T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 1170
KARAR NO : 2015 / 9
KARAR TR : 26.1.2015
ÖZET : 5434 sayılı Kanun kapsamında T.C. Emekli Sandığından yetim aylığı almakta olan davacının, 506 sayılı Kanuna göre aylık aldığının tespit edilmesi üzerine, muhtaçlık durumunun bulunmaması nedeniyle yetim aylığı kesilip 1999 - 2006 tarihleri arası dönemde almış olduğu aylıkların adına borç çıkartılarak tahsil edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı :A.R. D. Vekilleri :Av. G. Ö., Av.G. K. M. Davalı :Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekilleri : Av. S.Y. O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası, H.S.D.’in11/03/1973 de vefat ettiğini, 16/07/1975 tarihli Sağlık KuruluRaporuna göre, müvekkilinin çalışarakhayatını kazanamaz ibaresiyle %70 malul kabul edildiğini; bumaluliyet raporuyla T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünebaşvuran müvekkiline, 1975 yılında, vefat edenmemur emeklisi babasından dolayı malul - yetimaylığı bağlandığını; müvekkilinindaha sonra 1981yılında SSK'lı olarakçalışmaya başladığını; 1990 yılınakadar 9 yıl içinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na bağlıolarak çalıştığını, toplam 1297 işgünü üzerinden primlerinin yatırıldığını; 1990 yılında SSK'dan malulen emekli olmak içinbaşvurduğunu, 11/09/1990 tarihli Sağlık Kurulu RaporuylaSSK’dan malulen emekli olduğunu; 2006 yılında T.C.EmekliSandığının, müvekkilinin babasındanaldığı malul-yetim maaşını,muhtaçlığının kalktığıgerekçesiyle kestiğini; son olarak SGKBaşkanlığının 14/01/2010 tarihli yazısıylamüvekkilinden, 01/09/1999 - 31/08/2006 yılları arasındakiyersiz ödenen 24.664TL anapara ve 27.747 işlemiş faiz olaraktoplam 52.411,41 TL.nin ödenmesini istediğini, iptali istenen T.C.Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı-StratejiGeliştirme Başkanlığı, Bütçe ve MuhasebeDaire Başkanlığı'nın 14/01/2010 tarih ve B.13.2SGK.0.65.01.00/691716-11.698.060.2 sayılı işleminde ayrıcafaiz borçlarının da bildirileceğininyazıldığını; müvekkil şu anda ellerini veayaklarını tam kullanamadığını; derdini ifadeedebilme becerilerinin çok kısıtlı olduğunu; şuanda 0600014752019 SSK sicil numaralı, 1100116255 tahsis nolu malul-emeklimaaşını aldığını; dava konusu işleminhukuki dayanağının, (T.C. Emekli Sandığıncayersiz ödeme 2006 yılında fark edilerek maaşı 2006yılı 9. ayından itibaren kesildiği için) 02/10/1998tarih ve 23481 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarakyürürlüğe giren T.C.Emekli Sandığı GenelMüdürlüğünce İlgililereİstihkaklarından Fazla veya Yersiz Olarak YapılanÖdemelerin Tahsili Hakkındaki Yönetmeliğin ilgilihükümlerinin olması gerektiğini; müvekkilinden01/09/1999 yılı ile 31/08/2006 yılı arasında, toplam 7yıllık ödenmiş aylıkların, 14/01/2010 tarihliişlemle ancak, geriye doğru 5 yıllık ödemesinin talepedilebileceğini; İdarenin, müvekkilininmaaşını 2006’da kestiğini, tam 4 yılbekledikten sonra 2010 yılında, 1999’dan beri işleyenfaiziyle geri istediğini; söz konusu Yönetmeliğin 4.maddesi gereği 2010’dan geriye 5 yıl gidilerek hesaplanacakyersiz maaş tutarının iadesi talep edilmeliyken, 1999 ve 2006yılları arasındaki toplam 7 yıllık tutarın 2010da istenmesinin hukuka uygun olmadığını; müvekkilinin% 70 malul olduğunu, her ne kadar SSK'lı olarak kısa birsüre çalışmışsa da, yine SSK'nınkararıyla 1297 prim günüyle malulen emekli edildiğini, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünceİlgililere İstihkaklarından Fazla veya Yersiz OlarakYapılan Ödemelerin Tahsili Hakkındaki Yönetmeliğin10.maddesinde belirtilen "yanlış beyanda bulunmak veyagerçeğe aykırı belgeler ibraz etmek suretiyleSandığın yanlış işlem ve ödemeyapmasına sebebiyet vermek" fiili kapsamındadeğerlendirilebilecek, müvekkilin hiçbir eyleminin olmadığını;bu nedenle aynı Yönetmeliğin 9. maddesi gereğimüvekkilden 1999 dan 2010 yılına kadar ay ay hesaplanarakistenen 27.747TL faizin istenmesinin de hukuka aykırı olduğunuifade ederek; T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıStrateji Geliştirme Başkanlığı, Bütçe ve MuhasebeDaire Başkanlığı'nın 14/01/2010 tarihli ve B.13.2SGK.0.65.01.00/691716-11.698.060.2 sayılı işleminin iptaliistemiyle 15.2.2010 tarihinde idari yargı yerinde davaaçmıştır. ANKARA 6.İDAREMAHKEMESİ; 19.7.2010 gün ve E:2010/286, K:2010/1116 sayı ile,“(…) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Hakkında Kanunun 96. maddesinde,“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlısigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların haksahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunlarınbakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersizolarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındakiher türlü ödemeler; a-Kasıtlı veya kusurludavranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemintespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık süredeyapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığıtarihlerden, b-Kurumun hatalıişlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespittarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık süredeyapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiğitarihten itibaren üç ay içinde yapılacaködemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğutarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundanitibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerinKurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir,alacakları yoksa genel hükümlere göre gerialınır. Alacakların yersizödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borçaslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Buhüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynıdosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemeleremahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir veaylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödemedönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birliktehesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranındakesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespitiile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkinusûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacakyönetmelikle düzenlenir.” hükmü ile “UyuşmazlıklarınÇözüm Yeri” başlıklı 101. maddesinde,"Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.”hükmü mevcuttur. 5510 sayılı Kanunun 96.maddesi dayanak alınarak çıkarılan ve 27.09.2008günlü ve 27010 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren Fazla ve YersizÖdemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar HakkındaYönetmeliğin 10. maddesinde, “Düzenlenen borç tablosuüzerinde ilgilinin kasıtlı ve kusurlu davranışısebebiyle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin her biri için,ödemenin yapıldığı tarihten hatalı işlemintespit edildiği tarihe kadar kanunî faiz hesaplanır.Yapılan ödemeler ve hesaplanan faiz toplamı ilgilisi adınaborç kaydedilir. Bu şekilde tahakkuk ettirilecek borçlardadaha sonra hesaplanacak faizler için faiz başlangıçtarihi borcun tespit edildiği tarihtir. Kurumun hatalıişlemlerinden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemeler için debir önceki fıkrada belirtilen borç tablosu düzenlenir.Ancak, bu tür alacaklar için borcun tahakkuk ettirilmesisırasında herhangi bir faiz hesaplanmaz. Bu şekilde tahakkukettirilen borçlar için faiz başlangıç tarihi,borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihi takip edenüçüncü ayın bittiği tarihtir. Tespit edilen fazla veya yersizödemeler muhasebe birimine bildirilir. Bildirilen tutar, muhasebebirimince ilgili hesaba kaydedilir.” hükmü yeralmıştır. Dava dosyasınınincelenmesinden, davalı idareden yetim aylığı almakta olandavacının 506 sayılı Kanuna göreyaşlılık ayığı da aldığınıntespit edilmesi üzerine, 14.01.2010 gün ve 698.060.2 sayılıişlemle yetim aylığı kesilip 01.09.1999 - 31.08.2006tarihleri arası dönemde almış olduğuaylıkların adına borç çıkartıldığı,bakılmakta olan davanın söz konusu işlemin iptali istemiyleaçıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta,Mahkememiz’in 