T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 442
KARAR NO : 2015 / 448
KARAR TR : 1.6.2015
ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : G.S.A.Ş. Vekilleri : Av A.O.Ö. - Av.M.A. Davalı lar : 1- Karayolları GenelMüdürlüğü(Yalnızca Adli Yargı yerinde) Vekili : Av. Y.K. 2- Malkara Belediye Başkanlığı Vekili : Av. M.B.T. O L A Y : 1) Davacı vekili ilk dilekçesinde; davadışı sigortalı H.M.’ın maliki olduğu vesürücü İ.A. sevk ve idaresindeki 06 ALK 41 plakalıaracın, Tekirdağ ili Malkara İlçesi Hacıevhat Mah.Eski Keşan Yolu üzerinde seyir halinde iken, havanınyağışlı olmasından ötürüçöken yol üzerinde çıkıntı halindebulunan rögar kapağına çarptığını vehasara uğradığını; bu aracın müvekkilşirket nezdinde kasko sigortası kapsamında sigortalandığını;olayda davalı idarenin kusurlu olduğunu, 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununa istinaden çıkarılanYönetmeliğin 16.maddesi uyarınca yolun trafik düzeni vegüvenliğini sağlamayükümlülüğünün Karayolları GenelMüdürlüğüne ait olduğunu; 10.12.2012 tarihli Kazatespit tutanağında da sürücünün herhangi birkusurunun olmadığının tespit edildiğini; hasariçin tamiratla ilgili şirketlere 7.039,99 TL ve 310,93 TLödendiğini; müvekkil şirket ile sigortalıarasında düzenlenmiş bulunan sigorta poliçesikapsamında ve poliçe hükümlerine uygun olarak haksahibine uğramış olduğu zararın ödenmesi ilebirlikte; Türk Ticaret Kanunu'nun 1452. maddesindeki halefiyethükmü uyarınca sigortalının zarar sorumlusunakarşı sahip olduğu, dava hakkı başta olmak üzeretüm hakların müvekkili şirkete intikal ettiğini; davalıyakarşı İstanbul 20.İcraMüdürlüğü’nün 2013/10412 E. noludosyası ile icra takibi yapılmış olduğunu, davalıidarenin borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ifade ederek; davalının İstanbul 20. İcra Müdür-lüğü’nün2013/10412 E. nolu dosyasındaki haksız itirazının iptaliile takibin devamına karar verilmesi istemiyle 9.9.2013 tarihinde, adliyargı yerinde Karayolları Genel Müdürlüğünekarşı dava açmıştır. 2)Davacıvekili 12.11.2013 tarihli dilekçesinde; davaya konu trafikkazasının, Tekirdağ ili Malkara İlçesi EskiKeşan Yolu üzerinde gerçekleştiğini, yolüzerindeki bakım ve onarım sorumluluğunun TekirdağMalkara Belediyesine ait bulunduğunu; bu doğrultuda HMK 124gereğince; tarafta iradi değişiklik yapmak zorunluluğudoğduğunu, husumetin Malkara Belediyesi’ne yöneltilmesinitalep ettiklerini; ayrıca, davada sorumluluğu bulunmayanKarayolları Genel Müdürlüğü’nekarşı açılmış bu davanın“İtirazın İptali “ davası olduğunu; taraftairadi değişiklik talepleri bulunduğundan ve TekirdağMalkara Belediyesi davaya esas olan icra takibinde taraf olarakbulunmadığından, davalarını ALACAK DAVASI olarakıslah ettiklerini belirterek; davanın ALACAK DAVASI olarak ıslahedilerek ve tarafta iradi değişiklik yapılarak husumetinTekirdağ Malkara Belediyesi’ne yönlendirilmesine kararverilmesi isteminde bulunmuştur. 3) Davacıvekili 19.11.2013 tarihli dilekçesinde; söz konusu trafikkazasından ve idarenin sorumluluğuna yer verdikten sonra;21.12.2012 tarihli ekspertiz raporunda araçta meydana gelen zararın7.350.92 TL olduğu; söz konusu kazanın Malkara ilçesisınırları içerisinde gerçekleştiği vezararın Malkara Belediye Başkanlığı'na rücuedilebileceğinin belirtildiğini; kaza sonucu sigortalıvasıtada meydana gelen hasar için 13/02/2013 tarihinde 7.039,99TL.nin aracı tamir eden şirkete, 310,93 TL.nin dediğer bir şirkete ödendiğini; sigortalınınzararını karşılamak için, sigorta poliçesikapsamında ve poliçe hükümlerine uygun olarakyapılan ödeme ile Türk Ticaret Kanunu’nun 1472.maddesihükmü uyarınca, sigortalının zarar sorumlusuna karşısahip olduğu, dava hakkı başta olmak üzere, tümhakların müvekkil şirkete intikal ettiğini; yukarıdabelirtilen sebeplerden ötürü sigortalıya yapılanödeme kapsamında zarardan sorumlu olan Malkara BelediyeBaşkanlığı'na işbu alacak davasınıaçma zorunluluğunun ortaya çıktığınıifade ederek; 7.350,92 TL alacağın, ödeme tarihi olan 13.02.2013tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. İSTANBUL22.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 22.5.2014 gün ve E:2013/300,K:2014/186 sayı ile, Davacı vekilinin dava dilekçesiile, Davalılar Karayolları Genel Müdürlüğüve Malkara Belediye Başkanlığı vekillerinin cevapdilekçelerinin özetlerine geniş olarak yer verdiktensonra, yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamınagöre; davalı Karayolları GenelMüdürlüğü ve davalı Belediyenin kamu tüzelkişilikleri oldukları, görmekle yükümlübulundukları kamu hizmetleri sırasında verdikleri iddia olunanzararlardan dolayı sorumluluklarının özel hukukhükümlerine tabi bulunmadığı; kamu tüzelkişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev veyetkileri kullanırken oluşan zararların niteliğiitibarı ile hizmet kusurundan kaynaklanması nedeniyleuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görev alanında kaldığınınanlaşıldığı gerekçesiyle; davadilekçesinin, HMK.nun 114/1-b maddesi gereğince YARGI YOLUBAKIMINDAN USULDEN REDDİNE karar vermiş; temyiz edilmesiüzerine: Yargıtay17.Hukuk Dairesi: 8.12.2014 gün ve E:2014/21324, K:2014/17942 sayıile, aynen; “ Taraflar arasındaki itirazın iptalidavasının yapılan yargılaması sonunda; karardayazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilenhükmün süresi içinde davacı vekili tarafındantemyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereğidüşünüldü: -KARAR- Davacıvekili müvekkiline kasko sigortalı aracın, seyir halindeykendavalı kurumun bakım ve onarımından sorumlu olduğu yolunyağıştan ötürü çökmesi nedeniyleçıkıntı haline gelen rögar kapağınaçarpması sonuca hasarlandığını belirtip, hasarnedeniyle sigortalıya ödenen bedelin davalıdan tahsiliiçin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibindevamına karar verilmesini istemiş, 12.11.2013 ve 19.11.2003 tarihlidilekçeleriyle davayı tamamen ıslah ederek kaza yerininMalkara Belediye Başkanlığının sorumluluğundaolduğunun öğrenildiğini belirtip, husumeti anılanbelediye başkanlığına yönelterek sigortalıyaödenen 7.350,92 TL'nin 13.02.2013 ödeme tarihinden işleyecekyasal faiziyle birlikte davalı Malkara BelediyeBaşkanlığından tahsiline karar verilmesini istemiştir. DavalıKarayolları Genel Müdürlüğü vekili olay yerininidarelerinin sorumluluğu altında bulunan yol ağındaolmadığını bildirerek davanın reddinisavunmuştur. DavalıMalkara Belediye Başkanlığı vekili ise görev ve yetkiitirazında bulunup davanın reddine karar verilmesinisavunmuştur. Mahkemecetüm dosya kapsamına göre davalıların kamu tüzelkişilikleri olduğu belirtilip, dava konusu zararın niteliğiitibariyle hizmet kusurundan kaynaklanması nedeniyleuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görev alanında kaldığı bildirilerekdava dilekçesinin yargı yolu bakımından usulen reddinekarar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyizedilmiştir. Dosyaiçerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararınıngerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yönbulunmamasına göre, davacı vekilinin yerindegörülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul veyasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA…” kararvermiş; Mahkemenin görevsizlik kararı kesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez, idarenin hizmet kusuru nedeniyle oluşan 7350,92 TLzararın 13.02.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikteödenmesi istemiyle, 23.2.2015 tarihinde, Malkara BelediyeBaşkanlığına karşı idari yargı yerinde davaaçmıştır. TEKİRDAĞİDARE MAHKEMESİ: 18.3.2015 gün ve E:2015/403 sayı ileaynen; “(…)2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun1. maddesinde, Kanunun amacının Karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak vetrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığıve bu kanunun Karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde,yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzenive güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileriarasında olduğu belirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir” hükmüne; Geçici21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıdave Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmışbulunan davalara uygulanmaz” hükmüne yer verilmiştir. Dosyanınincelenmesinden; davacı şirkete kasko sigortası ilesigortalı bulunan 06 ALK 41 plakalı aracın, 10.12.2012 tarihindemeydana gelen kaza sonrası hasara uğradığıgerekçesiyle, sigortalıya ödenen hasar tutarı olan7.350,92-TL'nin tazmini istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır. Davacıtarafından cezanın tazmini istemiyle ilk olarak İstanbul 22.Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığı,adı geçen mahkemenin 22.05.2014 tarih ve E:2013/300, K:2014/186sayılı görevsizlik kararı üzerine 23.02.2015 tarihindeMahkememizde bakılan davanın açıldığıgörülmektedir. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “... Anayasa Mahkemesinin dahaönceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı Karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2., 125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir...” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısiyle 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir karardır Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin Karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. NitekimUyuşmazlık Mahkemesi'nin 02.02.2015 tarih ve E:2015/12, K:2015/48sayılı kararı da bu doğrultudadır. Açıklanannedenlerle, 2247 sayılı Uyuşmazlık MahkemesininKuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesiuyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine vedosyanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince bu konuda kararverilinceye kadar ertelenmesine…” karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 1.6.2015 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, Yasa’nın 14. maddesinegöre olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğununileri sürülebilmesi için davanın “tarafları,konusu ve sebebinin aynı” olması koşulununöngörülmüş bulunması karşısında,adli ve idari yargı yerleri arasında her iki yargı yerinde ortaktaraf olan “Malkara Belediye Başkanlığı” ve“trafik kazası sonucu oluşan 7.350,92 TL zararın13.02.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesiistemi” yönünden görevuyuşmazlığının doğduğu; idariyargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyasıile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davada adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, sigortalıaracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigortaşirketinin, zararın davalı idarece (Malkara BelediyeBaşkanlığı) giderilmesi isteminden ibaret bulunan birrücuen tazminat davasıdır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden, dava dışı sigortalı H.M.nin malikiolduğu ve sürücü İ.A.nın sevk ve idaresindeki 06ALK 41 plakalı aracın, Tekirdağ ili Malkara İlçesiHacıevhat Mah. Eski Keşan Yolu üzerinde seyir halinde iken,havanın yağışlı olmasından ötürüçöken yol üzerinde çıkıntı halindebulunan rögar kapağına çarptığı ve hasarauğradığı; bu aracın davacı şirket nezdindekasko sigortası kapsamında sigortalandığı; olayda davalı idarenin kusurlu olduğu iddia edilerek, trafikkazası sonucu oluşan 7.350,92 TL zararın 13.02.2013 tarihinden itibarenyasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle davaaçıldığı anlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihselgelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesive çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığınadair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardırve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Tekirdağ İdare Mahkemesinin başvurusununkabulü ile İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiğigörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Tekirdağ İdareMahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İstanbul 22. Asliye HukukMahkemesinin 22.5.2014 gün ve E:2013/300, K:2014/186sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,1.6.2015 gününde Üye Eyüp Sabri BAYDAR’ınKARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK kararverildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT KARŞIOY Somutuyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolunun yapım,bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanınmeydana geldiği iddia edilmektedir. 2918Sayılı KTK'nın 10.md. "Belediyelerin yapım vebakımından sorumlu olduğu yolları, trafik düzen vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, karayoluyapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalardagerekli tedbirleri almakla görevli" olduğuna işaretedilmiş, TC Anayasası'nın125/son md. "idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlü olduğu" kuralabağlanmış, 2577Sayılı İYUK 2/1-b md. "idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafındanaçılan tam yargı davaları, idari davaçeşitleri arasında" sayılmıştır. Bu durumdabelediye sınırları içindeki yolun yapım, bakımve onarımının yapılmadığı nedeniyledoğan zararın tazmininin amaçlanmış olmasıkarşısında, idarenin görevinde olan kamu hizmetiniyürüttüğü esnada kişilere verdiğizararın ödetilmesine yönelik bulunan uyuşmazlık konusudavanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin, hizmetkusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olupolmadığının tespitinde esas alman idare hukukukurallarına ve 2577 Sayılı İYUK 2/1-b md. sayılan tamyargı davasında görüm ve çözümündeidari yargı yerleri görevli bulunmaktadır. Sayınçoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındakiihmalden doğan zararda Adli Yargıyı görevli kabul edengörüşünde hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK110/1 md. hükümlerini esas almıştır. 11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918 SayılıKTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile "işleteni veya sahibidevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dahil bu kanundan doğansorumluluk davaları Adli Yargıda görülür..."hükmü getirilmiştir. Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Çünkü,2918 Sayılı KTK 85.maddesinde açıkçabelirtildiği gibi yasa motorlu araçların işletilmesindendoğan zararlar nedeniyle işletenin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan ve Adli Yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85.maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır. Yasadeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresinin sorumluluğununhangi yargı kolunda görüm ve çözümükonusunda yasada bir düzenleme bulunmadığından İdarive Adli Yargı organları arasında çıkan görevuyuşmazlıklarını sonlandırmak üzeresözü geçen yasa hükmü getirilmek suretiyle kamuaraçlarının verdiği zararlar nedeniyle işleteninsorumluluğunda 2918 Sayılı Yasa'nın amacına uygunolarak Adli Yargıda görüm ve çözüm esasıbenimsenmiştir. 2918sayılı yasanın 110. maddesinde yapılan yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir. Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın110. maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir. Zira;"T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucuhareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hükümtesis edemez. " hükmü böyle bir anlayışınbenimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabul edilebilir.Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasakoyucunun amacının Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketetmesini önlemek olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının isediğer mahkemeleri, İdare makamlarını, gerçek vetüzel kişileri bağlaması itibariyle bir çeşitpozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğine şüphe yoktur.(Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Özbudun. Sh. 440 vd.) Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu redkararı verirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli- İdari veAskeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli,İdari ve Askeri kollarının üst mahkemesi olmadığınagöre bu yargı kollarındaki mahkemelere kendi yorumunu empoze etmesimümkün değildir. O halde Anayasa Mahkemesinin verdiğiyorumlu red kararlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu ifaedebilmeleri, diğer mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin buyorumlarını benimsemelerine bağlıdır. Oysahukukumuzda, Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlardiğer mahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesikararlarının bağlayıcılığı bukararların hüküm fıkralarınamünhasırdır. (Türk Anayasa Hukuku Dersleri, KemalGözler, sh. 444) Keza,Sayın çoğunluğun kararıdayandırdığı T.C.Anayasasının 158. maddehükümlerininde uyuşmazlıkta uygulama yeribulunmamaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev veyetkilerini düzenleyen T.C. Anayasasının 158. maddesiaçık hükmünden de anlaşıldığıüzere Anayasa Mahkemesi ile diğer yargı kollarıarasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstüntutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kolları ile arasında birgörev ihtilafının çıkmaması nedeniyleuygulanması mümkün değildir. Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıyla İçtihadedildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay 10. Daire E 2011/11522, K 2012/5347sayı, E. 2011/10856 ve K. 2013/670 Sayı, Danıştay 15. DaireE. 2013/7688, K. 2013/7397 sayı, E. 2013/14339, K. 2014/182 sayı vs.) Somutuyuşmazlıkta davanın karayolunun yapım, bakım vekorunmasındaki idarenin hizmet kusuruna dayanmasına, 2918Sayılı Yasa'nın 110/1 md. motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlardan dolayı işletenini hukukisorumluluğunun Adli Yargıda görüm ve çözümünüdüzenleme altına almasına, Somutuyuşmazlığın anılan yasa hükmükapsamında bulunmamasına, Kamuhizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde, 2577 Sayılı İYUK 2/1-b md. sayılan tamyargı davasında görüm ve çözümündeİdari Yargının görevli olmasına göre, UyuşmazlıktaAdli Yargıyı görevli kabul eden sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. ÜYE EYÜPSABRİ BAYDAR
Full & Egal Universal Law Academy