T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 355
KARAR NO : 2015 / 481
KARAR TR : 6.7.2015
ÖZET : Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait CASA tipi uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybeden müteveffanın varisleri tarafından; kendilerine 3713 ve 2330 sayılı Kanunlar gereğince dul ve yetim aylığı bağlanmasına ilişkin talebin reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemi ile açılan davada; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’nca yapılan başvurunun,
Davalı Milli Savunma Bakanlığı yönünden kabulü ile; olayda asker kişiye ve askeri hizmete ilişkin olma koşulları birlikte gerçekleştiği anlaşılmakla davanın, 1602 sayılı Kanunun 20.maddesi gereğince Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğinden Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin görev itirazının reddine ilişkin kararın kaldırılmasına,
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden ise; 2247 sayılı Yasanın 10. maddesinde öngörülen koşulları taşımadığı anlaşıldığından, anılan Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk.
K A R A R
Davacılar :Kendi adınaasaleten, oğlu A.B. adına velayeten
S.D.(B.)
Vekilleri :Av.A.Ş.& Av.Y.S.Ş. & Av. N.Ş.
Davalı :T.C. EmekliSandığı Genel Müdürlüğü (SosyalGüvenlik KurumuBaşkanlığı Vekili :Av.N.G. Dahili Davalı :Milli SavunmaBakanlığı Vekili :Av.Ü.K.A. O L A Y :Davacıvekili dava dilekçesinde aynen; “Müvekkillerinden Alperen Bartan"ınbabası, Semiha Bartan’ın eşi P. Uzm. Çvş.Ersin Bartan, Gen. Kur. Öz. Kuv. K. Muh. A/K.Grp. K.lığıenirinde görevli iken 17.11.2000 tarih Hrk. 4013-490.00/Plan 1406sayılı emirle 20.11.2000 tarihinden itibaren 110815Cemayıs01.Hrk.Mrk..99/2057 sayılı değişiklik emrine kadar KuzeyIrak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde terörle mücadelegörevinde görevlendirilmiş ve görevin sona ermesinimüteakip 16.05.2001 tarihinde Özel KuvvetlerKomutanlığına ait CASA Uçağı ileAnkara’daki kıt’asına dönerken saat 13.15sularında uçağın Malatya AkçadağGüzyurdu Köyü yakınlarına düşmesi sonucuhayatını kaybetmiştir. Olaydan sonra müvekkillerinde 2330ve 3713 sayılı Kanun hükümlerine göre (müteveffamurislerinin emsallerinin eline geçen görev aylığıkadar) dul-yetim avlığı bağlanması gerekirken 5434Sayılı Kanunun 45 nci maddesine göre vazife malulü emekliaylığı bağlanmıştır. Dava konusu bu işlem sebep veamaç unsurları yönünden hukuka aykırıbulunmaktadır. Şöyleki:Müteveffanın üstlendiği görevin terörlemücadele görevi olduğu kuşkusuzdur. Zira bilindiğiüzere görev, görev emrinin alınması ilebaşlayıp görev yerinden üsse dönmekle sona erer.Müteveffanın görevi de Ankara’daki birliğindenhareketle başlamıştır ve tekrar birliğinedönmekle sona erecekti, göreve gidiş ve gelişyolculuklarının da göreve dahil olduğuşüphesizdir. Nitekim OHAL Bölgesindeki görevlilerin karayolu ile göreve gidiş ve dönüşleri de görevdensayılarak tereddütsüz biçimde 3713 ve 2330sayılı Kanun hükümleri gereğince nakdi tazminat ve emeklilikişlemleri yapılmaktadır. Olayımızda da görevegidiş ve dönüşün haya yolculuğu ileyapılması durumu değiştiremez, bu sebeplemüvekkillerime de 2330 ve 3713 Sayılı Kanun hükümlerigereğince yetim emekli aylığı bağlanması ve sairhaklarının da buna göre doğması gerekirken aksiyönde işlem yapılmıştır. Diğer yandan Harp maluliyetineuygulanan hükümler genel mevzuat içinde gazi ve şehityakınlarına en fazla maddi imkanı tanıyan ve manen en fazlataltif eden hükümlere sahip iken ülkenin içindebulunduğu olağanüstü durum nedeni ile 03.11.1980 tarihinde2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanmasıhakkındaki özel Kanun çıkarılmış veayrıca ilaveten terörle mücadele görevinde sakat kalan veyaşehit olanların yakınlarına 3713 Sayılı Kanunun4082 Sayılı Kanunla değişik 2l/A maddesi uyarıncabunlara ödenen aylığın çalışanemsallerinden daha az olamayacağı hükmü getirilmiştir.Sonuç itibariyle terörle mücadele görevinde şehitolan veya sakat kalanlar ile yakınlarına sağlanan haklardiğerleri ile kıyaslanamayacak ölçüdeartırılmıştır. Terörle mücadelegörevinde sakat kalan veya şehit olanların bu kanunhükümlerince aylık bağlanmasını istemeleri vesair haklarını almaları tabidir. Konu, aynı uçakta şehitolan başka görevlilerin mirasçısı olandavacıların açtıkları davalarda datartışılmış, davanın reddi kararı verenyerel mahkemelerin Danıştay bozma kararına karşıdirenmeleri üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri GenelKuruluna kadar gitmiş ve Genel Kurul bir örneğini ektesunduğumuz 01.04.2004 tarih ve E. 2003/774. K. 2004/409 sayılı kararından anlaşılacağı üzereolayın 2330 ve 3713 Sayılı Kanunlar kapsamındadeğerlendirilmesi gerekeceğine karar vermiştir. Şu halde gerek olayınterörle mücadele görevinin sebep ve tesiri ile meydana gelmesigerekse Kanun koyucunun harp malullerinin durumunu diğer vazifemalullerine nazaran sağladığı maddi haklarbakımından daha avantajlı kılma iradesiniaçıklamış olması karşısındamüvekkilim davacılara en fazla maddi hak sağlayan Kanunhükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Aksi yönde tesisedilen işlem sebep ve amaç unsurları bakımındanhukuka aykırı bulunmakla iptaline karar verilmelidir.” şeklindekiiddiaları ile terörle mücadele görevinin sebep ve tesiriile hayatını kaybeden murisinden dolayı müvekkillerine 2330ve 3713 Sayılı Kanunlar hükümlerince murislerininçalışan emsali net aylığı seviyesinde emekliaylığı bağlanmamasına ilişkin davalı idareişleminin iptaline karar verilmesi istemi ile idari yargıda davaaçmıştır. Ankara 5.İdare Mahkemesi: 11.03.2010gün ve 2009/1631 Esas, 2010/343 Karar sayılı kararı ile; “Davadosyasının incelenmesinden, davacılarınyakınının Özel Harekat Timinde görevli iken harekatbölgesinden dönerken içinde bulunduğu CASA tipi askeriuçağın düşmesi sonucu şehit olduğu,davacılara 1.Derece harp malullüğü aylığıbağlandığı, davacılartarafından bağlanan vazife malullüğüaylığının 3713 sayılı Kanun gereğincegörevde bulunan emsallerinin aylıkları oranınayükseltilmemesi işleminin iptali istemiyle Ankara 5.İdareMahkemesinin E:2002/1201 esas sayısına kayıtlı davaaçtığı bu davanın 28.03.2002 tarih ve K:2003/346sayılı karar ile görev yönünden reddedildiği,bunun üzerine aynı taleple Askeri Yüksek İdare Mahkemesinedaya açıldığı, bu dava sonucunda 13.05.2004 tarih veE:2003/14, K:2004/754sayılı karar ile reddedildiği ve kararınkesinleştiği, bu defa 02.10.2009 tarihli başvuru ileaylıklarının görevde olan emsallerinin almakta olduğuaylık miktarına yükseltilmesi talep edildiği bu talebin reddiüzerine bakılan davanın açıldığıanlaşılmakla birlikte, davada irdelenecek olayın görevdendönerken nakliye uçağının düşmesiolayının 3713 sayılı Kanun kapsamında olupolmadığının tespiti olduğundan, olayın askerihizmete ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir. Budurumda, Anayasanın 157. ve 1602 sayılı Yasanın20.maddelerinde öngörülen, idari işlemin asker kişiyiilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunmasıkoşullarının birlikte gerçekleştiğianlaşıldığından, davanın görüm veçözümünün Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ningörevine girdiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim,Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 11.12.2006 gün ve E:2006/246,K:2006/236 sayılı kararı da bu yöndedir.” şeklindeki gerekçesi ile davanın 2577sayılı İdari Yargılama UsulüYasası’nın 15/1-a maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine karar vermiş, verilen karardavacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay 11.Daire’si: 29.3.2011 gün ve 2010/4650 Esas, 2011/2352 Kararsayılı kararında; “Dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumuişlemi ise, davacılara murislerinin ölümü nedeniyle5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 45. maddesiuyarınca bağlanan vazife malüllüğüaylığının, 3713 sayılı Kanun uyarıncagörevde bulunan emsalleri oranına yükseltilmesininmümkün bulunmadığı konusunda olup, askeri hizmeteilişkin bir işlem olarak nitelendirmek mümkündeğildir. Bu durumda, Anayasanın 157. ve 1602 sayılı Kanunun20. maddelerinde öngörülen, idari işlemin asker kişiyiilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunmasıkoşulları birlikte gerçekleşmediğinden, davanıngörüm ve çözümünde idari yargıgörevli olup, İdare Mahkemesince davanın görevyönünden reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.”şeklindeki gerekçesi ile İdare Mahkemesinin kararınınbozulmasına hükmetmiş, davalı vekilinin karar düzeltmetalebini de 30.05.2014 gün ve 2011/6751 Esas, 2014/3882 Karar sayılıkararı ile reddetmiş, dava dosyası Ankara 5.İdareMahkemesi’nin 2014/1302 esasına kaydedilmiştir. Yeniesasa kaydedilen dosyada Mahkemenin 29.09.2014 tarihli kararı ile MilliSavunma Bakanlığı davaya dahil edilmiş ve davalı MilliSavunma Bakanlığı vekili süresi içerisindeverdiği dilekçesi ile özetle; görev itirazındabulunmuştur. Ankara5.İdare Mahkemesi:17.12.2014 gün ve 2014/1302 Esas sayılı kararı ile:“Dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu işlemi ise davacılaramurislerinin ölümü nedeniyle 5434 sayılı EmekliSandığı Kanunu’nun 45.maddesi uyarınca bağlananvazife malüllüğü aylığının, 3713sayılı Kanun uyarınca görevde bulunan emsallerioranına yükseltilmesinin mümkün bulunmadığıkonusuna ilişkin olup, askeri hizmete ilişkin bir işlem olaraknitelendirilmesi mümkün değildir. Anayasanın157. ve 1602 sayılı Kanunun 20.maddelerinde öngörülen,idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmeteilişkin bulunması koşulları birliktegerçekleşmediğinden, davanın görüm veçözümü genel idari yargının görevalanında bulunmaktadır.” şeklindeki gerekçesiile davalı vekilinin görev itirazının reddine kararvermiştir. Davalılar Milli SavunmaBakanlığı vekili ile Sosyal GüvenlikBakanlığı vekilinin askeri idari yargı yararına olumlugörev uyuşmazlığı çıkartılmasıyolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerinedava dosyasının onaylı bir örneği Askeri Yüksekİdare Mahkemesi Başsavcılığı’nagönderilmiştir. Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısı; 13.03.2015 gün ve 2015/7 sayılıkararında aynen, “Davanın konusu, davacının eşiP.Uzm.Çvş. Ersin BARTAN'ın 16.05.2001 tarihinde Kuzey Irak veGüneydoğu Anadolu Bölgesinde icra edilen terörlemücadele operasyonundan askeri uçakla dönerken,uçağın kaza kırıma uğraması sonucundavefat etmesi nedeniyle 2330 ve 3713 sayılı Kanunhükümlerine göre aylık bağlanması talebinin reddiişleminin iptali istemidir. 1602 sayılı Askeri Yüksekidare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde Askeri Yüksek İdareMahkemesinin görevleri hükme bağlanmıştır.Anılan hükme göre; Askeri Yüksek İdare MahkemesinceAskeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileriilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerdendoğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarakyargı denetimi yapar. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olmasışartı aranmaz." denilmiştir. Asker kişinintanımının yapıldığı aynıhükmün 2 nci fıkrası ise; Bu kanunun uygulanmasındaasker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevlibulunan veya hizmetten ayrılmış olan Subay, askeri memur,astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzman erbaş,sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile sivilmemurlardır" hükmünü taşımaktadır. 1602 sayılı Kanunun 21 incimaddesinin ilk fıkrasında; "20 nci maddede belirtilenkişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem veeylemlerden dolayı; yetki,sebep,şekil, konu, maksat yönlerindenbiri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynıidari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halindeaçılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruyave kesin olarak Askeri Yüksek İdari Mahkemesindeçözümlenir ve karar bağlanır" denilmektedir. Anayasanın, Askeri Yüksekidare Mahkemesi başlıklı 157 nci maddesinde yer alan göreveilişkin hükümlerini yukarıdaaçıklandığı gibi benzer bir biçimdetekrarlayan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci ve 21 incimaddelerine göre uyuşmazlık konusunun Askeri İdariYargı yerinde görülebilmesi için; davanın konusunuteşkil eden işlem ve eylemin "asker kişiyi ilgilendirme veaskeri hizmete ilişkin olma" şartlarının bir aradagerçekleşmesi gerekmektedir. "Asker kişiyiilgilendirme" şartından davacının, hizmette veyagörevden ayrılmış ve 1602 sayılı Kanunun 20 ncimaddesinde sayılan asker kişilerden veya bu asker kişinin yakınlarındanbirisi olması gerektiği açıktır. Diğer şart ise; davaya konuişlemin "askeri hizmete ilişkin" olmasıdır.Uyuşmazlık Mahkemesinin birçok kararındabelirtildiği üzere idari işlemin veya eylemin, görevliyargı yerinin tespiti yönünden "askeri hizmeteilişkin" olup olmadığının saptanabilmesiiçin işlemin ve eylemin konusuna ve gerçekleştirilmetarzına bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem veeylem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göretesis edilmiş ya da askeri hizmet görülürken veya askeribir vazifenin ifası esnasında vuku bulmuş ise bu işlem veeylemin askeri hizmete ilişkin bulunduğu kabul edilmelidir. Dahaaçık bir ifadeyle, işlemin ve eylemin "askeri hizmeteilişkin" olup olmadığınınanlaşılabilmesi için, somut olayda, idarece ya da kamugörevlilerince, bir asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri,tutum ve davranışları, askeri geçmişi, askerkişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetininamacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerekve gelenekler, askeri vazifeler ve hizmetler göz önündetutularak hareket edilip edilmediği gözetilecek ve işlemin ya daeylemin "askeri hizmete ilişkin" olupolmadığının anlaşılması bu esaslar dahilindemümkün olabilecektir. Davanın konusunu;bölücü terör örgütü militanlarınayönelik icra edilen operasyon sonrası askeri uçakla birliğinedönen davacılar yakınının, içindebulunduğu uçağın, düşmesi sonucu vefatıüzerine vazife maluliyeti aylığı yerine 2330 ve 3713sayılı Kanunlara göre aylık bağlanmasıistemi" oluşturmaktadır. Dolayısıyla, söz konusudavanın, "askeri hizmete ilişkin bir eyleme”dayandığı hususunda tereddüt yoktur. Ayrıca eyleminmeydana geldiği tarihte davacılar yakınının, 1602sayılı Kanunun 20 nci maddesinde belirtilen manada "askerkişi" olduğu da açıktır. Açıklanan nedenlerle; davakonusu olayda Anayasanın 157 nci ve 1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesindeöngörülen idari eylemin "asker kişiyiilgilendirmesi" ve "askeri hizmete ilişkin bulunması"şartları beraber gerçekleştiğinden, davanıngörüm ve çözümünde Askeri Yüksekİdare Mahkemesinin görevli olduğudeğerlendirilmiştir.” şeklindeki gerekçesi ile davanın askeri idari yargı yerinde görülmesiningerektiğini belirtilerek, 2247 sayılı Yasa'nın10’uncu maddesi uyarınca, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine kararvermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 6.7.2015 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı vedava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılıYasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre,davalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin anılan Yasanın10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi vedavalılar Milli Savunma Bakanlığı vekili ile SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin 12/1. maddedebelirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerineAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı'nca,davalı Milli Savunma Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı bakımından 10.maddedeöngörülen biçimde, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Davalı Milli SavunmaBakanlığı yönünden yapılan başvuruyailişkin olarak, usule dair herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim BirgülYİĞİT’in, davada Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcılığı’nca yapılan başvurunun, davalıMilli Savunma Bakanlığı yönünden kabulü ile davalıSosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden reddiyolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu, AYİM Savcısı Hüsnü ERCAN’ındavada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’ncayapılan başvurunun, davalı Milli SavunmaBakanlığı yönünden kabulü ile davalı SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden reddiyolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacıların murisi olan P.Uzm.Çvş.ErsinBartan’ın, Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeterörle mücadele görevinin bitimi sonrasında 16.05.2001tarihinde Özel Kuvvetler Komutanlığına ait CASAUçağı ile Ankara’daki kıt’asınadönerken uçağın Malatya Akçadağ GüzyurduKöyü yakınlarına düşmesi sonucuhayatını kaybetmesi nedeni ile davacılara 3713 ve 2330sayılı Kanunlar gereğince dul ve yetimayılığı bağlanmamasına ilişkin işleminiptaline karar verilmesi istemi ile açılmıştır. Dosya kapsamında yapılaninceleme neticesinde, davacıların da içinde yeraldığı kişiler tarafından, kendilerine 3713sayılı Kanun uyarınca dul ve yetim aylığıbağlanması istemi ile Ankara 5. İdare Mahkemesi’nde davaaçıldığı, Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin28.03.2003 gün ve 2002/1201 Esas, 2003/346 Karar sayılıkararı ile, davanın askeri idari yargıda görülmesigerektiği belirtilerek görev yönünden reddedildiği vebu kararın Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin 26.05.2015 gün ve2002/1201 esas sayılı yazı cevabındananlaşıldığı üzere taraflarca temyiz edilmeksizinkesinleştiği; bunun üzerine davacılar tarafındanAskeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde aynı istemle davaaçıldığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3.Daire Başkanlığı’nın 13.05.2004 gün ve2003/1319 Gensek, 2003/14 Esas, 2004/754 Karar sayılı kararı iledavanın esas yönünden reddine karar verildiği; davacılarınkarar düzeltme talebinin de aynı Daire’nin 30.08.2004 günve 2004/2098 GENSEK,2004/1199 Esas, 2004/1480 Karar sayılıkararı ile reddedildiği ve kararın bu şekildekesinleştiği tespit edilmiştir. Davacılar vekili tarafından bukez Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun01.04.2004 gün ve 2003/774 Esas, 2004/409 Karar sayılıkararını da emsal göstermek sureti ile davanın idari yargıda3713 ve 2330 sayılı Kanunlar çerçevesinde esasyönünden görülmesi gerektiği gerekçesi ileyeniden dava açıldığı ve Ankara 5. İdareMahkemesi’nin açılan davanın askeri idari yargıdagörülmesi gerektiğini belirterek görev yönündenred kararı verdiği ancak bu kararın Danıştay 11.Dairesi’nin 29.03.2011 gün ve 2010/4650 Esas, 2011/2352 Kararsayılı kararı ile davaya idari yargıda bakılmasıgerektiğini belirterek bozulduğu ve davalı vekilinin karardüzeltme talebinin de yerinde görülmeyerek reddedildiği, davakonusu dosyanın bozma ilamı üzerine Ankara 5. İdareMahkemesi’nin 2014/1302 esasına kaydedildiği ve davalıMilli Savunma Bakanlığı’nın görevitirazının reddedilmesi üzerine, davalı Milli SavunmaBakanlığı vekili ve Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı vekili tarafından 2247 sayılıKanun’un 10. Maddesi uyarınca Mahkememizce görevyönünden incelenmesinin istendiğianlaşılmıştır. Davalı Milli SavunmaBakanlığı’nın görevuyuşmazlığının giderilmesine ilişkinbaşvurusu yönünden yapılan inceleme neticesinde; Anayasa’nın 157. maddesinde,Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin askeri olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerihizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklarınyargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancakaskerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olmasışartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.7.1972tarih ve 1602 sayılı Yasa’nın 25.12.1981 tarih ve 2568sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinde de aynıhüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdareMahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idariişlemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askerihizmete ilişkin bulunması” koşullarının birliktegerçekleşmesi gerekmektedir. 1602 sayılıYasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk SilahlıKuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan,subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci uzmançavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ilesivil memurlar asker kişi sayılmaktadır. İdari işlemin, görevliyargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmeteilişkin” olup olmadığının saptanabilmesiiçin işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğeridari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askerihizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmeteilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle,askeri hizmete ilişkin idari işlemler: idarenin bir askerkişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum vedavranışlarının, askeri geçmişinin, askerkişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetininamacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural vegerekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucundatesis edilen işlemlerdir. İşlem, askeri olmayan bir makamtarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemektemenfaati ihlal edilen asker kişinin açtığıdavanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ndegörülmesi gerekmektedir. Gerek Anayasa’da gerekse 1602sayılı Yasa’da öngörülen düzenlemeyegöre, askeri hizmete ilişkin bir idari işlemin asker kişiyiilgilendirmesi koşulunu da taşıması halinde, bu askerkişinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan dul veyetimlerine yansıyan hak doğurucu uyuşmazlıklaraAYİM’de bakılacağında duraksamaya yer olmayıp,davacının her halde asker kişi olması gerektiğiyolunda açık bir kural bulunmamaktadır. Nitekim, askeri hizmetinyürütülmesi sırasında ölen bir askerkişinin, şahsına sıkı sıkıya bağlıolmayan ve mirasçılarına intikali olanaklı bulunanşehit dul ve yetim aylığı gibi hakların eldeedilmesine yönelik bulunan ve idarece bu asker kişinin askeriyeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının,askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak veödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerininözellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularaktesis edilen işlemlerde “asker kişiyi ilgilendirme”koşulunun da gerçekleştiği; bu nedenle, askerkişinin desteğinden yoksun kalan aile bireyleri veya kanuni ya daakdi halefi tarafından açılan iptal davalarınıngörüm ve çözümünde AYİM’ingörevli olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi’ninyerleşik kararları ile kabul görmüşbulunmaktadır. Bu açıklamalara göre,görevde bulunduğu sırada ölen asker kişi nedeniylemirasçılarına aylık bağlanıpbağlanmayacağına ilişkin dava konusu işlemde asker kişiyiilgilendirme koşulunun gerçekleştiği kuşkusuzdur. İşlemin askeri hizmeteilişkin olup olmadığına gelince; 3713 sayılıKanun’un 1. Maddesindeki düzenleme gereğince terör eylemi;“cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma,yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasadabelirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal,laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeyedüşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmakveya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletiniç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genelsağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensupkişi veya kişiler tarafından girişilecek hertürlü suç teşkil eden eylemler” şeklindetanımlanmış; aynı Kanun’un 21. Maddesinde ise; “kamugörevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışındagörevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsabile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerinemuhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenlerhakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve AylıkBağlanması Hakkında Kanun hükümleriuygulanır” denilmek sureti ile 2330 sayılı Kanunhükümlerinin 3713 sayılı Kanun uyarınca yaralananlaraya da ölenlerin yakınlarına da uygulanacağıdüzenlenmiş ve son olarak aynı maddenin 4082 sayılıKanun ile değişik ‘a’bendinde; ölenlerinaylığa müstahak dul ve yetimlerine bağlanacakaylığın toplam tutarının, bunların görevdeolan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan azolamayacağı düzenlenmiştir. 3713 sayılı Kanun’un 21.Maddesinde atıf yapılan 2330 sayılı Nakdi Tazminat veAylık Bağlanması Hakkında Kanun 1. Maddesinde kanununamacı; “barışta güven ve asayişi korumak,kaçakçılığı men, takip ve tahkiklegörevli olanların bu görevlerinden dolayı ya dagörevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniylederhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veyahastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halindeödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacakaylığın ve bu yüzden yaralanmaları halindeödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinidüzenleme” olarak belirlenmiş; aynı Kanun’unKapsam başlıklı 2. maddesinde, içgüvenlik veasayişin korunması veyakaçakçılığın men, takip ve tahkikikonularında görevlendirilen Silahlı Kuvvetlermensuplarının bu kanun kapsamında olduğu belirtilmiş;bu Kanun kapsamına girenlerden ölenlerin kanunimirasçılarına veya malül olanlara: 3. maddesinde tespitedilen miktarlarda nakdi tazminat ödenmesi ve 4. maddesinde belirtilenşekilde ilgili sosyal güvenlik kurumlarının kendimevzuatlarına göre görev malullüğüaylığı bağlanması öngörülmüş;6. maddesinde ise; ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacakemekli aylığının uğranılan maddi ve manevizararların karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığıolarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacaklarıtazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göreödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunanaylıkların göz önünde tutulacağıdüzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemelerden,bu düzenlemelerin öngördüğü aylık bağlanmasıhaklarından yararlanacak bir asker kişi ya da yakınlarıbakımından, idari işlem veya eylemin yöneldiği askerkişinin, sözü edilen yasalar kapsamında bir görev ifaedip etmediğinin; yaralanması, sakatlanması veyaölümünün bu görev sırasında meydana gelenolaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığının, ilgili idarecekurulan Nakdi Tazminat Komisyonunca incelenmesinin ve kararabağlanmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre,davacıların murisinin şehit olmasıolayının; 2330 sayılı Yasa veya 3713 sayılıYasa kapsamında bir görevin ifası sırasında ya da bugörev nedeniyle meydana gelip gelmediği incelenirken veya olaydaolduğu gibi, istemin reddine ilişkin işlemin yargısaldenetimi sırasında, asker kişinin askeri yeterlik veyeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askerigeçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak veödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerininözellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularakbir değerlendirme yapılacak olması karşısında,olayda idari işlemin askeri hizmete ilişkin bulunmasıkoşulu da gerçekleştiğinden, uyuşmazlığakonu edilen davanın görüm ve çözümündeaskeri idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. Ayrıcaher ne kadar davacılar vekili tarafından, Danıştayİdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 01.04.2004 gün ve2003/774 Esas, 2004/409 Karar sayılı kararını da emsalgöstermek sureti ile davanın idari yargıda görülmesigerektiğini ileri sürülmüş ve aynı olayailişkin Ankara 10. İdare Mahkemesi’nin 22.01.2013 gün ve2002/1059 Esas, 2003/27 Karar sayılı kararı emsalgösterilerek davaya konu işlemin iptal edilmesi gerektiğibelirtilmiş ise de; aynı gerekçelerin ilerisürüldüğü benzer bir davada Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi verdiği 27.05.2010 gün ve 13279/05[1] sayılı kararı ile aynı yetkialanında paralel olarak faaliyette bulunan idari ve askeri idariyargı mahkemelerinin, iç hukuk gereğince ilke olarakuymaları gereken kendi yetki sınırlarına riayetetmediklerini ve başvuranların şikâyet ettikleri hukukiyorum farklılıklarının bu ihlalden kaynaklandığını,Türkiye Devleti Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, 3713Sayılı Yasa uyarınca aylık ödenmesi hususunda ortayaçıkan anlaşmazlıklarda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ninyetkili olduğunu açıkçabelirlediğini(Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 11 Aralık 2006tarih ve E. 2006/246, K. 2006/236 sayılı kararı) ve buşekilde bu konudaki hukuki yorum farklılıklarınınkaynağını ortadan kaldırdığınıbelirterek; başvuranların ulusal mahkemelere başvurduğutarihte, iki ayrı ve özerk mahkemenin aynı hukuki metinhakkında birbirinden farklı iki yorum yapmış olmasıtek basına hukuki güvenlik ilkesine aykırılıkoluşturmadığına, konusu olaya bakmak görevinin AskeriYüksek İdare Mahkemesi’ne ait olduğundan, görevlimahkemece verilen karar ile Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin 6. Maddesinin ihlal edilmediğinehükmetmiştir. Açıklanannedenlerle, Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısı’nın başvurusunun kabulü ileDavalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin görevitirazının reddine ilişkin Ankara 5. İdare Mahkemesikararının kaldırılması gerektiğidüşünülmektedir. Davalı Sosyal GüvenlikBaşkanlığı’nın görevuyuşmazlığının giderilmesine ilişkinbaşvurusu yönünden yapılan inceleme neticesinde; 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 10. maddesinde, “Görev uyuşmazlığıçıkarma; adli, idari ve askeri bir yargı merciindeaçılmış olan davada ileri sürülen görevitirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsütarafından görev konusunun incelenmesinin UyuşmazlıkMahkemesi’nden istenmesidir. Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesindenistekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmişbulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlık çıkarmaisteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilen görevsizlik itirazıadli yargı yararına ileri sürülmüş ise CumhuriyetBaşsavcısı, idari yargı yararına ilerisürülmüş ise DanıştayBaşkanunsözcüsü, askeri ceza yargısıyararına ileri sürülmüş ise Askeri YargıtayBaşsavcısı, Askeri İdari Yargı yararına ilerisürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanunsözcüsüdür. Görev itirazının reddineilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez” denilmiş; 12.maddesinde,“Görev itirazında bulunan kişi veya makamitirazının reddine ilişkin kararın verildiği tarihten,şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden,itiraz yolu açık bulunan ceza davalarında ise retkararının kesinleştiği tarihten başlayarak 15 güniçinde, uyuşmazlık çıkarılmasınıistemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyiitirazı reddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii dilekçeninbir nüshasını ve varsa eklerini yedi gün içindecevabını bildirmesi için diğer tarafa tebliğ eder.Tebligat yapılan taraf, süresi içinde bu yargı merciinecevabını bildirmezse cevap vermekten vazgeçmişsayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkinkararını, dava dosyası müktevasının onaylıörnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma istemindebulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurabilir.” hükmü yer almış, 27. maddesindeise, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, uyuşmazlıkçıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarınailişkin istemleri önce şekil ve süreaçısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veyasüresi içinde ileri sürülmemiş istemlerireddedeceği kuralına yer verilmiştir. Olayda, Ankara 5. İdareMahkemesi’nde açılan davada, birinci oturum tarihi olan05.03.2010 gününden önce, davalı Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı vekilince görev itirazındabulunulmadığı,; Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin11.03.2010 gün ve 2009/1631 Esas, 2010/343 Karar sayılı ilkkararında davanın, askeri idari yargıda görülmesigerektiğini belirterek görev yönünden reddine kararverdiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesiüzerine Danıştay 11. Dairesi’nin 29.03.2011 gün ve2010/4650 Esas, 2011/2352 Karar sayılı kararı, dava konusuolayda Anayasa’nın 157 ve 1602 sayılı Kanun’un 20.Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleşmediği gerekçesi ile bozulmasına kararverildiği, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin deaynı Dairenin 30.05.2014 gün ve 2011/6751 Esas, 2014/3882 Karar sayılıkararı ile reddedildiği; dava konusu dosyanın bozma ilamıüzerine Ankara 5.İdare Mahkemesi’nin 2014/1302 esasınakaydedildiği ve davalı Milli SavunmaBakanlığı’nın davaya dahil edilmesine kararverildiği, davalı Milli SavunmaBakanlığı’nın kendisine dava dilekçesinintebliğ edildiği tarihten sonraki Mahkemenin ilk celsesindeönce sunduğu 03.12.2014 tarihli dilekçesi ile görevitirazında bulunduğu, bu safahat süresince de davalı SosyalGüvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından dosyayasunulan ve görev itirazını havi bir dilekçeninbulunmadığı anlaşılmıştır Yukarıda sözü edilentespitler ışığında, davalı Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı’nın, 2247 sayılıKanun’un 12. maddesinde öngörülen şekilde, cevapdilekçesi ile veya en geç Mahkemenin ilk oturumu sırasındagörev itirazının bulunmadığı tespit edilmekle, budavalının başvurusu yönünden 2247 sayılıKanun ‘un 12. Maddesinde öngörülen koşullarıngerçekleşmediği ortadadır. Açıklanan nedenlerledavalı Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı’nca yapılan başvurunun, 2247sayılı Yasanın 10. maddesinde öngörülenkoşulları taşımadığı anlaşılmaklaanılan Yasanın 27. maddesi uyarınca reddi gerektiğidüşünülmektedir. Açıklanannedenlerle Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcılığı’nca yapılan başvurunun, DavalıMilli Savunma Bakanlığı yönünden kabulü ileDavalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin görevitirazının reddine ilişkin Ankara 5. İdare Mahkemesi kararınınkaldırılması gerektiği, Davalı Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı yönünden ise; 2247 sayılıYasanın 10. maddesinde öngörülen koşullarıtaşımadığı anlaşıldığından,anılan Yasanın 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir. SO N U Ç : Askeri Yüksekİdare Mahkemesi Başsavcılığı’ncayapılan BAŞVURUNUN, DavalıMilli Savunma Bakanlığı yönünden KABULÜ ileDavalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin görevitirazının reddine ilişkin Ankara 5. İdareMahkemesi’nin 17.12.2014 gün ve 2014/1302 Esassayılı KARARININ KALDIRILMASINA, Davalı Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı yönünden ise; 2247 sayılıYasanın 10. maddesinde öngörülen koşullarıtaşımadığı anlaşıldığından,anılan Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 6.7.2015gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT [1]Karar metni için bkz. http://hudoc.echr.coe.int/sites/eng/Pages/search(E.T. 01.05.2015)
Full & Egal Universal Law Academy