T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 238
KARAR NO : 2014 / 279
KARAR TR : 3.3.2014
ÖZET : Davacının taşınmazı üzerinde konulan kısıtlamanın (hukuki el atmanın) yol açtığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın imar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı : E. Motorlu Araçlar ve TurizmA.Ş. Vekili : Av. Z.S. Davalı : İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü Vekili : Av. M.B. O L A Y : Davacı vekili davadilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul İli,Tuzla İlçesi, Tepeören köyü Köçekderesimevkiinde kain ve tapunun 4 Pafta, 1751 Parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusutaşınmazın 2.288 m² lik kısmının imarplanında mutlak koruma alanı olarakayrıldığını, taşınmaza bu şekildemüdahale edildiğini, davacının taşınmazüzerindeki tasarruf imkanının kısıtlandığınıve zarara uğratıldığını, yerleşikYargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere,davalının eyleminin kamulaştırmasız el atmaniteliğinde olduğunu belirterek; alana, bedele ve sair fazlaya dairhakları saklı kalmak kaydı ile dere mutlak koruma alanındakalan ve tasarruf imkanı bulunmayan taşınmazın 2.288m² lik kısmının bedelinden şimdilik 10.000TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birliktedavalıdan alınarak davacıya verilmesine vetaşınmazın bu kısmının tapusunun davacıtaraf adına olan kaydının iptali ile davalı adınatesciline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır. Davalıİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekili süresi içerisindeverdiği cevap dilekçesinde özetle, görev itirazındabulunmuştur. İstanbulAnadolu 18.Asliye Hukuk Mahkemesi; 03.10.2013 gün ve 2013/141 Esassayılı ön inceleme celsesinde, davalı vekilinin görevitirazının reddine karar vermiştir. Davalıİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü DanıştayBaşsavcısı;“…3194 sayılı İmar Kanununun 8'inci maddesiuyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri,genel ve düzenleyici imar planları ile 2981 sayılıYasanın 13'üncü maddesinin (c) bendi uyarınca tekyanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri, genel vedüzenleyici ıslah imar planları ve bu planlara dayanılaraktesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireyselişlemler, "idari işlem"; bu imar planı uyarıncayapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun içingerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudakihareketsizlikleri de, idari eylem niteliği taşımaktadır. Dosyanın incelenmesinden; imarplanında dere mutlak koruma alanında kalan taşınmazınbedelinin ödenmesine ve taşınmazın tapu kaydınındavalı idare adına tesciline hükmedilmesinin istenildiğianlaşılmıştır. Bu bilgiler karşısında;davanın, davacıların taşınmazının,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü, E:2010/5-662,K:2010/651 sayılı kararında "hukuki el atma" olaraknitelendirilen, İSKİ İçmesuyu HavzalarıYönetmeliği uyarınca imar planındaki belirleme sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanantazminat talebiyle açıldığı sonucunaulaşılmıştır. Dava dilekçesinde veYargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkınagetirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın malikleri yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşku yoktur. Ancak busonuç ya da sonuçlar, genel ve düzenleyici nitelikte biridari işlem olan imar planında taşınmaza yönelikbelirlemeden, bu planda öngörülen kamulaştırmaprogramlarının zamanında yapılmamasından ve imaruygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden vedavalı idarelerin imar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır. İdari işlem ve eylemlerdendoğan zararların tazmini taleplerinin ise, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncümaddeleri uyarınca, İdari Yargı yerlerinde açılacaktam yargı davalarına konu edilmeleri, anılan yasahükümlerinin gereğidir. Bu bakımdan, hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davanıntaşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmının, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'ncimaddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları," hükmü gereğince idariyargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Nitekim, 11.06.2013 günlü,28674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6487 sayılıKanun'un 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici6'ncı maddesinde değişiklik yapan 2l'inci maddesinde"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kuramlaraayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulanmasıylatasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülenidari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idariyargıda dava açılabilir." hükmüne yer verilmeksuretiyle "hukuki el atma" olarak nitelendirilen, imarplanındaki belirleme sebebiyle mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamadan kaynaklanan tazminat davalarınıngörüm ve çözümünde İdari Yargıyerinin görevli olduğunu” belirtilerek davanın,taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönünden,2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasınave dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesinekarar vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ,Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 3.3.2014 