T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 390
KARAR NO : 2015 / 402
KARAR TR : 01.06.2015
ÖZET: Davacının haksız yere hükümlü olarak cezaevinde fazladan kaldığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R
Davacı : A.Ç. Vekili : Av. A.M.C. Davalı : 1.MaliyeHazinesi (Adli Yargıda) Vekili :Av. G.Y.A. 2.AdaletBakanlığı (İdariYargıda) O L A Y : Davacı vekili, davadilekçesinde özetle; davacının Antalya 7. Asliye CezaMahkemesi’nin 11.05.2007 gün ve E:2003/453 K:2003/3068sayılı ilamı ile 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasınamahkum edildiğini, 30.04.2007- 28.10.2009 tarihleri arasında 900gün cezaevinde kaldığını, oysa infaz edilmesi gerekencezanın 820 gün olması gerektiğini belirterek; davacının cezaevinde haksız olarak tutuklukaldığı günler için toplam 3.000.00 TL maddi ve5.000.00 TL manevi olmak üzere toplam 8.000.00 TL tazminatahükmedilmesi için Maliye Hazinesi adına adli yargıda davaaçmıştır. DİYARBAKIR 1. AĞIR CEZAMAHKEMESİ: 16.06.2010 gün ve E:2010/109 K:2010/304sayılı kararında “… her ne kadar davacı vekilidava dilekçesiyle müvekkilinin şartla tahliye tarihindensonrası için fazla tutuklu kaldığı sürelerigöstererek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de dosyainceleme tutanağında açıklandığıüzere 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilirkendavacının kurulan hüküm nedeniyle Bihakkın Tahliyetarihinin 12.12.2012 olduğu oysa davacının 31.07.2009 tarihindeşartla tahliye edildiği Yargıtay 9. Ceza DairesiBaşkanlığı’nın 29.05.1996 gün ve 1996/2167 Esas 1996/3222 karar sayılı ilamı da göz önündebulundurulmak suretiyle…” şeklinde gerekçegöstererek 5271 sayılı CMK.nun 141/1. maddesinin ffıkrasına aykırı olarak açılan davanınreddine karar vermiş ve verilen red kararı davacı vekilincetemyiz edilmiştir. YARGITAY 12. CEZADAİRESİ: 12.02.2013 gün ve E: 2012/32001 K:2013/2755 sayılıilamında “… Tazminat istemine ilişkin 5271sayılı CMK’nın 141.maddesinde “ suçsoruşturması ve kovuşturması sırasında”gerçekleşen koruma tedbirlerinin hukuka aykırılıklaryönünden bu kanun hükümlerine göre tazminatistenebileceği ve madde metninde bu aykırılıkların tahdidişekilde sıralandığı, infaz aşamasındameydana gelen hukuka aykırılıkların madde kapsamındabulunmadığı bu yöndeki hukukaaykırılıkların idari yargı görev alanındakaldığı…” gerekçesiyle hükmünbozulmasına karar vermiştir. DİYARBAKIR 1. AĞIR CEZAMANKEMESİ: 30.10.2013 gün ve E:2013/288 K:2013/389 sayılıkararı ile, bozma ilamına uyarak bozma ilamındakigerekçelerle davanın görev nedeniyle reddine karar vermişve verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı vekili bu kez, aynıgerekçelerle toplam 9.000,00TL maddi ve manevi tazminat talebi ileAdalet Bakanlığı ve Maliye Hazinesi aleyhine idari yargıdadava açmıştır. DİYARBAKIR 2. İDAREMAHKEMESİ: 20.12.2013 gün ve E:2013/2914 K:2013/2631 sayılıkararı ile 2577 sayılı Kanun’un 15/1-a maddesiuyarınca davanın yetki yönünden reddine, davadosyasının yetkili Antalya İdare Mahkemesi’negönderilmesine karar vermiştir. Yetkisizlik kararıüzerine gönderilen dava dosyası Antalya 3. İdareMahkemesi’nin 2014/233 esasına 17.02.2014 tarihindekaydedilmiş, Antalya 3. İdare Mahkemesi 26.02.2014 günlü“Hasım Düzeltme Kararı” ile 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-c maddesiuyarınca hasım mevkiinden Maliye Hazinesi’ninçıkartılarak husumetin AdaletBakanlığı’na yöneltilmesine karar vermiştir. ANTALYA3. İDARE MAHKEMESİ : 12.12.2014 gün ve E:2014/233sayılı gönderme kararında “…Anayasa'nın"Genel Esaslar" başlıklı Birinci Kısmında,egemenliğin, kayıtsız şartsız Milletin olduğu veTürk Milletinin, egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslaragöre, Yasama, Yürütme ve Yargı organları eliylekullanacağı öngörülmüştür. Anayasa'nınBaşlangıç Bölümünde "Kuvvetlerayrımının, Devlet organları arasındaüstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belliDevlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununlasınırlı medeni bir işbölümü veişbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu" belirtilmiştir. Anayasa'nın9. maddesinde, "Yargı yetkisi, Türk Milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılır" denilmiş;"Mahkemelerin bağımsızlığı"başlıklı 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarakvicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbirorgan, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimatveremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekteolan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisininkullanılması ilgi soru sorulamaz, görüşmeyapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasamave yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez." hükümlerine yer verilmiştir. BelirtilenAnayasal düzenlemelere göre, "kuvvetler ayrılığı"ilkesi gereğince fonksiyonel bakımdan yargı organı yasamave yürütmeden ayrı tutulmuş olup, bağımsızbir organ olan yargının yargılama süreci ile ilgiliişlemlerinin Anayasa'nın 125. maddesinde öngörülen"idari işlemler" kapsamına girmediği ve bu nedenleyargısal işlemler dolayısıyla idari yargı yolunabaşvurulamayacağı açıktır. Budurum, Ülkemiz yargı sisteminin dayandığı"yargı ayrılığı" ve "adli ve idariyargı organlarının birbirlerine karşıbağımsızlığı" ilkelerinin de doğal birsonucudur. 04.12.2004gün ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun adli yargıdailk davanın açıldığı 18.02.2010 tarihiitibariyle yürürlükte bulunan 141. maddesinde; "(1)Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında; a)Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan,tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b)Kanunî gözaltı süresi içinde hâkimönüne çıkarılmayan, c)Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılanhaklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmedentutuklanan, d)Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul süredeyargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süreiçinde hakkında hüküm verilmeyen, e)Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veyaberaatlarına karar verilen, f)Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiğisüreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veyaişlediği suç için kanunda öngörülencezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bucezayla cezalandırılan, g)Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalarkendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklıbulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h)Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarınabildirilmeyen, i)Hakkındaki arama kararı ölçüsüz birşekilde gerçekleştirilen, j)Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşullan oluşmadığı halde elkonulan veyakorunması için gerekli tedbirler alınmayan ya daeşyası veya diğer malvarlığı değerleriamaç dışı kullanılan veya zamanında geriverilmeyen, Kişiler,maddî ve manevi her türlü zararlarını, Devlettenisteyebilirler. (2)Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararlan verenmerciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve buhusus verilen karara geçirilir" denilmiş; 142. maddesinde ise;"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıliçinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2)İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır cezamahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusuişlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağırceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde kararabağlanır. (3)Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açıkkimlik ve adresini, zarara uğrağı işlemin ve zararınnitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesigereklidir. (4)Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde isteminreddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayandilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzerereddolunur. (5)Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediğidilekçe ve eki belgelerin bir örneğini DevletHâzinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içindeyazılı olarak bildirmesini ister. (6)İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminathukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarınınsaptanmasında mahkeme gerekli gördüğü hertürlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerindenbirine yaptırmaya yetkilidir. (7)(Değişik: 25/5/2005 - 5353/20 md.) Mahkeme, kararınıduruşmalı olarak verir, istemde bulunan ile Hazine temsilcisi,açıklamalı çağrı kâğıdıtebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir. (8)Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veyaHazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle veivedilikle yapılır" hükmü yer almıştır. 4675sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'nun 4. maddesinin 2. fıkrasında,"Hükümlülerin cezalarının infazı,müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerineayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevkve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkinşikâyetleri incelemek ve karara bağlamak." infazhakimliklerinin görevleri arasında sayılmıştır. Davakonusu olayda, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığıİnfaz Bürosunun 28.10.2009 tarihli Muğla Asliye CezaMahkemesi'ne hitaben yazılan yazıda davacının 31.07.2009tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şartla tahliyesinekarar verilmesinin istenildiği, Muğla 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin28.10.2009 tarih ve 2009/244 D.İş sayılı kararı iledavacının 31.07.2009 tarihinden geçerli olmak üzeretahliyesine karar verildiği, davacının bu karar üzerine28.10.2009 tarihinde serbest bırakıldığıgörülmüş olup bu duruma göre, yapılan adli hatanedeniyle fazladan hapis yattığı ileri sürülerek9.000,00-TL tazminatın yasal faizi ile birlikte hükümaltına alınması istemiyle açılan davada,yukarıda yer verilen hükümler gözetildiğinde tazminatistemine esas olan kararı veren mahkemenin dahil olduğu adliyargının görevli bulunduğu sonucunavarılmıştır…”gerekçesiyle adliyargının görevli olduğuna, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun 19. Maddesi uyarınca, görevli yargıyerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi’nebaşvurulmasına, dosya incelemesinin bu konuda karar verilinceye kadarertelenmesine karar vererek dosyayı UyuşmazlıkMahkemesi’ne göndermiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 01.06.2015 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME:Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesi’nceanılan Yasa’nın 19. maddesinde öngörülen usul veyönteme uygun biçimde başvuruda bulunulduğuanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkgörülmediğinden esasın incelenmesine oy birliği ilekarar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN’un davada adli yargı,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,davacının haksız yere hükümlü olarak cezaevindefazladan kaldığı iddiası ile maddi ve manevi tazminatistemiyle açılmıştır. Dosyalarkapsamında yapılan incelemede; davacı Abidin Çelikhakkında 22.01.2003 tarihinde müşteki Ali Sinanİncesu’ya karşı işlediği bıçaklakasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle kamudavası açıldığı, Antalya 7.Asliye CezaMahkemesi’nin 19.11.2003 gün ve E:2003/453 K: 2003/3068 kararsayılı hükmü ile sonuç olarak 5 yıl 7 ay 15gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve buhükmün 31.12.2003 tarihinde temyiz edildiği, hükmünYargıtay 3.Ceza Dairesi’nin 17.05.2004 gün ve E: 2004/6990K:2004/5263 sayılı kararı ile onandığı,kesinleşen bu hükmün 22.06.2004 tarihinde infazıiçin C.Başsavcılığına gönderildiği,ilam infaz aşamasındayken, 01.06.2005 tarihinde 5237sayılı TCK 'nun yürürlüğe girdiği, bunedenle anılan hükmün 5237 sayılı TCK 'nun 7/2 maddesiuyarınca uyarlamasının talep edildiği, bu talepüzerine mahkemenin 01.05.2007 tarihinde ilamın bila infaz iadesinitalep ettiği, bu nedenle ilamat evrakının kapatılarak mahkemesinegönderildiği; bu aşamadan sonra mahkeme tarafından uyarlamatalebi ile ilgili olarak 01.05.2007 tarihinde açılan duruşmadahükümlü Abidin Çelik’in tutuklanarak cezaevinealındığı, 11.05.2007 tarihinde de mahkemece öncedenverilen 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasının ayneninfazına ve verilen cezanın miktarı gözetilerekhükümlünün tutukluluk halinin devamına kararverildiği, kararın hükümlü vekilitarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.Ceza Dairesinin01.10.2009 gün ve E: 2008/13944 K:2009/16328 sayılı kararıile onanan hüküm kesinleşmiştir. Kesinleşen ilam28.10.2009 tarihinde yerel mahkeme tarafından infaz edilmek üzereDiyarbakır C.Başsavcılığına gönderilmişise de yapılan tetkikte davacının MuğlaC.Başsavcılığı görev alanı içerisindebulunan başka bir cezaevinde bulunduğuanlaşıldığından gereği için infazevrakı Muğla C.Başsavcılığınagönderilmiştir. Muğla C.Başsavcılığınınhüküm özlü statüsünde bulunansanığın statüsünü hükümlüyeçevirerek hakkında müddetname tanzim ettiği ve Muğla1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.10.2009 tarih 2009/244 D.İşsayılı kararı ile düzenlenen müddetnameye göre hükümlüAbidin Çelik’in 31.07.2009 tarihinde geçerli olmaküzere tahliyesine karar verildiğianlaşılmıştır. 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun’un amacı, Kanun’un 1.maddesinde debelirtildiği üzere ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazınailişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kişi hakkındaverilmiş olan bir mahkumiyet ilamının infaz edilebilmesiiçin temel şart ise 4.maddede de belirtildiği gibi bumahkumiyet ilamının kesinleşmiş olmasıdır. Kesinleşenmahkumiyet ilamına ilişkin olarak, infazın dayanakları veinfaz işlemini kimin takip edeceği ise Kanun’un 5.maddesindedüzenlenmiştir. 5.maddede; “Mahkeme, kesinleşen ve yerinegetirilmesini onayladığı cezaya ilişkinhükmü Cumhuriyet Başsavcılığınagönderir. Bu hükme göre cezanın infazı Cumhuriyetsavcısı tarafından izlenir ve denetlenir.” hükmüyer almakta olup, böylece Mahkemece kesinleştirmesi yapılarakyerine getirilmesi onaylanan mahkumiyet ilamının ilgili Cumhuriyet başsavcılığınagönderilmesinden sonra, ilamın infazının Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından yerine getirileceği belirtilmiştir. Buaşamadan sonra hakkında verilen mahkumiyet ilamıkesinleşmiş olan hükümlünün ceza infaz kurumunakabulü aşamasına geçilir ki, bu da Kanun’un CumhuriyetBaşsavcılığınca Yapılacak İşlemler başlıklı20.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre 20.maddede; “ (1) Hapiscezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyetkararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanıninfazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmeksuretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. (2)Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilenilâmdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlühakkında çağrı kâğıdı veya yakalamaemri çıkarılır. (3)Çağrı kâğıdı, hükümdegösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü, adresdeğişikliklerini mahkemeye veya CumhuriyetBaşsavcılığına bildirmekle yükümlüdür.Aksi hâlde hükümde gösterilen adreste yapılantebligat geçerlidir. (4)Hükümlüye, Cumhuriyet Başsavcılığıncadüzenlenen ceza infaz kurumuna alındığı vesalıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangihükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir.’’hükmü yer almaktadır. 5275 sayılı Kanun’un20.maddesinin (4) numaralı fıkrasında bahsi geçen belgemüddetname olup, maddeye göre bu belgedehükümlünün ceza infaz kurumunaalındığı, salıverileceği tarih ile cezanınsüresi ve hangi hükme esas teşkil ettiğinin belirtilmesigerekmektedir. 5275sayılı Kanun’un “Koşullu Salıverilme’’başlıklı 107.maddesinin (11) numaralı fıkrasında;“Bir hükümlünün koşullu salıverilmesihakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanangerekçeli rapor, hükmü veren mahkemeye; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunanaynı derecedeki mahkemeye verilir. Mahkeme, bu raporu uygun bulursahükümlünün koşullu salıverilmesine dosyaüzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun bulmadığıtakdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşıitiraz yoluna gidilebilir.” denilmek suretiyle koşullusalıverilmenin usulü anlatılmıştır. Belirtilenyasal düzenlemeler dikkate alındığında, mahkumiyetilamının infazı aşamasında hükümlüyeverilen müddetnamede hükümlünün koşullusalıverilme tarihi de belirtilmekte olup, hükümlühakkında koşullu salıverilmeye karar verecek olan makamise, hükmü veren mahkeme, hükümlü başka biryerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme olarakbelirtilmiştir. Burada hükmü veren mahkemenin adli yargıdüzeni içerisindeki bir ceza mahkemesi olduğunda kuşkubulunmamaktadır. Ayrıca,06.08.2013 gün, 28730 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren CumhuriyetBaşsavcılıkları ve Adli Yargı İlk Derece CezaMahkemeleri Yazı İşleri Hizmetlerinin YürütülmesineDair Yönetmeliğin “ Süre Belgesi “başlıklı 55. maddesinde; “ İlâmıinfaz eden Cumhuriyet Başsavcılığınca, ceza infazkurumuna tesliminde hükümlüye; infaz kaydınumarasını, ceza infaz kurumuna alındığı vesalıverileceği tarihi, ceza süresi ile cezanın hangimahkeme ve hükme ilişkin olduğunu ihtiva eden belge verilir. Hükümlününceza infaz kurumuna kabulünde de belgenin bir örneği kurumidaresine gönderilir.’’ hükmü, 06.04.2006 gün,26131 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarakyürürlüğe giren Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Tüzük’ün “Cumhuriyet Başsavcılığıncayapılacak işlemler’’ başlıklı66.maddesinin (3) numaralı fıkrasında; “(3) Kuruma alındıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığıncahükümlüye bir süre belgesi verilir. Düzenlenecek bubelgede hükümlünün: a-Kimlik, tebligat ve iletişim bilgileri, b-İnfaz defteri numarası, c-Kuruma alındığı tarih, d-Tutuklulukta veya göz altında geçirdiğisüre, e-Ceza süresi, hak ederek ve koşullusalıverileceği tarih, f-Cezanın hangi hükme ilişkin olduğubelirtilir. ’’ denilmek suretiyle süre belgesinin kapsamıve unsurları sayılmıştır. Süre belgesinin tanzimine ilişkin sürecebakıldığında, adli yargı mercii olan ceza mahkemesitarafından verilen mahkumiyet ilamının kesinleşmesindensonra, cezanın infazı aşamasına geçilmekte olup,Cumhuriyet savcısı tarafından tanzim edilen süre belgesiceza infaz kurumuna alınacak olan hükümlüye bu aşamadaverilir. Bu belge, yukarıda belirtildiği üzere adli yargımercii tarafından verilen ve kesinleşen mahkumiyet ilamınıninfazına ilişkin bir takım bilgileri içermekte ve adliyargı mercii tarafından icra edilen işlemler silsilesinin birparçası olduğundan, bu yargı merciince icra edilen vebirbirinin sonucunu doğuran işlemlerin idari bir işlem olarakdeğerlendirilmesi, bu işlemlerin sonuçlarınınfarklı bir yargı kolu tarafından denetlenmesi sonucunudoğuracak, bu da bir yargı koluna ait işleminin başka biryargı kolu tarafından denetimi anlamına gelecektir.Dolayısıyla adli yargı mercii tarafından tesis edilen veöncesinden gelen adli süreçten kaynaklanan süre belgesitanzimine ilişkin işlemin adli bir işlem olduğu sonucunavarılmıştır. Sanıktazminat talep dilekçesinde MuğlaC.Başsavcılığı tarafından düzenlenenmüddetnamede gösterilen şartla tahliye tarihi ile cezaevindenfiilen tahliye olduğu tarihler arasında kalan süreyi (31.07.2009-28.10.2009)fazla yattığını beyan ederek AdaletBakanlığından tazminat talebinde bulunmuştur. Somutolayda, dava konusu; davacının kesinleşen mahkumiyet kararınedeni ile Muğla C.Başsavcılığı tarafındandüzenlenen müddetnamede gösterilen şartla tahliye tarihiile cezaevinden fiilen tahliye edildiği tarihler arasında kalansürede özgürlüğününkısıtlanmış olmasıdır. Bukabuller ve belirtilen yasal düzenlemeler neticesinde; adli yargı mercilerindenolan Cumhuriyet Savcısı tarafından 5275 sayılıKanun’un 20. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarıncadüzenlenen ve cezanın infazına ilişkin bilgileriçeren, bununla birlikte bir adli yargı işleminiteliğinde olan hükmün kesinleşmesi sonrasında tanzimedilen müddetnamede şartla tahliye kararının dagecikmeli olarak (geçmişe yürürlü biçimde)verildiği, dolayısıyla buna bağlı olarak kişininhürriyetinden yoksun bırakıldığıiddiasının ve bundan kaynaklanan zararın tazmini isteminin de adliyargı mercii tarafından değerlendirilmesi gerektiği infazaşamasında tesis edilen Savcılık işlemi ileAğır Ceza Mahkemesince verilen şartlı tahliyekararının birer idari işlem olarak kabulüne hukuken imkanbulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, davanın görüm ve çözümündeadli yargı görevli olduğundan, Antalya 3. İdareMahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile, Diyarbakır 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30.10.2013 gün ve E:2013/288K:2013/389 sayılı kararının kaldırılmasıgerekmiştir. SO N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Antalya 3. İdare Mahkemesi’nin BAŞVURUSUNUNKABULÜ İLE, Diyarbakır 1. Ağır CezaMahkemesi’nin 30.10.2013 gün ve E:2013/288 K:2013/389sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 01.06.2015 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy