T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 667
KARAR NO : 2015 / 668
KARAR TR : 28.9.2015
ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : R Sigorta A.Ş. Vekilleri :Av.T. A.-Av.Y.E. D.-Av.S.A. Av.Y. Y. - Av. P. K. Davalı : Kartepe Belediye Başkanlığı Vekili : F.Y. O L A Y : Davacı vekili; müvekkili şirkete sigortalıbulunan Adem ÇALIKER’e ait 41 KK 108 plakalı vasıtanın,21.12.2012 tarihinde, kendisinin yönetiminde, Kocaeli İli, Kartepeİlçesinde, Nergiz Sokak üzerinde seyri sırasında, 27numara önünde, yol üzerinde biriken su sebebiyle farkedemediği çukura aracın sol ön tekerinindüşmesi neticesinde meydana gelen tek taraflı kaza neticesindehasarlandığını, bu kaza sebebi ile sigortalıaraçta meydana gelen hasarlar nedeniyle, sigortalıya 09.01.2013tarihinde, 502,00.TL.’sı, 21.1.2013 tarihinde, 590,00.TL.’sıolmak üzere toplam 1.092,00.TL.'sı tazminat ödendiğini; kazanın,yolun bakım ve onarımından sorumlu bulunan davalıbelediyenin yolun bakım ve onarımım yapmaması, trafikdüzeni ve güvenliğini sağlamaması, gerekli uyarıönlemlerini almaması sebebiyle meydana geldiğini; kazanınoluşumunda davalı idarenin % 100 oranında kusurlu olduğunu,davalıya 25.1.2013 tarihli yazı ile müracaat edilmiş ise decevap alınamadığını; müvekkiliŞirketin, ödediği tazminat sebebi ile, TTK.nun 1472..maddesine göre sigortalısının halefi olduğunu ifadeederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıile, 1.092,00 TL’sı tazminatın, 502,00.TL.’lıkkısmının 9.1.2013 ödeme tarihinden,590,00.TL.’lık kısmının ise 21.01.2013 tarihindenitibaren işleyen avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesiistemiyle 11.6.2013 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. KOCAELİ2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:11.2.2014 gün ve E:2013/772, K:2014/22sayı ile, davanın, sigorta tarafından zarar görenlereödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin bulunduğunu;Belediyelerin kamu tüzel kişileri olduğunu, görmekleyükümlü bulundukları kamu hizmetleri sırasındaverdikleri iddia olunan zararlardan dolayı sorumluluklarınınözel hukuk hükümlerine tabi bulunmadığını;kamu tüzel kişilerinin, yasalar tarafından kendilerine verilengörev ve yetkileri kullanırken oluşan zararlarınniteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklandığını,bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşıhizmet kusurlarına dayanılarak İdari Yargılama UsulüHakkındaki Kanun’un 2.maddesi hükmü uyarınca, idariyargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesiningerektiğini (17. HD. 28.3.2013 tr. 2013/3561-2013/4478 sy. k.); somut olayda, yolda bulunan çukurla ilgili gerekli yolgüvenliği ve işaretleme önlemlerini almayan belediyealeyhine hizmet kusuruna dayanılarak davaaçıldığından, adli yargınınyargı yolu bakımından görevsiz bulunduğunu ifadeederek; davanın idari yargıda görülmesigerektiğinden, davanın görev nedeniyle reddine kararvermiş; temyiz edilmesi üzerine bu karar Yargıtay 17. HukukDairesinin 02/06/2014 tarih E:2014/8666, K:2014/8818 sayılıilamı ile onanmış, taraflarca karar düzeltmetalebinde bulunulmadığından kesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. KOCAELİ1.İDARE MAHKEMESİ: 7.5.2015 gün ve E:2014/1062, K:2015/593sayı ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun"Belediye Trafik Birimleri, Görev ve Yetkileri"başlıklı 10. maddesinde, "Bu Kanunla belediyelere verilengörevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafikbirimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür,a) Kuruluş Her belediye başkanlığı bünyesinde,hizmet kapasitesi gözönünde tutularak içişleriBakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genelhükümlere göre, belediye trafik şubemüdürlüğü, şefliği veya memurluğukurulur, b) Görev ve yetkiler 1. Yapım ve bakımındansorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmak, 2. Gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak, 3.Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalardagerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek, 4. Karayolunda trafikiçin tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüzegöre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veyaortadan kaldırmak, 5. Yol yapısı veya işaretlemeyetersizliği yüzünden trafik kazalarınınvukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak, 6.Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veyayapılmasını sağlamak, 7. Bu Kanun ve bu Kanuna göre yönetmeliklerleverilen diğer görevleri yapmak." hükmü, 110. maddesindeise “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacınınmerkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir." hükmünün bulunduğu;dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafındansigortalanan 41 KK 108 plakalı aracın 21.12.2012 tarihinde KocaeliKartepe Nergiz Sokakta meydana gelen trafik kazası sonucuuğradığı zararın tazmini amacıyla kazanınmeydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundanbahisle toplam 1.092,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesine ilişkin uyuşmazlığın2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun uygulanmasınailişkin bir tazminat davası olduğu, anılan Kanunun 110.maddesi uyarınca davanın görüm ve çözümündeadli yargı mercilerinin görevli olduğununanlaşıldığı; bu durumda, yukarıda yer verilen açıkYasa hükmü uyarınca davaya ilişkinuyuşmazlığın çözümünün adliyargının görevine girdiği ve davanın görevyönünden reddinin gerektiği sonucunavarıldığı gerekçesiyle; davanın 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönündenreddine karar vermiş, bu karar itiraz edilmeksizinkesinleşmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan28.09.2015 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının onaylı örneğinin 15. maddede belirtilenyönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargıdosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davadaadli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, sigortalı aracınuğradığı hasar bedelini ödeyen sigortaşirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi isteminden ibaretbulunan bir rücuen tazminat davasıdır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapımve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden; davacı şirket tarafından sigortalanan 41 KK 108plakalı aracın 21.12.2012 tarihinde Kocaeli, Kartepe, Nergiz Sokaktameydana gelen trafik kazası sonucu uğradığızararın tazmini amacıyla, kazanın meydana gelmesinde davalıidarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle toplam 1.092,00 TL madditazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesiistemiyle dava açıldığıanlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Kocaeli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Kocaeli 2.Asliye HukukMahkemesinin 11.2.2014 gün ve E:2013/772, K:2014/22 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.9.2015 gününde, Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞIOY Somutuyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolunun yapım,bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanınmeydana geldiği iddia edilmektedir. Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır. İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. 5216sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/g. maddesi, büyükşehir belediyesininyetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar,meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım veonarımını sağlamak görevini büyükşehirbelediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasındasaymıştır. Bubağlamda, bir kamu tüzel kişisi olan davalı belediyeninkarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetini idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürüteceği ve anılan işlem ve eylemlerinden doğanuyuşmazlıkların da Anayasanın 125., 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerine göre idariyargı yerinde çözümlenmesi gerektiği hususundakuşku bulunmamaktadır. Sayınçoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındakiihmalden doğan zararda adli yargıyı görevli kabul edengörüşüne hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK110/1 md. hükümlerini esas almıştır. 11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil,bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. " hükmügetirilmiştir. Yapılanbu değişiklik sonucu, 2918 sayılı Yasa'dan doğansorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adliyargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisiolmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasınınönlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağıöngörülmüştür. Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle işletenin hukukisorumluluğunu düzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan doğan ve adli yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85. maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır. Yasadeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm veçözümü konusunda yasada bir düzenlemebulunmadığından İdari ve Adli Yargı organlarıarasında çıkan görev uyuşmazlıklarınısonlandırmak üzere sözü geçen yasa hükmügetirilmek suretiyle kamu araçlarının verdiği zararlarnedeniyle işletenin sorumluluğunda 2918 SayılıYasa'nın amacına uygun olarak Adli Yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiştir. Nitekim, yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir. Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın110. maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir. Zira;"T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucuhareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hükümtesis edemez." hükmü böyle bir anlayışınbenimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabul edilebilir.Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasakoyucunun amacının Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketetmesini önlemek olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının isediğer mahkemeleri, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlaması itibariyle bir çeşit pozitifkanun koyuculuk anlamına geldiğine şüphe yoktur. (TürkAnayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Ozbudun. Sh. 440 vd.) Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu red kararıverirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli-İdari veAskeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli,İdari ve Askeri Yargı kollarının üst mahkemesiolmadığına göre bu yargı kollarındaki mahkemelerekendi yorumunu empoze etmesi mümkün değildir. O halde AnayasaMahkemesinin verdiği yorumlu red kararlarının kendilerindenbeklenen fonksiyonu ifa edebilmeleri, diğer mahkemelerin AnayasaMahkemesinin bu yorumlarını benimsemelerine bağlıdır.Oysa hukukumuzda, Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlardiğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesikararlarının bağlayıcılığı bukararların hüküm fıkralarınamünhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, KemalGözler, sh. 444) Keza,Sayın çoğunluğun kararınıdayandırdığı T.C. Anayasasının 158. maddehükümlerinin de uyuşmazlıkta uygulama yeribulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev ve yetkilerinidüzenleyen T.C. Anayasasının 158. maddesi açıkhükmünden de anlaşıldığı üzere AnayasaMahkemesi ile diğer yargı kolları arasında olumlu veyaolumsuz görev uyuşmazlığının doğmasıhalinde Anayasa Mahkemesi görüşünün üstüntutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyleuygulanması mümkün değildir. Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıylaİçtihad edildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2013/105,K:2014/177 sayı, E:2013/1757, K:2014/180 sayı, Danıştay İdari Dava Daire Daireleri Kurulunun E:2015/65,K:2015/540 sayı, vs.) Sonuçolarak idarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlıkta adliyargıyı görevli kabul eden sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. Üye SüleymanHilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy