T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 662
KARAR NO : 2015 / 664
KARAR TR : 28.9.2015
ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın bir kısmının davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : A. Sigorta A.Ş. Vekilleri : Av.A.G. H.-Av.S. K. (T.) Davalı : İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı Vekili : Av.T.Ö. O L A Y : Davacı vekili; müvekkili sigorta şirketi iledava dışı G. K. arasında akdedilen Trafik SigortaPoliçesi ile teminat altına alınan 34 DM 4353 plakalıaracın,10.06.2006 tarihinde Barış Yavuz’un sevk veidaresinde Topkapı Yönüne seyrederken, plakası tespitedilemeyen iki aracın sıkıştırması nedeni iledengesinin kaybolması sonucu sağdaki ucu açık bariyerlerevurduğunu, araçta yolcu olarak bulunan dava dışı T.K.’un yaralandığını; T. K. tarafındanmüvekkili şirket aleyhine bahsi geçen trafik kazasınedeni ile uğranılan zararın Trafik Sigorta Poliçesikapsamında ödenmesi amacıyla Bakırköy 4. Asliye HukukMahkemesinin 2007/363 Esas sayılı dosyası ile davaaçıldığını, bu davanın 23.03.2011tarihinde karara çıkarak toplam 96.498.30 TL'nin dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalılar vemüvekkili şirketten müteselsilen poliçe limiti ilesınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmişolduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de işbu davada davalı olarak bulunduğunu; Mahkemece verilen kararda; "Toplanantüm delillere 10.06.2006 günü davalı Gürkan Kayaadına trafikte kayıtlı ve davalı B. Y. yönetimindeki34 DM 4353 plakalı otomobilin Topkapı yönüne seyrederken,sağdaki ucu açık bariyere sağ tarafındanvurduğu, olay sonucu araçtaki yolcularınyaralandığı, davacının da bu kazadayaralandığı, olayda davalı sürücüBarış Yavuz'un %50, otomobilin seyir dengesini bozan araçsürürcülerinin %25 ve ucu açık bariyer durumu nedeniile İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı'nın %25 oranında kusurluoldukları..”nın tespit edildiğini, hükmedilentazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiğini;iş bu kararın, dava dışı Turgay Kurt tarafındanKadıköy 4.İcra Müdürlüğünün 2011/11227 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğinive müvekkili şirket tarafından icra dosyasına 19.07.2011tarihinde 23.144.75 TL, 22.07.2011 tarihinde 69.434.25 TL olmak üzeretoplam 92.579.00 TL ödeme yapıldığını, bu Mahkemekararının yanı sıra, müvekkili şirkettarafından 08.12.2006 tarihinde 13.835.31 TL ve 16.03.2007 tarihinde de182.97 TL’nin, dava dışı T. K.'a ödendiğini; KarayollarıTrafik Kanununun 88. maddesinde "Bir motorlu aracınkatıldığı bir kazada, bir üçüncükişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazlakişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsilolarak sorumlu tutulur. / Birden fazla kişinin sorumlu olduğudurumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar,olayın bütün şartları değerlendirilerekpaylaştırılır. Özel durumlar ve özelliklearaçların işletme tehlikeleri, zararın içilişkide başka türlüpaylaştırılmasını haklıgöstermedikçe, işletenler ve araç işleticisininbağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurlarıoranında zarara katlanırlar." denildiğini; müvekkilşirketin ; -müteselsil sorumluluk gereği poliçe limitikapsamında ödeme yapmış olduğundan- diğermüteselsil borçlulara karşı kusurları nispetinderücu hakkının bulunduğunu; Güvence HesabıYönetmeliğinin "Hesaba Başvurulabilecek Haller "başlıklı 9 maddesinde; " MADDE 9 - (1) Hesaba zorunlusigortalara ilişkin olarak; a) Sigortalının veya sigortayıyaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiyegelen bedensel zararlar için," Güvence Hesabınabaşvurulabileceğinin belirtildiğini; dosyaya ibraz edilen vecelp edilecek dosya ve belgelerden anlaşılacağı üzerekazaya plakası tespit edilemeyen iki aracınsıkıştırmasının sebebiyet verdiğini, bunedenle yukarı belirtilen madde uyarınca davalınınsorumluluğunun söz konusu olduğunu; yine, davalıİstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin de kazanın meydanagelmesinde kusuru bulunduğundan sorumluluğunun mevcut olduğunu,hasar bedelini ödeyen müvekkilinin; hasar bedelinin tahsiliiçin davalıya müracaat etmiş ise de, bir sonuçalınamadığını ifade ederek; fazlaya dair talephakları saklı kalmak kaydı ile 1 no'lu davalıdan23.144,75.TL, 2 no'lu davalıdan 23.144,75.TL olmak üzere toplam46.289,50 TL.'nin ödeme tarihlerinden tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istemiyle1-Güvence Hesabı, 2-İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı’nakarşı 27.8.2012 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul11.Asliye Hukuk Mahkemesi; 4.1.2013 gün ve E:2012/271, K:2013/7 sayıile, uyuşmazlığın Ticaret Mahkemelerinin görevindeolduğundan bahisle dava dilekçesinin reddine karar vermiş; bukararın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıncatemyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi: 28.3.2013 günve E:2013/3561, K:2013/4478 sayı ile, “(…) Belediyeler kamutüzel kişileri olup, görmekle yükümlübulundukları kamu hizmetleri sırasında verdikleri iddia olunanzararlardan dolayı sorumlulukları özel hukukhükümlerine tabi değildir. Kamu tüzel kişilerinin,yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerikullanırken oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmetkusurundan kaynaklanmakta olup, bu zararların tazmini amacıylaanılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayanılarakidari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2. maddesihükmü uyarınca, idari yargı yerinde tam yargıdavası ikame edilmesi gerekmektedir. Somut olayda,yolda bulunan bariyerle ilgili gerekli yol güvenliği veişaretleme önlemlerini almayan belediye aleyhine hizmet kusurunadayanılarak dava açıldığından, mahkemece, adliyargının yargı yolu bakımından görevsizbulunması nedeniyle davalı İstanbul BüyükşehirBelediyesi Başkanlığı yönünden davadilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılıolduğu şekilde hüküm kurulması doğrudeğildir. SONUÇ: Yukarıdaaçıklanan nedenlerle davalı İstanbulBüyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekilinintemyiz itirazlarının kabulü ile hükmünBOZULMASINA…” karar vermiştir. İSTANBUL11.