16.06.2010 tarihli ara kararı ile davalıidareden, davacı hakkında işlem tesis edilirken 5510sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıpuygulanmadığı hususu sorulmuş olup, 07.07.2010 tarihindekayda giren cevabi yazıdan; davacı adına borççıkartılması ve bunun tahsiline ilişkinişlemlerin 5510 sayılı Kanun hükümlerinedayanılarak tesis edildiği anlaşılmışbulunmaktadır. Buna göre, 5510sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonraçıkarılan ve söz konusu Kanunun 96. maddesinin ve bunailişkin Yönetmeliğin uygulanması suretiyle davacıadına borç çıkarma işleminin tesis edildiğianlaşılmakla; 5510 sayılı Kanunun uygulanmasındandoğan işbu uyuşmazlığın yukarıda yer alan101. madde hükmü uyarınca adli yargıda (İşMahkemelerinde) görülüp çözümlenmesi gerektiğisonucuna varılmış olup Mahkememiz görevsizdir. Açıklanan nedenlerle,davanın 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1/a bendiuyarınca GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE(…)” demek suretiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar temyizedilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı vekili bu kezaynı istemle, 6.9.2010 tarihinde adli yargı yerinde davaaçmıştır. Ankara 15.İş Mahkemesi;19.12.2012 gün ve E:2010/849, K:2012/1430 sayı ileuyuşmazlığın esasını inceleyerek, işleminiptaline karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine bu karar,Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin; 3.10.2013 gün ve E:2013/2010,K:2013/18196 sayılı kararıyla; “(…)5434sayılı Kanun kapsamında T.C. Emekli Sandığındanyetim aylığı alan davacının, esasenmuhtaçlık durumunun bulunmaması nedeniyle,aylığın iptaliyle 1999-2006 tarihleri arası dönemyönünden çıkarılan yersiz aylık tahakkukuüzerine açılan iş bu davayla; davalı Kurum’aborçlu olunmadığının tespiti ve aksi Kurumişlemlerinin iptali istenmiş, Mahkemece esasa girilmek suretiyleyapılan yargılama sonucu davanın kabulüne kararverilmiştir. 5510 sayılıYasanın Geçici 4. maddesinde, “Bu Kanununyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harpmalûllüğü zammı, diğer ödemeler veyardımlar ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 incimaddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunlayürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartlarıhaiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devamolunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresiolan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığıalmakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haizoldukları müddetçe devam edilir. Bu madde kapsamınagirenlerin aylıklarının bağlanması,artırılması, azaltılması, kesilmesi, yenidenbağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya veborçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ileemeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlüktenkaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunhükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddeninuygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleriayrıca dikkate alınır..hükmüne yer verilmiştir. İş Mahkemeleri, 5521sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özelmahkemelerdir. Davaya konu uyuşmazlık, dayanağı işlemve olayların meydana geldiği tarih itibariyleyürürlükte bulunan 5434 sayılı Kanun’dankaynaklanmakta olup, görev alanına girmediğinden İşMahkemelerinde çözümlenmesi mümkün değildir. 5510 sayılı Yasa’nınyürürlüğünden önce, 5434 sayılı Kanunkapsamında T.C. Emekli Sandığından yetimaylığı alan davacının, esasen muhtaçlıkdurumunun bulunmaması nedeniyle, aylığın iptaliyle1999-2006 tarihleri arası dönem yönündençıkarılan yersiz aylık tahakkuku üzerine,davalı Kurum’a borçlu olunmadığınıntespiti ve aksi Kurum işlemlerinin iptali istemiş olmasıkarşısında, davanın idari yargı yerindeaçılması gerektiği gözetilerek “yargıyolu yanlışlığı nedeniyle dinlenmesi mümkünbulunmayan dava dilekçesinin reddine” karar vermek gerekirken,işin esasına girilerek, yazılı şekilde kararverilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmanedenidir. O hâlde, taraflarvekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabuledilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilenhükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA…”denilmek suretiyle görev noktasından bozulmuştur. ANKARA 15.İŞMAHKEMESİ: 11.2.2014 gün ve E:2013/1014, K:2014/123 sayı ile,“(…)Her ne kadar davacı mahkememize dava açmaksuretiyle 01.09.1999-31.08.2006 dönemi için almışolduğu muhtaçlık aylığından dolayıdavalı kuruma borcu bulunmadığının tespiti ve bununaksine olan kurum işleminin iptali talebinde bulunmuş ise deuyuşmazlığın mahiyeti gereği çözümyerinin idari yargı alanında olduğu, mahkememizeaçılan dava açısından yargı yerinin caizolmadığı görülmüştür. Yargıyerinin caiz olmaması HMK'nun 114/1-b maddesi hükmüne göredava şartı niteliği taşıdığı bu davaşartı eksikliğinden dolayı HMK 115/2 maddesi gereğincedavanın usulden reddinin gerekli olduğu, 03.10.2013 tarih 2013/2010Esas 2013/18196 Karar sayılı bozma ilamının da bunugösterdiği anlaşılmakla davanın usulden reddi cihetinegidilmiştir. Bu itibarla; HÜKÜM: Uyuşmazlığınmahiyeti gereği uyuşmazlığın çözümyerinin idari yargı olup mahkememiz açısından yargıyeri caiz olmadığından HMK 114/1-b maddesi gereğince davaşartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince davanınusulden reddine(…)” demek suretiyle görevsizlik kararıvermiş; bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, MehmetAli DURAN, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 26.1.2015 günlütoplantısında; l-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre; adli ve idari yargıyerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının; davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren Mahkemece 15. maddede belirtilenhükmün aksine, önceki görevsizlik kararına ilişkindava dosyası temin edilmeden gönderildiği görülmekteise de; davaya ilişkin bilgi ve belgeler ile idari yargıkararının kesinleşme durumunu gösteren birörneğinin dosyada yer aldığı ve sonuçta usuleilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, 5434 sayılı Kanunkapsamında T.C. Emekli Sandığından yetimaylığı almakta olan davacının 506 sayılıKanuna göre aylık aldığının tespit edilmesiüzerine, muhtaçlık durumunun bulunmaması nedeniyle yetimaylığı kesilip 01.09.1999 - 31.08.2006 tarihleri arasıdönemde almış olduğu aylıkların adınaborç çıkartılarak tahsil edilmesine ilişkin14.01.2010 gün ve B.13.2 SGK.0.65.01.00/691716-11.698.060.2sayılı işlemin iptali istemiyleaçılmıştır. 5434 sayılı T.C.EmekliSandığı Kanununun, 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile ilga edilen 66.maddesinde, “ Dul ve yetim aylıkları: a)Cumhurbaşkanı iken veya ayrıldıktan sonra ölenlerin, b)İştirakçilerden fiili hizmet müddetleri 10 yıl vedaha fazla olanlardan ölenlerin, c)Emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğüaylığı alanlardan (Aylığa müstahak duruma giripte henüz bağlama yapılmamış olanlar dahil)ölenlerin, ç)İştirakçilerden 45 inci maddede yazılı vazifedendoğma sebeplerle ölenlerin veya aynı sebeplerden doğma kazave yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyatyüzünden ölenlerin; d)Erlerden 56 ncı maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerleveya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerinetedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin; e)Erlerden 56 ncı madde gereğince vazife malüllüğüaylığı alanlardan (Aylığa müstahak duruma girip dehenüz bağlama yapılmamış olanlar dahil)ölenlerin, f)(Değişik bent: 09/07/1953 - 6122/3 md.) Fiili hizmet müddetleri10 yıl ve daha fazla olupta kesenekleri geri verilmemiş durumdaolanlardan 61(...) yaşını doldurmadan ölenlerin, g)Vazife malüllüğü geçtiğinden dolayıaylığı kesilmiş ve emeklilik hakkı tanınan birvazifeye tayin edilmemiş ve fiili hizmet müddetleri de 10yılı doldurmuş bulunanlardan ölenlerin, Ölümtarihinde bu kanuna göre aylığa müstahak dul ve yetimlerinebağlanır.” hükmüne; 5434 sayılı T.C.EmekliSandığı Kanununun, 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile ilga edilen ve yetimlere aylıkbağlanmasına ilişkin şartları içeren74.maddesinde; “(Değişikmadde: 07/05/1986 - 3284/11 md.) Ölümtarihinde (18) yaşını, ortaöğrenim yapmakta ise (20)ve yükseköğrenim yapmakta ise (25) yaşınıdoldurmamış erkek çocuklara aylık bağlanır. Ölümtarihinde (18) yaşını doldurmuş ve öğrenciolmamaları nedeniyle aylık bağlanmamış erkekçocuklara, öğrenim durumlarına göre yukarıdakibentte belirtilen yaşları geçmemek şartıylaaylık bağlanır. Yetimaylığını almakta iken öğrenim durumlarınagöre yukarıda belirtilen yaşları doldurmaları veyaöğrencilik durumlarının sona ermesi nedeniyleaylıkları kesilen veyahut ortaöğrenimde (20)yaşını doldurmuş olmaları nedeniyle aylıkbağlanmamış erkek çocuklardan, yukarıda belirtilenyaşları geçmemek şartıyla yeniden veya ilk defaöğrenci olanlara öğrenci oldukları tarihi takip edenaybaşından itibaren aylık bağlanır. Ortaöğrenimibitirdikten sonra ve (20) yaşını doldurmadan önce ilk dersyılında yükseköğrenime başlayan erkekçocukların aylıkları aralıksız ödenir. Ortaöğrenimibitirdikten sonra yükseköğrenime devam edebilmek içinyurt dışında yabancı dil öğreniminde geçensürenin en çok bir yılı ile master ve lisans üstüuzmanlık öğrenimlerinde geçen sürelerin tamamıyükseköğrenimden sayılır. Biryükseköğrenimin bitirilmesinden sonra ikinci biryükseköğrenimde geçen süreler ile doktora veyaikinci defa yapılan master veyahut lisans üstü uzmanlıköğreniminde geçen sürelerde aylık ödenmez. Ölümtarihinde iyileştirilmesi olanaksız hastalıklarınınveya sakatlıklarının çalışmalarına engelolduğu sağlık kurulunca onaylanacak raporla tesbit edilenleremuhtaç olmaları şartıyla, ölüm tarihindekiyaşları ne olursa olsun ölüm tarihini izleyenaybaşından, sonradan bu şekilde malul ve muhtaç durumadüştükleri anlaşılanlara kendileri veya veli veyahutvasileri tarafından Sandığa müracaat tarihlerini takip edenaybaşından itibaren aylık bağlanır. Aylıkalmakta iken yukarıdaki bent kapsamına girdikleri aynışekilde anlaşılanların aylıkları,yaşları dolayısıyla aylıklarının kesilmesigereken tarihte kesilmeyerek ödenmeye devam edilir. 5yıl ve daha fazla fiili hizmeti bulunanların aylık bağlanankız ve erkek çocukları hakkında da (malüllükşartları hariç) bu madde hükümleri uygulanır.”Hükmüne; 5434 sayılı T.C.EmekliSandığı Kanununun, 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile ilga edilen ve 27/04/2005 tarih ve 25798sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5335 sayılıbazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikyapılmasına dair kanunun 3.maddesinin ( e ) fıkrası iledeğişik “Muhtaçlık” başlıklı 108.maddesihükmü ile, muhtaçlığın ilgililerinbağlı bulundukları il veya ilçe idare kurallarıncaverilecek mazbatalar ile belirleneceği, 5434 sayılı kanunhükümlerinin uygulanması açısından muhtaçlığıntespitinde ölçü olarak, ilgililerin kendisini ve TürkMedeni Kanunu hükümlerine göre bakmaya mecbur olduğu ailefertlerini geçindirmeye yetecek geliri, malı veya kazançtoplamının 4857 sayılı İş Kanununun 39.maddesiuyarınca 16 yaşından büyük işçileriçin tespit edilen asgari ücretin net tutarınınüzerinde olup olmadığınınaraştırılması ve bu esaslar doğrultusundamuhtaçlık kararı alınması yönünde, il veyailçe idare kurullarına yetki verilmiş; Yine, 5434 sayılıT.C.Emekli Sandığı Kanununun, 5510 sayılı Kanunun 106.maddesi ile ilga edilen 110. maddesinde; “ Sonradan veraset, bağış,vasiyet yoluyla veya başka suretlerle para, menkul ve gayrimenkul mal vegelir edinmiş veya kazanç sağlamış olanlar; budurumlarını, bunları iktisap ettikleri tarihten itibaren bir ayiçinde beyanname ile Sandığa bildirmeye mecburdurlar. Butakdirde bu hallerin muhtaçlığını gidermiş olupolmadığı Sandık tarafından evvelce bumuhtaçlığı karara bağlıyan yerler idareheyetlerince yeniden karara bağlattırılır.”Hükmüne yer verilmiştir. Dava ve Emeklilik sicil dosyasınınincelenmesinden; Ankara Emniyet Genel Müdürlüğüemrinde Polis Memuru olarak görev yapmakta iken 13/07/1963 tarihindeyaş haddinden emekliye sevk edilen bilahare 11/03/1973 tarihinde vefateden davacının babası H.S.D.’den dolayı davacıyamalul ve Yenimahalle Kaymakamlığı İl İlçeKurulunca düzenlenen 07/02/1977 tarih ve 25/31 sayılımuhtaçlık kararına göre muhtaç olmasısebebiyle, 01/03/1975 tarihinden itibaren yetim aylığıbağlandığı, ancak davacının, 506 sayılıkanuna göre yaşlılık aylığıaldığının tespit edilmesi sonucu yapılanyazışmalar sonucunda, Yenimahalle İlçe İdareKurulunun 13/10/2009 tarih ve 504.01/2708 sayılı kararı ile“5434 sayılı kanunun 108.maddesi gereğince 1100116255tahsis numarası ile Sosyal Sigortalar Kurumundan yetimaylığı almakta olan A.R.D.01/07/1996 tarihinden itibaren 1996yılının 7.ayında-1997 yılının 7 ve 8.ayında-1999 yılının 2.7 ve 8. aylarında net aylığınınasgari ücretin altında olması nedeniyle bu aylarda “muhtaçolduğuna” diğer aylar ve yıllarda ise “muhtaçolmadığına” ,şeklinde kararına istinaden; 09/11/2009tarihli ve 34694 sayılı işlem ile davacınınaylığının 01/09/1999 tarihinden itibaren sürekliolarak kesildiği ve muhtaç olmadığı sürelerdetarafına ödenen aylıkların borççıkartıldığı; bu hususun Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı, Strateji GeliştirmeBaşkanlığı, Bütçe ve Muhasebe DaireBaşkanlığı'nın 14/01/2010 tarihli ve B.13.2SGK.0.65.01.00/691716-11.698.060.2 sayılı yazısıylabildirilmesi üzerine bakılan davanın açıldığıanlaşılmıştır. 31.5.2006 tarihve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretleçalışanlar, (Tarım sigortalıları), devletmemurları ve diğer kamu görevlilerini (EmekliSandığı İştirakçileri), geçicimaddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabitutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyalgüvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada AnayasaMahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, buKanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarakgörev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerinidiğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonrakabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılıKanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenenGeçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlarile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimihükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak vehaklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devamedecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanununyürürlüğünden sonra, prim esasına dayalıyani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş veişlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda,itiraz konusu kuralla, yargılamanınbütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanunhükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkanuyuşmazlıkların çözümünde işmahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’yaaykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabiolacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından daaynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak,bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlarınise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'unyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar veayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin“idari işlem” ve “idari eylem” niteliğinikorumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilenidari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihtenönce Emekli Sandığı iştirakçisi olanmüteveffa polis memurunun, 5434 sayılı Kanun kapsamındaT.C. Emekli Sandığından yetim aylığı almakta ikenbu aylığı kesilerek kendisine borççıkarılan oğlu davacı tarafındanaçılan davanın görüm veçözümünde, idari yargının görevliolduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Ankara 6.İdare Mahkemesinin görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara6.İdare Mahkemesi’nin 19.7.2010 gün ve E:2010/286, K:2010/1116sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.1.2015gününde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Mehmet Ali DURAN Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy