T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 272
KARAR NO : 2015 / 291
KARAR TR : 4.5.2015
ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açtığı rücuen tazminat davasının ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : S. J.S.A.Ş. Vekilleri : Av.A. T. A., Av.B. I., Av. B.B. I. Davalı : Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirket tarafından dava dışı M.G.N.’yaait 80 KU 269 plakalı otomobil kasko sigorta poliçesi tanzimedildiğini; araç sürücüsünün, 31.10.2013 tarihindeCengiz Topel Mahallesi Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı üzerindeseyir halindeyken, önünde seyreden aracın toz bulutukaldırması sonucu, araçsürücüsünün, yolun bittiğine dair işaret velevha da olmadığı için kuru dere yatağına girerekduruşa geçtiğini, bunun sonucunda maddi hasarlıtrafik kazası meydana geldiğini; trafik polislerinin tanzim ettikleriraporlarında, kazada sigortalı araçsürücüsünün %25, Karayollarının %75 kusurluolarak gösterilmesini kabul etmediklerini; davalı kurumun, karayoluüzerinde yolun bittiğine dair herhangi bir işaretleme veya levhaya da önleyici tedbirleri almadığı için %100 kusurluolduğunu; müvekkili şirketçe dava dışıaraç malikine 50.000,00 TL ödemeyapıldığını, sovtaj miktarı 24.200,00 TLdüşüldükten sonra kalan miktar olan 25.800,00 TLiçin TTK 1472. Maddesi uyarınca halefiyet ilkesi gereği zararsorumlusu davalı idareye rücu etme hakkınınbulunduğunu ifade ederek; fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla; 25.800,00 TL. nin ödeme tarihi olan25.12.2013 ten itibaren işleyecek değişken oranlardaki avansfaizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle13.10.2014 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. ANKARA3.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 16.10.2014 gün ve E:2014/509, K:2014/560sayı ile, davanın, Türk Ticaret Kanununun 1472.maddesinedayalı trafik kazasından kaynaklı zararın rücuentazmini istemine ilişkin olduğu; 31/10/2013 günü davadışı sigortalı sürücünün sevk veidaresindeki aracın yolun bittiğine dair işaret ve levha olmamasınedeniyle kuru dere yatağına girmesi sonucu maddi hasarlı trafikkazası meydana geldiği, sigorta bedelinin davacı sigortaşirketi tarafından ödendiği, sovtaj miktarıdüşüldükten sonra kalan miktar için yol yapım,bakım ve onarımından sorumlu olan davalı idareyekarşı bu dava açıldığı;karayollarının yapımı, iyileştirilmesi, gerekliişaret ve levhaların konulmasının, AnkaraBüyükşehir Belediyesinin kamu hizmeti kapsamındakigörevleri arasında bulunduğu, bu görevin hiç veyagereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuru niteliğindeolduğu; Davalı Ankara Büyükşehir BelediyeBaşkanlığının bir kamu tüzel kişisiolduğu, eylem ve işlemlerinin de kamusal nitelikte olan kamu hizmetikavramı çerçevesinde olduğu, İstemin ilerisürülüş ve olayın gerçekleşme biçiminegöre davanın Ankara Büyükşehir BelediyeBaşkanlığına yöneltilmesinin nedeninin, bu davalıtarafından bir plan çerçevesindegerçekleştirilen işlemi sırasında yeterinceözen gösterilmemesi sonucu zarara neden olunduğu iddiasıolduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasası'nın 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tamyargı davası olarak idari yargı yerinde açılacakdavada ileri sürülmesinin gerektiği; davalı Ankara BüyükşehirBelediyesi yolun bakım ve onarımı ile işaret ve levhalarkonulmasından sorumlu olduğundan uyuşmazlığınçözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu gerekçesiyle; yargı yolu caizolmadığından davanın USULEN REDDİNE karar vermiş,bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. ANKARA4.İDARE MAHKEMESİ; 29.12.2014 gün ve E:2014/2221, K:2014/1816sayı ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun"Belediye Trafik Birimleri, Görev ve .Yetkileri"başlıklı 10. maddesinde "1. Yapım vebakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, 2. Gerekligörülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklıişaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleriyapmak, 3. Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacakçalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak vedenetlemek, 4. Karayolunda trafik için tehlike teşkil edenengelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecekşekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak, 5. Yol yapısıveya işaretleme yetersizliği yüzünden trafikkazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilentedbirleri almak,..." belediyelerin görevleri arasındasayılmış, 11/01/2011 gün ve 6099 sayılı Kanunladeğişik 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devletve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyetverdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundandoğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarındandolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar,sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir." hükmüne yerverilmiş olduğu; dava dosyasının incelenmesinden,kasko sigorta poliçeli 80 KU 269 plaka sayılı aracın31.10.2013 tarihinde, Cengiz Topel Mahallesi Muhsin YazıcıoğluBulvarı üzerinde seyir halindeyken önünde seyredenaracın toz bulutu kaldırması nedeniyle meydana gelenhasarlı trafik kazasında davalı idarenin hizmet kusurubulunduğundan bahisle sigortalıya ödenen 25.900,00-TL hasarbedelinin yasal faiziyle birlikte davalı idareden tazminine kararverilmesi istemiyle görülmekte olan davanınaçıldığınınanlaşıldığı; bu durumda, 19/01/2011 günlüResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Kanun ile 2918 sayılı Yasa'nın 110. maddesindeyapılan değişiklik sonrasında, idarelerin 2918sayılı Kanunda kendilerine verilen görevleri yerine getirmeyerekzarara sebebiyet verdikleri iddiasıyla açılan tazminatdavaları adli yargının görevine verilmiş olup,söz konusu değişikliğin yürürlüğegirdiği tarihten sonra açıldığıanlaşılan görülmekte olan davada mahkemeleriningörevsiz bulunduğu gerekçesiyle; davanın 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın15/1-a maddesi hükmü uyarınca görev yönündenreddine karar vermiş, bu karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ,Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 4.5.2015 günlütoplantısında; l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının;davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren Mahkemece 15. maddede belirtilen hükmünaksine, önceki görevsizlik kararına ilişkin davadosyası temin edilmeden gönderildiği görülmekte isede; davaya ilişkin bilgi ve belgeler ile adli yargıkararının kesinleşme durumunu gösteren onaylı birörneğinin dosyada yer aldığı ve sonuçta usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN’un davada adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,karayolunda meydana gelen tek taraflı trafik kazasında sigortalıaracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigortaşirketinin, zararın davalı idarelerce giderilmesi istemindenibaret bulunan bir rücuen tazminat davasıdır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumluolduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğinisağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dosyanınincelenmesinden, davacı Şirkete Kasko Sigorta Poliçesi ilesigortalı aracın, 31.10.2013 tarihinde Cengiz Topel Mahallesi MuhsinYazıcıoğlu Bulvarı üzerinde seyir halindeyken,önünde seyreden aracın toz bulutu kaldırmasısonucu, araç sürücüsünün, yolunbittiğine dair işaret ve levha da olmadığı içinkuru dere yatağına girerek duruşa geçtiği, bunun sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği;davalı idarenin, karayolu üzerinde yolun bittiğine dair herhangibir işaretleme veya levha ya da önleyici tedbirlerialmadığı için kusurlu olduğu iddia edilerek; uğranılanzarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakkaydıyla; 25.800,00 TL. nin ödeme tarihi olan 25.12.2013 ten itibarenişleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birliktedavalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle davaaçıldığı anlaşılmaktadır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklı kılındığıve bunun söz konusu davaların adli yargıdagörüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir.Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilenkararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında,can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, Ankara 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Ankara 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.10.2014 gün veE:2014/509, K:2014/560 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 4.5.2015 gününde, Üye Eyüp SabriBAYDAR’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT KARŞIOY Somutuyuşmazlıkta, davalı Belediyenin karayolunun yapım,bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanınmeydana geldiği iddia edilmektedir. 2918Sayılı KTK'nın 10.md. "Belediyelerin yapım vebakımından sorumlu olduğu yollan, trafik düzen vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, karayoluyapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalardagerekli tedbirleri almakla görevli" olduğuna işaretedilmiş, 3030Sayılı Yasa'nın 6.md. "Büyükşehirdahilindeki meydan, bulvar, cadde ve anayolları yapma, yaptırma,bakım ve onarımı sağlama..." BüyükşehirBelediyesinin görevleri arasında gösterilmiş, TCAnayasası'nın 125/son md. "idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüolduğu" kurala bağlanmış, 2577Sayılı IYUK 2/1-b md. "idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel haklan ihlal edilenler tarafındanaçılan tam yargı davaları, idari davaçeşitleri arasında" sayılmıştır. Bu durumdabelediye sınırları içindeki yolun yapım, bakımve onarımının yapılmadığı nedeniyledoğan zararın tazmininin amaçlanmış olmasıkarşısında, idarenin görevinde olan kamu hizmetiniyürüttüğü esnada kişilere verdiğizararın ödetilmesine yönelik bulunan uyuşmazlık konusudavanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin, hizmetkusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olupolmadığının tespitinde esas alman idare hukuku kurallannave 2577 Sayılı IYUK 2/1-b md. sayılan tam yargıdavasında görüm ve çözümünde idariyargı yerleri görevli bulunmaktadır. Sayınçoğunluk, karayolunun yapım, bakım ve korunmasındakiihmalden doğan zararda Adli Yargıyı görevli kabul edengörüşünde hukuki dayanak olarak 2918 Sayılı KTK110/1 md. hükümlerini esas almıştır. 11.01.2011gün 6099 Sayılı Yasa'nın 14. maddesi ile 2918Sayılı KTK 110. maddesine eklenen 1.fıkra ile"işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dahil bu kanundan doğan sorumluluk davaları AdliYargıda görülür... " hükmügetirilmiştir. Sayınçoğunluk görüşünün aksine eldekiuyuşmazlık anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır. Çünkü,2918 Sayılı KTK 85.maddesinde açıkça belirtildiğigibi yasa motorlu araçların işletilmesinden doğanzararlar nedeniyle işletenin hukuki sorumluluğunudüzenlemektedir. Yasahükmünde geçen bu kanundan ve Adli Yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davaları, 2918 SayılıYasa'nın 85.maddesinde düzenlenen motorlu araçlarınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı araçişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalardır. Yasadeğişikliğinden önce kamu araçlarınınişletilmesi nedeniyle verilen zararlardan dolayı kamu idaresininsorumluluğunun hangi yargı kolunda görüm veçözümü konusunda yasada bir düzenlemebulunmadığından İdari ve Adli Yargı organlanarasında çıkan görev uyuşmazlıklannı sonlandırmaküzere sözü geçen yasa hükmü getirilmeksuretiyle kamu araçlannın verdiği zararlar nedeniyleişletenin sorumluluğunda 2918 Sayılı Yasa'nınamacına uygun olarak Adli Yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiştir. 2918sayılı yasanın 110. maddesinde yapılan yasadeğişikliğine ilişkin Hükümet gerekçesi degetirilen yeni hükmün bu nedenle maddeye eklendiğini teyitetmektedir. Diğertaraftan, sayın çoğunluk 2918 sayılı yasanın110. maddesi hükmünün iptali istemi ile Anayasa Mahkemesineaçılan dava sonucunda verilen yorumlu red kararlarını,karara dayanak almakta ise de bu görüşe de itibar edilmesimümkün değildir. Zira;"T.C. Anayasasında, Anayasa Mahkemesinin iptal veya iptal talebininreddi dışında yorumlu red kararı verebileceğine dairbir işaret yoktur. Tersine T.C. Anayasasının 153/2 maddesi"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucuhareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hükümtesis edemez." hükmü böyle bir anlayışınbenimsenmemiş olduğunun kanıtı olarak kabul edilebilir.Gerçi madde iptal kararlarından bahsetmektedir, ama Anayasakoyucunun amacının Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketetmesini önlemek olduğu açıkçaanlaşılmaktadır. Yorumlu red kararlarının isediğer mahkemeleri, idare makamlarını, gerçek vetüzel kişileri bağlaması itibariyle bir çeşitpozitif kanun koyuculuk anlamına geldiğine şüphe yoktur.(Türk Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ergun Özbudun. Sh. 440 vd.) Hakkındayorumlu red kararı verilen bir kanun maddesi yürürlüktekalmaya devam eder. Dolayısıyla somut olaylara uygulanır. Somutolaylarda o maddenin ne anlama geldiğine, yani nasılyorumlanacağına, bundan sonra da Anayasa Mahkemesi değil onuuygulayacak Mahkemeler karar verir. Anayasa Mahkemesinin yorumlu redkararı verirken yaptığı yorumunun diğer mahkemeleribağlaması mümkün değildir. Bir kanun maddesininnasıl yorumlanacağına onu uygulayacak olan Adli- İdari veAskeri Yargı organları karar verir. Anayasa Mahkemesi Adli, idari veAskeri kollarının üst mahkemesi olmadığınagöre bu yargı kollarındaki mahkemelere kendi yorumunu empozeetmesi mümkün değildir. O halde Anayasa Mahkemesininverdiği yorumlu red kararlarının kendilerinden beklenenfonksiyonu ifa edebilmeleri, diğer mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin buyorumlarını benimsemelerine bağlıdır. Oysa hukukumuzda,Anayasa Mahkemesi kararlarında yapılan yorumlar diğermahkemeleri bağlamaz. Zira Anayasa Mahkemesi kararlarınınbağlayıcılığı bu kararların hükümfıkralarına münhasırdır. (Türk Anayasa HukukuDersleri, Kemal Gözler, sh. 444) Keza,Sayın çoğunluğun karan dayandırdığıT.C. Anayasasının 158. madde hükümlerinindeuyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. UyuşmazlıkMahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen T.C.Anayasasının 158. maddesi açık hükmünden deanlaşıldığı üzere Anayasa Mahkemesi ilediğer yargı kollan arasında olumlu veya olumsuz görevuyuşmazlığının doğması halinde AnayasaMahkemesi görüşünün üstün/tutulacağına ilişkin düzenlemenin, uyuşmazlıktaAnayasa Mahkemesinin görevlilik veya görevsizlik kararınınbulunmaması, diğer yargı kollan ile arasında bir görevihtilafının çıkmaması nedeniyle uygulanmasımümkün değildir. Açıklanangerekçelerle uyuşmazlıkta idari yargı görevli olup,benzer ihtilaflarda da idari yargının görevli olduğuYargıtay 4, 11, 17 Hukuk Dairelerinin istikrarlı kararlarıylaIçtihad edildiği gibi Danıştay kararlarında dauyuşmazlıkta İdari Yargının görevli olduğubenimsenmiştir. (Danıştay 10. Daire E 2011/11522, K 2012/5347sayı, E. 2011/10856 ve K. 2013/670 Sayı, Danıştay 15. DaireE. 2013/7688, K. 2013/7397 sayı, E. 2013/14339, K. 2014/182 sayı vs.) Somutuyuşmazlıkta davanın karayolunun yapım, bakım vekorunmasındaki idarenin hizmet kusuruna dayanmasına, 2918Sayılı Yasa'nın 110/1 md. motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlardan dolayı işletenini hukukisorumluluğunun Adli Yargıda görüm veçözümünü düzenleme altına almasına, Somutuyuşmazlığın anılan yasa hükmükapsamında bulunmamasına, Kamuhizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin hizmet kusuru veya idareninsorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığınıntespitinde, 2577 Sayılı IYUK 2/1-b md. sayılan tam yargıdavasında görüm ve çözümünde İdariYargının görevli olmasına göre, UyuşmazlıktaAdli Yargıyı görevli kabul eden sayınçoğunluğun görüşünekatılamıyorum. ÜYE EYÜPSABRİ BAYDAR
Full & Egal Universal Law Academy