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 24.10.2013 gün ve E:2013/398,K:2013/482 sayı ile, “(…) Usul ve yasaya uygun bulunanYargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dava; sigortatarafından zarar görenlere ödenen tazminatın rücuentahsili istemine ilişkindir. Davacı,müvekkiline trafik sigortalı aracın plakası tespit edilemeyenbaşka bir aracın sıkıştırması nedeniyle ucuaçık bariyere çarpması sonucu araçta bulunanyolcu Turgay'ın yaralandığını, toplam 106.597,278 TLödeme yapıldığını belirterek GüvenceHesabı'ndan 23.144,75 TL, diğer davalıdan 46.289,50 TL tazminattalep etmektedir. Davaya konutrafik kazasının, davacı şirkete sigortalı aracınyolda bulunan bariyere çarpması şeklinde oluştuğuaçıktır. Yolda bulunan bariyerlerle ilgili gerekli yolgüvenliği ve işaretleme önlemlerini almayan belediyehakkında dava açılmıştır. Belediyeler kamutüzel kişileri olup, yasalar tarafından kendilerine verilengörev ve yetkileri kullanırken, birtakım zararlara nedenolabilirler. Oluşacak bu zararlar yapılan hizmet nedeniyleoluşan zarar niteliği taşıdığından, hizmetkusuru sayılır. İdari yargılama usulü hakkındakiKanunun 2. Md. uyarınca da hizmet kusuruna dayanaraktanaçılacak davaların idari yargı yerinde tam yargıdavası olarak açılması gerekir. Bu nedenle davalıBüyükşehir Belediye Başkanlığıhakkındaki davanın yargı yolu yönünden reddine kararverilmesi gerekmiştir. Dava dilekçesinde davalı olarakgösterilen Güvence Hesabı hakkında ise bozmadan önceverilen karar bu davalı yönünden kesinleştiğindenherhangi bir karar verilmesine gerek yoktur. HÜKÜM:Yukarıda yazılı gerekçeye nazaran, Yargıyolu nedeniyle dava dilekçesinin REDDİNE…” kararvermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacışirket vekili bu defa, aynı somut olaydan bahisle; davalıİstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kazanın meydanagelmesinde kusuru bulunduğundan sorumluluğunun mevcut olduğunuifade ederek; fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile23.144,75.TL 'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskontavans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyleyalnızca İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığına karşı, 25.12.2013 tarihinde idariyargı yerinde dava açmıştır. İSTANBUL5.İDARE MAHKEMESİ: 31.12.2013 gün ve E:2013/2633, K:2013/2537sayı ile, “(…) 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 'Görevli ve Yetkili Mahkeme' başlıklı 110 uncumaddesinin 1 inci fıkrasında, "İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, buKanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür." hükmüne yer verilmiştir. (…)görülmekte olan davanın, 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu'ndan doğan sorumluluk davası kapsamındaolduğu ve yukarıda metni yazılı mevzuat hükmüuyarınca davanın görüm yerinin adli yargı olduğusonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine…” karar vermiş,yapılan itiraz İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 6.5.2014gün ve E:2014/8211, K:2014/9004 sayılı kararıylareddedilerek karar onanmış; karar düzeltme istemi de aynıMahkemenin 15.10.2014 gün ve E:2014/19238, K:2014/18813 sayılıkararıyla reddedilmiş ve görevsizlik kararıkesinleşmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan28.09.2015 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının onaylı örneğinin 15. maddede belirtilenyönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargıdosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği; öte yandan, Yasa’nın 14. maddesinegöre olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğununileri sürülebilmesi için davanın “tarafları,konusu ve sebebinin aynı” olması koşulununöngörülmüş bulunması karşısında,adli ve idari yargı yerleri arasında her iki yargı yerinde ortaktaraf olan “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı”ve “23.144,75.TL” tazminat talebi yönündengörev uyuşmazlığının doğduğu veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davada adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, sigortalı aracınuğradığı hasar bedelini ödeyen sigortaşirketinin, zararın bir kısmının davalı idarecegiderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuen tazminatdavasıdır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığıve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde,yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzenive güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden; davacı şirket tarafından sigortalanan 34 DM4353 plakalı aracın İstanbul İli, Topkapıistikametinde seyir halinde iken, karıştığı maddihasarlı trafik kazası neticesinde ve kazanın meydana gelmesindedavalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle 23.144,75 TL tazminatınyasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle davaaçıldığı anlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığın çözümündeadli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlakbir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklıdeğildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlıolması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında,can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, İstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 24.10.2013 gün veE:2013/398, K:2013/482 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 11.Asliye HukukMahkemesinin 24.10.2013 gün ve E:2013/398, K:2013/482 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.9.2015 gününde, Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞIOY Somutuyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolunun yapım,bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanınmeydana geldiği iddia edilmektedir. Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır. İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. 5216sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/g. maddesi, büyükşehirbelediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayanyollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak,bakım ve onarımını sağlamak görevinibüyükşehir belediyesinin görev, yetki vesorumlulukları arasında saymıştır. Bubağlamda, bir kamu tüzel kişisi olan davalı belediyeninkarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetini idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürüteceği ve anılan işlem ve eylemlerinden doğanuyuşmazlıkların da Anayasanın 125., 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerine göre idariyargı yerinde çözümlenmesi gerektiği hususundakuşku bulunmamaktadır. Sayınçoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındakiihmalden doğan zararda adli yargıyı görevli kabul edengörüşüne hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK110/1 md. hükümlerini esas almıştır. 11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil,bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. " hükmügetirilmiştir. Yapılanbu değişiklik sonucu, 2918 sayılı Yasa'dan doğansorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adliyargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisiolmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasınınönlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağıöngörülmüştür. Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle işletenin hukukisorumluluğunu düzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan doğan ve adli yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85. maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır. Yasadeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm veçözümü konusunda yasada bir düzenlemebulunmadığından İdari ve Adli Yargı organlarıarasında çıkan görev uyuşmazlıklarınısonlandırmak üzere sözü geçen yasa hükmügetirilmek suretiyle kamu araçlarının verdiği zararlarnedeniyle işletenin sorumluluğunda 2918 SayılıYasa'nın amacına uygun olarak Adli Yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiştir. Nitekim, yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir. Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın110. maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir. Zira;"T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamınıveya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu hareketle yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez."hükmü böyle bir anlayışın benimsenmemiş olduğununkanıtı olarak kabul edilebilir. Gerçi madde iptalkararlarından bahsetmektedir, ama Anayasa koyucunun amacınınAnayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareket etmesini önlemekolduğu açıkça anlaşılmaktadır. Yorumlured kararlarının ise diğer mahkemeleri, idare makamlarını,gerçek ve tüzel kişileri bağlaması itibariyle birçeşit pozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğineşüphe yoktur. (Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Ozbudun. Sh.440 vd.) Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu redkararı verirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli-İdari veAskeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli,İdari ve Askeri Yargı kollarının üst mahkemesiolmadığına göre bu yargı kollarındaki mahkemelerekendi yorumunu empoze etmesi mümkün değildir. O halde AnayasaMahkemesinin verdiği yorumlu red kararlarının kendilerindenbeklenen fonksiyonu ifa edebilmeleri, diğer mahkemelerin AnayasaMahkemesinin bu yorumlarını benimsemelerine bağlıdır.Oysa hukukumuzda, Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlardiğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesikararlarının bağlayıcılığı bukararların hüküm fıkralarınamünhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, KemalGözler, sh. 444) Keza,Sayın çoğunluğun kararınıdayandırdığı T.C. Anayasasının 158. maddehükümlerinin de uyuşmazlıkta uygulama yeribulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev veyetkilerini düzenleyen T.C. Anayasasının 158. maddesiaçık hükmünden de anlaşıldığıüzere Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kollarıarasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstüntutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyleuygulanması mümkün değildir. Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıyla İçtihadedildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2013/105,K:2014/177 sayı, E:2013/1757, K:2014/180 sayı, Danıştayİdari Dava Daire Daireleri Kurulunun E:2015/65, K:2015/540sayı, vs.) Sonuçolarak idarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıylayürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydanagelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanmasıkarşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevindebulunduğu sonucuna ulaşıldığından,uyuşmazlıkta adli yargıyı görevli kabul edensayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. Üye SüleymanHilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy