T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2015 / 657 KARAR NO : 2015 / 660 KARAR TR : 28.9.2015 ÖZET : 1-Hukuk uyuşmazlıklarında, adli yargı yerince görevsizlik kararı verildikten sonra, dava dosyası gönderilmekle idari yargı yerinde dava açılmış sayılmayacağı; 2- 2247 sayılı Yasada öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk. K A R A R Davacı :R. B.(İ. Çiftçi Mallarını Koruma MeclisBşk.lığını Tms.) Vekili :Av. A.K. Davalı :B.A. Y. Mahalle Muhtarlığı O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde; “Müvekkilİ.çiftçi malları koruma meclisbaşkanlığını temsile yetkilidir. Davalı iseçiftçidir ve bu sebeple İmamoğlu ilçesindetarlaları bulunan meclis başkanlığınınüyesidir. Davalının İ.ilçesi sınırlarında toplam 116,700 M2. tarlasıvardır ve çiftçilik yapmaktadır. Koruma meclisbaşkanlığı davalıya 2014 yılı içinkoruma aidatları toplamı olarak 593,50 TL borcu olduğu konusundameclis başkanlığının almış olduğukararı kendisine ÖDEME EMRİ şeklinde tebliğetmiştir. Davalı ise İ. Kaymakamlığına 23.03.2015havale tarihli dilekçesi ile bu borca itiraz etmiş veİmamoğlu Kaymakamlığını 01.12.2014 tarihlidilekçesi ile de Çiftçi Mallarını Koruma MeclisBaşkanlığı üyeliğinden çıkmakistediğini belirtmiştir. Halbuki ÇiftçiMallarını Koruma Kanununu (4081 Sayılı Yasa) 34. maddesindeşu şekilde yazılıdır. Madde 34- Toplu olarak 100hektar ve daha fazla arazi isletenler hususi bekçi kullandıklarıtakdirde koruma parası vermeyecekleri gibi korumasandığından da hiçbir tazminat alamazlar. Davalının “benkoruma meclis başkanlığından kaydının silinmesiniistiyorum” talebi kabul görmemektedir. Çünkü butalebinin yanında kendisinin özel bekçi kullandığınıispatlamalıdır.(sigortasınıyaptırmalıdır).Halbuki davalı kendi tarlalarındakimahsullerin korunması için özel güvenli elemanıtemin etmemiştir. Bunu müvekkile belgeleri ileispatlayamamıştır. İSTEM SONUCU:Açıklanan nedenlerle müvekkilin temsile yetkili olduğuİmamoğlu çiftçi mallarını koruma meclisbaşkanlığının davalıdan olan 593,50 TL. lıkalacağının 23.03.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak olanyasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerininve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine, karar verilmesinivekaleten arz ve talep ederiz.” demek suretiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. İmamoğlu Asliye HukukMahkemesi:09.04.2015 gün ve E:2015/85, K:2015/102 sayılı kararı ileözetle; Dava konusu talebinİmamoğlu Çiftçi Mallarını Koruma MeclisBaşkanlığı 2014 yılı koruma aidat borcualacağına ilişkin olduğunu, bu talebin yasaldayanağının 4081 sayılı ÇiftçiMallarının Korunması Hakkındaki Kanun olduğunu, ilgiliyasa kapsamındaki aidat alacağı sebebiyle düzenlenenödeme emrinin İdari İşlem niteliğinde olduğunu,bu konudaki uyuşmazlıkların çözüm yerininİdari Yargı olduğunu belirterek, davanın görevyönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Davacı vekili 16.04.2015tarihli dilekçe ile dosyanın Adana İdare Mahkemesinegönderilmesini talep etmiş, bu aşamadan sonra dosya Adana 1.İdare Mahkemesinin 2015/897 Esas sırasına kaydedilmiştir. Adana 1. İdare Mahkemesi: 28.05.2015 gün veE:2015/897 sayı ile özetle; “Olayda İmamoğluÇiftçi Mallarını Koruma MeclisBaşkanlığı'nın davalı özel şahısBayram AKÇA'dan olan 593,50 TL tutarındaki 2014 yılıkoruma aidatı alacağına ilişkin olarak davalıadına ödeme emri düzenlendiği ancak davalınınödeme emrine itiraz ettiği ve borcunu ödemediği,bunun üzerine davacı tarafından temsile yetkili olduğumeclisin alacağının tahsili amacıyla İmamoğluAsliye Hukuk Mahkemesinde alacak davasıaçıldığı, açılan davanın ödemeemrinin iptali istemine ilişkin bir dava olmadığı,açılan dava ile herhangi bir idari işlemin iptaliistenilmediği gibi idare tarafından özel şahsakarşı açılan bir alacak davası olduğuanlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle;2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine, dosya incelemesinin bu konudaUyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilene kadar ertelenmesine”şeklinde karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ünBaşkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, YusufZiyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, SüleymanHilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 28.9.2015 günlü toplantısında;Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın 2247 sayılıYasa’da öngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgelerokunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddigerektiğine ilişkin sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dosya üzerinde2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarıncayapılan incelemeye göre; 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 14. maddesinde, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir”, 19.maddesinde, “Adli, idari, askeriyargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler. (Değişikikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince,önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası datemin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte davadosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir”denilmiştir. Aynı Yasanın 27. maddesinde ise,Uyuşmazlık Mahkemesinin, uyuşmazlık çıkarmayaveya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleriönce şekil ve süre açısından inceleyeceği;yöntemine uymayan veya süresi içinde ilerisürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yerverilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi budurumlarda, her ne kadar 2247 sayılı Yasada öngörülenyönteme uymamakta ise de, davanın taraflarınca başvurudabulunulmadığı gözetilerek, mahkemelerce re’senyapılan başvuruların 2247 sayılı Yasanın 19.maddesi kapsamında olduğunun kabul edilerek UyuşmazlıkMahkemesinin önüne gelmiş bulunan görevuyuşmazlıklarının çözümekavuşturulmasının, gerek dava ekonomisine gerekUyuşmazlık Mahkeme-sinin kuruluş amacına uygunolacağı düşüncesiyle görev uyuşmazlıklarınınesasını inceleyerek esasa ilişkin karar vermektedir. Öte yandan;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Görevsizlik veyayetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler”başlıklı 20.maddesinin 1.fıkrasında; “ (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararıverilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği andakesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yolunabaşvurulmayarak kesinleşmiş ise kararınkesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bubaşvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren ikihafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, davadosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinitalep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanınaçılmamış sayılmasına karar verilir.”hükmüne yer verilmiş; 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'İdari davalarınaçılması' başlıklı 3. maddesinde; idaridavaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesibaşkanlıklarına hitaben yazılmış imzalıdilekçelerle açılmasıöngörülmüş; aynı Kanunun 9. maddesinde;çözümlenmesi Danıştay’ın idare ve vergimahkemelerinin görevlerine girdiği halde adli ve askeri yargıyerlerine açılmış bulunan davaların görevnoktasından reddi halinde bu husustaki kararların kesinleşmesiniizleyen günden itibaren otuz gün içinde görevlimahkemelerde dava açılabileceği hükmebağlanmış; Yasanın “İlk inceleme üzerineverilecek karar” başlıklı 15.maddesinin1.fıkrasının (a) bendinde; “ 1. (Değişik bent:05/04/1990 - 3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerinceyukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılıhususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli ve askeriyargının görevli olduğu konularda açılan davalarınreddine; idari yargının görevli olduğu konularda isegörevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanıngörev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasınıngörevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine, (…) kararverilir” denilmiştir. Hukukuyuşmazlıklarında, görevli veya yetkili olmayan mahkemeyeaçılan davanın görev veya yetki yönündenreddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeyegönderilmesi, ancak aynı yargı düzeni içinde yeralan mahkemeler arasında olanaklı olup; bu hususa ilişkin 6100sayılı H.M.K’nın 20. (1086 sayılıH.U.M.K.’nun 27.) maddesiyle 2577 sayılı İ.Y.U.K.’nun 15. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin ikinci cümlesinde yeralan “görev” kuralları, aynı yargı düzeniiçindeki mahkemelerin işbölümü esasınailişkin düzenlemelerdir. Oysa yargı yolunu değiştirengörevsizlik kararı verilmesi durumunda, görevli olduğundanbahisle farklı bir yargı düzeninde yer alan mahkemeye davadosyasının gönderilebilmesine olanak tanıyan birdüzenleme bulunmamaktadır. Göreve ilişkin kararın,işbölümü esasına göre veya yargı yolubakımından verilmiş olması farklı sonuçlardoğurmaktadır. Şöyle ki; işbölümüesasına göre verilen görevsizlik kararı sonucu davadosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi durumunda, davabaşvuru tarihi itibariyle görevli mahkemedeaçılmış sayılmaktadır. Yargı yolunudeğiştiren görevsizlik kararı verilmesi durumunda ise,görevli olduğu işaret edilen yargı yerine, bu yargıyerinin uyguladığı usul kurallarına uygun olarak yenidendava açılması zorunlu bulunmaktadır. Olayda, idare mahkemesine hitabenyazılmış dilekçeyle açılmış birdava bulunmadan, davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın Adanaİdare Mahkemesine gönderilmesine karar veren İmamoğluAsliye HukukMahkemesince yazıekinde dava dosyası Adanaİdare Mahkemesine gönderilmişve idari yargıyerince, kendisine gelen adli yargı yerine ait dava dosyasıüzerinden inceleme yapılarak Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvuruda bulunulmuş olup, yukarıda yapılanaçıklamalara göre, İ.Y.U.K.’nun 3 ve 9.maddelerinde öngörülen şekilde usulüne uygun olarakidari yargı yerine açılmış bir davabulunduğundan söz etmek olanaksızdır. 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesine göre, adli, idari, askeri yargımercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlikkararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeyebaşlayan veya incelemekte olan bir yargı merciince, davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, önceki görevsizlik kararınailişkin dava dosyası da temin edilerek, dava dosyalarınıngerekçeli başvuru kararı ile birlikte görevli merciinbelirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi veelindeki işin incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin ertelenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Ancak,başvuru koşullarının incelenebilmesi için öncelikle,yargı yerinde usulüne göre açılmış birdava bulunması gerektiği tartışmasızdır. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İkinci Dairesinin 14.10.2008 tarihli Mesutoğlu–Türkiye kararında (Başvuru No: 36533/04); asliye hukukmahkemesine açılan tazminat davasında bu mahkemecedavanın görev yönünden reddine, başvuranlarınkararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde davaaçmaları halinde dava dosyasının yetkili idaremahkemesine gönderilmesine karar verildiği, davacılarınöngörülen sürede başvurmaları üzerine yinebu mahkemece dava dosyasının ilgili idare mahkemesinegönderildiği, İdare Mahkemesince de mahkemelerine İdariYargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre davacılartarafından açılan bir davanın mevcutolmadığı gerekçesiyle davanın usuldenreddedildiği, temyiz edilen bu kararın Danıştay’caonandığı, davacıların adil yargılanmahaklarının ihlali iddiasıyla Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine (AİHM’ne) başvurdukları, AİHM 2.Dairesince yapılan incelemede ise davanın somutunda İdariYargılama Usulü Kanununun 9 uncu maddesinin uygulamasınınçok katı biçimde ve aşırı şekilcigerçekleşmesi nedeniyle, başvuranların mahkemeyeerişim haklarının ve dolayısıyla Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6/1 nci maddesininihlal edildiği sonucuna varıldığıgörülmektedir. Mahkememizce konuya ilişkin idari yargıiçtihatları üzerinde yapılan araştırmada;Danıştay 6. Dairesi uygulamasında AİHM’nin temasedilen kararına işaretle, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlikkararı sonrası davacının 30 günlük süreiçerisinde başvurarak dosyanın görevli idare mahkemesinegönderilmesini talep etmesi halinde, Asliye Hukuk Mahkemesineyaptığı başvuru tarihinin görevli İdareMahkemesine başvurma tarihi olarak kabulü gerektiğinin belirtildiğianlaşılmaktadır. (Dnş. 6. D.nin 27.9.2012 tarih ve E.2012/4525,K.2012/4622 sayılı kararı.) Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun 31.5.2007 tarih ve E.2006/4713,K.2007/1302 sayılıkararında ise “… ilgililerin süresi içinde adliyargı yerine verdikleri ve dosyanın idari yargı merciinegönderilmesi istemini içeren dilekçelerin‘dilekçe reddi’ kararı verilerek dava dilekçesidurumuna getirilmek suretiyle işin esasının incelenmesinegeçilmesi hukuken olanaklı ise de, adli yargı yerininkendiliğinden dava dosyasını idari yargı yerinegöndermesi halinde, dosya mahkemenin esasına kaydedilerekdavanın incelenmesine geçilemeyecektir. Davada davacınınyazılı bir istemi olmaksızın doğrudan idari yargımerciine dosyanın 2577 sayılı Yasanın 9/1. maddesihükmü karşısında esasa kaydedilmeyerek veya esasahataen kaydedilmiş ise dosya kaydının kapatılarakmahkemesine iadesi gerekmektedir…” denilmektedir. Davanınsomutunda, İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesince verilengörevsizlik kararı, davacı vekilinin talebi üzerine Adanaİdare Mahkemesine gönderilmiş; ancak bu mahkemece usulüyönden bir karar (dilekçe reddi) verilmeyip, davada görevsizolduğu düşüncesiyle öncelikle görev retkararı verilmiş ayrıca görevli yargı yerininbelirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine dosyanıngönderilmesine de karar verilmiştir. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 3. ve 9. maddeleri uyarınca idariyargı yerlerinde bizzat dava açma, davacıların uymakzorunda olduğu emredici bir hüküm olduğu gibi, 492sayılı Harçlar Kanununun ilgili hükümleri vetarifeleri gereğince böyle bir davanın harca tabi olduğuizahtan varestedir. İlgili mevzuatında gerekli değişiklikyapılmadığı sürece, bu yasalyükümlülüklerin ihmali ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin anılan kararının Mahkememizce doğrudanuygulanması suretiyle, benzer bütün davaların buşekilde sonuçlandırılması mümküngörülmemiştir. Bu durumda, ortada idaremahkemesine hitaben yazılmış dilekçeyleaçılmış bir dava bulunmadığından, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesinde öngörülenkoşullar gerçekleşmemiştir. Açıklanannedenlerle, 2247 sayılı Yasada öngörülenkoşulları taşımayan başvurunun, aynı Yasanın27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir. S O N U Ç : 2247 sayılı Yasadaöngörülen koşulları taşımayanBAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİNE,28.9.2015gününde Üye Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy