T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 545
KARAR NO : 2015 / 572
KARAR TR : 28.09.2015
ÖZET : Davacıların murisinin içinde bulunduğu aracın, yoldaki mıcırın temizlenmemesi ve henüz yol yapımının ikmal edilmeden yolun trafiğe açılması sonucu kaza yapması ile meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi sebebiyle, davacıların uğradığı zarar karşılığı manevi tazminatın davalıdan tazmini istemi ile açılan davanın; 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. Maddesi gereğince ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacılar :Kendi adına asaleten Z.B. ve M.E.A.’a velayeten annesi E.K.A. Vekili :Av.M.A. Davalı :Karayolları Genel Müdürlüğü Vekili :Av.Y.P. İhbarOlunan : A. İnş.San ve Tic.Ltd.Şti – K.Z.İ. Vekili :Av.A.A. O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili EmineKurt Aydın’ın eşi Faysal Aydın’ın resmiaraç görev formundan da anlaşılacağı üzereBitlis ilinde bulunan fondan yardım alan evlerin kontrolü ve BitlisAhlat Selçuklu Mezarlığı müze karşılamamerkezini kontrol etmek amacıyla 29.11.2012 tarihinde 34 HU 7898plakalı araçla yola çıktığını, tektaraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini,kazanın olduğu mahalde yoldaki mıcırın temizlenmemesive henüz yol yapımının ikmal edilmeden yolun trafiğeaçılmasının kazanın oluşumunda roloynadığını belirterek; müteveffanınçocuğu olan Muhammed Emin Aydın için 25.000 TL,müteveffanın çocuğu Zeynep Beren Aydın için25.000 TL, müteveffanın eşi olan Emine Kurt Aydıniçin 50.000 TL, toplam 100.000 TL manevi tazminatın kazanınolduğu tarih olan 29.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile idari yargıyerinde dava açmıştır. Diyarbakır 3.İdare Mahkemesi: 06.03.2014 gün ve 2014/199 Esas, 2014/255 Kararsayılı kararı ile: “19.01.2011 günlü ve 27820 sayılı ResmiGazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunun 14.maddesi ile 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 110. maddesinde değişikliğegidilerek, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davalarının, adli yargıda görüleceğikurala bağlandıktan sonra, yine aynı Kanunun 15. maddesi ile2918 sayılı Kanuna Geçici 21. madde eklenerek, bu Kanunun110'uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmünün yürürlüğe girdiği tarihtenönce idari yargıda ve Askeri Yüksek idare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmayacağıbelirtilmiştir. Dava dilekçesi ve eklerininincelenmesinden, Silvan-Batman karayolunun Başdeğirmen Köyümevkisinde 29.11.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında 34 HU 7898plakalı araçta bulunan davacıların murisi FaysalAydın'ın ölümünde davalı kurumun ilgili mevzuattayer alan gerekli önlemleri almadığı gerekçesiylekusuru bulunduğundan bahisle uğranılan manevi zararlara karşılık100.000,00-TL tazminata hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olandavanın açıldığıanlaşılmıştır. Yukarıda alıntısıyapılan Kanun hükmü uyarınca, 2918 sayılıKanun'dan doğan sorumluluk davalarında adli yargınıngörevli olduğu, uyuşmazlığın çözümündedavalı kurumun anılan Kanun'dan doğan bir sorumluluğununbulunup bulunmadığının Adli yargı yerincearaştırılması gerektiğianlaşılmaktadır. Budurumda, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde 6099sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle,işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının,adli yargıda görüleceği açıkçabelirtilmiş olması karşısında,uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim benzer konuda açılandavada görevli yargı yerinin 'adli yargı' olduğunailişkin Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 07.02.2011 tarih ve E:2010/211,K:2011/24 sayılı kararı ile buna benzer bir çokkararı bulunmaktadır Açıklanan nedenlerledavanın 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görevyönünden reddine”karar vermiş, verilen karar davacı vekiline 18.04.2014 tarihindetebliğ edilmiş, davalıya tebliğ edildiğine dairdosyada herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığıgörülmekle, kararın kesinleşip kesinleşmediğimahkemesinden sorulmuş olup, Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi bilatarih ve 2014/199 Esas sayılı yazı cevabında kararınkesinleştiğini bildirilmiştir. Davacı vekilibu kez aynı taleplerle adli yargı yerinde davaaçmıştır. Diyarbakır5.Asliye Hukuk Mahkemesi: 09.04.2015 gün ve 2014/936 Esas, 2015/108Karar sayılı kararında aynen; “Tüm dosya kapsamınagöre;davacı,davalı Karayolları GenelMüdürlüğü'nü hizmet kusuru nedeniyle davaetmiştir.Kamu hizmeti görmekle yükümlü olandavalı kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardandolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir.İdarikarar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunan zararınödetilmesi istekleri 11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılıYargıtay Içtihatı Birleştirme Kararındadeğinildiği üzere tam yargı davasının konusunuoluşturur.Bu davaların ise 2577 Sayılı İdariYargılama Usulü Kanunun 2. maddesi hükmünce idariyargı yerinde açılması gerekir.Bu nedenle davadilekçesinin yargı yolu bakımından reddigerekmiş” şeklindeki gerekçesi ile davadilekçesinin görev yönünden reddine karar vermiş,verilen karar davacı vekiline 12.05.2015 tarihinde, davalı vekiline27.04.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, tarafların kararıtemyiz etmemesi üzerine karara şerh edildiği üzere28.05.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili adli ve idari yargı yerlerinceverilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuzgörev uyuşmazlığının giderilmesi istemiylebaşvuruda bulunmuştur. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan28.09.2015 günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; 2918 sayılıYasa’dan kaynaklanan sorumluluk davasında adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, davacı vekilinin istemi üzerine, adli yargıdosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece,idari yargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim BirgülYİĞİT’in, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacılarınmurisi Faysal Aydın’ın; Bitlis ilinde bulunan fondanyardım alan evlerin kontrolü ve Bitlis Ahlat SelçukluMezarlığı müze karşılama merkezini kontrol etmekamacıyla 29.11.2012 tarihinde, 34 HU 7898 plakalı araç ilegiderken, yoldaki mıcırın temizlenmemesi ve henüz yolyapımının ikmal edilmeden yolun trafiğeaçılması sonucu meydana gelen tek taraflı trafikkazası sonucu hayatını kaybetmesi sebebiyle,davacıların uğradığı zararkarşılığı toplam 100,000 TL manevi tazminatındavalıdan tazmini istemi ile açılmıştır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaretlevhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafikbirimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden; davanın, 29.11.2012 günü meydana gelen trafikkazasında 34 HU 7898 plakalı araçta bulunandavacıların murisinin hayatını kaybetmesi ilesonuçlanan kazada; yoldaki mıcırın temizlenmemesi, yolyapımının tamamlanmadan trafiğe açılmasınedenleri ile olayda kusuru bulunan davalıdan, manevi zararakarşılık tazminat istemi ile; Diyarbakır 3.İdareMahkemesi’nde dava açıldığı, davanıngörev yönünden reddine karar verildiği, Diyarbakır3.İdare Mahkemesi’nin bila tarih ve 2014/199 Esas sayılıcevabi yazısı ile kararın kesinleştiğininbildirildiği, bunun üzerine davacı tarafından Diyarbakır5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı, Diyarbakır5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın görevden reddedildiğive tarafların temyiz etmemesi üzerine kararınkesinleştiği, davacının, 2247 SayılıUyuşmazlık Mahkemesi Kanunu’nun 14.maddesi uyarıncagörevli yargının belirlenmesi istemi ile Mahkememizemüracaat ettiği anlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayrımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiğigibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargıkolları arasında uygulamada var olan yargı yolubelirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesakbir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynıyargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklı kılındığıve bunun söz konusu davaların adli yargıdagörüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden Diyarbakır 5.AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 09.04.2015 gün ve 2014/936 Esas, 2015/108 Kararsayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Diyarbakır 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.04.2015gün ve 2014/936 Esas, 2015/108 Karar sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 28.09.2015 gününde Üye SüleymanHilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN KARŞIOY Somutuyuşmazlıkta, davalı Karayolları GenelMüdürlüğünün karayolunun yapım, bakımve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanın meydanageldiği iddia edilmektedir. Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır. İdarekural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. 6001sayılı "Karayolları GenelMüdürlüğünün Teşkilat ve GörevleriHakkında Kanun"a göre, kamu tüzel kişiliğinesahip özel bütçeli bir kamu kuruluşu olanKarayolları Genel Müdürlüğü;karayollarını yapmak, yaptırmak, emniyetlekullanılmasını sağlamak, karayollarını onarmak,işletmek ve işlettirmekle görevli ve yetkili bulunmaktadır. Bubağlamda, Karayolları Genel Müdürlüğüncekarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetinin idare hukuku ilke ve kurallarına göreyürütüleceği ve anılan GenelMüdürlüğün idari işlem ve eylemlerindendoğan uyuşmazlıkların da Anayasanın 125., 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddelerinegöre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğihususunda kuşku bulunmamaktadır. Sayınçoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındakiihmalden doğan zararda adli yargıyı görevli kabul edengörüşüne hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK110/1 md. hükümlerini esas almıştır. 11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil,bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. " hükmügetirilmiştir. Yapılanbu değişiklik sonucu, 2918 sayılı Yasa'dan doğansorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet vediğer kamu kuruluşları olan araçların nedenolduğu zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adliyargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisiolmasının bu Yasa hükmünün uygulanmasınınönlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Yasa hükümlerinin uygulanacağıöngörülmüştür. Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle işletenin hukukisorumluluğunu düzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan doğan ve adli yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85. maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır. Yasadeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm veçözümü konusunda yasada bir düzenlemebulunmadığından İdari ve Adli Yargı organlarıarasında çıkan görev uyuşmazlıklarınısonlandırmak üzere sözü geçen yasa hükmügetirilmek suretiyle kamu araçlarının verdiği zararlarnedeniyle işletenin sorumluluğunda 2918 SayılıYasa'nın amacına uygun olarak Adli Yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiştir. Nitekim, yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir. Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın110. maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir. Zira;"T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucuhareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hükümtesis edemez." hükmü böyle bir anlayışınbenimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabul edilebilir.Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasakoyucunun amacının Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketetmesini önlemek olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının isediğer mahkemeleri, idare makamlarını, gerçek vetüzel kişileri bağlaması itibariyle bir çeşitpozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğine şüphe yoktur.(Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Ozbudun. Sh. 440 vd.) Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu redkararı verirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli-İdari veAskeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli,İdari ve Askeri Yargı kollarının üst mahkemesiolmadığına göre bu yargı kollarındaki mahkemelerekendi yorumunu empoze etmesi mümkün değildir. O halde AnayasaMahkemesinin verdiği yorumlu red kararlarının kendilerinden beklenenfonksiyonu ifa edebilmeleri, diğer mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin buyorumlarını benimsemelerine bağlıdır. Oysahukukumuzda, Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlardiğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesikararlarının bağlayıcılığı bukararların hüküm fıkralarınamünhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, KemalGözler, sh. 444) Keza,Sayın çoğunluğun kararınıdayandırdığı T.C. Anayasasının 158. maddehükümlerinin de uyuşmazlıkta uygulama yeribulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev veyetkilerini düzenleyen T.C. Anayasasının 158. maddesiaçık hükmünden de anlaşıldığıüzere Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kollarıarasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstün tutulacağınailişkin düzenlemenin, uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesiningörevlilik veya görevsizlik kararının bulunmaması,diğer yargı kolları ile arasında bir görevihtilafının çıkmaması nedeniyle uygulanmasımümkün değildir. Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıylaİçtihad edildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2013/105,K:2014/177 sayı, E:2013/1757, K:2014/180 sayı, Danıştay İdari Dava Daire Daireleri Kurulunun E:2015/65,K:2015/540 sayı, vs.) Sonuçolarak idarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi;uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasındankaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevindebulunduğu sonucuna ulaşıldığından,uyuşmazlıkta adli yargıyı görevli kabul edensayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum. Üye SüleymanHilmi AYDIN
Full & Egal Universal Law Academy