T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 483
KARAR NO : 2015 / 501
KARAR TR : 6.7.2015
ÖZET : Davacı şirkete kasko sigortası ile sigortalı aracın, yol üzerindeki asfalt çalışmaları nedeni ile yarım bırakılan düşük bankete girerek, bariyerlere çarpması sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebi ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin, olayda kusuru bulunan davalıdan rucuen tazmini istemi ile açılan davanın; 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. Maddesi gereğince ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :A. Sigorta A.Ş. Vekili :Av.A.G.H. & Av.A.B.K. Davalı :Karayolları Genel Müdürlüğü Vekili :Av.A.I. O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigortaşirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalı 34 N 1637plakalı aracın; 18.07.2012 tarihinde Yeni Hal yolunda TEMistikametine seyrederken Otogar köprü üzerine geldiğisırada köprü üzerinde yaklaşık 10 metreuzunluğunda asfalt çalışması sonucu yarımbırakılan düşük bankete girerek direksiyonhakimiyetinin kaybedilmesi sonucu bariyerlere çarparak hasargördüğünü, araçta tespit edilen 11.343,22 TLhasar bedelinin 10.10.2012 tarihinde sigortalıya ödendiğini,yolun bakım ve onarımından sorumlu olan davalınınkazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu belirterek; fazlayadair hakları saklı kalmak kaydıyla 11.343,22 TL hasar bedelinin10.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan rücuen tahsiline karar verilmesi istemi ile 05.11.2012tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır. Bakırköy10.Asliye Ticaret Mahkemesi: 18.06.2013 gün ve 2012/484 Esas, 2013/335Karar sayılı kararı ile: “Mahkeme, hem davanınaçıldığı günde hem de yargılamanınher aşamasında dava şartlarının tamam olupolmadığını kendiliğinden araştırıp,inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ilebağlı değildir. Dava şartlan davaaçılmasından, hüküm verilmesine kadar varolmalıdır. Dava şartlarının davanınaçıldığı günde bulunmaması ya da buşartlardan birinin yargılama aşamasında ortadankalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemedavanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesigerekir. Mahkemeleringörevine ilişkin kurallarda kamu düzeninden olmasınedeniyle dava şartları arasındasayılmıştır. (HMK 114/1-c) Davacırücuen tazminat talebinde bulunmaktadır. 22/03/1944 gün ve 37-9sayılı Yüksek Yargıtay İçtahadıBirleştirme Kararı'nda vurgulandığı üzeresigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağıdava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bunedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava,aynı sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşıaçmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalınınmuhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı haksigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davasıiçin de söz konusudur. ( Yüksek Yargıtay 17. HukukDairesinin 21/02/2013 gün ve 573-2095 sayılı kararı) Somut olaydataraflar arasındaki dava sigorta poliçesi yahut ticariilişkiden değil Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenenkusursuz sorumluluktan kaynaklanmaktadır. 6100sayılı HMK'nun 2. maddesi uyarınca: Dava konusunundeğer ve miktarına bakılmaksızınmalvarlığı haklarına ilişkin davalarla,şahıs varlığına ilişkin davalarda görevlimahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukukmahkemesidir. Bu Kanunda vediğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliyehukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından dagörevlidir. İşbudavada da görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuanlaşılmakla aşağıdaki şekilde mahkememizingörevsizliğine karar verilmiş, bu durumkarşısında davalının yetki ve husumet itirazlarıise değerlendirilmemiştir.” şeklindeki gerekçesiile Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevliBakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevdiine kararvermiştir. Bakırköy 4.Asliye Hukuk Mahkemesi: 09.07.2014 günve 2013/436 Esas, 2014/315 Karar sayılı kararı ile; “Davalı Karayolları GenelMüdürlüğü'nün kamu tüzel kişisi olup,görmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetlerisırasında verdiği iddia olunan zararlardan dolayısorumluluğunun özel hukuk hükümlerine tabiolmadığı, kamu tüzel kişilerinin, yasalartarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanırkenoluşan zararlar niteliği itibari ile hizmet kusurundan kaynaklanmaktaolup, bu zararların tazmini amacıyla bu idarelere karşı,hizmet kusurlarına dayanılarak İdare YargılamaUsülü Hakkındaki Kanununun 2. maddesi hükmüuyarınca idari yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gerektiği, bir kamu hizmeti görmekleyükümlü davalı idareye 2917 sayılı kanungereğince, karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden gerekli düzenlemeleri yaparak önlemlerini almak vealdırmak görevlerinin verildiğini, bu görevlerinin 2917sayılı yasada verilmiş olmasının bunun ihlali nedeniile oluşacak zararlardan dolayı idarenin özel hukukhükümlerine tabi olacağı sonucuçıkarılamayacağı, idareninhizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğunun bu yasa kapsamındatutulduğu anlaşılmıştır. Yargı yolu davaşartlarından olup, Mahkemece davanın her safhasında resengözetilmesi gerektiği anlaşılmış, davanınyargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine”şeklindeki gerekçesi ile HMK 114-1/b, 115 maddeleri gereğincedavanın yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundanreddine karar vermiş, verilen karar davacı vekili tarafındantemyiz edilmiştir. Yargıtay 17.HukukDairesi: 07.11.2014 gün ve2014/18341 Esas, 2014/15495 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına kararvermiş, 1086 sayılı Yasa’nınGeçici 2. ve 6100 sayılı Yasa’nın Geçici3.maddesi gereğince halen yürürlükte olan 1086sayılı Yasa’nın 440.maddesi gereğince verilen kararkesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez aynı taleplerle; 02.04.2015 tarihinde idari yargıyerinde dava açmıştır. İstanbul3.İdare Mahkemesi: 06.04.2015 gün ve 2015/650 Esassayılı kararı ile: “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğin;sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkilen arasında olduğubelirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayıYasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. maddesinde "İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafık kazılarında da bu Kanunhükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Olayda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi İle Anayasa Mahkemesinin benzer bir konuda İdareMahkemesi'nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundakikararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumluluklar ile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği” şeklindeki gerekçesi iledavanın adli yargının görev alanına girdiğinibelirterek, 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesihükümleri uyarınca görevli yargı merciininbelirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderilmesine karar vererek dosya Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 6.7.2015 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davasındaadli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Kanunun 19.maddesindeöngörülen biçimde görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece, adliyargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim BirgülYİĞİT’in, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacı şirketekasko sigortası ile sigortalı 34 N 1637 plakalı aracın, yolüzerindeki asfalt çalışmaları nedeni ile yarımbırakılan düşük bankete girerek, bariyerlereçarpması sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasısebebi ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin, olayda kusuru bulunandavalıdan rucuen tazmini istemi ile açılmıştır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisiolması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarındada bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden; davanın, davacı şirkete sigortalı olan araçta,yol üzerindeki asfalt çalışmaları nedeni ileyarım bırakılan düşük bankete girerek bariyerlereçarpması ile meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasısonucu oluşan zararın, olayda kusuru bulunan davalıdan rucuen tazminiistemi ile Bakırköy 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’ndeaçıldığı, dava dosyasının görevsizlikkararı verilerek Asliye Hukuk Mahkemesi gönderildiği,Bakırköy 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davayı görevyönünden reddetmesi üzerine bu kez İstanbul 3.İdareMahkemesi’nde dava açıldığı, İstanbul 3.İdareMahkemesi’nce davada adli yargının görevli olduğubelirtilerek; 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesiKanunu’nun 19.maddesi gereğince görevli yargı yerininbelirlenmesi amacı ile dosyanın Mahkememize gönderildiğianlaşılmıştır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısiyle 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden İstanbul 3.İdareMahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ile, Bakırköy4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 3.İdareMahkemesi’nce yapılan BAŞVURUNUN KABULÜ İLE, Bakırköy4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.07.2014 gün ve 2013/436 Esas,2014/315 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 6.7.2015 gününde Üye Eyüp SabriBAYDAR’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT KARŞIOY Somutuyuşmazlıkta, davalı Karayolları GenelMüdürlüğünün karayolunun yapım, bakımve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanın meydanageldiği iddia edilmektedir. 2918Sayılı Yasanın KTK'nın 7.md. "Karayolları GenelMüdürlüğünün Yapım ve Bakımındansorumlu olduğu Karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemlerialma ve aldırmanın" İdarenin görev ve yetkileriarasında bulunduğuna işaret edilmiş, 6001Sayılı Karayolları GenelMüdürlüğünün teşkilat ve görevlerihakkındaki kanunun 4.md. "Hazırlayacağı programlaruyarınca karayollarını yapmak, yaptırmak, emniyetlekullanılmalarını sağlayacak şekilde süreklibakım altında bulundurmak, bakımını yaptırmak,onarımını yaptırmak, işletmek ve işlettirme"Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri arasındagösterilmiş, TCAnayasası'nın 125/son md. "idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu"kurala bağlanmış, 2577Sayılı İYUK 2/1-b md. "idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafındanaçılan tam yargı davaları, idari davaçeşitleri arasında" sayılmıştır. Bu durumda KarayollarıGenel Müdürlüğünün sorumluluk alanındakiyolun yapım, bakım ve onarımınınyapılmadığı nedeniyle doğan zararın tazminininamaçlanmış olması karşısında, idareningörevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü esnadakişilere verdiği zararın ödetilmesine yönelik bulunanuyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetinin usulüneve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin, hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde esas alman idare hukuku kurallarına ve 2577 SayılıİYUK 2/1-b md. sayılan tam yargı davasında görümve çözümünde idari yargı yerleri görevlibulunmaktadır. Sayınçoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındakiihmalden doğan zararda Adli Yargıyı görevli kabul edengörüşünde hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK110/1 md. hükümlerini esas almıştır. 11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil bu kanundan doğan sorumluluk davaları AdliYargıda görülür..." hükmügetirilmiştir. Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Çünkü,2918 Sayılı KTK 85.maddesinde açıkça belirtildiğigibi yasa motorlu araçların işletilmesinden doğanzararlar nedeniyle işletenin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan ve Adli Yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85.maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır. Yasadeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm veçözümü konusunda yasada bir düzenlemebulunmadığından İdari ve Adli Yargı organlarıarasında çıkan görev uyuşmazlıklarınısonlandırmak üzere sözü geçen yasa hükmügetirilmek suretiyle kamu araçlarının verdiği zararlarnedeniyle işletenin sorumluluğunda 2918 SayılıYasa'nın amacına uygun olarak Adli Yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiştir. 2918sayılı yasanın 110. maddesinde yapılan yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir. Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın110. maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir. Zira;"T.C. Anayasasında , Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucuhareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hükümtesis edemez." hükmü böyle bir anlayışınbenimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabul edilebilir.Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasakoyucunun amacının Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketetmesini önlemek olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının isediğer mahkemeleri, İdare makamlarını, gerçek vetüzel kişileri bağlaması itibariyle bir çeşitpozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğine şüphe yoktur.(Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Özbudun. Sh. 440 vd.) Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu redkararı verirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli- İdari veAskeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli,İdari ve Askeri kollarının üst mahkemesiolmadığına göre bu yargı kollarındaki mahkemelerekendi yorumunu empoze etmesi mümkün değildir. O halde AnayasaMahkemesinin verdiği yorumlu red kararlarının kendilerindenbeklenen fonksiyonu ifa edebilmeleri, diğer mahkemelerin AnayasaMahkemesinin bu yorumlarını benimsemelerine bağlıdır.Oysa hukukumuzda, Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlardiğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesikararlarının bağlayıcılığı bukararların hüküm fıkralarınamünhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, KemalGözler, sh. 444) Keza ,Sayın çoğunluğun kararıdayandırdığı T.C. Anayasasının 158. madde hükümlerinindeuyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. UyuşmazlıkMahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen T.C.Anayasasının 158. maddesi açık hükmünden deanlaşıldığı üzere Anayasa Mahkemesi ilediğer yargı kolları arasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstüntutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyleuygulanması mümkün değildir. Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıyla İçtihadedildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay 10. Daire E 2011/11522, K 2012/5347sayı, E. 2011/10856 ve K. 2013/670 Sayı, vs.) Somutuyuşmazlıkta davanın karayolunun yapım, bakım vekorunmasındaki idarenin hizmet kusuruna dayanmasına, 2918Sayılı Yasa'nın 110/1 md. motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlardan dolayı işletenini hukukisorumluluğunun Adli Yargıda görüm veçözümünü düzenleme altına almasına,Somut uyuşmazlığın anılan yasa hükmükapsamında bulunmamasına, Kamu hizmetininusulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde, 2577 Sayılı İYUK 2/1-b md. sayılan tamyargı davasında görüm ve çözümündeİdari Yargının görevli olmasına göre, UyuşmazlıktaAdli Yargıyı görevli kabul eden sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. Karşı Oy Eyüp Sabri BAYDAR
Full & Egal Universal Law Academy