T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 9
KARAR NO : 2015 / 17
KARAR TR : 26.1.2015
ÖZET: Davacının, tutuklu ve gözaltında kaldığı sürelerin cezasından mahsup edilmesinden sonra, geriye 2 günlük cezası kalmışken müddetname tanzim edilmeden ceza infaz kurumuna alınması sonucu fazladan 16 gün cezaevinde kalarak özgürlüğünün kısıtlanmış olması nedeniyle hürriyetinden yoksun bırakıldığı iddiasıyla açılan manevi tazminat davasının, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : E. Ç. Vekili : Av. B. S. B. Davalı : Adalet Bakanlığı O L A Y : Davacı vekili,müvekkilinin Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2006/215, K:2007/52 sayılı ilamı ile 4 yıl 2 ay hapis cezasınave 100,00-TL para cezasınaçarptırıldığını, dosya kapsamında25.12.2002 tarihinde gözaltına alınaraktutuklandığını, 09.11.2004 tarihinde tahliye olduğunu,Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı kesinleştikten sonramüvekkilinin, 2007/5-2512 ilamat numaralı idari işlemle,müddetname tanzim edilmeden cezasını çekmek üzereMersin E Tipi Kapalı Cezaevinegötürüldüğünden, toplam 2 günhükümlü kalması gerekirken, 19.07.2009 ile 03.08.2009tarihleri arasında olmak üzere toplam 16 gün cezaevindeözgürlüğünden mahrum edildiğini önesürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmakkaydıyla, olay tarihi olan 21.07.2009 tarihinden itibaren işleyecekfaizi ile birlikte, 2.250.00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır. Mersin1.İdare Mahkemesi: 07.05.2010 gün ve E:2010/877, K:2010/863sayı ile, davacının tazminini istediği zararın, idarieylem ve işlemlerden kaynaklanan bir zarar olmadığı, Adana6. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş 20.03.2007 tarih veE:2006/215, K:2007/52 sayılı kararı gereğince cezaevinemüddetname tanzim edilmeden gönderildiği iddia edilendavacının, cezaevinde hükümlü kalması gerekensüreden fazla olarak 16 gün haksız ve yasal dayanaktan yoksunolarak özgürlüğünden mahrum edildiği iddiasınadayandığı, yani yargısal kararın uygulanmasındandoğduğu iddiasına dayandığı sonucunavarıldığından, yargısal karardan dolayıuğranıldığı ileri sürülen zararıntazmini istemiyle açılan davanın görüm veçözüm yerinin adli yargı yeri olduğugerekçesiyle; davanın 2577 sayılı idariYargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca görev yönündenreddine karar vermiş; yapılan itiraz Adana Bölge İdareMahkemesinin 07.07.2010 gün ve E:2010/3241, K:2010/3024 sayılıkararıyla reddedilerek onanmış ve karar kesinleşmiştir. Davacıvekili bu kez, aynı istekle, adli yargı yerinde davaaçmıştır. Mersin 1.Ağır CezaMahkemesi: 20.12.2012gün ve E:2012/319, K:2012/424 sayı ile özetle; “Adana 6ACM’nin 20.03.2007 tarih ve 2006/215 Esas, 2007/52 Karar sayılıilamına göre uyuşturucu madde ticareti suçundan 4yıl 2 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ilecezalandırıldığı, kararın kesinleştiği,infaz aşamasında Mersin 3 ACM’nin 03.08.2009 tarih ve 2009/649D.İş sayılı kararı ile ödenmeyen adli paracezası da bir gün hapis cezasına çevrilerek sonuçcezanın 4 yıl 2 ay 1 gün hapis cezası olarak infazınakarar verildiği, Mersin 3 ACM’nin 03.08.2009 tarih ve 647D.İş sayılı kararı ile hükümlü E.Ç.’in 21.07.2009 tarihinden geçerli olacak şekildeşartla tahliyesine karar verildiği ve bihakkın tahliye tarihininde 18.01.2012 tarihi olduğu, hükümlü vekilinindilekçesine göre hükümlünün gereken şartlatahliye tarihinden sonra tahliye edilmiş olsa bile, bihakkın tahliyetarihi olan 18.01.2012 gününden önce tahliye edilmişolması nedeniyle tazminat isteme koşullarıoluşmadığı” gerekçesiyle davanın reddinekarar vermiştir. İşbu kararakarşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay12.Ceza Dairesi 30.06.2014 gün ve E:2014/2121, K:2014/16123sayılı ilamı ile özetle; “Davaya konu hak ihlalininCMK’nın 141. maddesinde düzenlenen suçsoruşturması ve kovuşturması sırasındayapılan bir işlemden kaynaklanmadığı, aksinekesinleşmiş kararı ile hükümlü durumunda bulunandavacının cezasının infazı sırasında idarimerciinin hatalı işleminden kaynaklandığı, bu türhukuka aykırılıkların idari yargı görevalanında kaldığı ve bu mahkemeler önünde tazminatisteminde bulunabileceği gözetilerek görevsizlik kararıverilmesi gerektiği,ancak daha önce davacı tarafından bukonuda açılmış olan davanın Mersin 1.İdareMahkemesinin 07.05.2010 tarihli kararı ile reddedildiği degözetilerek görev uyuşmazlığınınçözümlenmesi için görevsizlik kararı ilebirlikte dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesiyerine yargılamaya devamla yazılı şekilde davanınreddine karar verilmesi kanuna aykırı olup, 5320 sayılıKanunun 8.maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılıCMUK’un 321.maddesi gereğince, hükmün isteme uygun olarakBOZULMASINA” karar vermiştir. Mersin 1.Ağır CezaMahkemesi:Yargıtay’ın bozma ilamına uyduktan sonra 21.10.2014gün ve E:2014/379, K:2014/339 sayılı kararı ileözetle; davanın idari yargı yerinde görülmesigerektiğinden bahisle, davanın görev yönünden reddineve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine kararvermiş ve bu karar kesinleşmiştir. İNCELEMEVE GEREKÇE : UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane Topuz, MehmetAli DURAN, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 26.1.2015 günlütoplantısında: l-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Olaykısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu vesebebi aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yeriningörevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bununüzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahipolduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir. 1-2247sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuzgörev uyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargımercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdiklerikararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarcaileri sürülebilir” hükmüne göre, idaremahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerineadli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bukararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görevuyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanındadoğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemiise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir. 2-2247sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayıincelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı merciidavada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğukanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevlimerciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvururve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlikkararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesihususunu da ihtiva etmesi gerekir. Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görevuyuşmazlığı doğması halinde her iki yargımerciince işten el çekilmiş olduğundan başvurmairadesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yöntemenazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır. Olayda,adli yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciin belirtilmesiiçin re’sen Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulmasına da karar verilmiştir. Buhaliyle, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince re’sen yapılanbaşvuru, 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamaktadır. Ancak,idari ve adli yargıyerleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari yargı dosyasına ilişkin evrakın,davacı vekilinin görev uyuşmazlığınıngiderilmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesi istemine ilişkin dilekçesi ile birlikte songörevsizlik kararını veren Mahkemece UyuşmazlıkMahkemesine gönderildiği ve sonuçta usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıUğurtan ALTUN’un davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2006/215, K:2007/52 sayılıilamı ile 4 yıl 2 ay hapis 100,00-TL adli para cezası ilecezalandırıldığını ifade edendavacının, dosya kapsamında 25.12.2002 tarihindegözaltına alınarak tutuklandığı, 09.11.2004tarihinde tahliye olduğu, Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıkesinleştikten sonra, 2007/5-2512 ilamat numaralı işlem ile,müddetname tanzim edilmeden cezasını çekmek üzereMersin E Tipi Kapalı Cezaevine götürüldüğü,toplam 2 gün hükümlü kalması gerekirken, 19.07.2009ile 03.08.2009 tarihleri arasında olmak üzere toplam 16 güncezaevinde özgürlüğünden mahrum edildiğiniöne sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarısaklı kalmak kaydıyla, olay tarihi olan 21.07.2009 tarihindenitibaren işleyecek faizi ile birlikte, 2.250.00-TL maddi, 5.000,00TLmanevi tazminata hükmedilmesi istemiyle açılmıştır. Dosyakapsamında yapılan incelemede; Adana 6. Ağır Ceza MahkemesininE:2006/215, K:2007/52 sayılı ilamı ile atılı‘’Teşekkül halinde uyuşturucu madde ticaretiyapmak‘’ suçundan neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve100,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kararverilen davacının, iş bu dosyaya ilişkin olarakatılı suçtan 25.12.2002 tarihinde gözaltınaalınarak tutuklandığı, 24.08.2004 tarihinde tahliyeolduğu, Ağır Ceza Mahkemesi'nin mahkumiyet kararının30.05.2007 tarihinde kesinleştiğine ilişkin olarak, 13.06.2007tarihinde kesinleşme şerhi tanzim edildiği ve ilamıninfazı için Adana Cumhuriyet Başsavcılığınagönderildiği, Adana Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından davacı hakkında 13.06.2007 tarihinde 2007/ 390, 391,392, 393 ilamat numaralı Ceza Fişinin düzenlendiği,19.07.2009 tarihinde davacının cezasının infazınabaşlandığı, bu aşamadan sonra Mersin CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından davacı hakkında2007/5 – 2512 – 2508 ilamat numaralı ve 03.08.2009 tarihli müddetnamenin(süre belgesi) tanzim edildiği, bu belgede davacınınkoşullu salıverilme tarihinin 21.07.2009 olarak belirtildiği,buna istinaden Mersin 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 03.08.2009gün ve 2009/647 Değişik İş sayılıkararı ile davacının 21.07.2009 tarihinden geçerli olmaküzere koşullu salıverilmesine karar verildiğianlaşılmıştır. 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun’un amacı, Kanun’un 1.maddesinde debelirtildiği üzere ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazınailişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kişi hakkındaverilmiş olan bir mahkumiyet ilamının infaz edilebilmesi içintemel şart ise 4.maddede de belirtildiği gibi bu mahkumiyetilamının kesinleşmiş olmasıdır. Kesinleşenmahkumiyet ilamına ilişkin olarak, infazın dayanakları veinfaz işlemini kimin takip edeceği ise Kanun’un 5.maddesindedüzenlenmiştir. 5.maddede; ‘’Mahkeme, kesinleşen veyerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkinhükmü Cumhuriyet Başsavcılığınagönderir. Bu hükme göre cezanın infazı Cumhuriyetsavcısı tarafından izlenir ve denetlenir. ‘’hükmü yer almakta olup, böylece Mahkemece kesinleştirmesi yapılarakyerine getirilmesi onaylanan mahkumiyet ilamının ilgili Cumhuriyet başsavcılığınagönderilmesinden sonra, ilamın infazının Cumhuriyet başsavcılığıtarafından yerine getirileceği belirtilmiştir. Buaşamadan sonra hakkında verilen mahkumiyet ilamıkesinleşmiş olan hükümlünün ceza infaz kurumunakabulü aşamasına geçilir ki, bu da Kanun’un Cumhuriyetbaşsavcılığınca Yapılacak İşlemler başlıklı20.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre 20.maddede;‘’ (1) Hapis cezasını içeren kesinleşmişmahkûmiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü vehangi cezanın infazına ilişkin olduğuaçıkça belirtilmek suretiyle CumhuriyetBaşsavcılığına verilir. (2)Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilenilâmdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlühakkında çağrı kâğıdı veya yakalamaemri çıkarılır. (3)Çağrı kâğıdı, hükümdegösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü, adresdeğişikliklerini mahkemeye veya CumhuriyetBaşsavcılığına bildirmekle yükümlüdür.Aksi hâlde hükümde gösterilen adreste yapılantebligat geçerlidir. (4)Hükümlüye, Cumhuriyet Başsavcılığıncadüzenlenen ceza infaz kurumuna alındığı vesalıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangihükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir.’’hükmü yer almaktadır. 5275 sayılı Kanun’un20.maddesinin (4) numaralı fıkrasında bahsi geçen belgemüddetname olup, maddeye göre bu belgedehükümlünün ceza infaz kurumunaalındığı, salıverileceği tarih ile cezanınsüresi ve hangi hükme esas teşkil ettiğinin belirtilmesigerekmektedir. 5275sayılı Kanun’un ‘’Koşullu Salıverilme’’başlıklı 107.maddesinin (11) numaralı fıkrasında;‘’ Bir hükümlünün koşullusalıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafındanhazırlanan gerekçeli rapor, hükmü veren mahkemeye; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunanaynı derecedeki mahkemeye verilir. Mahkeme, bu raporu uygun bulursahükümlünün koşullu salıverilmesine dosyaüzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun bulmadığıtakdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlarakarşı itiraz yoluna gidilebilir. ‘’ denilmek suretiylekoşullu salıverilmenin usulü anlatılmıştır. Belirtilenyasal düzenlemeler dikkate alındığında, mahkumiyetilamının infazı aşamasında hükümlüyeverilen müddetnamede hükümlünün koşullusalıverilme tarihi de belirtilmekte olup, hükümlühakkında koşullu salıverilmeye karar verecek olan makamise, hükmü veren mahkeme, hükümlü başka biryerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme olarakbelirtilmiştir. Burada hükmü veren mahkemenin adli yargıdüzeni içerisindeki bir ceza mahkemesi olduğunda kuşkubulunmamaktadır. Ayrıca,06.08.2013 gün, 28730 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren CumhuriyetBaşsavcılıkları ve Adli Yargı İlk Derece CezaMahkemeleri Yazı İşleri HizmetlerininYürütülmesine Dair Yönetmeliğin ‘’ SüreBelgesi ‘’ başlıklı 55. maddesinde; ‘’İlâmı infaz eden Cumhuriyetbaşsavcılığınca, ceza infaz kurumuna teslimindehükümlüye; infaz kaydı numarasını, ceza infazkurumuna alındığı ve salıverileceği tarihi, cezasüresi ile cezanın hangi mahkeme ve hükme ilişkinolduğunu ihtiva eden belge verilir. Hükümlünün cezainfaz kurumuna kabulünde de belgenin bir örneği kurum idaresinegönderilir.’’ hükmü, 06.04.2006 gün, 26131sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarakyürürlüğe giren Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Tüzük’ün ‘’Cumhuriyetbaşsavcılığınca yapılacakişlemler’’ başlıklı 66.maddesinin (3)numaralı fıkrasında; ‘’(3)Kuruma alındıktan sonra Cumhuriyetbaşsavcılığınca hükümlüye bir sürebelgesi verilir.Düzenlenecek bu belgede hükümlünün: a-Kimlik, tebligat ve iletişim bilgileri, b-İnfaz defteri numarası, c-Kuruma alındığı tarih, d-Tutuklulukta veya göz altında geçirdiğisüre, e-Ceza süresi, hak ederek ve koşullusalıverileceği tarih, f-Cezanın hangi hükme ilişkin olduğubelirtilir. ’’ denilmek suretiyle süre belgesinin kapsamıve unsurları sayılmıştır. Süre belgesinin tanzimine ilişkin sürecebakıldığında, adli yargı mercii olan ceza mahkemesitarafından verilen mahkumiyet ilamının kesinleşmesindensonra, cezanın infazı aşamasına geçilmekte olup,Cumhuriyet savcısı tarafından tanzim edilen süre belgesiceza infaz kurumuna alınacak olan hükümlüye bu aşamadaverilir. Bu belge, yukarıda belirtildiği üzere adli yargımercii tarafından verilen ve kesinleşen mahkumiyet ilamınıninfazına ilişkin bir takım bilgileri içermekte ve adliyargı mercii tarafından icra edilen işlemler silsilesinin birparçası olduğundan, bu yargı merciince icra edilen vebirbirinin sonucunu doğuran işlemlerin idari bir işlem olarakdeğerlendirilmesi, bu işlemlerin sonuçlarınınfarklı bir yargı kolu tarafından denetlenmesi sonucunudoğuracak, bu da bir yargı koluna ait işleminin başka biryargı kolu tarafından denetimi anlamına gelecektir.Dolayısıyla adli yargı mercii tarafından tesis edilen veöncesinden gelen adli süreçten kaynaklanan süre belgesitanzimine ilişkin işlemin adli bir işlem olduğu sonucunavarılmıştır. Somutolayda, dava konusu; davacının, tutuklu ve gözaltındakaldığı sürelerin cezasından mahsup edilmesinden sonra,geriye 2 günlük cezası kalmışken müddetnametanzim edilmeden 19.07.2009 tarihinde ceza infaz kurumuna alınmasınedeniyle, 21.07.2009 tarihinde koşullu salıverilmesi gerekirken,müddetnamenin tanzim edildiği 03.08.2009 tarihine kadar fazladan 16gün cezaevinde kalarak özgürlüğününkısıtlanmış olmasıdır. Bukabuller ve belirtilen yasal düzenlemeler neticesinde; adli yargı mercilerindenolan Cumhuriyet savcısı tarafından 5275 sayılıKanun’un 20. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarıncadüzenlenen ve cezanın infazına ilişkin bilgileriçeren, bununla birlikte bir adli yargı işleminiteliğinde olan müddetnamenin geç tanzim edilmesi sebebiyle şartlatahliye kararının da gecikmeli olarak (geçmişeyürürlü biçimde) verildiği, dolayısıylabuna bağlı olarak kişinin hürriyetinden yoksunbırakıldığı iddiasının ve bundan kaynaklananzararın tazmini isteminin de adli yargı mercii tarafından değerlendirilmesigerektiği infaz aşamasında tesis edilen Savcılıkişlemi ile Ağır Ceza Mahkemesince verilen şartlıtahliye kararının birer idari işlem olarak kabulüne hukukenimkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, davanın görüm ve çözümündeadli yargı görevli olduğundan, Mersin 1.Ağır CezaMahkemesince yapılan başvurunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. SO N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Mersin 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılanBAŞVURUNUN REDDİNE, 26.1.2015 gününde Üye EyüpSabri BAYDAR’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Mehmet Ali DURAN Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Nurdane TOPUZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy