T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 179
KARAR NO : 2015 / 195
KARAR TR : 06.04.2015
ÖZET: Jandarma eri olarak vatani görevini ifa etmekteyken mülki görev esnasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanan davacının, uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :S.P. Vekili :Av. E.Ö. Davalı :İçişleri Bakanlığı (Jandarma Genel Komutanlığınaİzafeten) Vekili :Av. S.B. (Adli Yargıda) O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesinde özetle; davacının 04.10.2010tarihinde Ağrı İli, Diyadin İlçesi, İpekgeçidiJandarma Karakol Komutanlığı’nda, Doğubayazıt -Diyadin karayolu üzerinde yol kontrolü yapmak üzere bulunurkendurdurmak istediği davalı M.A.S.’nin sevk ve idaresindekiaracın durmayarak kaçmaya çalıştığıve bu esnada davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyetverdiğini belirterek geçirmiş olduğu trafik kazasınedeni ile davalılardan İçişleri Bakanlığıve M.A.S.’den 100.000,00 TL manevi tazminat ile yine davalılar İçişleriBakanlığı, M.A.S. ve limitle sorumlu olmak üzere HDISigorta A.Ş.’den 125.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihindenitibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken vemüteselsilen tahsiline ve Mehmetçik Sigortası yapan AnadoluSigorta A.Ş.’den limit ile sınırlı kalmak üzeretahsilde tekerrür olmamak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatınkaza tarihinden itibaren işleyecek yasal avans faizi ile birlikte tahsilinekarar verilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığı,HDI Sigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi ve MehmetAli Sökmenci aleyhine adli yargı yerinde davaaçmıştır. ANKARA 22. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 23.01.2014 gün veE:2011/9 sayılı tefrik kararında; “… Davalıİçişleri Bakanlığı ile diğerdavalılar hakkında uygulanacak yargılama usulününfarklılığı göz önüne alınarakdavalı İçişleri Bakanlığıyönünden HMK’nun 167. maddesi gereğince davanıntefrikine karar vermek gerekmiştir…” şeklindekigerekçesi ile 2011/9 Esas sayılı dava dosyasındandavalı İçişleri Bakanlığıyönünden açılan davanın HMK. 167. maddesiuyarınca ayrılmasına karar vermiştir. 2011/9 Esas sayılı dosyasında verilen 23.01.2014 tarihlitefrik kararı üzerine davalı İçişleriBakanlığı yönünden dava tefrik edilerek davadosyası 2014/64 Esasa kaydedilmiştir. ANKARA 22. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 26.03.2014 gün veE:2014/64 K:2014/152 sayılı kararında; “…davalı yönünden davanın hizmet kusuruna dayalı istemiiçerdiğinin kabulü gerektiği ve davalı İdareninhizmet kusuruna dayalı olarak açılabilecek tazminatdavalarının tam yargı davası olarak İdareMahkemelerinde açılması gerektiği hizmet kusurunadayalı tazminat istemi yönünden davaya bakma görevininmahkememize ait olmadığı anlaşılmakla…”şeklindeki gerekçe ile davaya bakma görevinin İdareMahkemelerine ait olduğu hususun tespiti ile dava dilekçesiningörev yönünden reddine karar vermiş ve verilen karar temyizedilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı vekili bu kez 83.882,21 TL maddi ve 100.000,00 TL manevitazminat istemiyle İçişleri Bakanlığı aleyhineAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmıştır. ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İKİNCİDAİRE BAŞKANLIĞI: 09.07.2014 E:2014/1176 K:2014/1126sayılı kararında; “…1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre, davanın görevliyargı yerinde açılıpaçılmadığı ilk inceleme sırasındadavanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasındasayılmıştır. Zira görev kamu düzeni ile ilgiliolup davanın her safhasında dikkate alınması hukukalanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenleişin esasına girilmeden davanın görevli yargı yerindeaçılıp açılmadığı hususuincelenmiştir. 19.01.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 6099 sayılıTebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunun 14’üncü maddesi ile 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110’uncu maddesibaşlığı ile birlikte değiştirilerek;“Görevli ve Yetkili Mahkeme” Madde 110; "işleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlardahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıdagörülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bufıkra hükmünün uygulanmasını önlemez, 2918sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 21; Bu Kanunun 110 uncumaddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış davalara uygulanmaz.” hükmünüdüzenlemiştir. Bu yasal mevzuat çerçevesinde davacının durumuincelendiğinde davacının yapılan bir ihbar üzerineDoğubayazıt- Diyadin Karayolu üzerinde yol kontrolüamacıyla görevlendirildiği bu görev esnasındakarayolunda seyir halinde olan sivil bir aracın çarpmasısonucu yaralandığı, dolayısıyla zarar doğurucuolayın trafik kazası sonucu meydana geldiği, 19.01.2011tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun ile2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110’uncumaddesinde yapılan değişiklik gereğince davacıtarafından 27.06.2014 tarihinde açılan bu davanıngörev ve çözüm yerinin mahkememiz olmayıp adliyargı yeri olduğu…” şeklindeki gerekçe iledavanın görev yönünden reddine karar vermiş vegörevsizlik kararına karşı karar düzeltme talebindebulunulmaması üzerine kesinleşmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerinedosya mahkememize gönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 06.04.2015 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME:Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; Adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargıdosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacının istemi üzerine son görevsizlik kararınıveren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği veusule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasın incelenmesine oy birliğiile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile AYİM Savcısı HüsnüERCAN’ın davada adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacı S.P.’ın 04.10.2010 tarihinde Ağrıİli Diyadin İlçesi İpekgeçidi Jandarma Karakol Komutanlığı’ndajandarma er olarak görev yaptığı yol kontrolünde,seyir halindeki sivil bir aracın çarparak yararlanmasınasebebiyet vermesi nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazminiistemiyle açılmıştır. Dosyalar kapsamında yapılan incelemede; Doğubeyazıt-Diyadinkarayolu üzerinde şüpheli bir araca kaçak sigarayüklendiğinin ihbar edilmesi üzerine, davacı ile birliktegörevlendirilen personelin verilen emir ve talimat gereğince yolkontrolü yapmak üzere gece saat 02:00 sıralarındaüzerinde “Jandarma Trafik” ibaresi taşıyanreflektörlü yeleği ve el feneri ile ihbar yerine geldikleri, M.A.S.’ninsevk ve idaresindeki 34 UM 104 plakalı aracın hızınıkesmeyerek üzerine gelmesi nedeniyle davacının el feneri ve ellearacın durması yönünde uyarılarda bulunduğu, ancaktüm uyarılara rağmen aracın hızını kesmedendavacının ve yanında bulunan komutanın üzerine gelmeyedevam ettiği, komutanın yoldan diğer tarafa kendisini atarakkaçtığını, davacının da aracınçarpmaması için çift şeritli yolun menfezindendiğer tarafa atmasına rağmen hızla gelen aracındavacının üzerine doğru gelip çift şeritliyolun karşıdan gelen araçlar içinayrılmış bölümünde davacıya çarparakyaralanmasına sebebiyet verdiği; kazanın oluşumundaaraç sürücüsünün tam kusurlu olduğununbilirkişi raporu ile belirlendiği; davalıİçişleri Bakanlığı’na bağlıJandarma Genel Komutanlığı karakolunda görev yapandavacının komutanlarının emir ve talimatlarıdoğrultusunda hareket ettiği, bu sebeple davalı kurumunkazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğu ileri sürülerekdava açıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 3. maddesinde, her türlü idari eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yolaçtığı vücut bütünlüğününkısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişinin ölümünebağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalaraasliye hukuk mahkemelerinin bakacağı hükmüne, geçici1. maddesinde ise, bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkinhükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesindenönceki tarihte açılmış olan davalardauygulanmayacağı hükmüne yer verilmiş, bu Kanunun 3.maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesinin iptali amacıylaaçılan davada, Anayasa Mahkemesi, 16.2.2012 tarih ve E:2011/35,K:2012/23 sayılı kararıyla: dava konusu kuralla, sadecekişinin vücut bütünlüğüne verilen maddizararlar ile buna bağlı manevi zararların ve ölümnedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini konusunun kapsamaalındığı ve bu tazminat davalarına bakmagörevinin asliye hukuk mahkemelerine verildiği; buna göre,aynı idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğudiğer sebeplerden kaynaklanan zararların kapsamaalınmadığı; sorumluluk sebebi aynı olsa da buzararların tazmini davalarının idari yargıdagörülmeye devam edeceği; bu durumda, idarenin aynıyapı içinde aldığı kararın birbölümünün idari yargıda birbölümünün adli yargıda görülmesininyargılamanın bütünlüğünübozacağı ayrıca iki ayrı yargı kolundagörülen davalarda, idarenin sorumluluğu, bu sorumluluğunkapsamı, idarenin tazmin yükümlülüğükonularında farklı sonuçlara ulaşabileceği; esasenidare hukukunda var olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumlulukkavramlarının, kişilerin gördüğüzararların tazmininde kullanılan ve kişilerin idare karşısındakorunma kapsamını genişleten kavramlar olduğu; idarehukukunda, idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyal risk, teröreylemleri, fedakarlığın denkleştirilmesi gibi kusursuzsorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerinuğradığı zararların tazmin edilmesininmümkün olduğu, özel hukuk alanındaki kusursuzsorumluluk hallerinin ise, belirli konular için düzenlendiğive sınırlı olduğu; idarenin idare hukuku esaslarınadayanarak tesis ettiği tartışmasız bulunan eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerdenkaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerindegörülmesi gerektiği; bu nedenle, yukarıda belirtildiğigibi, aynı idari eylem, işlem veya sorumluluk sebebinden kaynaklananzararların tazminine ilişkin davaların farklı yargıyerlerinde görülmesinde kamu yararı ve haklı nedenolduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle iptaline kararvermiştir. Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksekİdare Mahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmişolsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkinidari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklarınyargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak,askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olmasışartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20.maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri Yüksek İdareMahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesisedilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmeteilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargıdenetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar.Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olmasışartı aranmaz” denilmiştir. Buna göre, Askeri Yüksek İdareMahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idariişlem veya eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve“askeri hizmete ilişkin bulunması”koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 1602 sayılı Yasa’nındeğişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerindegörevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askerimemur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzmanjandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar askerkişi sayılmaktadır. Davacının 1602 sayılıYasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerdenolduğu ve bu nedenle dava konusu eylemin asker kişiyi ilgilendirdiğitartışmasızdır. Olayda, eylemden dolayı zarar görenin askerkişi olduğunda tartışma yok ise de, tazminatınkonusunu oluşturan zararın jandarmanın eylemindendoğması nedeniyle, yürütülen hizmetin niteliğininincelenmesi gerekmektedir. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görevve Yetkileri Kanunu’nun, 3. maddesinde, jandarma “silahlıaskeri bir güvenlik ve kolluk kuvveti” olaraktanımlanmış, 7. maddesinde, görevleri: a)Mülki,b)Adli, c)Askeri ve d)Diğer görevler başlıklarıaltında tasnif edilmiş; “Askeri görevleri”, askerikanun ve nizamların gereği görevlerle Genel KurmayBaşkanlığınca verilen görevleri yapmak olarakbelirtilmiş; “Mülki görevleri” ise, emniyet veasayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak, kollamak,kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek,suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almakve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dışkorunmalarını yapmak olarak sayılmıştır. Davacının, olay tarihinde Ağrı İli Diyadinİlçesi İpekgeçidi Jandarma Karakolu’nda JandarmaEr olarak görev yaptığı sırada, karakolaDoğubeyazıt ve Çaldıran İlçeleri yolayırımında şüpheli bir araca kaçak sigarayüklendiği, muhtemel bu aracın İpekgeçidi Jandarma Karakolu’ndan geçeceğinin ihbarı üzerine,davacının da aralarında bulunduğu birkaç askeringörevlendirilerek araç kontrolleri için gerekli tedbirlerinalınmasına rağmen Mehmet Ali Sökmenci’nin sevkve idaresindeki 34 UM 104 plakalı aracın hızınıkesmeyerek davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyetverdiği, meydana gelen yaralanmanın mülki bir görev olan kaçakçılığımen ve takibine ilişkin verilen görev sırasında meydanageldiği, davacının görevinin, askeri kanun venizamların gereği olan görevler kapsamında Kanun’un7. maddesinin b bendinde belirtilen “askeri” görev olarakdeğerlendirilmesi söz konusu olmadığından, sözkonusu eylemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilemez. Davada, davacının jandarma er olarak görevli olduğusırada mülki görevini yaparken meydana gelen trafik kazasınedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminiistenilmiştir. 2918 sayılı Kanunun 19.1.2011 günlüResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“ İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu yasadan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir.” denilmiş olup, geçici 21.maddesindeise “ Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz. ” denilmiştir. Belirtilen yasal düzenleme karşısında,2918 sayılı Kanun’un Geçici 21.maddesi nazaraalındığında, davacının,uyuşmazlığa konu olaya ilişkin olarak Askeri Yüksekİdare Mahkemesi’ne dava açtığı tarih29.01.2013 olup, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un110.maddesinin 1.fıkrasının göreve ilişkinhükmü yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bir dava bulunmadığından, 2918sayılı Kanun’un 110.maddesinin somut olayauygulanacağı tartışmasızdır. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların,özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısiyle 2918 sayılı Kanunun110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, buKanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’yaaykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzerediğer yargı organları bakımından da uyulmasızorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ileAnayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararlarıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında,can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenininsağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konulardaalınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikleilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararıntazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın görüm veçözümü adli yargı yerinin görevinegirdiğinden Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.03.2014gün ve E:2014/64 K:2014/152 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. SO N U Ç :Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Ankara 22. Asliye HukukMahkemesi’nin 26.03.2014 gün ve E:2014/64 K:2014/152sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 06.04.2015 gününde üye Eyüp SabriBAYDAR’ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy