T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ ESAS NO : 2013 / 1828 KARAR NO : 2014 / 148 KARAR TR : 3.3.2014 ÖZET : Taşınmazın imar planında İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliğince İSKİ tarafından belirlenen Büyükçekmece Gölü Kısa Mesafeli Koruma Alanında bırakıldığından bahisle açılan tazminat davasının, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı : L.A. Vekili : Av.A.G. Davalılar : 1.BüyükçekmeceBelediye Başkanlığı Vekili : Av.L.A. 2.İstanbulSu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Vekili : Av.M.A.A. Dahili Davalı: İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili : S.A. O L A Y :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbulİli, Büyükçekmece İlçesi,Çamaşırdere Mevkii 469 Ada 8 Parsel sayılıtaşınmazın paylı maliki olduğunu, dava konusutaşınmazın imar planında “BüyükçekmeceGölü Kısa Mesafeli Koruma Alanı”nda kaldığını,dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığını; davacınınmülkiyet hakkının fiilen engellenmiş olduğunu ve bunedenle zarar gördüğünü belirterek; fazlaya dairhakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TLbedelin yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen vemüştereken tahsili ile dava tarihindeki rayiç bedelinintahsili karşılığı davacı adına olan hisseniniptali ile davalılar adına tesciline karar verilmesi istemi ile adliyargı yerinde dava açmıştır. Büyükçekmece2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14.05.2012 gün ve 2011/762 Esas,2012/435 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay 5.HukukDairesi’nin 11.12.2007 tarih ve 2007/10903 Esas, 2007/14722 Kararsayılı ilamında ve benzer mahiyetteki emsal ilamlarındabelirtildiği üzere, Büyükçekmece BarajGölü’nün kısa mesafeli koruma alanında kalantaşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız elatmanın mevcudiyetinin kabul edilmediği, bu nedenle davacının,davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nekarşı açtığı dava yönündenaçılan davanın reddine, diğer davalı BüyükçekmeceBelediye Başkanlığı yönünden ise; davacınınhissedarı bulunduğu taşınmaza yönelik fiilen el koymadurumunun olmaması ve taşınmazın kullanımına kamuyararı gözetilerek bir takım sınırlamalar da getirtilmemesinedenleri ile pasif husumet nedeniyle davanın reddine kararvermiştir. Karar davacı vekili tarafından temyizedilmiştir. Yargıtay5.Hukuk Dairesi; 31.01.2013 gün ve 2012/21818 Esas, 2013/1582 Kararsayılı ilamında özetle; dava konusutaşınmazın uygulama imar planında rekreasyon alanındakaldığını, kamulaştırma yetkisinin İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı’na aitolduğunu belirterek; bu idarenin davaya dahil edilip sonuca görekarar verilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesikararının bozulmasına hükmettiğianlaşılmıştır. Yargıtay Bozmailamına uyulmak sureti ile devam eden yargılama sonrasında;davalı Büyükçekmece BelediyeBaşkanlığı vekili cevap dilekçesi ile; diğer dahilidavalı İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı vekili ise dahiliyet dilekçesininkendisine tebliğ edildiği 02.07.2013 tarihinden sonra yapılanmahkemenin 30.09.2013 tarihli 2. celsesindeki ( dahili davalıİstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığıyönünden ilk celse) beyanında görev itirazındabulunmuşlardır. Büyükçekmece5.Asliye Hukuk Mahkemesi; 30.09.2013 gün ve 2013/329 Esassayılı kararı ile görev itirazının reddine kararvermiştir. Dahili Davalıİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıvekilinin idari yargı yararına olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması yolundasüresi içinde verdiği dilekçesi üzerine davadosyasının onaylı bir örneği DanıştayBaşsavcılığı’na gönderilmiştir. DanıştayBaşsavcısı; Uygulama ve Öğreti'de, kamuidarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında,kamu gücü kullanarak tek yanlı iradeaçıklamalarıyla yapmış olduklarıişlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya dakarara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle,görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idari eylem"olarak tanımlandığı; bu tanıma göre; davalıidarenin 2560 sayılı İSKİ GenelMüdürlüğü Kuruluş ve Görevleri HakkındaKanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan Yönetmeliklegetirilen kısıtlamaları, 3194 sayılı İmarKanununun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı iradeaçıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyiciimar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon,kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idariişlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorundaoldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de,idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanınincelenmesinden; davacı tarafından, dava dilekçesinde,Yargıtay içtihatlarında mülkiyet hakkına getirilenkısıtlamaların fiili el atma olmadan dakamulaştırmasız el atma olarak nitelendirildiği ilerisürülmek suretiyle, İSKİ İçmesuyuHavzaları Yönetmeliği gereği imar planlarında suhavzasında ve mutlak koruma alanında bırakılan, tasarrufhakkı kullanılamayacak şekilde kısıtlanantaşınmazının bedelinin ödenmesine hükmedilmesininistenildiği; davalı idarenin yazı ve savunma dilekçelerindende, söz konusu taşınmazın anılan Yönetmelikgereği su havzası ve mutlak koruma alanında bulunduğununanlaşıldığı; bu bilgilerkarşısında; davanın, davacınıntaşınmazının, Yönetmelik gereği suhavzasında kabul edilip, mutlak koruma alanına alınmasısebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadankaynaklanan tazminat talebiyle açıldığı sonucunaulaşıldığı; dava dilekçesinde veYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 günlü kararındamülkiyet hakkına getirildiği söylenen kısıtlamanın,taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucusonuçlarının olabileceğinde kuşkubulunmadığı; ancak; bu sonuç ya dasonuçların, yukarıda da söylenildiği üzere,genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olan İSKİİçmesuyu Havzaları Yönetmeliği gereği su havzasındakabul edilip, mutlak koruma alanına alınması sebebiylemülkiyet hakkına getirilen kısıtlamaları içerenidari işlemlerden kaynaklandığı; idari işlem veeylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise; 2577sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncümaddeleri uyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak tamyargı davalarına konu edilmelerinin, anılan yasahükümlerinin gereği olduğunu; bu bakımdan; hukukauygunluklarının denetimi ve zarar doğurucusonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nıngörev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukukdüzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "hukuki el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken imkan bulunmadığı; dolayısıyla;davanın taşınmazın bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkinkısmının, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1 'inci fıkrasının (b)bendinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları," hükmügereğince idari yargı yerinde görülmesiningerektiği; açıklanan nedenlerle, 2247 sayılıYasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca davanın, taşınmazınbedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmıyönünden olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına ve dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiştir. İNCELEME VEGEREKÇE : Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ,Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 3.3.2014 günlütoplantısında; l-İLKİNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27.maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı İstanbulBüyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekilininanılan Yasanın 10/2. maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve dahi 12/1.maddede belirtilen süre içindebaşvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısı'nca, davalı İstanbulBüyükşehir Belediyesi Başkanlığıbakımından, 10. maddede öngörülen biçimde,davanın, taşınmazın bedelinin tazminat olarakhüküm altına alınması istemine ilişkin kısmıyönünden, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır. Büyükçekmece5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/329 Esas sayılı dosyası2247 Sayılı Yasanın 10. md.’si uyarınca mahkememizegelmekle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; Mahkememizcedava dosyasında davalı vekilinin olumlu görevuyuşmazlığı çıkartılması istemlidilekçesinin 2477 sayılı Kanun’un 12. Maddesi gereğince davacı vekiline tebliğ edilip edilmediği ileilgili olarak 16.12.2013 tarihinde mahkemesine müzekkereyazılmış olup, Büyükçekmece 5.Asliye HukukMahkemesi’nin 14.01.2014 tarihli cevabi yazısında davalıvekilinin olumlu görev uyuşmazlığıçıkartılmasına ilişkin dilekçesinin sehven davacı vekiline tebliğ edilmediği, dosyanın 09.12.2013tarihinde HMK 114/1-b ve 115 maddeleri gereğince yargı yolu davaşartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verdiğihusus belirtilmiş, dolayısıyla ilgili dosyada davanıngörevsizlik nedeniyle reddine karar verildiğianlaşılmıştır. 2247 sayılıYasa’nın 10.maddesi Olumlu GörevUyuşmazlığı Çıkarma başlıklıolup, buna göre; ‘’Görevuyuşmazlığı çıkarma; adli, idari ve askeri biryargı merciinde açılmış olan davada ilerisürülen görev itirazının reddi üzerine ilgiliBaşsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafındangörev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesindenistenmesidir. YetkiliBaşsavcı veya BaşkanunsözcüsününUyuşmazlık Mahkemesinden istekte bulunabilmesi için,görev itirazının, hukuk mahkemelerinde en geç birincioturumda, ceza mahkemelerinde delillerin ikamesine başlamadan önce;idari yargı yerlerinde de dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadanyapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendileriningörevli olduklarına karar vermiş bulunmalarışarttır. Görevitirazının yargı merciince yerinde görülerekgörevsizlik kararı verilmesi halinde, görev konusununUyuşmazlık Mahkemesince incelenebilmesi, temyizen bu kararınbozulmuş ve yargı merciince de bozmaya uyularak görevliolduğuna karar verilmiş bulunmasına bağlıdır. Uyuşmazlıkçıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilengörevsizlik itirazı adli yargı yararına ilerisürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısı, idariyargı yararına ileri sürülmüş ise DanıştayBaşkanının sözcüsü, askeri ceza yargısıyararına ileri sürülmüş ise Askeri YargıtayBaşsavcısı, Askeri İdari Yargı yararına ileri sürülmüşise bu mahkemenin Başkanının sözcüsüdür. Görevitirazının reddine ilişkin karara karşı itiraz yolununaçık bulunduğu ceza davalarında ret kararıkesinleşmeden uyuşmazlık çıkarmaistenemez.’’ hükmü yer almaktadır. Anılanyasanın 12.maddesi Yargı Mercilerince yapılacak işlemleriişaret etmekte olup, buna göre; ‘’Görevitirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddineilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararıntebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, itiraz yolu açıkbulunan ceza davalarında ise ret kararınınkesinleştiği tarihten başlayarak onbeş güniçinde, uyuşmazlık çıkarılmasınıistemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyiitirazı reddeden yargı merciine verir. Bu yargı mercii,dilekçenin bir nüshasını ve varsa eklerini yedi güniçinde cevabını bildirmesi için diğer tarafatebliğ eder. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde bu yargımerciine cevabını bildirmezse, cevap vermekten vazgeçmişsayılır. Yargı mercii,itiraz dilekçesi üzerine verdiği itirazı retkararını kaldırarak görevsizlik kararı vermediğitakdirde; yetkili makama sunulmak üzere kendisine verilendilekçeyi, alınan cevabı ve görevsizlikitirazının reddine ilişkin kararını, dava dosyasımuhtevasının onaylı örnekleriyle birlikteuyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makamagönderir. Bir davadauyuşmazlık çıkarılması için yalnızbir kez başvurulabilir.’’ hükmü yer almaktadır. Yasanın13.maddesi Uyuşmazlık Çıkarma İsteminde BulunmayaYetkili Makamca yapılacak işlemleri göstermekte etmekte olup,buna göre; ‘’Uyuşmazlıkçıkarma konusundaki dilekçe ile ekleri kendisine ulaşanyetkili makam, gerekirse dilekçedeki veya eklerindeki eksiklikleritamamlattıktan sonra, uyuşmazlık çıkarmaya yerolmadığı sonucuna varırsa veya yapılan başvuruda12 nci maddenin birinci fıkrasında öngörülensürenin geçirilmiş olduğunu tespit ederse, isteminreddine karar verir.Bu karar, ilgili kişilere veya makama ve ilgiliyargı merciine, hemen tebliğ olunur. Bu karara karşıhiç bir yargı merciine başvurulamaz. Uyuşmazlıkçıkarılmasını gerekli gördüğüdurumlarda yetkili makam,dilekçe ve eklerinin kendisineulaştığı tarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmakyoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazıları on güngeçmeden postaya vermiş ise eksikliklerintamamlandığı tarihten başlayarak en geç on güniçinde düzenleyeceği gerekçeli düşünceyazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıcaUyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgili yargımerciine hemen bildirir.Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakır.’’ denilmiştir. Bu yoldan hareketle;yasanın 10/2.maddesine uygun olarak yapılmış bir görevitirazının yargı merciince reddedilmesinden sonra, görevitirazında bulunan kişi veya makamca 12/1.maddede belirtildiğişekilde başvuruda bulunulması üzerine 13.maddede ifadeedildiği gibi uyuşmazlık çıkarılmasıgerekli görülüyor ise, yetkili makamın gerekçelidüşünce yazısı düzenleyerek kendisinegönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte UyuşmazlıkMahkemesi’ne göndereceği, ayrıca UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurduğunu ilgili yargı merciinebildireceğini, yargı merciinin ise 18.maddedeöngörüldüğü şekilde davanıngörülmesini geri bırakacağını ifade etmişolmakla birlikte yasanın 18.maddesinde; ‘’UyuşmazlıkMahkemesine başvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilenyargı mercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince birkarar verilinceye kadar davanın görülmesini geribırakır. Bu takdirde zamanaşımı süreleriyleöbür kanuni veya hakim tarafından verilen süreler,işin yeniden incelenmesine başlanacağı güne kadardurur. Şu kadar ki, Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulduğunu bildiren yazınınalındığı günden başlamak üzere altı ayiçinde bu Mahkemenin kararı gelmezse yargı mercii davayıgörmeye devam eder. Ancak, esas hakkında son kararı vermedenUyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelirse yargı mercii bukarara uymak zorundadır. Uyuşmazlıkçıkarılacağı bildirilerek yargı merciinden davayabakmanın ertelenmesi istenemez.’’ denilmiş olup,bubağlamda, UyuşmazlıkMahkemesine başvurduğunun ilgili yargı merciine bildirilmesiüzerine, her ne kadar yargı merciinden davayabakmasının ertelenmesi istenemese de, yargı merciinin bu durumugözeterek görevkonusunda Uyuşmazlık Mahkemesi’nce bir karar verilinceye kadardavanın görülmesini geri bırakması gerektiğindekuşku bulunmamaktadır. Dosya kapsamıitibariyle yukarıda belirtilen hükümler ve kabullerdoğrultusunda yapılan değerlendirmede, davalı idaretarafından 2247 sayılı Yasanın 10/2.maddesine uygun olarakyapılmış bir görev itirazının bulunduğu, buitirazın yargı merciince reddi üzerine davalı idarece12/1.maddede belirtildiği şekilde başvuruda bulunulduğu,başvuru üzerine Danıştay Başsavcılığı’nca10.maddede belirtildiği şekilde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığı, budurumun 12.11.2013 gün, 2013/1548 sayılı yazı ileyargı merciine bildirildiği, buna karşın yargımerciince, 18.maddede belirtildiği şekilde davanıngörülmesinin geri bırakılması yerine, 09.12.2013tarihinde davanın görev yönünden reddine kararverilmiş olduğu anlaşılmakla; her ne kadar, Büyükçekmece5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın görülmesinin geribırakılması veya Uyuşmazlık Mahkemesinin kararvermesinin beklenilmesi yerine davaya devam edilip esas hakkındahüküm kurulması 2247 sayılı Yasa’daöngörülen yönteme uymasa da neticeten usulüne uygunolarak yapılmış olan başvuru neticesinde DanıştayBaşsavcılığı’nca usulüne uygun şekilde10.maddeye göre olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılarak dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve sonuçta usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının incelenmesine oy birliği ile kararverildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim BirgülYİĞİT’in, davanın çözümündeidari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHANile Danıştay Savcısı Mehmet AliGÜMÜŞ’ün davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacınınhissedarı olduğu taşınmaza, imar planında “BüyükçekmeceGölü Kısa Mesafeli Koruma Alanı”nda kaldığıbelirtilmek suretiyle kamulaştırmasız elatıldığından bahisle, taşınmazın imarplanında “Büyükçekmece Gölü KısaMesafeli Koruma Alanı” nda kalan kısmıbakımından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ileşimdilik 10.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalılardanmüteselsilen ve müştereken tahsili ile dava tarihindekirayiç bedelinin tahsili karşılığı davacıadına olan hissenin iptali ile davalılar adına tescili istemiyleaçılmıştır. Mahkememizce,Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne müzekkereyazılarak, dava konusu alanda keşif yapılıpyapılmadığı, yapıldı ise raporun ibraz edilip edilmediğisorulmuş, Mahkememize gönderilen 14.01.2014 tarihli yazıcevabında, dava konusu taşınmazda keşifyapıldığı ve rapor alındığıbildirilmiş, alınan raporun bir örneğinin yazıcevabına eklendiği görülmüştür. Fenbilirkişisi Vural Çelik’e ait raporda yapılan incelemeneticesinde, dava konusu alana fiilen el atılıpatılmadığı ile ilgili bir tespitte bulunulmadığıgörülmüş ancak, rapora ekli fotoğraftan, dava konusutaşınmaza fiilen el atılmadığıanlaşılmıştır. 3194 sayılıİmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması veyürürlüğe konulması” başlıklı 8.maddesinde; “Planların hazırlanmasında veyürürlüğe konulmasında aşağıdabelirtilen esaslara uyulur. a)Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini,yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri,faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımınıbelirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını,gerekli gördüğü hallerde Devlet PlanlamaTeşkilatı yapar veya yaptırır. b)İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmarPlanından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevredüzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulamaimar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişik dördüncücümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibarenbelediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde veilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eşzamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içindeplanlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediyemeclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisionbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediyeve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacakplanlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer. (Değişiküçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onaytarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgiliidarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlıolarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlaraitiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilikitirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmışplanlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usulleretabidir. Kesinleşenimar planlarının bir kopyası, Bakanlığagönderilir. İmarplanları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idareleringörevidir. Belediye Başkanlığı ve mülkiamirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir. c)(Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve AraziKullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsalamaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz.” hükmü; Aynı Kanun'un18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veyabinasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerininmuvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile,kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerlebirleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veyaparsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyetiesaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescilişlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilenyerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıdabelirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veyavaliliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalarındağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (Değişiküçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenlemeortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerinihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlıilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark,çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibiumumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkradasözü geçen umumi hizmetler için, yenidenayrılması gereken yerlerin alanları toplamından azolduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçekamulaştırma yolu ile tamamlanır. Herhangi birparselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasınıngerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı,kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. Bufıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadanfazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, buhüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenlemeyapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yer almıştır. Dava dosyasındabulunan, davalı Büyükçekmece BelediyeBaşkanlığı’nca gönderilen 01.11.2011 gün ve400035 sayılı yazı cevabında, dava konusu parselle ilgiliolarak herhangi bir kamulaştırma işlemiyapılmadığını, 10.11.2011 gün ve 401479sayılı yazı cevabında da dava konusu parselinBüyükçekmece Göl Havzası İmar Planında;kısa mesafeli koruma alanında kaldığı, rekreasyonalanı olarak ayrıldığı tespit edilmiştir. Olayda, davacıvekili tarafından, dava dilekçesinde, İSKİİçmesuyu Havzaları Yönetmeliği gereği imarplanlarında, Büyükçekmece Gölü kısamesafeli koruma alanında bırakılarak, tasarruf hakkıkullanılamayacak şekilde kısıtlanan davacının hisselimaliki olduğu taşınmazın bedelinin ödenmesinehükmedilmesinin istenildiği; mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikiyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak, busonuç ya da sonuçların, bir idari işlem olanYönetmelik ve imar planlarından başka anlatımla da, idariişlemlerden ve davalı idarelerin Yönetmelik gereğiyapılması gereken kamulaştırmalar konusundakihareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerdenkaynaklandığı anlaşılmıştır. Belirtilen durumagöre, davaya konu taşınmazın İSKİİçme Suyu Havzaları Koruma ve Kontrol Yönetmeliğigereğince ve bu yönetmeliğe uygun olarak belediyecedüzenlenen imar planlarında kısa mesafeli koruma alanında kalmaktaolup, rekreasyon alanı olarak ayrıldığı,taşınmaza davalı idarelerce fiilen elatılmadığı anlaşılmakla, Yönetmelik, imarplanı ve buna dayalı imar uygulaması sonucundauğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-bmaddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları" kapsamında idariyargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir. Öte yandan,taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanı” nda kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarakdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezlindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 4.11.1983günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nunGeçici 6 ncı maddesinin kimi fıkralarının iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; AnayasaMahkemesi 25.9.2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılıkararında ”… Davacının mülkü üzerindetasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bireyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandan kamulaştırmasızel atmadan söz edilebilmesi için taşınmazzilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilenkamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, mahkemedegörülen davaya konu olayda olduğu gibi imarkısıtlamaları’nda taşınmaz zilyetliği maliktekalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin ilgili mevzuattan kaynaklananbazı kısıtlamalara maruz kalması söz konusuolmaktadır. Sonuç olarak, davacınıntaşınmazının imar planlarında “ dere mutlakkoruma alanı” nda bırakılması nedeniyle, tasarruf hakkınınkısıtlanmasının kamulaştırmasız el atmasonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanmasısebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacakbir tam yargı davasına konu edilebileceği sonucunaulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava,itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin görev alanınagirmemektedir. Nitekim, Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeriyargı merciileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuşiçtihatları da bu yöndedir…” gerekçesiyle,Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurusu, başvuranmahkemenin yetkisizliği nedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir.Yine taşınmazı imar planında “spor alanı”olarak ayrılan davacının Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtığı tazminat davasında, davalı idareleringörev itirazları nedeniyle DanıştayBaşsavcılığınca çıkartılan olumlugörev uyuşmazlığında, UyuşmazlıkMahkemesi’nce olumlu görev uyuşmazlığı talebininkabulü ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilikkararının kaldırılması yolunda verilen kararnedeniyle, anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıylaAnayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine, AnayasaMahkemesi İkinci Bölümünce 18.9.2013 tarihinde verilenkararda (Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemeningerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,iddiaların özünün Uyuşmazlık Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibariyleyargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır. Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesitarafından usul şartlarına ve hukuka uygun olarakgerçekleştirilmiş olup, başvurucu derece mahkemelerindekendi delillerini ve iddialarını sunma fırsatınıbulmuş ve bunlar Uyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik deiçermediği anlaşıldığından,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin ‘açıkça dayanaktanyoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir…” gerekçesiyle, davacınınbaşvurusu oybirliğiyle reddedilmiştir. (Resmi Gazete,30.10.2013, Sayı:28806) Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun30.10.2013 tarih ve E.2013/603, K.2013/1503 sayılı kararıyla,imar planındaki kısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki elatmalardan’ kaynaklanan tazminat istemli davaların idariyargının görevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır. Açıklanannedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın,başvurusunun kabulü ile dahili davalı İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı vekiliningörev itirazının Büyükçekmece 5. Asliye HukukMahkemesi’nce reddine ilişkin kararın tazminata ilişkinkısım yönünden kaldırılması gerekmiştir. S O N UÇ : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenleDanıştay Başsavcısı’nın, BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile, dahili davalı İstanbul BüyükşehirBelediye Başkanlığı vekilinin GÖREVİTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN, Büyükçekmece5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30.09.2013 gün ve 2013/329 Esas sayılı KARARININTAZMİNATA İLİŞKİN KISIM YÖNÜNDENKALDIRILMASINA, 3.3.2014 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Eyüp Sabri BAYDAR Üye Nurdane TOPUZ Üye Ali ÇOLAK Üye Ayhan AKARSU Üye Sıddık YILDIZ Üye Mehmet AKBULUT
Full & Egal Universal Law Academy