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27.maddesi gereğinceyapılan incelemeye göre, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü vekilinin anılanYasanın 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygunolarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi vedahi 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca,davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü bakımından, 10. maddedeöngörülen biçimde, davanın,taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altınaalınması istemine ilişkin kısmı yönünden,olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin, görevitirazının İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’ncereddine karar verilmesinin ardından mahkemeye verdiği, olumlugörev uyuşmazlığı çıkartılmasınailişkin talep dilekçesinde havale tarihi bulunmadığıtespit edilmekle, Mahkemesinden bu hususta bilgi istenmiş;Mahkemesi’nce verilen 05.02.2013 tarih ve 2013/141 esas sayılıyazı cevabına eklenen “ olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması istemlidavalı vekili dilekçesi”nde de havale tarihibulunmadığı görülmüş, bu durum davalıvekili lehine değerlendirilmiş ve başvurunun 12/1.maddedebelirtilen 15 günlük yasal süresi içindeyapıldığı kabul edilmiştir. İstanbulAnadolu 18.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/141 Esas sayılıdosyası 2247 Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarıncamahkememize gelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;Mahkememizce dava konusu İstanbul İli, Tuzla İlçesi,Tepeören köyü Köçekderesi mevkiinde kain ve tapunun4 Pafta, 1751 Parselde kayıtlı taşınmaza fiili elatma olup olmadığı hususunda bilgi verilmesi için 23.01.2014tarihinde mahkemesine müzekkere yazılmış olup, İstanbulAnadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05.02.2014 günlü cevabiyazısında; mahkemenin 19.12.2013 tarih ve 2013/141 Esas, 2013/394Karar sayılı kararı ile “6487 sayılıyasanın 21.maddesi ile kamulaştırma kanununun geçici6.maddesinde yapılan değişiklik ile uygulama imarplanlarında, tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında3194 sayılı imar kanununda ön görülen idaribaşvurular ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıdadava açılabilir. Bu madde hükümleri kararbağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tümdavalara uygulanacağı açıklanmıştır”gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine kararverdiği tespit edilmiştir. 2247 sayılıYasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. Yetkili Başsavcı veyaBaşkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesindenistekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukukmahkemelerinde en geç birinci oturumda, ceza mahkemelerinde delillerinikamesine başlamadan önce; idari yargı yerlerinde dedilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmışolması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevliolduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır. Görev itirazınınyargı merciince yerinde görülerek görevsizlik kararıverilmesi halinde, görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesinceincelenebilmesi, temyizen bu kararın bozulmuş ve yargı merciincede bozmaya uyularak görevli olduğuna karar verilmişbulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş iseDanıştay Başkanının sözcüsü, askericeza yargısı yararına ileri sürülmüş iseAskeri Yargıtay Başsavcısı, Askeri İdari Yargıyararına ileri sürülmüş ise bu mahkemeninBaşkanının sözcüsüdür. Görev itirazınınreddine ilişkin karara karşı itiraz yolunun açıkbulunduğu ceza davalarında ret kararı kesinleşmedenuyuşmazlık çıkarma istenemez.’’ hükmüyer almaktadır. Anılan yasanın 12.maddesiYargı Mercilerince yapılacak işlemleri işaret etmekte olup,buna göre; ‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddineilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararıntebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açıkbulunan ceza davalarında ise ret kararınınkesinleştiği tarihten başlayarak onbeş güniçinde, uyuşmazlık çıkarılmasınıistemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyiitirazı reddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde buyargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermekten vazgeçmişsayılır. Yargı mercii, itirazdilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararınıkaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkilimakama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınancevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkinkararını, dava dosyası muhtevasının onaylıörnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma istemindebulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlıkçıkarılması için yalnız bir kezbaşvurulabilir.’’ hükmü yer almaktadır. Yasanın 13.maddesiUyuşmazlık Çıkarma İsteminde Bulunmaya YetkiliMakamca yapılacak işlemleri göstermekte etmekte olup, bunagöre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülensürenin geçirilmiş olduğunu tespit ederse, isteminreddine karar verir. Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgiliyargı merciine, hemen tebliğ olunur. Bu karara karşıhiç bir yargı merciine başvurulamaz. Uyuşmazlık çıkarılmasınıgerekli gördüğü durumlarda yetkili makam,dilekçe veeklerinin kendisine ulaştığı tarihten, şayeteksiklikleri tamamlatmak yoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiğiyazıları on gün geçmeden postaya vermiş iseeksikliklerin tamamlandığı tarihten başlayarak engeç on gün içinde düzenleyeceği gerekçelidüşünce yazısını, kendisine gönderilendilekçe ve ekleri ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollarve ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgiliyargı merciine hemen bildirir.Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle; yasanın10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne göndereceği, ayrıca UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurduğunu ilgili yargı merciinebildireceğini, yargı merciinin ise 18.maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakacağını ifade etmişolmakla birlikte yasanın 18.maddesinde; ‘’Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilen yargımercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince bir kararverilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır. Butakdirde zamanaşımı süreleriyle öbür kanuni veyahakim tarafından verilen süreler, işin yeniden incelenmesinebaşlanacağı güne kadar durur. Şu kadar ki,Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildirenyazının alındığı günden başlamaküzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezseyargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak, esashakkında son kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesininkararı gelirse yargı mercii bu karara uymak zorundadır.Uyuşmazlık çıkarılacağı bildirilerekyargı merciinden davaya bakmanın ertelenmesi istenemez.’’denilmiş olup, bu bağlamda, anılan yasal hükmünamaç bakımından yorumlanması ve bu yorum sonucunagöre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. 18. maddedüzenlenmesinin şekli yorumundan; adli veya idari yargı yerininolumlu görev uyuşmazlığı prosedürününişletilmesine ilişkin tarafların yapacağı başvurusonrası “görevlilik kararı” vermesinden sonra,taraflarca ilgili Başsavcılıklara başvurulmasıyolundaki taleplerin ilgili mahkemelerce bu Başsavcılıklaragönderilmesini takiben, Başsavcılıkların vereceğikararı bekleyip beklemeyeceği, elindeki dava ile ilgili başkacabir usuli işlem yapıp yapmayacağı, görevsizlikkararı veya esastan karar verip veremeyeceği hususlarınınyasada düzenlenmediği ve sadece BaşsavcılıklarınUyuşmazlık Mahkemesine başvurduklarının ilgilimahkemelere resmi yazı ile bildirilmesi durumunda davanıngörülmesinin geri bırakılacağı hususununbelirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusuyasanın eksik düzenlenmesinden kaynaklanan boşluğun,görev konusunda Anayasal yetkiye sahip Mahkememizce doldurulması gerektiğiizahtan varestedir. Gerçekten, 2247 Sayılı Kanunun 10 uncumaddesinde öngörülen özel bir yöntem olan“olumlu görev uyuşmazlığıçıkarma” hali, farklı yargı kollarındagörevsizlik kararları verilmesinden önce görevuyuşmazlığının Uyuşmazlık Mahkemesinceçözümlenmesini amaçlayan ve usul ekonomisibakımından da görevli yargı yerinin belirlenmesinisüratli biçimde sağlayan bir uygulamadır. Bu yöntemibaşlatan prosedür ise tarafların başvurusu sonrasındailgili yargı yerinin vereceği “görevlilik”kararıdır. Mahkemece görevlilik kararı verilmesinden,görev itirazında bulunan tarafça bu karara itiraz edildiktenve mahkemece ilgili Başsavcılığa başvuru iletildiktensonra, yetkili Başsavcılığın vereceğikararın beklenmemesi 10 uncu madde ile öngörülenamaçla bağdaşmayacağı gibi, ilgiliBaşsavcılıklara yasayla tanınan takdir haklarınınzaafa uğratılması ve sonuçsuz bırakılmasıneticesini de doğurabilecektir. Şu halde, 18. maddedeöngörülen davanın görülmesinin geribırakılması halinin, ilk derece Mahkemesinin görevlilikkararı vermesi ile birlikte başlayacağının kabulügerekmektedir. Aksi halde, davanın somutunda olduğu gibi, ilgiliBaşsavcılığın olumlu görevuyuşmazlığı çıkarma amacıylaUyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya dair kararın ilgilimahkemeye ulaşmasından önce mahkemenin evvelce görevlilikkararı vermişken bu kez görev yönünden red kararıvermesi ya da davayı esastan sonuçlandırması gibi hallerortaya çıkacak ve bu kararlara rağmen UyuşmazlıkMahkemesince görev konusunda karar verilmesinin pratikteuygulanabilirliği tartışmaya açık hale gelecektir.Oysa Anayasanın 158 nci maddesi uyarınca UyuşmazlıkMahkemesinin görevle ilgili verdiği kararlar kesindir ve ilgilimahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Şu halde,Uyuşmazlık Mahkemesinin kendisine ilgiliBaşsavcılıklarca yapılmış bir başvuruyugörmezlikten gelmesi ya da sonuçlandırmaması sözkonusu olamayacağından; ilgili mahkemelerin de verdiklerigörevlilik kararlarından sonra ilgiliBaşsavcılıkların bu konudaki iradeleri kendilerineyazılı olarak bildirilinceye kadar görev konusunda başkabir karar veya davayı esastan çözümleyen bir kararverebilmeleri hukuken mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıylamahkememizce 10. maddeye göre yapılan başvurununsonuçlandırılması gerekmektedir. Dosya kapsamı itibariyleyukarıda belirtilen hükümler ve kabuller doğrultusundayapılan değerlendirmede, davalı idare tarafından 2247sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarakyapılmış bir görev itirazının bulunduğu, buitirazın yargı merciince reddi üzerine davalı idarece12/1.maddede belirtildiği şekilde başvuruda bulunulduğu,başvuru üzerine DanıştayBaşsavcılığı’nca 10.maddede belirtildiğişekilde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı, bu durumun 11/12/2013 gün,2013/1675 sayılı yazı ile yargı merciine bildirildiği,buna karşın yargı merciince, 18.maddede belirtildiğişekilde davanın görülmesinin geribırakılması yerine, 19.12.2013 tarihinde davanın görevyönünden reddine karar verilmiş olduğuanlaşılmakla; her ne kadar,İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanıngörülmesinin geri bırakılması veyaUyuşmazlık Mahkemesi’nin karar vermesinin beklenilmesi yerinedavaya devam edilip esas hakkında hüküm kurulması 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymasa daneticeten usulüne uygun olarak yapılmış olan başvuruneticesinde Danıştay Başsavcılığı’ncausulüne uygun şekilde 10.maddeye göre olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılarak dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği vesonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanınçözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı MehmetAli GÜMÜŞ’ün idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacının malikiolduğu taşınmazın 2.288 m² lik kısmının“dere mutlak koruma alanı” içinde kalmasısuretiyle taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığındanbahisle, alana, bedele ve sair fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıile dere mutlak koruma alanında kalan ve tasarruf imkanı bulunmayantaşınmazın 2.288 m² lik kısmının bedelindenşimdilik 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine vetaşınmazın bu kısmının tapusunun davacıtaraf adına olan kaydının iptali ile davalı adınatesciline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava konusutaşınmaza, davalı idarece fiilen el atılıpatılmadığı hususunun tespiti açısındanmahkemesine yazılan 23.01.2014 tarihli yazıya verilen 05.02.2013tarihli cevapta; dava konusu taşınmazda keşifyapıldığının ve raporalındığının bildirildiği, alınan 18.11.2013gün ve 2013/141 Esas sayılı Fen Bilirkişisi EsinKocaoğlu’na ait rapor ile; 13.12.2013 tarihli bilirkişilerÇidem Başoğlu, Uğur Yüksel, VahitÇavuşoğlu, Mehmet Başkıran ve İsmailÇıkar’a ait raporların yazı cevabınaeklendiği görülmüştür. Fen bilirkişisi EsinKocaoğlu’na ait raporda; taşınmazın “DereIslah Bandı” veya “Dere İşletme Bandı”içinde yer almadığının belirtilmesi ileyetinildiği ve fiili el atma olgusuna ilişkin bir tespite yerverilmediği; bilirkişiler Çidem Başoğlu, UğurYüksel, Vahit Çavuşoğlu, Mehmet Başkıran veİsmail Çıkar’a ait raporda ise; dava konusutaşınmaz üzerinde TEK Genel Müdürlüğülehine, TEAŞ lehine ve BOTAŞ lehine irtifak hakkı tesisedildiğinin bildirilmesi ile yetinildiği, sonuçkısmında ise dava konusu taşınmazın “Dere IslahBandı” ya da “ Dere İşletme Bandı”içinde kalmadığı, bu nedenle el atma olmadığıtespitine yer verildiği anlaşılmakla ve davalı vekilinin 07.05.2013 tarihli cevap dilekçesine ekli haritada da dava konusutaşınmazın boş vaziyette olduğu görülmekle;dava konusu taşınmaza davalı idarece fiilen elatılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Herne kadar, dava konusu taşınmaza ilişkinbilirkişi raporlarında dava konusu taşınmaz üzerindeTEK, TEAŞ ve BOTAŞ lehine irtifak haklarınınkurulduğu belirtilmiş ise de; davacınıniddiasının, dava konusu taşınmazın dere mutlak koruma alanında bırakılması sureti ile fiilen kullanımimkanının kısıtlandığı iddiasınadayandığı ve davanın İstanbul Su ve Kanalizasyonİdaresi Genel Müdürlüğü aleyhineaçıldığı, bu itibarla dava konusu taşınmazüzerinde başka kurumlar lehine kurulan ve davacı tarafındandava konusu edilmeyen irtifak haklarının fiili el atma olarakdeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucunaulaşılmıştır. Nitekim Mahkememizin benzer bir davadaverdiği 30.12.2013 gün ve 2013/1811 Esas, 2013/2016 Kararsayılı kararında; taşınmaz üzerinden enerji nakilhatları geçmesine rağmen, taşınmazınimar planında “oyun ve park alanı” olarakayrılmış olması ve davanın AnkaraBüyükşehir Belediyesi Başkanlığı’nakarşı açılmış olması nedenleri iletaşınmaza davalı idarece fiilen elatılmadığı kabul edilmiş, davada idariyargının görevli olduğuna karar verilmiştir. 3194sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır.Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer.(Değişik dördüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediyebaşkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişiküçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onaytarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazlarıve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin kararabağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığındaisteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 18. maddesinde,“İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasızarsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatıaranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamukurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya,müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre haksahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemleriniyaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediyeve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkilervalilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklercedüzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında"düzenleme ortaklık payı" olarakdüşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacakdüzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazive arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark,çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibiumumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. Düzenleme ortaklıkpaylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözügeçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gerekenyerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalanmiktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu iletamamlanır. Herhangi bir parselden bir miktarsahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halindedüzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalansaha üzerinden ayrılır. Bufıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir dE.danfazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, buhüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenlemeyapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yeralmıştır. Dosya kapsamında bulunan, TuzlaBelediye Başkanlığı’nın 30.04.2013 gün ve2508/Ç-11025 sayılı yazı cevabından, dava konusutaşınmazın 1/1000 ölçekli Ömerli Havzasıtuzla İlçesi, Tepeören Bölgesi, Uygulama İmarPlanı’nda kısmen yol, kısmen dere koruma bandıalanı, kısmen enerji nakil hattı bandı alanı vekısmen de park alanında kaldığınınbildirildiği anlaşılmıştır. Olayda, davacı vekilitarafından, dava dilekçesinde, İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği gereği imar planlarında,kısmen dere ıslah alanı ve dere işletme bandındabırakılarak, tasarruf hakkı kullanılamayacak şekildekısıtlanan davacının hisseli maliki olduğutaşınmazın bedelinin ödenmesine hükmedilmesininistenildiği; mülkiyet hakkına getirildiği söylenenkısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak, busonuç ya da sonuçların, bir idari işlem olanYönetmelik ve imar planlarından başka anlatımla da, idariişlemlerden ve davalı idarelerin Yönetmelik gereğiyapılması gereken kamulaştırmalar konusundakihareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerdenkaynaklandığı anlaşılmıştır. Belirtilen duruma göre, davayakonu taşınmazın İSKİ İçme SuyuHavzaları Koruma ve Kontrol Yönetmeliği gereğince ve buyönetmeliğe uygun olarak belediyece düzenlenen imarplanlarında kısmen dere ıslah alanı ve dere işletmebandında kalmış olduğu, taşınmaza davalıidarelerce fiilen el atılmadığı anlaşılmakla,Yönetmelik, imar planı ve buna dayalı imar uygulamasısonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunandavanın, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlartarafından açılan tam yargı davaları"kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesigerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı”nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı” nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim, Anayasanın158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkili kılınan UyuşmazlıkMahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da buyöndedir…” gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılanitiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir. Yine taşınmazı imarplanında “spor alanı” olarak ayrılandavacının Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıtazminat davasında, davalı idarelerin görev itirazlarınedeniyle Danıştay Başsavcılığıncaçıkartılan olumlu görevuyuşmazlığında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nceolumlu görev uyuşmazlığı talebinin kabulü ileilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararınınkaldırılması yolunda verilen karar nedeniyle, anayasalhaklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesineyapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi İkinciBölümünce 18.9.2013 tarihinde verilen kararda (Başvuru No:2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde, iddiaların özününUyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin ‘açıkça dayanaktan yoksun olması’nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503sayılı kararıyla, imar planındaki kısıtlamalardankaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’ kaynaklanan tazminat istemlidavaların idari yargının görevinde olduğuhüküm altına alınmıştır. Açıklanan nedenlerle,Danıştay Başsavcısı’nın başvurusununkabulü ile davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekilinin görev itirazının İstanbulAnadolu 18.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddine ilişkin kararıntazminata ilişkin kısım yönündenkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde İDARİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle DanıştayBaşsavcısı’nın, BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile,davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü vekilinin GÖREV İTİRAZININREDDİNE İLİŞKİN, İstanbul Anadolu 18.Asliye HukukMahkemesi’nin 03.10.2013 gün ve 2013/141 Esas sayılı KARARININ TAZMİNATAİLİŞKİN KISIM YÖNÜNDEN KALDIRILMASINA, 3.3.2014gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
vekilinin, idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılması yolunda süresi içindeverdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasınınonaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı'na gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy