T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 412
KARAR NO : 2015 / 422
KARAR TR : 1.6.2015
ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : E.S. A.Ş.
Vekili : Av. G.D.
Davalılar : 1-Fatih BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av. H.K.A.
2-İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü
Vekili : Av. K.Ş.A.
O L AY : Davacıvekili dava dilekçesinde özetle; 28.5.2013 tarihinde meydana gelentrafik kazası sonucunda müvekkili şirketin kaskosigortalısı bulunan 34 JF 3425 plakalı aracın FatihNeslişah Mahallesi Keçeciler Meydan Sokak Mimar Sinan Stadıönünden geçerken etrafı kazılmış fakatasfaltlanmamış rögar kapağının üzerindengeçtiği esnada aracın alt kısımlarınınhasar görmesi nedeniyle maddi hasarlı trafik kazasınınmeydana geldiğini ileri sürerek, oluşan kaza sonucusigortalısına yaptığı 17.869,00 TL ödemenin,ödeme tarihi olan 28.5.2013’den itibaren yasal faizi ile birliktedavalılardan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
DavalılardanFatih Belediye Başkanlığı vekili süresiiçerisinde verdiği cevap dilekçesi ile, davanın idariyargı yerinde görülmesi gerektiğini ileri sürerekgörev itirazında bulunmuştur.
İSTANBUL17. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 5.11.2014 gün ve E:2014/192 sayıile, davalılardan Fatih Belediye Başkanlığı vekilininyargı yolu itirazı, Karayolları Trafik Kanunun 110.maddesinegöre yerinde görülmediğinden reddine karar vermiştir.
DavalıFatih Belediyesi Başkanlığı süresi içerisindeverdiği dilekçe ile olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması talebindebulunmuştur.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI: “(…)2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılıKanunun 14. maddesi ile değişik "Görevli ve YetkiliMahkeme" başlıklı 110. maddesinde "işleteni veyasahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." kuralı yeralmaktadır.
Anılan Kanun hükmünde, "bu kanundan doğansorumluluk davaları" ifadesiyle 2918 sayılı Kanunda yeralan hukuki sorumluluğa ilişkin kurallarınuygulanacağı davalarla sınırlı biçimdegörevli yargı yerinin belirlendiği vurgulanmaktadır.Dolayısıyla, görevli yargı yeri belirlenirken, sözkonusu Kanunda motorlu araçların verdiği zararlarlasınırlı biçimde düzenlenen sorumlulukkurallarının, dava konusu uyuşmazlığa uygulanıpuygulanmayacağının saptanması gerekir.
Gerek 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunugerekse 5393 sayılı Belediye Kanununda yer alan düzenlemeleruyarınca belediyelerin sorumluluk alanında bulunan yollarıyapmak, yaptırmak, bakım ve onarımı ile ilgiliçalışmaları yürütmekle ilgili görev veyetkileri bulunmaktadır. Belediyelerin bu hizmeti idare hukuku ilke vekurallarına göre yürüteceği, bu hizmettenkaynaklı idari eylem ve işlemlerden doğanuyuşmazlıkların da Anayasanın 125. maddesi ve 2577 sayılıKanunun 2. maddesine göre idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.2918 sayılı Kanunda 6099 sayılı Kanun ile yapılandeğişikliğinde belediyelerin yol yapım ve bakımhizmetinin yürütülmesi ile ilgili hukuki sorumluluğu açısındanyeni bir düzenleme içermediği, yargı yolunudeğiştirmediği açıktır.
Karayollarında can ve mal güvenliği yönündentrafik güvenliğini sağlamak ve trafik güvenliğiniilgilendiren tüm önlemleri belirlemek amacınıtaşıyan 2918 sayılı Kanun, Emniyet GenelMüdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı,Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları GenelMüdürlüğü ve belediyelerin trafik düzeni vetrafik güvenliği yönünden görev ve yetkilerini sayma yoluylabelirlemiştir. Ancak Kanunda, bu kamu idarelerinin trafik düzeni vetrafik güvenliği ile ilgili olarak üstlendikleri kamuhizmetlerinden dolayı hukuki sorumlulukları düzenlenmişdeğildir.
2918 sayılı Kanunun "hukuki sorumluluk ve sigorta"başlıklı sekizinci kısmında; araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibininhukuki sorumluluğu; bir başka deyişle motorluaraçların karıştığı trafik kazalarısonucu ortaya çıkan zarar nedeniyle araç sahiplerinin,işleticilerin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir.
2918 sayılı Kanunun hukuki sorumluluğa ilişkinsekizinci kısmında yer alan hükümler birliktedeğerlendirildiğinde; Devlet ve diğer kamukuruluşlarına ait motorlu araçların karıştığıkazalar nedeniyle araç işleticisi sıfatıyla kamuidareleri ve kuruluşlarına karşı açılacaklar dadahil bütün araç sahibi ve işleticilerine karşıaçılan davaların görüm veçözümü adli yargının görev alanınagirmektedir. Fakat kamu idareleri ve kuruluşlarının, trafikgüvenliği ve düzenini sağlamak amacıyla gerek kendikuruluş yasaları, gerekse 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununa göre yürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmetiniteliğini taşımaları ve 2918 sayılı Kanunda dagörevlendirilen kamu idare ve kuruluşlarınınsorumluluklarının ayrıca düzenlenmemiş olmasıkarşısında; trafik düzeni ve güvenliğihizmetlerinden kaynaklandığı öne sürülenzararların tazmini istemiyle, ilgili idarelere karşıaçılan davaların görüm ve çözümüidari yargının görev alanına girmektedir.
Sonuç olarak belediyelerin, kuruluş ve görevlerinibelirleyen Kanunlarda yer alan ve 2918 sayılı Kanunda daayrıntılı olarak düzenlenen görevlerinden, yani; yolyapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürüttüğü kamu hizmetinden kaynaklananhukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi;bu sebeple açılacak tam yargı davalarının da idariyargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar karşısında dava konusuuyuşmazlık, özel hukuktaki araç işletenin hukukisorumluluğundan değil, belediyelere Kanunla verilen yapım vebakımından sorumlu olduğu yolları, trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, bu yollarınyapısında ve üzerinde yapılacakçalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak vedenetlemek şeklinde öngörülen görevlerin tam veeksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıylayürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydanagelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasındankaynaklanmaktadır.
Bu hali ile de uyuşmazlığın görüm veçözümünde idari yargı yerlerinin görevlibulunduğu açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasanın 10'uncu maddesi uyarınca olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi…”yolunda karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 1.6.2015 günlütoplantısında;
l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve davadosyası örneği üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalılardan Fatih Belediye Başkanlığıvekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı’nca, 10. maddede öngörülenbiçimde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığındangörev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davadaadli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, sigortalı aracınuğradığı hasarı ödeyen sigorta şirketinin,zararın idarece giderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuentazminat davasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde,Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşlarıve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanununkarayollarında uygulanacağı belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğailişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yermahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden,dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;Şirkete sigortalı vasıtanın geçirdiği trafikkazası neticesinde hasarlandığı, bahis konusu olay neticesindevasıtada maddi hasarın meydana geldiği; tespit edilen hasarbedelinin sigortalı vasıta sahibine ödendiği, olayınmeydana gelişinde davalı idarenin yol kusurunun tespit edildiği,meydana gelen hasar nedeniyle sigortalısına tazminat ödeyenşirketin kusur nispetine göre avans faiziyle birlikte davalıdantahsili istemiyle davanın açılmış olduğuanlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsigeçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu, bu nedenle Danıştay Başsavcısınınbaşvurusunun reddi gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Danıştay BaşsavcısınınBAŞVURUSUNUN REDDİNE, 1.6.2015 gününde, Üye EyüpSabri BAYDAR’ın KARŞIOYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Eyüp Sabri
BAYDAR
Üye
Alaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Ali
ÇOLAK
Üye
Ayhan
AKARSU
Üye
Nurdane
TOPUZ
Üye
Mehmet
AKBULUT
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolununyapım, bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olankazanın meydana geldiği iddia edilmektedir.
2918 Sayılı KTK'nın l0.md. "Belediyelerin yapımve bakımından sorumlu olduğu yolları, trafik düzen vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, karayoluyapısında ve üzerinde yapılacakçalışmalarda gerekli tedbirleri almakla görevli"olduğuna işaret edilmiş,
TC Anayasası'nın 125/son md. "idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu" kurala bağlanmış,
2577 Sayılı İYUK 2/1-b md. "idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenlertarafından açılan tam yargı davaları, idari davaçeşitleri arasında" sayılmıştır.
Bu durumda belediye sınırları içindeki yolunyapım, bakım ve onarımının yapılmadığınedeniyle doğan zararın tazmininin amaçlanmışolması karşısında, idarenin görevinde olan kamuhizmetini yürüttüğü esnada kişilere verdiğizararın ödetilmesine yönelik bulunan uyuşmazlık konusudavanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin, hizmetkusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olupTolmadığının tespitinde esas alınan idare hukukukurallarına ve 2577 Sayılı İYUK 2/1-b md. sayılan tamyargı davasında görüm ve çözümündeidari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.
Sayın çoğunluk, karayolunun yapım, bakım vekorunmasındaki ihmalden doğan zararda Adli Yargıyıgörevli kabul eden görüşünde hukuki dayanak olarak2918 Sayılı KTK 110/1 md. hükümlerini esasalmıştır.
11.01.2011 gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile2918 Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlarıdahil bu kanundan doğan sorumluluk davaları Adli Yargıdagörülür..." hükmü getirilmiştir.
Sayın çoğunluk görüşünün aksineeldeki uyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır.
Çünkü, 2918 Sayılı KTK 85.maddesindeaçıkça belirtildiği gibi yasa motorluaraçların işletilmesinden doğan zararlar nedeniyleişletenin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir.
Yasa hükmünde geçen bu kanundan ve Adli Yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85.maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır.
Yasa değişikliğinden önce kamuaraçlarının işletilmesi nedeniyle verilen zararlardandolayı kamu idaresinin sorumluluğunun hangi yargı kolundagörüm ve çözümü konusunda yasada birdüzenleme bulunmadığından İdari ve Adli Yargıorganları arasında çıkan görevuyuşmazlıklarını sonlandırmak üzeresözü geçen yasa hükmü getirilmek suretiyle kamuaraçlarının verdiği zararlar nedeniyle işleteninsorumluluğunda 2918 Sayılı Yasa'nın amacına uygunolarak Adli Yargıda görüm ve çözüm esasıbenimsenmiştir.
2918 sayılı yasanın 110. maddesinde yapılan yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir.
Diğer taraftan, sayın çoğunluk 2918sayılı yasanın 110. maddesi hükmünün iptaliistemi ile Anayasa Mahkemesine açılan dava sonucunda verilenyorumlu red kararlarını, karara dayanak almakta ise de bugörüşe de itibar edilmesi mümkün değildir.
Zira; "T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptaltalebinin reddi dışında yorumlu red kararıverebileceğine dair bir işaret yoktur. Tersine T.C.Anayasasının 153/2 maddesi "Anayasa Mahkemesi bir kanun veyakanun hükmünde kararnamenin tamamını veya birhükmünü iptal ederken, kanun koyucu hareketle yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez." hükmü böyle bir anlayışınbenimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabul edilebilir.Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasakoyucunun amacının Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketetmesini önlemek olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının isediğer mahkemeleri, İdare makamlarını, gerçek vetüzel kişileri bağlaması itibariyle bir çeşitpozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğine şüphe yoktur.(Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Özbudun. Sh. 440 vd.)
Hakkında yorumlu red kararı verilen bir kanun maddesiyürürlükte kalmaya devam eder. Dolayısıyla somutolaylara uygulanır. Somut olaylarda o maddenin ne anlama geldiğine,yani nasıl yorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesideğil onu uygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlured kararı verirken yaptığı yorumunun diğermahkemeleri bağlaması mümkün değildir. Bir kanunmaddesinin nasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli-İdari ve Askeri Yargı organları karar verir. Anayasa MahkemesiAdli, İdari ve Askeri kollarının üst mahkemesiolmadığına göre bu yargı kollarındaki mahkemelerekendi yorumunu empoze etmesi mümkün değildir. O halde Anayasa Mahkemesininverdiği yorumlu red kararlarının kendilerinden beklenen fonksiyonuifa edebilmeleri, diğer mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin buyorumlarını benimsemelerine bağlıdır. Oysahukukumuzda, Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlardiğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesikararlarının bağlayıcılığı bukararların hüküm fıkralarınamünhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, KemalGözler, sh. 444)
Keza, Sayın çoğunluğun kararıdayandırdığı T.C. Anayasasının 158. maddehükümlerininde uyuşmazlıkta uygulama yeribulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev veyetkilerini düzenleyen T.C. Anayasasının 158. maddesiaçık hükmünden de anlaşıldığıüzere Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kollarıarasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstüntutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyleuygulanması mümkün değildir.
Açıklanan gerekçelerle uyuşmazlıkta idariyargı görevli olup, benzer ihtilaflarda da idari yargınıngörevli olduğu Yargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerininistikrarlı kararlarıyla İçtihad edildiği gibiDanıştay kararlarında da uyuşmazlıkta İdariYargının görevli olduğu benimsenmiştir.(Danıştay 10. Daire E 2011/11522, K 2012/5347 sayı, E.2011/10856 ve K. 2013/670 Sayı, Danıştay 15. Daire E. 2013/7688,K. 2013/7397 sayı, E. 2013/14339, K. 2014/182 sayı vs.)
Somut uyuşmazlıkta davanın karayolunun yapım,bakım ve korunmasındaki idarenin hizmet kusuruna dayanmasına,
2918 Sayılı Yasa'nın 110/1 md. motorluaraçların işletilmesinden doğan zararlardan dolayıişletenini hukuki sorumluluğunun Adli Yargıda görüm veçözümünü düzenleme altına almasına,
Somut uyuşmazlığın anılan yasa hükmükapsamında bulunmamasına,
Kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin hizmetkusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olupolmadığının tespitinde, 2577 Sayılı İYUK2/1-b md. sayılan tam yargı davasında görüm veçözümünde İdari Yargının görevli olmasınagöre,
Uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevli kabul edensayın çoğunluğun görüşünekatılamıyorum.
ÜYE
EYÜP SABRİ BAYDAR
Full & Egal Universal Law Academy