T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 115
KARAR NO : 2015 / 132
KARAR TR : 2.3.2015
ÖZET : Ziraat Bankası ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan Gelir ve Aylık Ödemeleri Protokolünün iptali istemiyle açılan davanın; taraflar arasında akdedilen iptale konu sözleşmenin, tarafların özgür iradeleri ile akdettikleri ve dahi taraflardan kamu kurumu niteliğindeki Sosyal Güvenlik Kurumuna bir üstünlük tanımayan özel hukuk sözleşmesi olması karşısında, bu sözleşmenin iptaline ilişkin uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :D.K. Davalı :1- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 2- T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü O L A Y : Davacı davadilekçesinde özetle; kendisinin emekli memur olduğunu, 1994yılından beri emekli maaşını Sakarya T.C. ZiraatBankası’ndan aldığını, ihtiyaç nedeniyle adıgeçen bankadan “ihtiyaç kredisi”kullandığını, halen taksitlerinin devam ettiğini,emekli maaşını başka bir bankaya aktarmak içinSGK’ya dilekçe ile müracaat ettiğini, SGKtarafından 10.02.2004 tarih ve B.13.2.SGK.4/45.961.090.0 ve 34.10.31sayılı yazı ile, bahsi geçen banka ile SGK arasında10.02.2009 tarihinde Gelir ve Aylık Ödemeleri Protokolüimzalandığını, bu protokol uyarınca, kendisinin ZiraatBankasından kredi kullandığı için, emeklimaaşının başka bir bankaya aktarılamayacağınadair cevap verildiğini belirterek, kendisinden habersiz ve haksızyere yapıldığını iddia ettiği protokolüniptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. Ankara 6.İdare Mahkemesi: 21.07.2010 gün, E:2010/1092,K:2010/1123 sayı ile özetle; “…Uyuşmazlığaneden olan sözleşmede (protokolde) idarenin gerektiğindekullanmak üzere üstün yetkilerle donatıldığınıgösteren bir hüküm bulunmadığı, hak veyükümlülükler bakımından eşitliğinöngörüldüğü ve sözleşme konusu hizmetinmünhasıran kamu eliyle yürütülen bir hizmetniteliğinde de bulunmadığıanlaşıldığından, anılan sözleşmeninidari sözleşme sayılmasına olanak bulunmayıp; buniteliği itibariyle taraflar arasında akdedilen sözleşmeninidarenin özel hukuk alanında akdettiği bir sözleşmeolması ve bu sözleşmeden doğan uyuşmazlığında özel hukuk alanına girmesi nedeniyle, dava konususözleşmenin iptaline ilişkin uyuşmazlığınçözümü adli yargı yerine aitbulunmaktadır.” demek suretiyle davanın görevyönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Davacı aynı istemle bu kez Sakarya İdare Mahkemesinde davaaçmıştır. Sakarya 1.İdare Mahkemesi: 28.08.2014 gün, E:2014/826,2014/828 sayı ile özetle; “…Uyuşmazlığaneden olan sözleşmede (protokolde) idarenin gerektiğindekullanmak üzere üstün yetkilerledonatıldığını gösteren bir hükümbulunmadığı, hak ve yükümlülüklerbakımından eşitliğinöngörüldüğü ve sözleşme konusu hizmetinmünhasıran kamu eliyle yürütülen bir hizmetniteliğinde de bulunmadığıanlaşıldığından, anılan sözleşmeninidari sözleşme sayılmasına olanak bulunmayıp; buniteliği itibariyle taraflar arasında akdedilen sözleşmeninidarenin özel hukuk alanında akdettiği bir sözleşmeolması ve bu sözleşmeden doğanuyuşmazlığın da özel hukuk alanına girmesinedeniyle, dava konusu sözleşmenin iptaline ilişkinuyuşmazlığın çözümü adli yargıyerine ait bulunmaktadır.” demek suretiyle davanın görevyönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Bu aşamadan sonra davacı aynı istemle bu kez adli yargıyerinde dava açmıştır. Sakarya2.Asliye Hukuk Mahkemesi: 19.09.2014 gün ve E:2014/692, K:2014/535 sayıile özetle; ‘’…İptali istenilen sözleşmemahkememizce idari bir sözleşme olarak kabul edilmiştir. Butür sözleşme ile idare tek taraflı olarak hak ve yetkileriçermektedir. 2577 sayılı idari yargılamausulünün 2.maddesinde tanımlanan idari dava olarakgörülmesi gereken taraflar arasında akdedilen sözleşmeözel hukuk alanında düzenlendiğinden mahkememiz bu türdavalarda görevli olmayıp, yargı yolu bakımından retkararı verilmiştir.’’ demek suretiyle davanıngörev yönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, AlaittinAli ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 2.3.2015 günlütoplantısında: l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesiuyarınca yapılan incelemeye göre; 2247 sayılıYasa’nın 14.maddesinde öngörülen biçimde,idari yargı ile adli yargı arasında olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, davacının istemiüzerine, adli yargı dosyasının son görevsizlikkararını veren mahkemece, idari yargı dosyası da teminedilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Ziraat Bankası ileSosyal Güvenlik Kurumu arasında 10.02.2009 tarihinde imzalanan Gelirve Aylık Ödemeleri Protokolünün iptali istemiyleaçılmıştır. Dosya kapsamında yapılan incelemede; İstanbul SosyalGüvenlik İl Müdürlüğü’nündavacı D.K.’a hitaben yazmış olduğu 10.02.2014günlü yazıda Kurum ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. GenelMüdürlüğü arasında imzalanan Gelir/AylıkÖdemeleri Protokolü gereği, aylıkları şubeleritarafından ödenen ve bu aylıklarıkarşılığında Bankadan kredi (kredi kartı, kredilimevduat ve maaş avans kredisi hesabı olup ancak kullandırımyapılmamış olanlar hariç) kullandırılankişilerin, kredi borçları tamamen tahsil ve tasfiye edilinceyekadar aylıklarının nakli, başka bir bankaya veya PTTişyerine yapılmadığı, bahsi geçen protokolkapsamında T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Sakarya şubesincebelirtilen imkanlardan herhangi birinin kullanılmış olmasınedeniyle nakil talebinin yerine getirilmediği belirtilmiştir.Davacı tarafından söz konusu protokolün iptali istemiylegörülmekte olan davanın açıldığıanlaşılmıştır. İptale konu protokol Sosyal Güvenlik Kurumu ile T.C. ZiraatBankası A.Ş. arasında akdedilmiş olup,sözleşmenin tarafları irdelenecek olursa; Sosyal GüvenlikKurumunun bir kamu kurumu olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte,T.C.Ziraat Bankası A.Ş. yi düzenleyen Yasa maddelerini incelemekgerekmektedir. 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası,Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “1.Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti ZiraatBankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi veTürkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin (bankalar)çağdaş bankacılığın ve uluslararasırekabetin gereklerine göre çalışmalarını veözelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacakşekilde yeniden yapılandırılmaları ile hissesatışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerintamamına kadarının özel hukuk hükümlerine tabigerçek ve tüzel kişilere satışınıngerçekleştirilmesidir. 2.Bankalar, anonim şirket statüsündedirler. Bu Kanunda yeralan hükümler dışında 4389 sayılı BankalarKanunu ile genel hükümlere tabidirler. (18.06.1999 tarih ve 4389sayılı Yasa, 19.10.2005 gün ve 5411 sayılıBankacılık Kanunu’nun 168. maddesi ile mülgaolmuştur.) 3.Bankaların çalışma konuları veamaçları, merkezleri, sermaye miktarları, hisseleri, genelkurulları, yönetim ve denetim organları, hesapları vekârlarının dağıtımı ile faaliyetlerine,devir, birleşme, fesih ve tasfiyelerine ilişkin diğer esaslar,ana sözleşmelerinde gösterilir. 4.(Değişik: 20/6/2001-4684/1 md.) Bankalarınyıllık faaliyetleri ile ilgili olarak (2000 yılıfaaliyetleri dahil) genel kurullarına sunacağı yıllıkbilançoları ile kâr ve zarar cetvellerinin; 4389sayılı Bankalar Kanununun 13 üncü maddesinin (2)numaralı fıkrasında belirtilen bağımsız denetimkuruluşlarınca onaylanması şarttır. 5.233 sayılı Kamu İktisadî TeşebbüsleriHakkında Kanun Hükmünde Kararname, 399 sayılı Kamuİktisadî Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesive 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına DairKanun Hükmünde Kararname, (…) (1) 2886sayılı Devlet İhale Kanunu, 6245 sayılı HarcırahKanunu ve 237 sayılı Taşıt Kanunu ile bunların ek vedeğişikliklerine ilişkin hükümler ile 4046sayılı Özelleştirme UygulamalarınınDüzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13üncü maddesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 277nci maddesi 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 195sayılı Basın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun ve631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malîve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname bankalar hakkındauygulanmaz.” 3.maddesinin 5.fıkrasında, “(Ek: 16/7/2004-5230/7 md.)Bankalarda 4857 sayılı İş Kanununa tâbi olarakçalışanlarla bankalar arasında çıkacakihtilaflarda iş mahkemeleri görevlidir.” hükmüne yerverilmiştir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi’nin 14.3.2006 tarihli ResmiGazete’de yayımlanan 25.6.2002 tarih, 2002/31 E., 2002/58 K.sayılı kararında; “T.C. Ziraat Bankası veTürkiye Halk Bankası, 4603 sayılı Kanun ile kamu iktisaditeşebbüsü kurallarına tabi iktisadi devletteşekkülü statüsünden çıkarılaraközel hukuk kurallarına bağlı anonim şirket konumunageçirilmişlerdir. Başka bir anlatımla belirtilen bankalarınyürüttüğü hizmetler yasa ile kamu hizmeti olmaktançıkarılmıştır. Bu durumda, statüsüdeğiştirilen bankalar tarafından yürütülenhizmeti, Anayasa’nın 128. maddesinde belirtilen genel idareesaslarına göre yapılan asli ve sürekli bir kamu hizmeti veburada çalışan personeli de memur ya da diğer kamugörevlisi olarak nitelemek olanaklı değildir.”şeklinde açıklama yapılmak suretiyle, iptal istemininreddine karar verilmiştir. Sonuç olarak davalı bankanın; 4603, 4684, 4743 ve 5411sayılı kanunlar çerçevesinde tamamen özel hukukhükümlerine tabi kılındığı, gerek personelistihdamı ve gerekse diğer işlemlerinde karlılık veverimlilik ilkeleri doğrultusunda hareket eden sektördeki diğerözel bankalardan farkı olmayan tamamen Bankalar Kanunu ve TürkTicaret Kanunu hükümlerine göre işletilen anonimşirket niteliğini taşıdığıaçıktır. 19.10.2005 gün ve 5411 sayılıBankacılık Kanunu’nun 2. maddesinde; “Türkiye'dekurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınmave yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bu niteliktekikuruluşların Türkiye'deki şubeleri, finansal holdingşirketleri, Türkiye Bankalar Birliği, TürkiyeKatılım Bankaları Birliği, BankacılıkDüzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vebunların faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tabidir. Özel kanunlarla kurulmuş olan bankalar hakkında dakanunlarında yer alan hükümler saklı kalmak kaydıylabu Kanun hükümleri uygulanır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlertatbik olunur.” denilmek sureti ile 4603 sayılıKanun’da hüküm bulunmayan hallerde 5411 sayılıBankacılık Kanunu’nun uygulanacağı, bu kanundadüzenlenmeyen konularda ise genel hükümlere göre sorununçözüleceği belirtilmiştir. Yukarıda ayrıntılı olarakaçıklanan yasal mevzuat çerçevesinde iptale konuprotokol incelendiğinde; protokolün taraflarından biri olan davalıT.C. Ziraat Bankası A.Ş.nin 4603 sayılıYasa’nın 1.maddesi ve 5411 sayılı Yasa’nın2.maddesi gereğince genel hükümlere tabi anonim şirketsıfatı ile özel hukuk tüzel kişisi niteliğinesahip olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya celp edilen Sosyal Güvenlik Kurumu ile T.C. ZiraatBankası A.Ş. Arasındaki Gelir/Aylık ÖdemeleriProtokolünde yapılan incelemede; söz konusu protokolün kamukurumu niteliğindeki Sosyal Güvenlik Kurumu ile özel hukuktüzel kişisi niteliğindeki T.C. Ziraat Bankası A.Ş.arasında 10.02.2009 tarihinde akdedildiği, protokolün‘’Amaç ve kapsam’’ başlıklı1.maddesinde; ‘’Bu Protokol, Kurum mevzuatı çerçevesindegelir/aylık ödemesi, toptan ödeme ve diğer ödemelerinyapılmasını, takibini ve hesap mutabakatlarınınsağlanmasına ilişkin usul ve esaslarıdüzenler.’’ hükmü, 30.maddesinde; ‘’Bu protokol imza tarihinden itibaren biryıl süre ile geçerlidir. Taraflar protokolün sona ermetarihinden en az 3 (üç) ay önce feshi ihbardabulunmadıkları takdirde protokol aynı şartlarla biryıl daha uzamış sayılır. Taraflar her zaman 6(altı) ay önceden feshi ihbarda bulunmak kaydıyla tektaraflı olarak protokolü fesih hakkına sahiptir. Taraflar,iş bu protokol hükümlerinin ihlal edilmesi durumundaprotokolü derhal ve tek taraflı olarak feshedebilir. Bu durumdafesih, ihbarı takip eden 3 (üç) ay sonrayürürlüğe girer. Protokolün yenilenmemesi ya da feshedilmesi hallerinde, durum,gelir/aylık alanlara Kurum tarafından yapılacak duyuru ile ilanedilir.’’ hükmü yer almaktadır. Protokolün 30.maddesinden anlaşıldığıüzere, söz konusu protokolde tarafların her ikisine de ihbardabulunmak kaydıyla tek taraflı olarak fesih hakkıtanınmış olup, bu da uyuşmazlığa neden olansözleşmede (protokolde) taraflardan birinin gerektiğindekullanmak üzere üstün yetkilerledonatılmadığını, başka bir anlatımla da hakve yükümlülükler bakımından eşitliğinöngörüldüğünü göstermektedolayısıyla anılan sözleşmenin idarisözleşme sayılmasına da olanak bulunmamaktadır. Bu kabuller birlikte değerlendirildiğinde, taraflararasında akdedilen iptale konu sözleşmenin, taraflarınözgür iradeleri ile akdettikleri ve dahi taraflardan kamu kurumuniteliğindeki Sosyal Güvenlik Kurumuna bir üstünlüktanımayan özel hukuk sözleşmesi olmasıkarşısında, bu sözleşmenin iptaline ilişkinuyuşmazlığın çözümü de özelhukuk hükümlerine göre adli yargı yerinin görevinegirmektedir. Açıklanan nedenlerle davanın görüm veçözümü adli yargı yerinin görevinegirdiğinden Sakarya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilengörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, Sakarya 2.Asliye HukukMahkemesinin 19.09.2014 gün, E:2014/692, K:2014/535 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 2.3.2015 günündeOY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy