T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 421
KARAR NO : 2015 / 430
KARAR TR : 1.6.2015
ÖZET : 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca verilen idari para cezasına karşı yapılan itirazın, idari para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak, tespit edilen hasar bedelinin de tahsil edilmesine karar verildiği ve idari yargı yerinde dava konusu edildiği anlaşıldığından, Kabahatler Kanunu’nun 3 ve 27/8. maddesi hükümleri uyarınca İDARİ YARGI YERİNDE çözüm-lenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : B. Şti.
Vekili : Av. Ş.Ü.
Davalı : Aydın Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı
OLAY : Davacı şirket adına, belediyeden izin almadan kazıçalışması yaparak parke taşlarına zararverdiği, böylece Belediye Zabıta Talimatnamesineaykırı hareket ettiğinden bahisle, 1608 sayılıKanun’un 1. maddesi uyarınca, Aydın BelediyeBaşkanlığı Encümeni’nin 8.1.2014 gün ve 9sayılı kararı ile 182 TL idari para cezası verilmiş,ayrıca tespit edilen 17.400 TL hasar bedelinin davacışirketten tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, Aydın Belediye BaşkanlığıEncümeni’nin 8.1.2014 gün ve 9 sayılıkararının kaldırılması istemiyle adli yargıyerine itirazda bulunmuştur.
AYDIN 2. SULHCEZA MAHKEMESİ; 6.6.2014 gün ve D. İş No: 2014/486sayı ile, dava konusu kararın, idari paracezası ile birlikte verilen zarara ilişkin tazmini niteliktepara cezasına ilişkin kararlar olduğu, böylece idariişlem niteliği taşıdığı, bu nedenleEncümen kararına karşı yapılacak itirazıngörüm ve çözümünün idari yargı yerineait olduğu gerekçesiyle başvurununreddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir.
Bu kez, davacıvekili, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmış,Aydın 1. İdare Mahke-mesi’nce, “dava konusu edildiğigörülen 8.1.2014 tarih ve 9 sayılı encümen kararıve içeriği 182.00 TL idari para cezası ile 17.400.00 TL hasarbedelinin tazminine ilişkin işlemler arasında maddi veya hukukibağlılık koşullarının birliktebulunmadığı, idari para cezası ile hasar bedelinekarşı ayrı dilekçelerle dava açılmasıgerekirken tek dilekçeyle tek dava açıldığıve bu durumun 2577 sayılı Yasa’nın 5. maddesineaykırı olduğu anlaşılmıştır.”denilerek, dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekili, “iptali istenen idari para cezası ve 17.400.00TL’lik tazminata karşı ayrı ayrı davadilekçesi ile dava açılması hasılolmuştur.” diyerek, Aydın BelediyeBaşkanlığı Encümeni’nin 8.1.2014 gün ve 9sayılı kararı ile verilen 182 TL idari para cezasının kaldırılması istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
AYDIN 1.İDARE MAHKEMESİ; 29.1.2015 gün ve E: 2014/1282 sayı ile, 1608 sayılı Kanun’un 1.maddesi uyarınca 8.1.2014 tarih ve 9 sayılı kararla, 182TL idari para cezası ile zararın tazminine yönelik 17.400TL’nin davacıdan tahsiline ilişkin olarak işlemdüzenlenmiş ise de, aynı fiilin izin kapsamındaişlenmesi halinde idari para cezasınınuygulanamayacağı, ancak tazmin işleminindüzenlenebileceği, bu durumda izinsiz kazı nedeniyledavacıya yaptırım olarak uygulanan 182.00 TL idari paracezası ile 17.400 TL zararın tazmini kararının aynıişleme konu olmasının, aynı kapsamda değerlendirilmesianlamına gelemeyeceği sonucunun ortayaçıktığı, 1608 sayılı Kanun’un 1.maddesine göre kesilen 182.00 TL idari para cezasının bu nedenleaynı kapsamda düşünülmesi söz konusu olmayacağından,aralarında hukuki bağ bulunmayan hasar bedelinin farklı kapsamdagörülerek 182.00 TL idari para cezasına karşı sulhceza mahkemesinde dava açılması gerektiği sonucunavarıldığı açıklanarak, davanınçözümünün adli yargı yerine ait olduğugerekçesiyle 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesiuyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurulmasına ve davanın incelenmesininUyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine kararvermiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 1.6.2015 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında,“2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyleincelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘cezauyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya daşahsi davacının talebi ile başlayan yargılamasısonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatinehükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasındaçıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikteolmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya daaçılan davalar ‘ceza davası’ olaraknitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalarailişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarınınUyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durum gözönüne alındığında, olay bölümündeyazılı başvuru konusu görevuyuşmazlığının Hukuk Bölümünde incelenmesigerektiği kuşkusuzdur.
İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargıdosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyasının onaylıörneği temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, “idari para cezası”yönünden oluşan görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un idariyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesiuyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır.
UmuruBelediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340(1924) Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil15.5.1930 tarih ve 1608 sayılı Kanun’un, 3.1.1940 tarih ve 3764sayılı Kanun’la değişik 1. maddesinde,“Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun, nizam vetalimatnamelerin verdiği vazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettiklerikararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam vetalimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veyayapmayanlara elli liraya kadar hafif para cezası tertibine veüç günden onbeş güne kadar ticaret ve sanaticrasından men’e ve Türk Ceza Kanununun 536,538,557,559 ve 577.maddeleriyle 553. maddesinin birinci fıkrasında yazılıcezaları tayine belediye encümenleri salahiyettardır.Şubelere ayrılan belediyelerde bu cezaları encümennamına ve yerine şube müdürleri tayin ederler”;5.7.1934 tarih ve 2575 sayılı Yasa ile değişik 5.maddesinin birinci fıkrasında, “Ceza kararlarınatebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde mahsushakimlere ve bulunmayan yerlerde sulh hakimliğine müracaatlaşifahi veya yazılı itiraz olunabilir. İtiraz şifahiise bir zabıt tutularak muterize imza ettirilir” denilmekte; 6.maddesinde de, itiraz üzerine tetkikatın evrak üstündeyapılacağı, itirazlar varit ise hakimin ceza kararınıiptal ve para cezası alınmış ise belediyenin geri vermesinehükmedeceği, itiraz varit görülmezse kararın tasdikolunacağı, itirazın otuz gün içindeneticelendirilmesinin mecburi olduğu, Hakimin izahat almak üzerelüzum görürse muterizi veya vekilini celbederekdinleyebileceği belirtilmekte ve 7. madde ile, yazılı emir ilebozma yolu saklı kalmak kaydıyla, itiraz sonucunda hakimtarafından verilecek kararların kesin olduğuna ve temyizedilemeyeceğine işaret edilmekte iken Uyuşmazlık Mahkemesi,Yasada sözü edilen “mahsus hakim” ibaresinden, sadecebelediye işleriyle ilgili cezalara yapılan itirazları çözümlemeklegörevli olacak özel hakimlerin amaçlandığı;ancak, mahsus hakimin bulunmadığı yerlerde sulh hakimliğinebaşvurulacağının açıkça belirtilmişolması karşısında, bu tür cezalarakarşı yapılan itirazın görüm veçözümünün adli yargı yerinin görevinegirdiği sonucuna varmıştır.
1608 sayılı Yasa’nın, 8.2.2008 tarihli ResmiGazete’de yayımlanan 23.1.2008 gün ve 5728 sayılıKanun’un 66. maddesi ile değişik 1. maddesinde, “Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun,nizam ve talimatnamelerin verdiği vazife ve salahiyet dairesinde ittihazettikleri kararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam vetalimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veyayapmayanlara belediye encümenince Kabahatler Kanununun 32 nci maddesihükmüne göre idarî para cezası ve yasaklananfaaliyetin menine karar verilir. Bu kararda ilgili kişiye bir süre deverilebilir.
Belediye encümeni kararında bellibir fiilin muayyen bir süre zarfında yapılmasını daemredebilir. Emredilen fiilin ilgili kişi tarafındanyapılmaması hâlinde, masrafları yüzde yirmizammı ile birlikte tahsil edilmek üzere belediye tarafındanyerine getirilir.
Bu maddehükümleri ilgili kanunda ayrıca hüküm bulunmayanhâllerde uygulanır” denilmiş; 5728 sayılıKanun’un 578. maddesinin (g) bendi ile, 15.5.1930 tarihli ve 1608sayılı Kanun’un 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, ek 1 ve ek 2 ncimaddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.5728 sayılı Kanun hükümleri 8.2.2008 tarihindeyürürlüğe girmiştir.
Bu haliyle,1608 sayılı Yasa’da idari para cezasına karşıkanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.
1.6.2005tarihinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nunyürürlüğe girmesi üzerine UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nce, sözü edilen Kanunundiğer kanunlarda düzenlenen idari yaptırımlar ile bunlarakarşı yapılacak itirazlara ilişkin görevhükümleri üzerindeki etkisinin incelenmesi sonucunda: diğerkanunlarda düzenlenen idari yaptırımın, dayanağıolan yasanın amacı dikkate alınarak; Kabahatler Kanunu’nun1., 2., 16. ve 19. maddelerinde belirtilen koşullarıtaşıması, 27. maddenin (1) numaralı bendindebelirtilen idari yaptırımlardan olması halinde, idari paracezaları ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkinolanlarına karşı 1.6.2005 tarihinden sonra yapılacakitirazlarda sulh ceza mahkemelerinin genel görevlikılındığına ve bu nedenle doğan görevuyuşmazlıklarında adli yargı yerinin görevlibulunduğuna karar verilmiştir.
Dahasonra, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genelkanun niteliği” başlıklı 3. maddesi, AnayasaMahkemesi’nin 1.3.2006 gün ve E:2005/108, K:2006/35 sayılıkararıyla iptal edilmiş ve gerekçeli kararı 22.7.2006gün ve 26236 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanmış ve iptal hükmünün, kararın ResmiGazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonrayürürlüğe girmesine karar verilmiş; Yasama organıtarafından iptal hükmü doğrultusunda yasal düzenlemeyapılmaması sürecinde, anılan madde hükmününyürürlükte bulunduğu düşüncesiyle, aynıdoğrultuda karar verilmeye devam edilmiş; Yasama organıtarafından, Anayasa Mahkemesi’nce verilen altı aylıksüre içinde iptal hükmü doğrultusunda yasaldüzenleme yapılması halinde ise, işaret edilen yargıyerinin yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiğitarihten itibaren görevli olacağı belirtilmiştir.
Son olarak, 30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun 3 üncü maddesini değiştiren 6.12.2006günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesinde, “(1) Bu Kanunun;
a)İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde,
b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır”denilmiştir.
Aynı Kanunun 27. maddesine, 5560sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idariyaptırım kararınınverildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde; idari yaptırım kararınailişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idariyargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış,bu maddenin gerekçesinde de buhükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığıbağlantı sorununa çözüm getirilmesininamaçlandığı ifade edilmiştir.
19.12.2006tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeyegöre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırımkararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı ancak;idari yaptırım kararınınverildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde; idari yaptırım kararınailişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiylebirlikte idari yargı merciinde görüleceğianlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nce de,idari para cezası yönünden oluşan olumsuz görevuyuşmazlıklarının çözümünde, idari para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ileilgili olarak idari yargının görev alanına girenkararın da verilmiş olması ve dosya içeriğinden bukararın idari yargı yerinde dava konusu edildiğininanlaşılması halinde; idari paracezasına ilişkin kararın hukukaaykırılığı iddiasının da, idari yargı yerindegörüleceği sonucuna varılarak, idari yargı yerinceverilen görevsizlik kararlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Somut olayda, belediyeden izin almadan yapılan kazıçalışması sırasında parke taşlarınazarar verildiğinden bahisle davacı adına, BelediyeZabıta Talimatnamesine aykırı hareket ettiği gerek-çesiyle,1608 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca, AydınBelediye Başkanlığı Encümeni’nin 8.1.2014gün ve 9 sayılı kararı ile 182 TL idari para cezası verildiğive aynı kararla ayrıca, yapılan kazı nedeniyle parke taşlarına verilen zarar için tespit edilen17.400 TL hasar bedelinin de davacı şirketten tahsiline kararverildiği, böylece idari para cezasına konu işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararın da verilmiş olduğu vetespit edilen hasar bedelinin davacı şirketten tahsilineilişkin kararın da idari yargı yerinde dava konusu edildiğidosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır. Görevkuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevkonusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanınaçıldığı andaki kurallara göre görevliolan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise,(davanın açıldığı anda görevli olan vefakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğertaraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, busırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsizmahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme,artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göregörevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesigerekir. İncelenenuyuşmazlıkta, 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesiuyarınca verilen idari para cezasının 5326 sayılıKanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 1608 sayılı Kanun’da daidari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemeningösterilmediği, ancak; idari para cezasına konu işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak “tespit edilen17.400 TL hasar bedelinin davacı şirketten tahsiline” şeklinde karar da verildiği ve idari yargı yerinde dava konusu edildiği anlaşıldığından;idari para cezasına ilişkin kararın hukukaaykırılığı iddiasının da, idari yargıyerinde görüleceği kuşkusuzdur. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynıKanunun 27. maddesine 5560 sayılı Kanun’la eklenen sekizincifıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 1608sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca verilen idari paracezasına karşı açılacak davanınçözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Aydın 1. İdare Mahkemesi’nce yapılanbaşvurunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Aydın 1. İdare Mahkemesinin 29.1.2015gün ve E: 2014/1282 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,1.6.2015 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy