T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 563
KARAR NO : 2014 / 595
KARAR TR : 5.5.2014
ÖZET : İmar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacılar : -İ.A.Mirasçıları 1-M.A. 2-H.A. 3-N.R. 4-İ.A. 5-Ş.H. 6-H.Y. 7- N.Y. 8-F.A. -Y.A.Mirasçıları 9-A.A. 10-S.A. 11-F.C. 12-Ş.D. 13-A.K. 14-Y.A. 15-M.F.A. Vekilleri :Av.H.K.-Av.A.Ş. Davalılar :1- İl Özel İdaresi/İstanbul Vekili : Av.F.K.Ş. 2-Tuzla Belediye Başkanlığı Vekili :Av.T.O.Ç. 3-SağlıkBakanlığı Vekili : Av.U.Y.Ç. O L A Y : Davacılar vekili müvekkillerinin,İstanbul ili, Tuzla İlçesi 5854 ada 1 parselindekayıtlı taşınmazın hissedarları olduğunu;taşınmazın çok uzun senelerden beri imar planlarında“Park Alanı, Sağlık Tesis Alanı, İdari TesisAlanı” olarak ayrılmasına rağmen, planuygulamasının gerçekleştirilerekkamulaştırmasının yapılmadığını, buzaman zarfında imar ve yapılaşma hakkı da verilmediğini,bu şekilde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini vetaşınmaza kamulaştırmasız olarak elatılmış olduğunu; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun5.12.2010 tarih ve 2010/5-662 E.2010/551 K. sayılı ilamındaözetle; “...Bütün planlarda temel eğitim(ilköğretim) alanında bulunan dava konusutaşınmazın amacına uygun olarak imar programlarınaalınmamış, yatırımcı kuruluş olandavalı İstanbul İl Özel İdaresiMüdürlüğü'nce dekamulaştırılmamıştır. İlgili İdarelerinpasif ve suskun kalarak, amacına uygun işlem tesis etmemek suretiyle,davacı taşınmaz mal sahibinin mülkiyet hakkını,süresi belli olmayan bir sınırlamaya tabi tuttuklarıbelirgindir...Bu cümleden olarak, imar planlarında okul alanıolarak tahsis edilmiş bulunan dava konusu arsa üzerindedavacının, ileriye yönelik inşaat yapma gibi kişiseltasarruflarda bulunma, rayiç değeri üzerinden satma, kiralama,yararlı değişiklikler yapma gibi, mülkiyethakkının sahibine verdiği yetkileri kullanma hakkıkısıtlanmıştır. ....ayrılma amacına uygunolarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikinmülkiyet hakkının süresi belirsiz şekildekısıtlanması nedeniyle bedeli ödenmelidir.... ” denildiğini;bu emsal HGK kararı esas alınarak verilen Yargıtay 5. HD.nin10.03.2011 tarih ve 2010/21713 E-2011/4198 K. sayılı ilamıYargıtay 5. H. D.nin 22.03.2011 tarih ve 2010/17128 E- 2011/5077 K.sayılı ilamında da özetle; “..3194 sayılı İmarKanununun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000ölçekli uygulama imar planının kesinleştiğitarihten itibaren 5 yıl içerisinde...ayrılma amacınauygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi vemalikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekildekısıtlanması nedeniyle bedeli ödenmelidir...” şeklindekararlar verildiğini; dava konusu taşınmazın belediyehudutları ve onaylı imar planı içerisinde olduğunu, hertürlü belediye hizmetlerinden yararlandığını; izaholunan nedenlerle dava konusu taşınmaza kamulaştırmasızolarak el konulmuş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nunilamı uyarınca taşınmazların bedelinin ödenmesişartıyla davacı adına olan tapularının iptali iledavalı idareler adına tapuya tesciline, tapuya tescilimümkün olmayanların ise terkinine karar verilmek amacıylaişbu davanın açıldığını ifade ederek;dava konusu taşınmazın bedelinin (HMK 107 maddesi gereğincedeğerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi ile birlikte iddianıngenişletilmesi yasağına tâbi olmaksızındavanın başında belirtmiş oldukları -1.000,00TL- talepleriniartırma ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmakkaydı ile) dava açma tarihinden itibaren işleyecek faiziile birlikte davalı idarelerden tahsiline, taşınmazındavacı adına olan tapusunun iptali ile davalı idareleradına tapuya tesciline, (tescili mümkün olmayanlarınterkinine) karar verilmesi istemiyle, adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalılardan İstanbulİl Özel İdaresi ile Tuzla BelediyeBaşkanlığı vekilleri ilk cevap dilekçelerinde, Sağlık Bakanlığı vekili ise ilk oturumda görevitirazında bulunmuşlardır. İSTANBUL ANADOLU 8.ASLİYEHUKUK MAHKEMESİ:23.5.2013 gün ve E:2013/96 sayı ile,Davalıların görev itirazının reddine kararvermiştir. Davalılardan SağlıkBakanlığı vekilinin, idari yargı yararına olumlugörev uyuşmazlığı çıkartılmasıyolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerine,dava dosyasının onaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış olduklarıişlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya dakarara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddifaaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idarieylem" olarak tanımlandığı; bu tanımagöre; idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8'inci maddesiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile 2981sayılı Yasanın 13'üncü maddesinin (c) bendiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesisettikleri, genel ve düzenleyici ıslah imar planları ve buplanlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma,ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imarplanı uyarınca yapmak zorunda oldukları program veuygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de,idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanınincelenmesinden; dava dilekçesinde, imar planında park,sağlık tesisi ve idari tesis alanı olarak ayrılan taşınmazakamulaştırmasız el atıldığından bahisletaşınmazın değerinin ödenmesi vetaşınmazın tapu kaydının davalı adınatescilinin istenildiğinin anlaşıldığı; bubilgiler karşısında; davanın, davacılarıntaşınmazının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun15.12.2010 günlü, E:2010/5-662 K:2010/651 kararında "hukukiel atma" olarak nitelendirilen, imar planındaki belirleme sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat talebiyle açıldığı sonucuna ulaşıldığı;dava dilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında,mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak bu sonuçya da sonuçların, genel ve düzenleyici nitelikte bir idariişlem olan imar planında taşınmazlara yönelikbelirlemenin bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapamamasından ve imaruygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarelerin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklandığı; idariişlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve13'üncü maddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerindeaçılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin,anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bubakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki ve sonuçların,"hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuzsonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerindeaçılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanakbulunmadığı; dolayısıyla, davanıntaşınmazlarının bedelinin tazminat olarak hükümaltına alınması istemine ilişkin kısmının,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'ncimaddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "idarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları," hükmü gereğince idari yargı yerindegörülmesinin gerektiği; nitekim, 11.06.2013 günlü,28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılıKanun'un 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici6'ncı maddesinde değişiklik yapan 21'inci maddesinde"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlaraayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıylatasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülenidari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idariyargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmeksuretiyle "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan tazminat davalarının görüm veçözümünde İdari Yargı yerinin görevliolduğunun öngörülmüş bulunduğu; açıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncumaddesi uyarınca davanın taşınmazın bedelinin tazminatolarak hüküm altına alınması istemine ilişkinkısmı yönünden olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına vedosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, kararvermiştir. Başkanlıkça, 2247sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nın yazılıdüşüncesi istenilmemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün,Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 5.5.2014 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalılardan SağlıkBakanlığı vekilinin, anılan Yasanın 10/2 maddesindeöngörülen yönteme uygun olarak yaptığıgörev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilensüre içinde başvuruda bulunması üzerineDanıştay Başsavcısı'nca, 10. maddedeöngörülen biçimde, davanın taşınmazınbedelinin tazminat olarak hüküm altına alınmasıistemine ilişkin kısmı ile anılan davalı idare yönündenolumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığıgörülmüştür. Diğertaraftan, İstanbul Anadolu 8.Asliye Hukuk Mahkemesince Mahkememizegönderilen 17.12.2013 günlü, E:2013/96 sayılı3.celseye ilişkin Duruşma Tutanağının incelenmesinden;Mahkemece 23.5.2013 tarihinde verilen görevlilik kararındandönüldüğü ve yargı yolu bakımındanMahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddinekarar verildiği anlaşılmıştır. 2247 sayılıYasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesinden istektebulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmişbulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür. Görev itirazınınreddine ilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez.’’hükmü yer almaktadır. Anılan yasanın 12.maddesiYargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaret etmekte olup,buna göre; ‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddineilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararıntebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açıkbulunan ceza davalarında ise ret kararının kesinleştiğitarihten başlayarak onbeş gün içinde,uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkilimakama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazıreddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde bu yargımerciine cevabını bildirmezse, cevap vermekten vazgeçmişsayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınan cevabıve görevsizlik itirazının reddine ilişkinkararını, dava dosyası muhtevasının onaylıörnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma istemindebulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurulabilir.’’ hükmü yer almaktadır. Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte etmekte olup, bunagöre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülen süreningeçirilmiş olduğunu tespit ederse, istemin reddine kararverir.Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgili yargı merciine,hemen tebliğ olunur. Bu karara karşı hiç bir yargımerciine başvurulamaz. Uyuşmazlıkçıkarılmasını gerekli gördüğüdurumlarda yetkili makam, dilekçe ve eklerinin kendisineulaştığı tarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmakyoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazıları ongün geçmeden postaya vermiş ise eksikliklerintamamlandığı tarihten başlayarak en geç on güniçinde düzenleyeceği gerekçeli düşünceyazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıcaUyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgili yargımerciine hemen bildirir.Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesine göndereceği, ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurduğunu ilgili yargı merciine bildireceğini, yargımerciinin ise 18.maddede öngörüldüğü şekildedavanın görülmesini geri bırakacağını ifadeetmiş olmakla birlikte yasanın 18.maddesinde; ‘’Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilen yargımercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince bir kararverilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır. Butakdirde zamanaşımı süreleriyle öbür kanuni veyahakim tarafından verilen süreler, işin yeniden incelenmesinebaşlanacağı güne kadar durur. Şu kadar ki,Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildirenyazının alındığı günden başlamaküzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezseyargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak, esashakkında son kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesininkararı gelirse yargı mercii bu karara uymak zorundadır.Uyuşmazlık çıkarılacağı bildirilerekyargı merciinden davaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’denilmiş olup, bu bağlamda, anılanyasal hükmün amaç bakımından yorumlanması ve buyorum sonucuna göre bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir. 18. madde düzenlenmesinin şekli yorumundan; adli veyaidari yargı yerinin olumlu görev uyuşmazlığıprosedürünün işletilmesine ilişkin taraflarınyapacağı başvuru sonrası “görevlilikkararı” vermesinden sonra, taraflarca ilgiliBaşsavcılıklara başvurulması yolundaki taleplerinilgili mahkemelerce bu Başsavcılıklara gönderilmesinitakiben, Başsavcılıkların vereceği kararıbekleyip beklemeyeceği, elindeki dava ile ilgili başkaca bir usuliişlem yapıp yapmayacağı, görevsizlik kararı veyaesastan karar verip veremeyeceği hususlarının yasadadüzenlenmediği ve sadece BaşsavcılıklarınUyuşmazlık Mahkemesine başvurduklarının ilgilimahkemelere resmi yazı ile bildirilmesi durumunda davanın görülmesiningeri bırakılacağı hususunun belirtildiğianlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu yasanın eksikdüzenlenmesinden kaynaklanan boşluğun, görev konusundaAnayasal yetkiye sahip Mahkememizce doldurulması gerektiği izahtanvarestedir. Gerçekten, 2247 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesindeöngörülen özel bir yöntem olan “olumlugörev uyuşmazlığı çıkarma” hali,farklı yargı kollarında görevsizlik kararlarıverilmesinden önce görev uyuşmazlığınınUyuşmazlık Mahkemesince çözümlenmesiniamaçlayan ve usul ekonomisi bakımından da görevliyargı yerinin belirlenmesini süratli biçimde sağlayan biruygulamadır. Bu yöntemi başlatan prosedür isetarafların başvurusu sonrasında ilgili yargı yerininvereceği “görevlilik” kararıdır. Mahkemecegörevlilik kararı verilmesinden, görev itirazında bulunantarafça bu karara itiraz edildikten ve mahkemece ilgiliBaşsavcılığa başvuru iletildikten sonra, yetkiliBaşsavcılığın vereceği kararın beklenmemesi10 uncu madde ile öngörülen amaçla bağdaşmayacağıgibi, ilgili Başsavcılıklara yasayla tanınan takdirhaklarının zaafa uğratılması ve sonuçsuzbırakılması neticesini de doğurabilecektir. Şu halde,18. maddede öngörülen davanın görülmesinin geribırakılması halinin, ilk derece Mahkemesinin görevlilikkararı vermesi ile birlikte başlayacağının kabulügerekmektedir. Aksi halde, davanın somutunda olduğu gibi, ilgiliBaşsavcılığın olumlu görevuyuşmazlığı çıkarma amacıylaUyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya dair kararın ilgilimahkemeye ulaşmasından önce mahkemenin evvelce görevlilikkararı vermişken bu kez görev yönünden red kararıvermesi ya da davayı esastan sonuçlandırması gibi hallerortaya çıkacak ve bu kararlara rağmen UyuşmazlıkMahkemesince görev konusunda karar verilmesinin pratikteuygulanabilirliği tartışmaya açık hale gelecektir.Oysa Anayasanın 158 nci maddesi uyarınca UyuşmazlıkMahkemesinin görevle ilgili verdiği kararlar kesindir ve ilgilimahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Şu halde,Uyuşmazlık Mahkemesinin kendisine ilgiliBaşsavcılıklarca yapılmış bir başvuruyugörmezlikten gelmesi ya da sonuçlandırmaması sözkonusu olamayacağından; ilgili mahkemelerin de verdiklerigörevlilik kararlarından sonra ilgiliBaşsavcılıkların bu konudaki iradeleri kendilerineyazılı olarak bildirilinceye kadar görev konusunda başkabir karar veya davayı esastan çözümleyen bir kararverebilmeleri hukuken mümkün bulunmamaktadır.Dolayısıyla Mahkememizce 10. maddeye göre yapılanbaşvurunun sonuçlandırılması gerekmektedir. Dosya kapsamı itibariyleyukarıda belirtilen hükümler ve kabuller doğrultusundayapılan değerlendirmede, davalı idare tarafından 2247sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarakyapılmış bir görev itirazının bulunduğu, buitirazın yargı merciince reddi üzerine davalı idarece12/1.maddede belirtildiği şekilde başvuruda bulunulduğu,başvuru üzerine DanıştayBaşsavcılığınca 10.maddede belirtildiğişekilde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı, bu durumun 28.11.2013 gün,2013/1602 sayılı yazı ile yargı merciine bildirildiği,buna karşın yargı merciince, 18.maddede belirtildiğişekilde davanın görülmesinin geribırakılması yerine, 17.12.2013 tarihinde davanın görevsizlikyönünden reddine karar verilmiş olduğuanlaşılmakla, her ne kadar,İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanıngörülmesinin geri bırakılması veyaUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesinin beklenilmesi yerine davayadevam edilip esas hakkında hüküm kurulması, 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymasa daneticeten usulüne uygun olarak yapılmış olan başvuruneticesinde, Danıştay Başsavcılığıncausulüne uygun şekilde 10.maddeye göre olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Davacılarınhissedarı olduğu taşınmazlarına, imarplanında park, sağlık tesisi ve idari tesis alanı olarakayrılmak suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL'si bedelin faizi ilebirlikte tazmini istemiyle açılmıştır. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişiküçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onaytarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilikitirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmü; Aynı Kanun'un 18. maddesinde,“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasızarsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatıaranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamukurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre haksahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediyeve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilenyetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark,çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibiumumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır. Bu fıkra hükümlerinegöre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenlemeortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imarplanı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına maniteşkil etmez…” hükmü yer almıştır. Dava dosyasında bulunan ve Anadolu8.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen Tuzla Belediye Başkanlığı,Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün 17.4.2013gün ve M.34.3.TUZ.021.00.00-2263/4-9891 sayılıyazısında; dava konusu Tuzla 5854 ada 1 parselde herhangi birkamulaştırma işlemi yapılmadığı gibi,kamulaştırmasız el atılmasının da söz konusuolmadığı; anılan parselin, imar uygulaması sonucuoluşmuş bir parsel olduğu; imar uygulamasıyapıldığında parselin, Spor Alanında kalmaktaolduğu; imar uygulamasının 20.10.1998 tarih 4535 noluyevmiye ile tescil edildiği; dava konusu parselin bulunduğubölgenin yeni plan revizyonlarının yapıldığı;Tuzla 5854 ada 1 parselin, 15.10.2012 tasdik tarihli 1/1000 ölçekliTuzla Evliya Çelebi, Yayla, İstasyon ve Cami Mahalleleri 3.EtapUygulama İmar Planında kısmen İdari Tesisler Alanı,kısmen Sağlık Tesis Alanı, kısmen park, kısmenYol ve kısmen de Kaks:1.60, 3/A-6/3 Konut Alanındakaldığı; anılan parselde yeni bir imar uygulamasıçalışması başlatıldığı,çalışma halen devam ettiği belirtilmiştir. Dava dosyasında yapılanincelemede; gerek Tuzla Belediye Başkanlığı, gerekse deİstanbul İl Özel İdaresi tarafından verilen savunmadilekçelerinde; taşınmaza her hangi bir fiili el atmanınsöz konusu olmadığı ifade edilmiştir. Diğertaraftan, İstanbul Anadolu 8.Asliye Hukuk Mahkemesince 23.5.2013 tarihliilk oturumda, mahallinde keşif yapılmasına kararverildiğinin görülmesi üzerine; Mahkemesinden BilirkişiRaporu istenilmiş ancak Mahkemesinden gönderilen 23.9.2013 tarihliyazı ile; bilirkişi incelemesinden vazgeçilmesi kararıalındığı anlaşılmıştır. Olayda,davacıların hissedar olduğu taşınmazın İmarPlanında kısmen İdari Tesisler Alanı, kısmenSağlık Tesis Alanı, kısmen park, kısmen Yol vekısmen de Konut Alanında kaldığı, aradan uzunsüre geçmesine rağmenkamulaştırılmadığı, taşınmazüzerinde düzenleme yapılmadığı,kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanınkonusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanında yer alan davacılara ait taşınmazın bedelinintazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup,belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakbaşka bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin bazı fıkralarınıniptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda;Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarınıkesin olarak çözümlemeye yetkili kılınanUyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatlarıda bu yöndedir…” gerekçesiyle, Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemeninyetkisizliği nedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir. Yinetaşınmazı imar planında “spor alanı”olarak ayrılan diğer bir davacının Asliye HukukMahkemesinde açtığı tazminat davasında, davalıidarelerin görev itirazları nedeniyle DanıştayBaşsavcılığınca çıkartılan olumlugörev uyuşmazlığında, UyuşmazlıkMahkemesi’nce olumlu görev uyuşmazlığı talebininkabulü ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilikkararının kaldırılması yolunda verilen kararnedeniyle, anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıylaAnayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine, AnayasaMahkemesi İkinci Bölümünce 18.9.2013 tarihinde verilenkararda (Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemeningerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,iddiaların özünün Uyuşmazlık Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukukkurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına veesas itibariyle yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır. Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesitarafından usul şartlarına ve hukuka uygun olarakgerçekleştirilmiş olup, başvurucu derece mahkemelerindekendi delillerini ve iddialarını sunma fırsatınıbulmuş ve bunlar Uyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik deiçermediği anlaşıldığından,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin ‘açıkça dayanaktanyoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir…” gerekçesiyle, davacınınbaşvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013,Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013tarih ve E:2013/603, K:2013/1503 sayılı kararıyla, imarplanındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki elatmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalılardanSağlıkBakanlığı vekilinin görev itirazının, İstanbulAnadolu 8.Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalılardan SağlıkBakanlığı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNEİLİŞKİN İstanbul Anadolu 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin23.5.2013 gün ve E:2013/96 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,5.5.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy