T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2015 / 720 KARAR NO : 2015 / 723 KARAR TR : 26.10.2015 ÖZET : Üniversitede okutman olarak görev yapan davacının, kendisine psikolojik taciz uygulandığı, hakkında haksız soruşturmalar başlatıldığı, taciz, tahkir ve ayrımcılığa maruz bırakıldığı ve angarya iş verildiğinden bahisle uğramış olduğu manevi zararın karşılanması istemiyle açtığı davanın, İDARİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : T.A. Vekili : Av.F.B. Davalı :İnönü Üniversitesi Rektörlüğü Vekili :Av. S.Ç. O L A Y : Davacı vekili, davadilekçesinde özetle; İnönü ÜniversitesiYabancı Diller Yüksekokulu’nda okutman alımıiçin mülakat yapıldığını, yapılanmülhakatta torpilli olanlarınkazandırıldığını, davacının iseelendiğini, ancak davacının itirazı sonucu 23.12.2013tarihinde okutman olarak işe başladığını,önceden belirlenen kişiyi alamayan Üniversite bölümbaşkanı ve yetkililerinin, davacıya sistematik olarak mobbinguygulamaya başladıklarını, davacının sabah saat08:00 de işe gelip gelmediğini, akşam saat 17:00 de iştençıkıp çıkmadığının bizzatkontrol edildiğini, diğer çalışanlar içinböyle bir uygulamanın bulunmadığını, mesaisaatleri içerisinde davacının her saat cepten ve dahilitelefondan aranarak odasında olup olmadığının kontroledildiğini, onunla yetinilmeyerek oda arkadaşı İsmailDemirbağ aranarak davacının odasında olupolmadığı ve ne işle meşgul olduğununsorulduğunu, okul tatilde iken, diğer akademisyenler veçalışanlar yok iken davacının okula gelmesininistendiğini ve gelip gelmediğinin kontrol edildiğini, tatildetüm kafeteryalar ve diğer sosyal tesislerin kapalıolduğunu, davacının tek başına üniversitedekalmak zorunda bırakıldığını, davacıyasürekli olarak ders ücreti az olan gündüz derslerininverildiğini, ücreti daha dolgun olan gece derslerinin ise hiçverilmediğini, diğer akademisyenler bir yerlere gittiğindekimseden izin almadıkları halde davacının bir yeregideceği zaman izin almasının istenildiğini, davacı, iziniçin gittiğinde ise kasten kimsenin ilgilenmediğini, saatlercebekletildiğini, bir muhatap bulamadığından gerigeldiğini, henüz 4 ay gibi kısa bir süreçalışmasına rağmen hakkında 2 defa idarisoruşturma açıldığını, bu soruşturmalarınhaksız ve hukuka aykırı olarakbaşladığını, hafta sonları gözetmenlik yaptırıldığını,ancak ücretinin ödenmediğini, görevi olmamasınarağmen kendisine faaliyet raporuhazırlattırıldığını, davacınınayda 56 saat ek ders vermesine rağmen ayda sadece 500 TL fazladanödeme yapıldığını, aylıkmaaşının 2.000 TL – 2.500 TL’ye tekabülettiğini, ancak aynı kıdemde ki arkadaşları en az4.000 TL – 5.000 TL maaş aldıklarını, davacıyasürekli istifa etmesi için yoğun bir şekilde psikolojikbaskı yapıldığını, davacınınpsikolojisinin bozulduğunu, derslere motiveolamadığını, sağlığınınbozulduğunu, davacının sürekli takip altındatutulduğunu, ayrımcılığa tabi tutulduğunu,psikolojik baskıyı uygulayan Bölüm Başkanı M.Ş.ve B.U. isimli Müdür Yardımcısının olduğunubelirterek; davacıya yasal faizi ile birlikte 20.000 TL manevi tazminatınödenmesi istemiyle İnönü Üniversitesi Rektörlüğüaleyhine adli yargıda dava açmıştır. Davalı İnönüÜniversitesi Rektörlüğü vekili süresiiçerisinde görev itirazında bulunmuştur. MALATYA 5. ASLİYE HUKUKMAHKEMESİ: 05.05.2015 gün ve E:2014/23 sayı ile, davalı İnönüÜniversitesi Rektörlüğü vekilinin görevitirazının reddine karar vermiştir. Davalı İnönüÜniversitesi Rektörlüğü vekilinin olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması yolunda süresinde verdiğidilekçesi üzerine, dava dosyasının onaylı birörneği Danıştay Başsavcılığınagönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI: “…Anayasanın125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğuhükme bağlanmış, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2/1 -b maddesinde ise, idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel haklan doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları idari davatürleri arasında sayılmıştır. İdare, kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde,hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazminedilmektedir. Tam yargı davalarında,öncelikle zarara yol açtığı önesürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunundenetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu vezararın niteliği sorumluluk ilkelerinin uygulanıpuygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken desorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk,aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru;hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiçişlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamındanuzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip,bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundandolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve aslinedenini oluşturmaktadır. Öte yandan, kişilerinuğradıkları zararla zarara sebebiyet veren kamu personelininyürüttüğü görev arasında kamu personelininhizmetten ayrılmayan kişisel kusurları da söz konusuolabilmektedir. Uyuşmazlıkkonusu olayda, davacının kendisine psikolojik taciz (mobbing),olumsuz tutum ve davranışlar uygulanmak suretiyle mağduriyetineneden olduğu belirtilen kamu görevlilerinin görevini yaparkenkusurlu davranışta bulunmasının hizmet kusuru mu yoksakişisel kusur mu olacağının ortaya konulması gerekmektedir. Kamu hizmeti, kamugörevlileri ve kullandıkları araç ve gereçlerleyerine getirilebilir ve bunun sonucu olarak kamu görevlilerinin veyabunların kullandıkları araç ve gereçlerin kusur,ihmal ve hatalarından dolayı kamu hizmetinin yerine getirilişi sırasındakişilerin zarar görmesi durumunda meydana gelecek kusur, kamukurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda, kamu görevlisininhizmetten ayrılabilen kişisel kusurundan bahsetmeye olanak yoktur.Kamu hizmetinden ayrılabilen kişisel kusur ise kamu hizmeti ileilgisi olmayan kamu görevlisinin özel hayatı ile özel tutumve davranışlarından kaynaklanan bir kusurdur. Bu durum, Anayasanın 129/5.maddesinde yer alan "Memurlar ve diğer kamu görevlilerininyetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idarealeyhine açılabilir. " kuralında ifadesinibulmaktadır. Olayda, kamu görevlisistatüsünde görev yapan davacınınçalışma hayatında kamu görevlileri tarafından,maruz bırakıldığı iddia edilen tutum vedavranışlar ile psikolojik taciz ve uygulamaların idariişlem ve eylem niteliğinde olup, bu olaylar nedeniyleuğranıldığı öne sürülerekaçılan tazminat davasının da, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1 -b maddesi kapsamındayer alan, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavası olarak kabulü gerekmektedir. Buna göre, yukarıdayapılan açıklamalar doğrultusunda davacınınkendisine mobbing (psikolojik taciz) uygulandığı, haksızişlemlere maruz bırakıldığı, bu nedenleüzüldüğü ve yıprandığından bahisledavalı idare aleyhine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyleaçtığı bu davada; idarenin hizmet kusuru ya da başkanedenle idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığınınsaptanması idare hukuku ilkeleri çerçevesindeyapılacağından, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-b maddesi kapsamında bulunanuyuşmazlığa konu tam yargı davasınıngörüm ve çözümü idari yargı yerlerineaittir.…” gerekçesiyle 2247 sayılı Yasanın 10'uncu maddesiuyarınca olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan26.10.2015 günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; davalı İnönü ÜniversitesiRektörlüğü vekilinin anılan Yasanın 10.maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine, Danıştay Başsavcısı’nca 10.maddede öngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşıldığındanve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın,davanın çözümünde idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, İnönüÜniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nda okutman olarakgörev yapan davacının, kendisine psikolojik taciz uygulandığı,hakkında haksız soruşturmalarbaşlatıldığı, taciz, tahkir veayrımcılığa maruz bırakıldığı veangarya iş verildiğinden bahisle uğramış olduğumanevi zararın karşılanması istemiyle İnönüÜniversitesi Rektörlüğü aleyhineaçılmıştır. Anayasanın“Yükseköğretim Kurumları”başlıklı 130. maddesinin birinci fıkrasında,“Çağdaş eğitim-öğretim esaslarınadayanan bir düzen içinde milletin ve ülkeninihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmekamacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitlidüzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma,yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye veinsanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerdenoluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğesahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.” 2547sayılı Yüksek Öğrenim Kanunu’nun“Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “ Bukanunun amacı; yükseköğretimle ilgili amaç veilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretimkurumlarının ve üst kuruluşlarınınteşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumluluklarıile eğitim - öğretim, araştırma, yayım,öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personelile ilgili esasları bir bütünlük içindedüzenlemektir.” “Tanımlar”başlıklı 3. maddesinde (Değişik: 17/8/1983- 2880/1 md.); “… d) Üniversite: Bilimsel özerkliğeve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeydeeğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın vedanışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokulve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan biryükseköğretim kurumudur. … l)Öğretim Elemanları: Yükseköğretimkurumlarında görevli öğretim üyeleri,öğretim görevlileri, okutmanlar ile öğretimyardımcılarıdır… o)Okutman: Eğitim - öğretim süresince çeşitliöğretim programlarında ortak zorunlu ders olarak belirlenendersleri okutan veya uygulayan öğretimelemanıdır…” hükümleri düzenlenmiştir. İnönüÜniversitesi de yukarıda açıklanan yasaldüzenlemeler kapsamında, 28Ocak 1975 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde, 25 Mart1975 tarihinde ise Cumhuriyet Senatosunda kabul edilen ve 3 Nisan 1975 tarihliResmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğegiren 1872 sayılı ‘İnönü ÜniversitesiKanunu’ ile kurulmuştur. Dosyanınincelenmesinden; davacının İnönüÜniversitesi’nde 23.12.2013 tarihinden itibaren okutman olarak görevyaptığı, üniversiteye girmek için yapılanmülakatta elenmesinin ardından yapılan itiraz sonucu görevebaşladığı, bu nedenle kendisine üniversiteyönetimi tarafından mobbing uygulandığıiddiasıyla manevi tazminat davası açtığıanlaşılmaktadır. Anayasanın “Yargı yolu” başlıklı 125. maddesinin sonfıkrasında; “… idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,“Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasındagüvence” başlıklı 129. maddesinin 5. fıkrasında;“ Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerinikullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idarealeyhine açılabilir” hükmü yer almıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun 2. Maddesinde; “(Değişik bent: 10/06/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türlerişunlardır: a)(İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 21/09/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 08/06/2000 - 4577/5.md) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları, b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları, c)(Değişik bent: 18/12/1999 - 4492/6 md.) Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2.İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukukauygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdarimahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevininkanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerinegetirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlemniteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimdeyargı kararı veremezler. 3.Cumhurbaşkanının doğrudan doğruyayaptığı işlemler idari yargı denetimidışındadır.” denilmektedir. 657 sayılı DevletMemurları Kanununun 13. Maddesinde de; kişilerin kamu hukukunatabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardandolayı, bu görevi yerine getiren personel aleyhine değil, ilgilikurum aleyhine dava açacakları, kurumun genel hükümleregöre personele rücu hakkının saklı olduğuhükmüne yer verilmiştir. İnönüÜniversitesi bir kamu kurumudur ve davacının kendisinehaksız işlemler tesis ederek mağduriyetine sebebiyetverdiğini iddia ettiği kişiler de idarenin ajan durumundaki kamugörevlileridir. Davacı kamu görevlilerinin görevleriniyerine getirirken zarara uğradığını iddia ederekmanevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının,manevi zarar iddiasının dayanağını idare ajanıkonumunda olan davalı üniversitede görevli iki kamugörevlisinin kendisine sistematik olarak psikolojik taciz (mobbing)uyguladıkları şeklindeki beyanlarıoluşturmaktadır. Öğretide, “görevden ayrılabilirkusur” halinin varlığı halinde (yani idareajanının kast, garez, kin ve husumetle hareket ederek bir zarara yolaçması durumunda), bu nedenle zarar gören ilgilinin idarealeyhine değil, doğrudan idare ajanı aleyhine adli yargıdadava açabilmesi gerektiği yönünde bir takımgörüşler mevcutsa da; adli yargı uygulamasında buhallerin çok acık ve somut biçimde belli olduğu ahvalde(örneğin idare ajanının ilgiliye karşıişlediği bir suç nedeniyle mahkumiyetinin bulunmasıdurumunda), uğranılan zararın tazmini için doğrudanadli yargıda dava açılabileceği, bunundışında her halükârda husumetin idareyeyöneltilmesi gerektiğine işaret edilmektedir.Belgelenmemiş, bir yargı ilâmına dayanmayan soyutiddiaların varlığı halinde görevle idare ajanıarasındaki illiyet bağı kesilmişsayılamayacağından; iddialara dayalı bir davanınöncelikle idari yargı yerince incelenmesi gerekecektir. Davanınsomutunda da, davacı tarafından, idare ajanlarınıngörevlerinden kaynaklanan yetkilerini suistimal suretiyle sistematikpsikolojik taciz (mobbing) halinin mevcudiyeti önesürüldüğünden; gerçekte görev kusuruteşkil edebilecek kusur iddialarına dayalı bir davanın“tam yargı davası” mahiyetinitaşıdığı ve bu davanın idari yargı yerindeikame edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna göre, olayda hizmetkusuru ya da başka nedenle idarenin sorumluluğunun bulunupbulunmadığının saptanması idare hukuku ilkeleriçerçevesinde yapılabileceğinden, 2577 sayılıYasa’nın 2/1,b maddesi kapsamında bulunan tam yargıdavasının görüm ve çözümünde idariyargı yeri görevlidir. Açıklanan nedenlerle, DanıştayBaşsavcısı’nın başvurusunun kabulü ileMalatya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev itirazınınreddine ilişkin 05.05.2015 gün ve E: 2014/23 sayılıgörevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Malatya5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin GÖREV İTİRAZININREDDİNE ilişkin 05.05.2015 gün ve E:2014/23 sayılı GÖREVLİLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 26.10.2015 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy