T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 425
KARAR NO : 2015 / 434
KARAR TR : 1.6.2015
ÖZET : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı :T.A. Vekili : Av. H.Ş. Davalı : İstanbul Gümrük ve Ticaret BölgeMüdürlüğüne izafeten Ambarlı Gümrük Müdürlüğü O L A Y : İstanbulKaçakçılık İstihbarat ve Narkotik GümrükMuhafaza Müdürlüğü’nce yapılansoruşturma sırasında, ARKU 837187-9 ve ARKU 832118-4numaralı konteynerlerin açılarak heyet marifetiyleyapılan tespitlerde Cenk Tekstil Dış. Tic. A.Ş. ve MendiTekstil. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmalar tarafından yurtdışı ihracat beyannamesi verilen, EX 022178 gümrükçıkış beyannamesine ait 2008/DI-00189 DİİB kapsamındaithal edilen 17.500 adet erkek pantolon, EX 022197 gümrükçıkış beyannamesine ait 2007/DI-03754 DİİB kapsamındaithal edilen 16.000 adet erkek pantolon - 7.500 adet bayan pantolon, EX 022149gümrük çıkış beyannamesine ait 2007/DI -02659DİİB kapsamında ithal edilen 9.355 adet kadife ceket , EX 022160gümrük çıkış beyannamesine ait 2007/DI -04832DİİB kapsamında ithal edilen 41.620 adet erkek gömlek, EX022170 gümrük çıkış beyannamesine ait 2007/DI-03860DİİB kapsamında ithal edilen 12.685 adet denim etek olarak beyanedilen, yurt içinde işlenip, ihracat yapılmak üzere ithaledilen eşyaların beyannamelere uygun olmadığı kargotürü eşyalar olduğu, ithal eden DİİB İthalbeyannamesini veren firmaların farklı olduğu ve ihracata konuihraç beyannamelerini tanzim edip imzalayan Rota GümrükMüşavirliği yetkilisinin T.A. olduğuaçıklanarak, Cenk Tekstil Dış. Tic. A.Ş. ve MendiTekstil . San ve Tic. Ltd .Şti unvanlı firmalar ile DİİB kapsamındayurda ithal eden farklı şirket yöneticileri ve ihracatbeyannamesini imzalayan gümrük müşaviri ile ilgili olarak, O.Ü.,E.T., Ş.B.K., F.Y., A.T., K.Y., S.M., S.T.ve davacı T.A. hakkında, DİİB kapsamında yurda ithal edilen eşyayıgümrük işlemi yapmaksızın yurda soktuklarındanbahisle yapılan ihbar üzerine, BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosunun 31.12.2010gün ve Kabahat Defteri No:2010/2288, Karar No:2010/2491 sayılıkararı ile, “dahilde işleme ve gümrük kontrolüaltında işleme rejimi çerçevesinde ülkeyegetirilen eşyayı, gümrük işlemlerinigerçekleştirmeksizin serbest dolaşıma sokmak” eylemininkabahat olduğu değerlen-dirilerek, davacı T.A.’ün, 5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 4. maddesininikinci fıkrası uyarınca her bir eylemden dolayısırasıyla ayrı ayrı 305.220,65, 509.652,86,112.559,27, 148.772,30 ve 67.981,40 TL idari para cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, idariyaptırım kararının kaldırılması istemiyleadli yargı yerine başvuruda bulunmuştur. BÜYÜKÇEKMECE 4. SULHCEZA MAHKEMESİ: 31.5.2013 gün ve D.İş:2012/718 sayıile; 5607 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ilekaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235. maddesi ile yenidendüzenlendiği ve bu Kanunda başvuru yolunun idare mahkemesiolarak gösterildiği gerekçesiyle başvurunun görev yönündenreddine karar vermiş, verilen karar itiraz edilmedenkesinleşmiştir. Davacı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. İstanbul 6.Vergi Mahkemesi’nce, “kamu kurum ve kuruluşlarına ait biralacak dolayısıyla açılacak bir idari davanın VergiMahkemelerince çözümlenebilmesi için, bualacağın niteliğinin vergi, resim, harç ve benzeri maliyüküm veya bunların zam ve cezaları olması zorunluolup, dava konusu işlemin konusunun bahsedilen niteliktebulunmadığı, 5607 sayılıKaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarıncaalınan idari para cezası olduğu anlaşıldığından,iptali istemiyle açılan bu davaya, vergi mahkemesince değil,genel görevli idare mahkemesince bakılmasıgerekmektedir.” denilerek davanın görevyönünden reddine karar verilmiş, dava dosyası İstanbulNöbetçi İdare Mahkemesine gönderilmiştir. İSTANBUL 4.İDARE MAHKEMESİ; 7.1.2015 gün ve E:2014/2476 sayı ile, idaripara cezasının 5607 sayılı Kanun uyarınca cumhuriyetsavcısı tarafından verildiği, bu durumda 5326 Kanunuyarınca sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğiaçıklanarak, açılan davanın görüm veçözüm görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarıncagörevli yargı yerinin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesi'ne başvurulmasına karar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 1.6.2015 günlü toplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlık MahkemesiGenel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1sayılı İlke Kararında, “2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, buKanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığınmahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adliceza mahkemeleri arasında çıkan görev ve hükümuyuşmazlıklarının anlaşılması, bunundışında kalan tüm görevuyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikteolmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya daaçılan davalar ‘ceza davası’ olaraknitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalarailişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarınınUyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenipçözümlenmesi gerektiği...”açıkça belirtilmiştir. Bu durumgözetildiğinde, olay bölümünde yazılıbaşvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur. İdareMahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasınınMahkemece, ekinde adli yargı dosyası da temin edilmek suretiylebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulun-madığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Gülten Fatma BÜYÜKEREN’in,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 4.maddesininikinci fıkrası uyarınca verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır. 5607sayılı Kanun’un “Suçlar ve Kabahatler”başlığı altında düzenlenen 3. maddesinindokuzuncu fıkrasında, “Geçici ithalat, dahildeişleme ve gümrük kontrolü altında işleme rejimiçerçevesinde ülkeye getirilen eşyayı,gümrük işlemlerini gerçekleştirmeksizin serbestdolaşıma sokan kişiye, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir”, “Nitelikli haller”başlığı altında düzenlenen 4. maddesinin ikincifıkrasında, “Bu Kanunda tanımlanan suçların,üç veya daha fazla kişi tarafından birlikteişlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranındaartırılır”,“Yetkili merciler” başlığıaltında düzenlenen 17. maddesinin birinci fıkrasında,“Bu Kanun hükümlerine göre idari para cezasına kararvermeye Cumhuriyet savcısı, 14 üncü maddehükümlerine göre mülkiyetin kamuya geçirilmesine iseCumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza mahkemesiyetkilidir. Bu kararlara karşı, 30/3/2005 tarihli ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre kanun yolunabaşvurulabilir” denilmekte iken; Kanunun 3. maddesininbaşlığı “Kaçakçılıksuçları”, maddenin dokuzuncu fıkrası ise,“İhracat gerçekleşmediği haldegerçekleşmiş gibi göstermek ya dagerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veyafiyatını değişik göstererek ilgili kanunhükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasaliadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlayankişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin günekadar adli para cezası ile cezalandırılır. Beyanname ve ekibelgelerde gösterilen ile gerçekte ihraç edilen eşyaarasında yüzde onu aşmayan bir fark bulunması halinde,sadece 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunuhükümlerine göre işlem yapılır”şeklinde önce 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 54.maddesi ile yeniden düzenlenmiş, fıkrada yer alan“İhracat gerçekleşmediği haldegerçekleşmiş gibi göstermek ya dagerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veyafiyatını değişik göstererek ilgili kanunhükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasaliadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkarsağlayan” ibaresi “İlgili kanun hükümlerinegöre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmakamacıyla ihracat gerçekleşmediği hâldegerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilenihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatınıdeğişik gösteren” şeklinde, 18.6.2014 gün ve6545 sayılı Kanunun 89. maddesi ile değiştirilmiş,28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 66. maddesiyle 17.maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış,aynı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesininikinci fıkrasında ise, “Bu Kanunun yayımı tarihindenönce işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerinuygulanması usulü 5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddesihükmüne göre yapılır” hükmü yeralmıştır. 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinde, “Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerinebaşlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresininizni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşyakonulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşyaçıkarılması halinde,çıkarılaneşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,buvergilerin üç katı para cezası alınır ”denilmekte iken, madde; “1.Serbestdolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkinolarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonrakontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ithalinin yasaklanmışolduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrük vergilerininalınmasının yanı sıra, gümrüklenmişdeğerinin dört katı idari para cezası verilir. b) (a) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına otuz bin Türk Lirası, ambalajlıgelmesi halinde kap başına altı yüz Türk Lirasıolarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. c) Eşyanın ithali,lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrük vergilerinin yanı sıra,eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katıidari para cezası verilir. d) (c) bendindekieşyanın değersiz, artık veya atık madde olmasıdurumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşyaiçin ton başına sekiz bin Türk Lirası,ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz TürkLirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir. 2. İhracat rejimine tabitutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene vedenetleme veya kontrol sonucunda; a) Eşyanın geneldüzenleyici idari işlemlerle ihracınınyasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanıngümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezasıverilir. b) Eşyanın ihracı,lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya bellikuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabiolduğu halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veyabelge alınmış gibi beyan edildiğinin tespit edilmesihalinde, eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar idaripara cezası verilir. 3. Yolcuların,gümrük mevzuatına göre kişisel ve hediyelik eşyakapsamı dışında olup beyanlarına aykırıolarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşımaaraçlarında çıkan ya da başkasına aitolduğu halde kendi eşyasıymış gibi gösterdiklerieşyanın gümrük vergileri iki kat olarak alınır veeşya sahibine teslim edilir. Gümrük vergileriödenmediği takdirde, eşya gümrüğe terkedilmiş sayılır. 4. Birinci fıkranın (a)ve (c) bentlerinde belirtilen eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuyageçirilmesine karar verilir ve eşya 177 ila 180 inci maddehükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur. 5. Türkiye GümrükBölgesine getirilen ve transit rejim beyanında bulunulan serbestdolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin birşekilde farklı cinste eşya olduğunun tespiti halinde,farklı çıkan eşyanın gümrüklenmişdeğerinin iki katı idari para cezası verilir ”şeklinde28/3/2013gün ve 6455 sayılı Kanun’un 12 maddesi ile yenidendüzenlenmek suretiyle, 5607 sayılı Kanun’dakaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatlerle ilgilidüzenlemeler tamamen ortadan kaldırılmış, 4458sayılı Kanun ile kaçakçılık fiillerineilişkin kabahatler yeniden düzenlenmiştir. Bu Kanun’un“ İtirazlar ” başlığı altındadüzenlenen 242.maddesinde ise, “1. Yükümlüler kendilerine tebliğedilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşıtebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üstmakama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçeile itiraz edebilir. 2.İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde kararabağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. 3.İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlışmakama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmışsayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır. 4. İtirazın reddi kararlarına karşı işleminyapıldığı yerdeki idari yargı mercilerinebaşvurulabilir ” hükmü yer almıştır. 30.3.2005 gün ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının karar verme yetkisi ”başlığını taşıyan 23. maddesinde ise,“(1) Cumhuriyetsavcısı, kanunda açıkça hüküm bulunanhallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırımkararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suçdolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında birkabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyetsavcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşunabildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırımkararı verebilir. (3)Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğununanlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenleidarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun içinilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarîyaptırım kararı verilmemiş olması gerekir”denilmiş; aynı Kanun’un “Başvuru yolu”başlığı altında düzenlenen 27. maddesininaltıncı fıkrasında, “Soruşturma konusu fiilinsuç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyleidari yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yerolmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idariyaptırım kararına karşı başvuru da bu itirazmerciinde incelenir” ; 5252sayılı “Türk Ceza Kanununun Yürürlük veUygulama Şekli Hakkında Kanun”un, “Lehe olanhükümlerin uygulanmasında usul” başlığı altında düzenlenen 9. maddesindede, “….. (3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonrakikanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak,ortaya çıkan sonuçların birbirleriylekarşılaştırılması suretiyle belirlenir ”hükmü yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Kaçakçılıkİstihbarat ve Narkotik Gümrük MuhafazaMüdürlüğü’nce yapılan soruşturmasırasında, Cenk Tekstil Dış. Tic. A.Ş. ve MendiTekstil . San ve Tic. Ltd .Şti unvanlı firmalar ile DİİBkapsamında yurda ithal eden farklı şirket yöneticileri veihracat beyannamesini imzalayan gümrük müşaviri ile ilgiliolarak, davacı ile yukarıda isimleri yazılıkişilerin, DİİB kapsamında yurda ithal edileneşyayı gümrük işlemi yapmaksızın yurdasoktuklarından bahisle yapılan ihbar üzerine, BüyükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Bürosunun31.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2010/2288, Karar No:2010/2491sayılı kararı ile, “dahilde işleme vegümrük kontrolü altında işleme rejimiçerçevesinde ülkeye getirilen eşyayı,gümrük işlemlerini gerçekleştirmeksizin serbestdolaşıma sokmak” eyleminin kabahat olduğudeğerlendirilerek, davacı T.A. hakkında, 5607sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 3. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 4. maddesininikinci fıkrası uyarınca idari para cezası verildiği anlaşılmıştır. 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksinehüküm bulunmaması halinde, b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımınıgerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır”;Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27.maddesinin 1. fıkrasında ise “idari para cezası vemülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idariyaptırım kararına karşı, kararın tebliğiveya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş güniçinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süreiçinde başvurunun yapılmamış olması halindeidari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemeleriyer almıştır. Budüzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde uygula-nacağı; diğer kanunlardagörevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,görev konusunda taraflar için bir müktesep hakdoğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilengörev kurallarının, geçmişe de etkiliolacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanın açıldığı andaki kurallara göregörevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmişise, (davanın açıldığı anda görevli olanve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemeningörevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadakigörev kuralının, değişikliğinyürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalardauygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararıverilemeyeceği açıktır. Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemedeaçılmış, bu sırada yapılan bir kanundeğişikliği ile görevsiz mahkeme o dava içingörevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlikkararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiğiiçin) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenen uyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olaytarihinde yürürlükte bulunan maddesi ve yapılansoruşturma sırasında, soruşturma konusunun kabahatolduğu değerlendirilerek, 5326sayılı Kanun uyarınca, Cumhuriyet Savcısıtarafından davacıya verilen idari para cezasının,5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idariyaptırım türlerinden biri olduğu ve KabahatlerKanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3.maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Kanun hükümlerinin dikkate alınacağı,anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca veaynı maddenin altıncı fıkrasında, soruşturmakonusu fiilin kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idariyaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yerolmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idariyaptırım kararına karşı başvurunun da bu itirazmerciinde inceleneceği açıkça belirtildiğinden, 5607sayılı Kanun’un 28.3.2013 gün ve 6455 sayılıKanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesinin ikincifıkrasında da, bu Kanunun yayımı tarihinden önceişlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerinuygulanması usulünün 5252 sayılı Kanunun 9. maddesihükmüne göre yapılacağı belirtildiğinden,davanın görüm ve çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Büyükçekmece 4. Sulh CezaMahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Büyükçekmece 4. SulhCeza Mahkemesinin 31.5.2013 gün ve D.İş:2012/718 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 1.6.2015 gününde OYBİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy