruda bulunulmadığı gözetilerek,Çanakkale Sulh Ceza Hakimliği’nce re’senyapılan başvurunun, 2247 sayılı Yasa’nın19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne gelmiş bulunangörev uyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından,görev uyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 2918sayılı Yasa’nın 48/5. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen idari para cezası ilesürücü belgesinin beş yıl süre ile gerialınmasına ilişkin kararın iptal edilmesiistemiyle açılmıştır.
13.10.1983 tarih ve 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu’nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan48. maddesinin beşinci fıkrasında,''(Değişik: 8/1/2003- 4785/3 md), Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerindealkollü araç kullandığı tespit edilensürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibarengeriye doğru beş yıl içinde; birinci defasındasürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınırve haklarında 265 300 000 lira para cezası uygulanır.İkinci defasında sürücü belgeleri iki yılsüreyle geri alınır ve haklarında 332 600 000 lira para cezası uygulanır ve bu sürücüler SağlıkBakanlığınca, esas ve usulleri Sağlık veİçişleri Bakanlıklarıncaçıkarılacak yönetmelikte gösterilensürücü davranışlarını geliştirmeeğitimine tabi tutulurlar, eğitimi başarıylatamamlayanların belgeleri süresi sonunda iade edilir. Üçveya üçten fazlasında ise, sürücü belgeleribeş yıl süreyle geri alınır ve altı aydanaşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile birlikte532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır. Ayrıca,psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabitutulurlar. Bu değerlendirme ve muayene sonrasında uygungörülenlere, geri alma süresi sonunda sürücübelgeleri iade edilir. Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesinin yapılmasına dair esas ve usulleryönetmelikte gösterilir” denilmekte iken, maddenin beşincifıkrası,“Yapılan tespit sonucunda 0.50 promilinüzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespitedilen sürücüler hakkında,fiili bir suçoluştursa bile,700 Türk Lirası idari para cezası verilir vesürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır.Hususiotomobil dışındaki araçları alkollü olarakkullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı0.21 olarak uygulanır.Alkollü olarak araç kullanma nedeniylesürücü belgesi geri alınan kişiye,son ihlalingerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beşyıl içinde;ikinci defasında 877 Türk Lirası idaripara cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yılsüreyle,üç veya üçten fazlasında ise,1.407Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücübelgeleri her seferinde beşer yıl süreyle gerialınır.Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenlegeçici olarak geri alınmış olması halinde belirtilensüreler, geçici alma süresinin bitimindebaşlar.”şeklinde 24.5.2013 tarihli 6487 sayılıKanun’un 19.maddesiyle yeniden düzenlenmiş, maddeye aynıKanunla;
“Sürücü belgelerinin geçicigeri alma işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılangörevliler tarafından yapılır ” denilmek suretiyleonikinci fıkra eklenmiştir.
Anılan Kanun’un, “Trafikzabıtasının görev ve yetki sınırı ile genelzabıtanın trafik hizmetlerini yürütmeye ilişkinyetkisi” başlığı altında düzenlenen6. maddesinde ise, “Trafik zabıtası ve genelzabıtanın görev ve yetki sınırı;
a)Trafikzabıtası:
Trafikzabıtası görevi sırasındakarşılaştığı acil ve zorunlu hallerde genelzabıta görevi yapmakla da yetkilidir.
Mülkiidare amirlerince, emniyet ve asayiş bakımından zorunlugörülen haller dışında, trafik zabıtasınagenel zabıta görevi verilemez, araç, gereç ve özelteçhizatı trafik hizmetleri dışındakullanılamaz.
b)Genel Zabıta
Trafikzabıtasının bulunmadığı veya yeterliolmadığı yerlerde polis; polisin ve trafikteşkilatının görev alanı dışında kalanyerlerde de jandarma, trafik eğitimi almış subay, astsubay veuzman jandarmalar eliyle yönetmelikte belirtilen esas ve usullere uygunolarak trafiği düzenlemeye ve trafik suçlarına el koymayagörevli ve yetkilidir” denilmektedir.
2918sayılı Kanun’un Adli Kovuşturma ve CezalarınUygulanması başlıklı Dokuzuncu Kısım’adahil “Bu Kanundaki suçlarla ilgilidavalara bakacak mahkemeler ve yetkileri ” başlığıaltında düzenlenen 112. maddesinin ilk paragrafında da;sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınmasıhariç olmak üzere bu Kanundaki hafif para cezasını veyabu kanundaki hafif hapis cezasını, belgelerin geri alınmasıve iptali veya işyerlerinin kapatılması cezasınıgerektiren suçlarla ilgili davalara trafik mahkemelerinde, bunlarınbulunmadığı yerlerde yetki verilen sulh ceza mahkemelerindebakılacağı ifade edilmiş; böyleliklesürücü belgelerinin geçici olarak gerialınmasına ilişkin uygulamalar, trafik ve sulh cezamahkemelerinin görevi dışında tutulmuş iken; 12.7.2013tarihli 6495 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle yapılandeğişiklik ile, maddenin başlığı,“Sürücü belgelerinin geri alınmasında veiptalinde yetki”; şeklinde, madde ise, “Bu Kanunun6 ncı maddesinde sayılan görevlilerin ve trafik tescilkuruluşlarının yetkilendirildiği haller hariç olmaküzere, sürücü belgelerinin geri alınmasına veiptaline sulh ceza mahkemeleri karar verir.
Bu Kanunun 51 inci maddesinin ihlali ve 118 inci maddesinin ikincive üçüncü fıkralarında yazılı“100 ceza puanını doldurmak” eylemi nedeniylesürücü belgelerinin geri alınmasına yine bu Kanunun 6ncı maddesinde sayılan görevliler yetkilidir.
Sürücü belgelerinin geçici olarak gerialınması veya iptaline dair verilen kesinleşmiş mahkemekararı örnekleri, sürücülerin sicillerineişlenmek üzere mahkemelerce ilgili trafik birimlerinegönderilir.
Bu Kanuna göre görülen davalar, diğer kanunlaragöre görülen davalarla birleştirilemez.
……. ” denilerek yeniden düzenlenmiştir.
4.11.2004 gün ve 5252 sayılı Türk Ceza KanunununYürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Hafifhapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi”başlığını taşıyan 7. maddesinde (Değişik:11/5/2005 – 5349/3 md.), “(1) Kanunlarda, "hafif hapis"veya "hafif para" cezası olarak öngörülenyaptırımlar, idari para cezasınadönüştürülmüştür. İdari paracezasının hesaplanmasında 5237 sayılıTürk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır.İlgili kanunda "hafif hapis" cezasının üstsınırının belirtilmediği hallerde, idari paracezasının hesaplanmasında esas alınacak günsayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur.
(2)Kanunlarda, "hafif hapis cezası" ile "hafif paracezası"nın seçimlik olarak veya birlikteöngörüldüğü hallerde, idari para cezasıyaptırımının belirlenmesinde "hafif hapis cezası"esas alınır.
(3)Kanunlarda, sadece "hafif para cezası"nınöngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının belirtilmediğihallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasındanaz, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz.
(4) Bu madde hükmüne göre idari paracezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir”
denilmekte iken; 2.7.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 94üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan
“Cumhuriyet savcısı” ibaresi“mülki amir” şeklinde değiştirilmiştir.
30.3.2005gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının karar vermeyetkisi” başlığını taşıyan 23.maddesinde, “(1) Cumhuriyetsavcısı, kanunda açıkça hükümbulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarîyaptırım kararı vermeye yetkilidir.
(2) Birsuç dolayısıyla başlatılan soruşturmakapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halindeCumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir.
(3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir”denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Çanakkale Trafik Tescilve Denetleme Şube Müdürlüğünce yapılandenetim sırasında, 17 EU 065 plakalı araç ileüçüncü kez alkollü araçkullandığının tespit edildiğinden bahisle, davacıadına 10.2.2010 gün ve E-739657 seri-sıra sayılıtrafik suç tutanağı düzenlendiği, bu tutanaküzerine, davacıya Çanakkale CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahatler Bürosunun 18.2.2010gün ve 2010/51 sayılı kararı ile, 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5. maddesiuyarınca 3.600 TL. idari para cezası ilecezalandırılmasına, sürücü belgesininbeş yıl süre ile geri alınmasına karar verildiğianlaşılmıştır.
30.3.2005tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3 üncümaddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesinde,“(1) Bu Kanunun;
a)İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde,
b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır.”denilmiştir.
Aynı Kanunun 27. maddesine,5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idariyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararların da verilmiş olmasıhalinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılıkiddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idariyargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış,bu maddenin gerekçesinde de bu hükümle, KabahatlerKanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığıbağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığıifade edilmiştir.
19.12.2006 tarihindeyürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idariyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararların da verilmiş olmasıhalinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılıkiddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idariyargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.
5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun “Saklı tutulan hükümler”başlığını taşıyan 19. maddesinde ise,“(1) Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülenbelirli bir süre için;
a) Bir meslek ve sanatınyerine getirilmemesi,
b) İşyerininkapatılması,
c) Ruhsat veya ehliyetin gerialınması,
d) Kara, deniz veya hava nakilaracının trafikten veya seyrüseferden alıkonulması,
gibi yaptırımlarailişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanunhükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadarsaklıdır” denilmiştir.
Sürücübelgelerinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin karar,2918 sayılı Kanun’un 12.7.2013 tarih ve 6495 sayılıKanun’un 20.maddesi ile yapılan değişiklikten önceki112. maddesi ve 5326 sayılı Kanun uyarıncaincelendiğinde, 2918 sayılı Kanun’un, bu Kanun’dakisuçlarla ilgili davalara bakacak mahkemeler ve yetkilerinindüzenlendiği 112. maddesi uyarınca, sürücübelgelerinin geçici olarak geri alınmasına ilişkindavaların sulh ceza mahkemelerinin görevine dahil edilmediği ve5326 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, diğer kanunlardakabahat karşılığında öngörülen belirlibir süre için ehliyetin geri alınmasına ilişkinhükümlerin geçici istisnalar içindesayıldığı dikkate alındığında;sürücü belgelerinin geçici olarak gerialınmasına ilişkin davalara bakma görevinin idaremahkemesine ait olduğu kuşkusuzdur.
Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nce, idari para cezasıyönünden oluşan olumsuz görevuyuşmazlıklarının çözümünde, idaripara cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ileilgili olarak idari yargının görev alanına girenkararın da verilmiş olması ve dosya içeriğinden bukararın idari yargı yerinde dava konusu edildiğininanlaşılması halinde; idari para cezasına ilişkinkararın hukuka aykırılığıiddiasının da, idari yargı yerinde görüleceğisonucuna varılarak, idari yargı yerince verilen görevsizlikkararlarının kaldırılmasına kararverilmiştir.
Somut olayda, 5252 sayılı Kanun’un 7. ve 5326sayılı Kanun’un 23. maddesine dayanılarak CumhuriyetSavcısı tarafından davacıya verilen idari paracezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesindebelirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu ve Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’ladeğişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle,görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından,davanın idari para cezasına karşı açılankısmının görüm ve çözümünde,anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adliyargı yerinin görevli olduğu açık olup;
Davacının,sürücü belgesinin beş yıl süre ile gerialınmasına ilişkin karar hakkında ise;
Kanun’un, “BaşvuruYolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında,“idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı,kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geçonbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.Bu süre içinde başvurunun yapılmamışolması halinde idari yaptırım kararıkesinleşir”, 6. fıkrasında, “(Ek fıkra:6.12.2006 - 5560 S.K.34.md) Soruşturma konusu fiilin suç değilde kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarîyaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yerolmadığı kararına itiraz edildiği takdirde,idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bu itiraz merciinde incelenir”, 8. fıkrasında “İdarîyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararların da verilmiş olmasıhalinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiylebirlikte idarî yargı merciinde görülür.”denilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesince, 2918 sayılı Kanun’un112. maddesinde 12.7.2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun’un 20.maddesi ile yapılan değişikliktenönce, sürücü belgesinin geri alınmasınailişkin idarece tesis edilen işlemlerle ilgili olarak; yukarıdada izah edildiği üzere, 2918 ve 5326 sayılı Kanunlaruyarınca; sürücü belgesinin geçici olarak gerialınmasına ilişkin işlemlerin ayrıntılı idarikurallarla düzenlendiği, 2918 sayılı Kanun’un 112.maddesinde sürücü belgesinin geçici olarak gerialınması hususunun trafik ve sulh ceza mahkemelerinin görevinedahil edilmediği, aynı şekilde 5326 sayılıKanun’un 19. maddesinde de ehliyetin belirli bir süreiçin geri alınmasına ilişkin hükümleringeçici istisnalar içinde sayıldığı hususu dadikkate alındığında; sürücü belgesiningeçici olarak geri alınmasına ilişkin davaya bakmagörevinin idare mahkemesine ait olduğu kabul edilmekle birlikte, Kabahatler Kanununun 23. ve 27.maddeleri uyarınca bellişartlar altında Cumhuriyet Savcıları'na da idariyaptırım kararı verebilme yetkisinintanındığı, özellikle soruşturma konusu fiilinkabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde Cumhuriyetsavcısının ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafındanidari yaptırım kararı verilmemiş olması koşuluylaidari yaptırım kararı verebileceği, bu kararakarşı kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren engeç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesinebaşvurulabileceği, Cumhuriyet Savcısınınsoruşturma konusu fiilin suç değil de kabahatoluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırımkararı vermesi halinde kovuşturmaya yer olmadığıkararına itiraz edildiği takdirde idarî yaptırımkararına karşı başvurunun da bu itiraz merciinde inceleneceğianlaşıldığından, idari yaptırımkararının idari makam ve mercilerce değil de soruşturmakonusu fiilin suç olmayıp kabahat olarak değerlendirilmesisonucu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verildiği durumlarda, kararın idari işlemden çok, yargısalnitelikte bir yetkinin kullanılması sonucu verilen cezaniteliğini taşıdığı kabul edilerek davanınbu kısmına ilişkin olarak çözümününde, Kabahatler Kanunu hükümleri uyarınca adli yargı yerineait olduğu sonucuna varılmıştır.
5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Saklı tutulanhükümler” başlığını taşıyan19. maddesinde ise, “(1) Diğer kanunlarda kabahatkarşılığında öngörülen belirli birsüre için;
(…….)
c) Ruhsatveya ehliyetin geri alınması,(….)
gibiyaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda buKanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncayakadar saklıdır” denilerek, ilgili kanununda, bu Kanunhükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadarsaklı tutulan, başka bir deyişle, belirtilen istisnalariçinde sayılan yaptırımlardan biri olan “ehliyetingeri alınması”na ilişkin hükmün, 12.7.2013 tarihve 6495 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu’nun 112. maddesinde yapılandeğişiklik ile yukarıda belirtilen şekilde yenidendüzenlendiği ve bu karara karşı kanun yoluna ilişkinbir düzenlemeye yer verilmediği gözetildiğinde de, oluşanolumsuz görev uyuşmazlığınınçözümünde, sürücü belgesi geri alma kararıCumhuriyet savcısı tarafındanverilmiş olmasa dahi, iptali istemiyle açılandavanın adli yargı yerinde görüleceğiaçıktır.
Görev kurallarıkamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanınaçıldığı andaki kurallara göre görevliolan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise,(davanın açıldığı anda görevli olan vefakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır.
Diğertaraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, busırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsizmahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme,artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göregörevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesigerekir. İncelenenuyuşmazlıkta, Cumhuriyet savcısıtarafından verilen trafik para cezası ve sürücübelgesinin beş yıl süre ile geri alınmasına ilişkin kararın 5326 sayılı Kanun’un 16.maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biriolduğu, 12.7.2013 tarih ve 6495 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 112.maddesinde yapılan değişiklik ile maddenin yenidendüzenlendiği ve bu karara karşı kanun yolunailişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi idari paracezasına karşı kanun yoluna ilişkin birdüzenlemeye de yer verilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesindebelirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin,diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Kanun hükümleri dikkatealınacağından, idari para cezası ve sürücübelgesi geri alma tutanağına karşı açılandavanın görüm ve çözümünde, anılanKanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargıyerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle, Çanakkale Sulh Ceza Hakimliğinin 19.madde kapsamındagörülen başvurusunun kabulü ile, Çanakkale 1.SulhCeza Mahkemesince verilen görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N UÇ : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Çanakkale Sulh Ceza Hakimliğinin 19.maddekapsamında görülen BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Çanakkale1.Sulh Ceza Mahkemesince verilen 17.6.2010 gün ve D.İş:2010/255 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.11.2015gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Süleyman Hilmi
AYDIN
Üye
Yusuf Ziyaattin
CENİK
Üye
Mehmet
AKBULUT
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Yüksel
DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy