T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2015 / 529 KARAR NO : 2015 / 540 KARAR TR : 6.7.2015 ÖZET : 5754 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce T.C. Emekli Sandığı emeklisi olan davacının, kalp rahatsızlığı sebebiyle geçirdiği ameliyat sırasında kullanılan stentle ilgili bedelin tarafına ödenmesi talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin işleminin iptali ve stent bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açtığı davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : M.S. Davalı :SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı Vekilleri :Av. M.T. (İdari Yargıda) Av. A.G. (Adli Yargıda) O L A Y : Davacı dava dilekçesinde;“27/07/2001 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesindestent uygulaması yapıldı. Epikriz raporu ektedir. 07/02/2013 tarihinde anjiyoneticesinde 2001 yılında stent takılan damarda, stent içi%99 darlık görüldü konsey kararı ile stentiçine ilaç salimli stent uygulandı. Epikriz raporu ve ilgilitetkiklerde görülmektedir. Ancak; damara yerleştirilenilaç salimli stendi 2.000 (iki bin) TL karşılıködeyerek kendim aldım. Ekteki baka ekstremde görülmektedir,(faturada görülen 2.150 TL nin 150 TL si yatak ücretidir.) Basın ve internetkayıtlarından izlediğim kadarı ile ilaç salimlistendin ücretinin kurum tarafından ödenmesi gerektiğiniöğrendim. 11/06/2014 tarihinde sosyalgüvenlik kurumu İzmir fatura birimine başvuru yaptım.23/06/2014 tarih ve B13.2 SGK 1.35.20.03/8708116 sayılı yazı ilebaşvurumun reddine karar verildi. Başvuru reddi kararınıniptalini ve 2.000 TL tutarındaki ilaç salimli stent ücretininyasal faizi ile birlikte ödenmesi için gereğininyapılmasını arz ve talep ederim.” demek suretiyle idariyargı yerinde dava açmıştır. İzmir 2.İdare Mahkemesi: 17.02.2015 gün ve E:2014/1206,K:2015/206 sayılı kararı ile özetle; “Kamupersonelinin sağlık hizmetlerinin 15.1.2010 tarihi itibariyle SosyalGüvenlik Kurumuna devredilmesi sonucunda 5510 sayılı Kanun, kamupersoneli ve bunların emeklileri yönünden 15.01.2010 tarihiitibariyle bütünüyle uygulanabilir hale gelmiş olup kamupersoneli ve emeklilerinin 15.01.2010 tarihine kadar almış olduğusağlık hizmetlerinin bedelinin ödenmemesinden kaynaklananuyuşmazlıkların, kamu personeli ve emeklileri yönündenayrım yapılmaksızın idari yargıda; bu tarihten sonrayani kamu personelinin ve emeklileri hakkında 5510 sayılıKanunun bütünüyle uygulanmaya başlamasından sonrakisüreçte ortaya çıkan bireysel uyuşmazlıklarınise adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Olayda, davacı hakkındatesis edilen ve dava konusu edilen işlem 15.01.2010 tarihinden sonraki birtarihe ait olduğundan ve bu yönüyle uyuşmazlık adliyargının görev alanına girdiğinden, davanıngörev yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.”demek suretiyle davanın görev yönünden reddine kararvermiş ve karar kesinleşmiştir. Davacıaynı istemiyle bu kez adli yargı yerinde davaaçmıştır. İzmir1.İş Mahkemesi: 16.04.2015 gün, E:2015/159, K:2015/236sayılı kararında özetle; davanın idari yargıyerinde görülmesi gerektiğinden bahisle, davanın yargıyolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine kararvermiş ve karar kesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıylayapılan 6.7.2015 günlü toplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; idari ve adli yargıyerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının, davacının istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece, idari yargıdosyası da temin edilmek suretiyle mahkememize gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, idari ve adli yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim İsmail SARI’nın, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, emeklisandığı emeklisi olan davacıya 7.2.2013 tarihindeyapılan tedavisi neticesinde takılan ve bedeli davacıtarafından ödenen ilaç salınımlı stent bedeli2.000,00 TL’nin tarafına iadesi istemiyle yapılanbaşvurunun reddine ilişkin İzmir Sosyal Güvenlik İlMüdürlüğü Alsancak Sağlık SosyalGüvenlik Merkezi’nin 23.06.2014 tarih ve 8708116 sayılıişleminin iptali ile 2.000,00 TL tutarındaki ilaçlı stentbedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyleaçılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; emeklisandığı emeklisi olan davacının 7.2.2013 tarihindekitedavisi neticesinde ilaç salınımlı stenttakıldığı, 07.02.2013 tarihli faturaya göre davacınınbu tedavi nedeniyle 2.150,00 TL ödemek zorunda kaldığı,davacı tarafından stentle ilgili bedelin tarafına ödenmesitalebiyle davalı idareye müracaat edildiği, bumüracaatın 23.06.2014 tarihinde reddi üzerine, ret işlemininiptali ile stent fatura bedelinin davalı idareden faizi ile birlikteödenmesi istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. 31.5.2006 tarihve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş,beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak vehükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış veanılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncümaddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaolanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dulve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılacağıhüküm altına alınmıştır. 5754sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyleaçılan dava Anayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E:2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır:“…5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunlarınemeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleriuygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artıkSosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren veyaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idariişlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumununvarlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak,yukarıda açıklandığı üzere 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ileilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasındandoğan idari işlem ve idari eylem niteliğindekiuyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devamedeceği açıktır…” Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510sayılı Yasanın yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetimaylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğerkamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girdiği tarihte devlet memuruolarak emekli olan davacı tarafından açılan davanın,görüm ve çözümünün idari yargıyerinde görüleceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İzmir 2.İdare Mahkemesinin görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle İzmir 2.İdare Mahkemesince verilen 17.02.2015gün ve E:2014/1206, K:2015/206 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 6.7.2015 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy