T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2015 / 642 KARAR NO : 2015 / 647 KARAR TR : 28.09.2015 ÖZET : Türk Telekomünikasyon A.Ş.’de çalışırken Kurumun özelleştirilmesi nedeniyle başka kuruma nakledilen davacının, maaş nakil ilmuhaberinin düzeltilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :M.K. Vekili :Av.A.B. Davalı :TürkTelekomünikasyon A.Ş. Vekili :Av.M.A.P. O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kurumdaçalışmakta iken, kurumun özelleştirilmesiüzerine adının 4046 sayılı yasanın22.maddesi ve 406 sayılı Yasanın Ek 29.maddesigereğince Devlet Planlama Teşkilatı’na bildirilmeksuretiyle başka kuruma atandığını, ancak bu atamayaesas maaş nakil ilmuhaberine 5473 sayılı Yasa ile verilen eködemelerin yansıtılmadığını,davacının bu nedenle zarara uğradığınıbelirterek; müvekkiline 5473 sayılı yasadan kaynaklanan eködemenin hesaplanmaması nedeniyle, alamadığı parasalhaklarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydıyla 1.500,00 TL’nin dava tarihinden itibarenişleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesiistemi ile adli yargıda dava açmıştır. Davacıvekili 21.02.2014 tarihli dilekçesi ile; HMK 107.madde gereğinceaçmış oldukları belirsiz alacak davasındataleplerini arttırdıklarını belirterek; fazlaya ait davahakları mahfuz kalmak üzere taleplerini artırarak, 9.412,49 TLalacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talepetmiştir. Ankara 8.İş Mahkemesi: 15.07.2014tarih ve 2012/66 Esas, 2014/1678 Karar sayılı kararı ile aynen; “…Dosya kapsamındaki belgeler vetaraf beyanları ile, taraflar arasında davacınınsözleşmenin 7. maddesi ile düzenlenen ve ücretine memur katsayılarındaki artış oranında zam yapıldığıhususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak 375 SayılıKHK’ ye 5473 sayılı Yasa ile eklenen ek 3. madde gereğiyapılması gereken ek ödemenin kamu görevlilerineyapılan genel artış oranında yapılmadığıda anlaşılmaktadır. DavacınınTIP 2 sözleşmesi ile 14.03.2006 tarihinde nakle tabi olarakçalışmaya başladığıçalışmasının naklinin yapıldığı23.03.2010 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Bukapsam da davacının 375 Sayılı KHK’ ye 5473sayılı Yasa ile eklenen ek 3. madde gereği alması gerekenek ödemeler hesaplanmıştır. Davacınınalması gereken ek ödemelerin belirlenmesi yönündenbilirkişi görüşüne başvurulmuş, mahkememizce12/12/2013 havale tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli dosyaiçerisindeki olgulara uygun ve denetlenebilir nitelikte olduğundanbu rapora itibar edilmiş, davalı tarafınzamanaşımı itirazında bulunması nedeniyle dezamanaşımına uğramış alacaklarhesaplanmıştır. Davacı vekili davasını her ne kadar belirsiz alacakdavası olarak açmış ise de; netice-i talepbölümünde fazlaya ilişkin haklarını saklıtutmuş, dava dilekçesinde belirsiz alacak sözcüklerininkullanılması dilekçenin içeriği, netice-i taleptefazlaya ilişkin hakların saklı tutulması vealacağın da davacının çalıştığıdönem, yapılan artışların belirlenebilir vealacağın hesaplanabilir nitelikte bulunması nedeniyle davabelirli alacak davası olarak nitelendirilmiş, kısmi davaolması nedeniyle de faiz dava ve ıslah tarihine görebelirlenmiş, davacının harç tamamlama işlemi veıslah olarak değerlendirilerek davanın kısmenkabulüne” şeklindekigerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, 6254,24 TL alacağın 1.500,00 TL sinin dava tarihiolan 08.02.2012, bakiye 4754,24 TL' sinin ise ıslah tarihi olan 22.02.2014tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarakdavacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 3158,25 TL lik istemin reddinekarar vermiş, verilen karar davalı vekili tarafından temyizedilmiştir. Yargıtay22.Hukuk Dairesi:09.12.2014 gün ve 2014/32619 Esas, 2014/34939 Karar sayılıkararı ile aynen: “…406 sayılı Kanun'un Ek 29.maddesinin hükmüne göre 399 sayılı KanunHükmünde Kararnameye tâbi olarak sözleşmeli personelve kapsam dışı personel statüsündeçalışanlar hakkında, 4046 sayılıÖzelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesinindördüncü ve beşinci fıkrasıhükümlerinin uygulanmasında, Devlet PersonelBaşkanlığına bildirildikleri tarihteki unvanları esasalınarak Yönetim Kurulunca 15.04.2004 tarihi itibarıyla buunvana göre belirlenmiş olan ücret ve diğer malîhaklarına bu tarihten Devlet Personel Başkanlığınabildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarakbildirim tarihine kadar geçen süre içinde kamugörevlilerine yapılacak artış oran ve miktarlarıuygulanmak suretiyle bulunacak tutar dikkate alınır. Kapsamdışı personelden Devlet PersonelBaşkanlığına bildirilenlerin 15.04.2004 tarihiitibarıyla unvanlarına göre ücretinin belirlenmemişolması durumunda, benzer görevlerde bulunanlar dikkate alınarakbu tarih için ücret ve diğer malî hakları tespitetmeye yönetim kurulu yetkilidir. Davalı ile nakletabi kapsam dışı personel arasından imzalanan TIP 2sözleşmenin 7. maddesindeki kurallara göre ise “nakilhakkını saklı tutan çalışanın ikramiye,yardım ve benzeri mali ve özlük hakları için işmevzuatına tabi kapsam dışı personel esaslarında yeralan hükümler uygulanır. Ancak ücretlerde yapılacakartış oram, kamudaki memur maaş artış oranındaolacaktır. Diğer taraftanözelleştirme uygulamaları sebebi ile nakilleri düzenleyen4046 sayılı Özelleştirme Kanunu'nun 22/5. maddesindeözelleştirme sebebiyle kamu kurum ve kuruluşlarınanakledilen sözleşmeli ve iş kanunlarına tabi personelinDevlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihtekikadro ve pozisyonlarına göre almakta oldukları ücretyanında, bildirim tarihi itibarı ile almakta oldukları ikramiye,ek ödeme ve benzeri ek ödemelerin de sabit bir değer olarakbildirileceği hükmünü içermektedir. Gerek kanunidüzenleme ve gerekse sözleşmedeki hükümler dikkatealındığında, davalı kurumda özelleştirmeöncesi kapsam dışı olarak çalışan ve 399sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabiolarak ücreti belirlenen davacının özelleştirmesonrası çalıştıktan sonra nakledildiği tarihekadar kamuda aynı statüde çalışanlar içingetirilen özlük haklarından yararlandırılarak, nakiledildiklerinde haklarının korunmasıamaçlanmıştır. Kısaca davacıkapsamdışı olarak kamuda çalışmışgibi sayılmaktadır. Danıştay idari Dava Dairelerinin 07.04.2011 tarihli ve2011/55-205 sayılı kararına göre “kanunidüzenleme ile Türk Telekom A.Ş.'nin özelleştirilmesisonucunda, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısasürede imkansız personelin isteklerine bağlı olarak makulbir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılaraközel hukuk tüzel kişisinde çalışmalarınaimkan sağlandığı, söz konusu personelin,aylıksız izinli olarak geçen sürede kamu personelistatülerinin devam ettiği, imtiyaz sözleşmesi ile bir kamuhizmetini yürütmek hakkını elde eden davalışirkete, devir sonrasında yetişmiş personelyetersizliği nedeniyle doğabilecek aksaklıklarınönüne geçilebilmesi için, 406 sayılı Kanunhükümleri ile tanınan ayrıcalıkların sonucuolarak da, bünyesinde belli süre ile çalışmaya devameden söz konusu personelin kamu kuramlarına naklenatanmasının sağlanması amacıyla kimi görevleryüklendiği, 406 sayılı Kanun hükümleriuyarınca davalı şirket tarafından, hak sahibi personelininDevlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ileberaber personelin nakledileceği kamu kuramımdayararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaşnakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğininkesilmesi gibi işlemler bulunduğu, bu işlemlerin idare hukukualanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelinnakledilecekleri kuramdaki statülerini, özlük ve parasalhaklarım belirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personelihakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idariişlem niteliğinde oldukları, davalı şirketin,Telekomünikasyon Kurumu ile Türk Telekom arasında imzalanan“Telekomünikasyon Hizmetlerinin Yürütülmesineİlişkin imtiyaz Sözleşmesi” ile belli bir kamuhizmetini yürütmek görev ve yetkisi iledonatıldığı, bu görev ve yetkiler dahilinde bazıkamusal ayrıcalıkları ve yükümlülükleribulunduğu, belirtilen statüsü ve özel yasahükümleri gereğince bazı kamusal ayrıcalıklara veyükümlülüklere sahip olması sebebiyle davalışirketin, herhangi bir özel hukuk tüzel kişisindenfarklı bir hukuki statü içinde bulunduğu, bu durumda,imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetinin yürütmeklegörevli ve yetkili kılınması nedeniyle, diğerözel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusalayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan, 406sayılı Kanun hükümleri ile kamu kurumlarına nakilhakkı bulunan personeli ile ilgili olarak bazı kamusal görevleryüklenen davalı şirketin, belirtilen görevlerikapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlemniteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklananuyuşmazlıkların idari yargının görevindebulunduğu” kabul edilmiştir. Danıştayİdari Dava Dairelerinin gerekçeleri Dairemizce benimsenmiştir.Gerçekten özelleştirmeden önce statü hukukuhükümlerine tabi davacı niteliğindeki personel,özelleştirme sonrası belirli bir süreliğinedavalı ile özel hukuk hükümlerine tabi olarak işsözleşmesi kapsamındaçalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrarstatü hukuku kapsamına girmektedir. Davacının işsözleşmesi ile çalıştığıdönemde, davalı şirkete davacının ücretikonusunda “artış oranının, kamudaki memur maaşartış oranında” olacağı yönündeyükümlülük getirildiği gibi 406 sayılı Kanunhükümleri uyarınca davalı şirkete, hak sahibipersoneli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirimile beraber personelin nakledileceği kamu kurumundayararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaşnakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğininkesilmesi gibi işlemler yaptırıldığıgörülmektedir. Bu işlemler idare hukuku alanında hukukisonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledileceklerikurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarınıbelirlediği, söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkındave idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlemniteliğinde oldukları açıktır. İdari işlemlerleilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil,idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Mahkemecedavanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1 -bmaddesi uyarınca "yargı yolunun caiz olmaması"sebebiyle aynı Kanun'un 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine kararverilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa girilerekdavanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır” şeklindeki gerekçesi ile ilk derece mahkemesikararının bozulmasına hükmetmiştir. Ankara 8.İş Mahkemesi: 24.02.2015gün ve 2015/33 Esas, 2015/359 Karar sayılı kararında aynen; “…Mahkememizce bozmailamına uyulmuş ve bozma ilamında belirtilen gerekçelerleHMK.nın 114/1 -b maddesi uyarınca yargı yolunun caizolmaması nedeniyle davanın usulden reddine” şeklindekigerekçesi ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davakonusu uyuşmazlığın çözümündeİdari Yargının yetkili ve görevli olduğundanyargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın HMK 115/2.maddesiuyarınca davanın usulden reddine karar vermiş, verilen karardavacı vekiline 10.04.2015 tarihinde, davalı vekiline 05.05.2015tarihinde tebliğ edilmiş olup, yasal süresiiçinde kanun yoluna başvurulmadığındankesinleşmiştir. Davacıvekili aynı gerekçelerle; davacının Türk Telekomda2.Tip iş sözleşmesiyle çalıştığıdönemde ücret ödemesinde 5473 sayılı yasadankaynaklanan ek ödemenin hesaplanmaması nedeniyle,alamadığı parasal haklarına ilişkin olarak fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik1.500,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline kararverilmesi istemi ile idari yargıda dava açmıştır. Zonguldakİdare Mahkemesi: 24.06.2015 gün ve 2015/667 Esassayılı kararında özetle; uyuşmazlıkta,davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliği taşımayanTürk Telekomünikasyon GenelMüdürlüğü’nün olmasıkarşısında, idari yargı yetkisi kapsamındaaçılmış bir idari dava bulunduğundan sözedilemeyeceğinden; uyuşmazlığın özel hukukhükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğunu gerekçe göstererek, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi hükümleri uyarıncagörevli yargı merciinin belirlenmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine,Uyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilinceye kadar davanınertelenmesine karar vererek dosya Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin AliÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT veYüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan28.09.2015 günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosyaüzerinden 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; idari ve adli yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 19.maddesindeöngörülen biçimde görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının, son görevsizlik kararını veren mahkemece,adli yargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı UğurtanALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davadaadli yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, TürkTelekom A.Ş.'nde çalışmakta iken kurumunözelleştirilmesi nedeni ile başka kuruma atanandavacının, 5473 sayılı yasadan kaynaklanan ek ödemeninhesaplanmaması nedeniyle, alamadığı parasalhaklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 1953tarih ve 6145 sayılı Yasa ile, Türkiye Cumhuriyeti Posta,Telgraf ve Telefon İşletmesi kurulmuş; 1924 tarih ve 406sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 10.6.1994 tarih ve 4000sayılı Yasa’yla değiştirilen 1. maddesi ile, posta vetelgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetler, Postaİşletmesi Genel Müdürlüğü’nce(P.İ), telekomünikasyon hizmetleri ise, “TürkTelekomünikasyon Anonim Şirketi (Şirket)” tarafındanyürütülecek şekilde yeniden yapılandırılmıştır. 27.1.2000 tarih ve 4502 sayılıYasa’nın 1. maddesi ile, 406 sayılı Yasa’nın 1.maddesine eklenen dokuzuncu fıkrada, “Türk Telekom, bu Kanun veözel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Kamuİktisadi Teşebbüslerinin kuruluş, teşkilât vefaaliyetleri ile ilgili mevzuat Türk Telekom’a uygulanmaz. Sadece,Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.4.1987tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleriuygulanır” denilmiş; anılan fıkra hükmü,12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa’nın 1. maddesi iledeğiştirilmiş ve “Türk Telekom, bu Kanun ve özelhukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Bu Kanunhükümleri saklı kalmak üzere, kamu iktisaditeşebbüsleri de dahil, sermayesinin yarısından fazlasıkamuya ait olan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulananmevzuat Türk Telekom’a uygulanmaz. Sermayesinin yarısındanfazlası kamuda kaldığı sürece, TürkiyeBüyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır.16.7.1965 tarihli ve 697 sayılı Kanun ile milli güvenlik ve kamudüzeniyle sıkıyönetim ve seferberlik hallerinde telekomünikasyonhizmetlerinin yürütülmesine ilişkin özelkanunların hükümleri saklıdır”; Ek 29.maddesinin 3.7.2005 gün ve 5398 sayılı Kanun’un 14.maddesi ile değişik birinci fıkrasında, “TürkTelekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altınadüşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a)bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri uyarınca belirlenen aslî ve sürekligörevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak kadroluveya sözleşmeli personel statüsündeçalışanlar ve kapsam dışı personel, kamugörevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinlisayılır…” denilmiştir. Öte yandan;406 sayılı Yasa’nın 4502 sayılı Yasa iledeğişik 2. maddesinin (c) bendinin birinci alt bendinin birincicümlesinde, “Türk Telekom; telekomünikasyonşebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası sesiletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini, 31.12.2003 tarihine kadar bu Kanunve görev sözleşmesi çerçevesinde tekel olarakyürütür” denildikten sonra, anılan (c) bendininbirinci alt bendine 12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa ile eklenenüçüncü cümlede, “Ancak, TürkTelekom’daki kamu payı %50’nin altına düştüğünde,Türk Telekom’un tüm tekel hakları 31.12.2003 tarihindenönce de olsa ortadan kalkmış olur” denilmiş; 4502sayılı Yasa’nın Geçici 3. maddesi ile de TürkTelekomünikasyon A.Ş., 233 sayılı KHK’nin ekindeki“B-Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)”bölümünde yer alan kuruluşlar listesindençıkarılmıştır. Budüzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde,telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal veuluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003tarihine kadar “tekel” olarak yürütmekle görevlikılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunanTürk Telekom’un, tekel kapsamında kamu hizmetiyürüten, ancak kuruluş yasasındaki son düzenlemelerile kendine özgü statüye sahip olan ve sermayesindeki kamupayı %50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşuniteliğini taşıyan bir kuruluş olduğutartışmasızdır. Özelleştirmekapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’dekitamamı Hazineye ait bulunan hisselerden % 55’i, BakanlarKurulu’nun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (TürkTelekom)’nin % 55 Oranındaki Hissesinin Blok OlarakSatışına İlişkin Nihai Devir İşlemlerineDair Kararın Yürürlüğe Konulması HakkındaKarar”ı uyarınca, 14.11.2005 tarihli Hisse SatışSözleşmesi ile (6.550.000.000 USD. bedelle) OjerTelekomünikasyon A.Ş.’ne satılmıştır. Bu süreceparalel olarak Türk Telekom personelinin durumu incelendiğinde: TürkTelekom A.Ş., 4502 sayılı Yasa’nın 29.1.2000 tarih ve23948 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarakyürürlüğe girdiği dikkatealındığında, 29.1.2000 tarihi itibariyle 233sayılı KHK kapsamıdışında kalmış ve anılan KHK eki cetvellerdençıkarılmış olması nedeniyle,Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 22.1.1996 gün ve E:1995/1, K:1996/1 sayılı veözelleştirme kapsamında bulunan kamu iktisadi teşebbüslerindesözleşmeli veya kapsam dışı statüdeçalışan personelin kurumları ile olan ilişkilerindendoğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idariyargı olduğu yolundaki İlke Kararı kapsamıdışında değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan 4502sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile 406 sayılıYasa’ya eklenen Ek 22. maddenin (a) bendinde, “a) Personelinstatüsü: Telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği aslive sürekli görevler telekomünikasyon alanında sekizyıl tecrübeye sahip ve en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş bir genel müdür ile kadro,unvan, derece ve sayıları Yönetim Kurulunun önerisi veBakanlığın teklifi üzerine bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüzseksengün içerisinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenenkadrolarda istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bupersonel hakkında bu Kanunda öngörülen hükümlersaklı kalmak üzere 399 sayılı Kanun HükmündeKararname hükümleri uygulanır. Bunlarındışında kalan personel iş mevzuatı uyarıncaistihdam edilir. İş mevzuatına göre istihdam edilenlereilişkin kayıt ve şartlar Yönetim Kurulu tarafındantayin olunur” hükmüne yer verilmiş; bu benthükmü, 4673 ve 5189 sayılı Yasalarla yapılandeğişiklikler sonucunda; “a) Personelin statüsü: (Ekibare: 12.5.2001-4673/6. md.) Türk Telekomdaki kamu payı%50’nin altına düşünceye kadar, Türk TelekomYönetim Kurulu üyeliklerine atanacaklarda Devlet memurluğunaatanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dörtyıllık yüksek öğrenim görme şartlarıaranır. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16.6.2004-5189/12md.) Bunların dışında kalan personel iş mevzuatıuyarınca istihdam edilir. İş mevzuatına göre istihdamedilenlere ilişkin kayıt ve şartlar Yönetim Kurulutarafından tayin olunur” hükmünü almış;aynı maddenin (b) bendinin ikinci paragrafında da iş mevzuatınatabi olan Türk Telekom çalışanlarınınaylık ücretlerinin kendilerini atamaya yetkili olan YönetimKurulu tarafından tespit olunacağı kuralabağlanmıştır. 406sayılı Yasa’nın anılan Ek 22.maddesi uyarınca,Türk Telekom A.Ş. Genel Müdürlüğü’neait asli ve sürekli kadrolar belirlenerek 4.4.2000 tarih ve 24010(Mükerrer) sayılı R.G. de yayımlanan 31.3.2000 tarih ve2000/331 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan listede:merkez teşkilatı için 100 ve taşra teşkilatıiçin 100 (6 Bölge Müdürü, 12 Bölge MüdürYardımcısı ve 82 İl Telekom Müdürü) kadroihdas edilmiş; öte yandan, aynı Yasa maddesinin verdiğiyetkiye dayanılarak hazırlanan “Türk TelekomünikasyonA.Ş. Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği”adı altındaki düzenleme, Yönetim Kurulunun 31.8.2000 tarihve 407 sayılı kararıyla kabul edilmek suretiyleyürürlüğe konulmuştur. Kanunla, Kurumdagörev yapan personelden asli ve sürekli görev yapacakolanları kadro unvanı itibariyle belirlemek konusunda BakanlarKurulu'na yetki verildiği açıktır. Bu yetki 4502sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği29.1.2000 tarihi ile 5189 sayılı Kanun’unyürürlüğe girdiği 2.7.2004 tarihleri arasındageçerli olmuştur. Anayasa’nın128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri vediğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarınagöre yürütmekle yükümlü oldukları kamuhizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler,memurlar ve diğer kamu görevlileri eliylegörülür” denilmiştir. 406sayılı Yasa’nın Ek 29. maddesinin 3.7.2005 tarih ve 5398sayılı Kanun’la değişik birinci fıkrasında,“Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payınınyüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomdaek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen asli vesürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabiolarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsündeçalışanlar ve kapsam dışı personel, kamugörevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinlisayılır. Bu personel belirtilen süre içinde TürkTelekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakliiçin Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleritarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlıkgiderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğermali ve özlük hakları Türk Telekom tarafındankarşılanır…” denilerek, yasakoyucu tarafındanTürk Telekom’da 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı KanunHükmünde Kararnameye tabi olarak sözleşmeli personelstatüsünde çalışanlar ile kapsam dışıpersonel, kamu personeli sayılmıştır. Olayda,davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde davalı kurumnezdinde tekniker olarak çalışmakta iken, 406 sayılıYasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22.maddesine göre adı Devlet PersonelBaşkanlığı’na bildirilen ve sonrasındabaşka bir kamu kurumu emrine atanan davacı tarafından, 5473sayılı yasadan kaynaklanan ek ödemenin hesaplanmamasınedeniyle almaktan mahrum kaldığı ek ödenekler nedeni ileuğradığı zararın tazmini istemiyle; Ankara8.İş Mahkemesi’ne dava açıldığı;Ankara 8.İş Mahkemesi’nin 15.07.2014 gün ve 2012/66 Esas,2014/1678 Karar sayılı kararı ile davanın kısmenkabulüne karar verildiği, davalı vekilinin temyiz talebindebulunduğu, Yargıtay 22.Hukuk Dairesi’nin 09.12.2014 gün ve2014/32619 Esas, 2014/34939 Karar sayılı kararı ile bozmakararı verdiği, Ankara 8.İş Mahkemesi’nin 24.02.2015tarih ve 2015/33 Esas, 2015/359 Karar sayılı kararı ilegörevsizlik kararı verdiği, kararın kesinleştiği,bunun üzerine İdare Mahkemesi’nde davaaçıldığı, Zonguldak İdare Mahkemesi’nce2477 sayılı kanunun 19. Maddesi koşullarına uygun olarakdosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine kararverildiği anlaşılmaktadır. Mahkememizceyapılan değerlendirme neticesinde; 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türlerive İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralıbendinde: “a)(Değişik: 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkındayetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları, b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklarıdoğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları, c)(Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülenimtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birininyürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleriolarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devleteve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalarabakılabilir. Buna göre,iptali istenilen işlemin tesis edildiği ve davanınaçıldığı tarihte davalı mevkiinde kamukuruluşu niteliği taşımayan Türk TelekomünikasyonA.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisikapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundansöz etmek olanaksız olduğundan,uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerinegöre görüm ve çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilennedenlerle, Zonguldak İdare Mahkemesi’nin başvurusununkabulü ile Ankara 8. İş Mahkemesi’nin 24.02.2015 günve 2015/33 Esas, 2015/359 Karar sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Zonguldak İdare Mahkemesi’nin BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile, Ankara 8.İş Mahkemesi’nin 24.02.2015 günve 2015/33 Esas, 2015/359 Karar sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 28.09.2015 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ali ÇOLAK Üye Süleyman Hilmi AYDIN Üye Yusuf Ziyaattin CENİK Üye Mehmet AKBULUT Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Yüksel DOĞAN
Full & Egal Universal Law Academy